Gurbetlik te, Sürgünlük te zor gardaş zooorrrrr…


Türk’ü (emeğini) dışa satanlar da, vatandaşlıktan atanlar da kahrolsun!

ihlamur

Sofya’ya bir bahar günü girdim, şekerim.
Ihlamur kokuyor doğduğun şehir.
Bilmediğin gibi ağırladı beni hemşehrilerin.
Doğduğun şehir kardeş evim bugün.
Ama kendi evin kardeş evinde bile unutulmuyor.
Şu gurbetlik zor zanaat, zor…

© photocredit

Les tilleuls de Bruxelles, Sofia et Besiktas; et Nazim Hikmet: Amer métier que l’exil, bien amer

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, sürgüne mahkum ettiği tüm yurttaşlarından resmen özür dilemeli, tıpkı 1974 Yunanistan’ında olduğu gibi tüm sürgünlerin kayıtsız şartsız ülkelerine dönüşlerini kabul etmelidir.

***

BRÜKSEL’İN, SOFYA’NIN, BEŞİKTAŞ’IN IHLAMURLARI VE NAZIM HİKMET: ŞU GURBETLİK ZOR ZANAAT, ZOR…

doğan_özgüden

© Doğan Özgüden – Bu yıl Brüksel’de geç saldı o sarhoş edici mis kokusunu güzelim ıhlamur ağaçları… Belkemiği ameliyatından sonra geçen yıla göre daha dirençlenen bacaklarımla arşınladım ıhlamur altlarını içime sindirerek o baş döndürücü kokuyu…

Uzun hapis yıllarından sonra yaşamsal tehditler karşısında Türkiye’yi terketmek zorunda kalınca 1951’de vatandaşlıktan atılan Nazım Hikmet’in tam 59 yıl önce, 1957’de, Sofya’dan eşi Münevver’e yazdıklarını düşünerek:

Sofya’ya bir bahar günü girdim, şekerim.
Ihlamur kokuyor doğduğun şehir.
Bilmediğin gibi ağırladı beni hemşehrilerin.
Doğduğun şehir kardeş evim bugün.
Ama kendi evin kardeş evinde bile unutulmuyor.
Şu gurbetlik zor zanaat, zor…

Eve yarı sarhoş dönüp Internet haberlerine gömüldüğümde, “kendi evimden”, doğduğum ülkeden gelen bir haber balyoz gibi indi beynime:

İstanbul’u beton gökdelenler ve de süngü minareler ormanına çeviren İslamcı iktidar şimdi de Beşiktaş’ın ünlü Ihlamur Parkını da imara açmaya kalkışmış. Girişime karşı çıkan Beşiktaş halkının Belediye Meclisi toplantısına katılıp protestoda bulunması polis zorbalığıyla engellenmiş.

Direnişe, uluslararası kamuoyunu bilgilendirme dışında, İstanbul’dan binlerce kilometre uzaktan fiili bir katkıda bulunamamanın çaresizliği içinde bilgisayarı kapatıp yeniden kendimi parka atıyorum. Parktaki ıhlamur ağaçlarıyla Beşiktaş’taki kardeşlerinin kara yazgısını paylaşmaya…

Benim de 30 yıl önce bir bahar günü Nazım Hikmet gibi kokusunu içime çektiğim Sofya’nın Lenin Bulvarı’ndaki ıhlamur ağaçlarını düşünerek…

Ve de sürgüne gömdüğümüz büyük ozanımızın tüm sürgünlerin asla unutamayacağı dizelerini kurumuş dudak uçlarımda biteviye tekrarlayarak:

Ama kendi evin kardeş evinde bile unutulmuyor.
Şu gurbetlik zor zanaat, zor…

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: