Milli Bayramlarımız; Terör ve Medya – 1.Bölüm


ATATÜRK HAVALİMANI – OSMANGAZİ KÖPRÜSÜ AÇILIŞI ve MEDYA-TERÖR/TERÖR MEDYA İKİLEMİ ÜZERİNE…

bircan_unver

Bircan Ünver

Terör ve yas ilânı bahane edilerek, 19 Mayıs, 29 Ekim bayramlarının iptal edilmesi; buna karşılık son Atatürk Havalimanı kanlı saldırısına rağmen Osmangazi Köprüsü’nün Açılış’ının, en az üç-beş gün ertelenmemiş olması ve de balonlarla-şenliklerle kutlanması bir çelişki değil midir? istanbul Evet yaşam, projeler, duyurulmuş programlar devam etmelidir. Ancak bu tür bir davranış “terör”e nasıl bir yanıt olabilir ki? Her ne pahasına olursa olsun kutlanan ve kutlanması gereken din’i bayramlarımız gibi aynı anlayış ve yaklasımın sergilenmesi gereken önemli bir alan da Milli Bayramlarımızdır. Nasıl ki Osmangazi Köprüsü’nün açılış tarihi uluslararası boyutta en üst düzeyde ve ülke çapında yaşatılmış olan çok sarsıcı bir terör olayına rağmen değiştirilmiyor, Ramazan Bayramı’nın kutlanmasında da dini vecibeler ile takvime sadık kalınıyor, (ki saygı duyuyoruz…), peki o zaman, terör şu ya da bu bahane edilerek, Milli Bayramlarımız ile ilgili kutlamalar niçin iptal ediliyor? Başka bir deyişle, mevcut sergilenen durumlarda, bu tür olayları, konu “milli bayramlar”a gelince “yas ilan etme” mekanizmasını kullanma bazında çok keyfi ve göreceli bir bahane haline getirilmiş olunmuyor mu? Bu noktadan hareketle ve sade bir vatandaş olarak, kanımca, dini bayramlarımız gibi, milli bayramlarımızın da hiç bir ayrımcılık güdülmeden her koşulda, eşit değer verilerek, önemle, ülke ve dünya çapında, herkesi kucaklayacak ve bütünleştirecek etkinliklerle kutlanabilmesi sağlanmalıdır.

***

Milli Bayramların iptali ne anlama geliyor?

osmangazi_acilis1

Terör ve yas ilânı bahane edilerek, 19 Mayıs, 29 Ekim bayramlarının iptal edilmesi; buna karşılık son Atatürk Havalimanı kanlı saldırısına rağmen Osmangazi Köprüsü’nün Açılış ’ının, en az üç-beş gün ertelenmemiş olması ve de balonlarla-şenliklerle kutlanması; buna karşılık, haberlerden izlediğimiz kadarıyla, hayatını kaybedenlerin anısına bir saygı duruşu bile olmadan ve terörün de açılışta açık ve net olarak lanetlenmeden yapılmış olması, “terör”e yanıt olarak, “köprü” nün açılışının verilişi de tuhaf değil midir? (resimler)

iptal

Evet yaşam, projeler, duyurulmuş programlar devam etmelidir. Ancak bu tür bir davranış “terör”e nasıl bir yanıt olabilir ki! Köprünün açılmasıyla, hayatını kaybetmiş olan, onların geride bırakmış aileler ve çocuklarının acısıyla hastanelerde ızdırap içinde tedavi bekleyenler ve de yüzlerce insanı doğrudan ve binlerce insanı da dolaylı etkilemiş olan “uluslararası bir terör” olayı için bir yanıt olabilir mi? Ancak, üç-beş gün ertelenebilse ve ülkede 19 Mayıs ve 29 Ekim’lerde yapıldığı gibi, ‘açılışın bu yas ve acıların daha çok sıcak olması nedeniyle açılışın yapılması şu tarihe ertelenmiştir,’ açıklamasının yapılması bu kadar zor muydu? Bir gecede, Savcılar-Hakimler Yasası geçirilirken ya da torba yasalar çıkartılırken, böyle bir kararın verilmesi gerçekten zor muydu! Kaybedilmiş olan insanlar ve onların ailelerine, çocuklarına, yakınlarına saygı ve onlara her anlamda moral ve güven verici, teselli edici yaklaşım ve destekler kapsamına alınarak, “terör”e en etkin yanıt verilmiş olmaz mıydı!

Bir de tuhaf olarak ısrarla tüm uluslararası haber ajansları İŞİD’i işaret ederken ve doğrudan bu İŞİD’in bir eylemi olduğunu ve Türkiye’nin de buna ortam hazırlamış olduğuna dair açık ve net olarak yayınlar yaparken, medyada DAEŞ adının kullanılmasında ısrar ediliyor olması neden? Amerika ve Avrupa televizyon kanalları dahil, farklı bir sorumluyu işaret ediyor ve bizim medyada ya da yetkililerden de, İŞİD’in olduğuna dair bir teyit duyulmadı… (Atlamış olduysam da bu eksikliğimi de peşinen kabul ederim…)

Elbette, her ne pahasına olursa olsun kutlanan ve kutlanması gereken din’i bayramlarımız gibi aynı anlayış, yaklasımın sergilenmesi gereken önemli bir alan da Milli Bayramlarımızdır. Nasıl ki Osmangazi Köprüsü’nün açılış tarihi terör gerekçesine rağmen değiştirilmiyor, Ramazan Bayramı’nın kutlanmasında da dini vecibeler ile takvime sadık kalınıyor, o zaman aynı şekilde, terör şu ya da bu bahane edilerek, Milli Bayramlarımız ile ilgili kutlamalar niçin iptal ediliyor? Bu kez “terör”e taviz veriliyor demek mi gerekiyor?

Bu çerçevede terör bahane edilip, «yas» ilân edilerek resmi ve ülke çapında ve de uluslararası temsilciliklerimizde kutlanmasının, ülkenin resmi saygınlık ve kimliğini ön plâna çıkartma olanağına temel teşkil eden olayların anılmasının özellikle son yıllarda önüne geçilmesinin neredeyse gelenekselleştirilmiş olması nasıl izah edilebilir?

Bu arada, belirtmeden geçemeyeceğim diğer bir nokta ise, New York Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde en başta İsrail, Bangladeş, Pakistan gibi bir çok ülke, kuruluş yıldönümlerini resmi sunumları takiben kültürel etkinliklerle de bezenmiş ve genellikle de bir resepsiyonla noktalanan formatta etkin olarak kutlarken, maalesef bu Türkiye için, ne 80, ne 85 ne de 90nci yıldönüm kutlamalarında söz konusu olabilmiştir. Ancak, BM Daimi Temsilciliğimiz, tek kelimeyle, “Protocol” çerçevesinde, Cumhuriyet Resepsiyonlarını, BM merkezinde değil de, genel olarak Türk Evi binası veya BM çevresinde bir binada vermektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun alnımızın akıyla ve onurla bugüne değin BM Genel Merkezinde ve kapsamlı olarak ve de “protocol” çerçevesinde ve sadece bir resepsiyon ile de sınırlı kalmayan bir kutlama programı, bugüne kadar, bir kez dahi programa alınmamıs/alınamamış olmasını da anlamak çok güçtür…

Bu noktada, son on yıla değil, taa BM’ye üye olduğumuzdan 1945 yılından günümüze değin, bunun neden yapılmamış/yapılamamış olduğunu da yetkililere sormak ve araştırmak gerekir! Çünki, aynen İsrail, Bangladeş, Pakistan benzeri bir çok ülkenin kuruluş yıldönümlerini etkin olarak BM’de kutladıkları gibi, her üye ülke, BM nezdinde, eşit hak ve yetkilere sahiptir. Bunu elbette tûm gelmiş geçmis Ankara hükümetleri ve diplomatlar da çok iyi bilmektedir. Bu anlamda, bunun Türkiye ve Ankara’nın programına halen alınmamış ve sunulmamış olmasının ciddi eksikliği ve boşluğu da; kanımca, Türk toplumunun her kesitinin ve Türkiye’nin BM’de etkin olarak geniş bir yelpazeden temsili ve öne çıkartılması anlamında ki bir olanağı da hiç değerlendirmemiş olması da, anlaşılır gibi değildir!

[Ümit edelim ki, bu yazı, Cumhuriyet’imizin 95.nci Yıldönümü Kutlamaları‘nı, önümüzdeki yıl, 23 Nisan 2017’de, Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde; BM’ye üye devlet temsilcileri, büyükelçiler ile BM birimlerinden ilişkili birim temsicilerinin çeşitli resmi sunumlarının akabinde zengin bir mozaikten kültürel bir şöleni takiben bir resepsiyon ile noktalanacak şekilde kutlanmasının, şimdiden programa alınmasına da, Ankara ve de Cumhurbaşkanlığı nezdinde bir vesile olur!]

Bir ulkenin olmazsa olmazı sayılan resmi, milli, geleneksel ve dini kültürlerine HEM ÜLKE ÇAPINDA HEM DE ULUSLARARASI BOYUTTA sahip çıkılması; eşitlik ve eşit değerler içinde, toplumun her kesimini kapsayacak, birleştirici ve bütünleştirici yaklaşımlardan niçin daha çok uzaklaştırıcı zıt sonuçlar doğuran ve de zıt sonuçlara da gebe bırakan/yol açan nitelikte kararlar alınıyor? Bu tür davranışlar ve uygulamalar toplumu; gerek yurt içi ve gerekse yurt dışı resmi ve genel düzeyde, ayrımcılığa ve bölünmeye doğru gitmek sonucunu doğurmuyor mu?

Genel olarak bir cok konuda Amerika’yı örnek alırız değil mi? Bu hem siyasi, hem ekonomi, hem ticari, hem medya hem de moda benzeri akla gelebilen bir çok alan ve uygulama için de geçerlidir. Bununla birlikte, nedense Amerika’nın en etkin ve Amerika’yı, gercek anlamda Amerika yapan ve sadece New York’un Queens şehrinde dahi, 200’ü aşkın tüm etnik ve kültürel değerleri bir arada tutan Amerika’nın en iyi değer, uygulama ve kurumlarını ise ısrarla görmezden geliriz. Bu kapsamda, Amerika’da 4 Temmuz, 240 yıldır kutlanıyor ve NEDEN, Türkiye Cumhuriyeti’nin şu kısacık henüz yüz yaşında bile değilken, kuruluş yıldönümü kutlamaları ile bayramlarımızın önüne her yıl binbir engel çıkartılıyor?

Bu genel çerçevede, 23 Nisan Çocuk Bayramı hariç diyebiliriz… Ki, onda da şahsen hâlâ şaşar dururum ve aklım almaz Dışişleri, Türkiye, taa ki Birleşmiş Milletler’in 1945’te kuruluşundan itibaren, Birleşmiş Milletler’e üye olan bir devlet olmasına rağmen, bu dünyanın en etkin ve güçlü ve henüz alternatifi de olmayan dünya örgütü nezdinde ve dünya devletlerinin de desteğini sağlayarak, 23 Nisan’ı bir Dünya Çocuk Bayramı’na dönüştürmek için girişimleri NEDEN zamanında yapmadı?

Tabii bu noktada, bir tek New York merkezli, Amerika-Türk Kadınlar Birliği‘nin (ATKB) her yıl 23 Nisan’ı, New York’ta özellikle de Türkik ülkelerin (Azerbaycan, Özbekistan, Gürcistan, Makedonya benzeri) kültür ve dans gruplarıyla işbirliğiyle ve buna yine New York merkezli Hindistan halk dans grupları da dahil olmak üzere, Çocuk Festivali teması ve adıyla, başarılı ve etkin biçimde kutlamakta olduğuna da belirtmek gerekiyor. (Bu başarılı çalışmalarından dolayı da bir sivil toplum kuruluşu olarak da ATKB‘yi kutluyorum.)

Demek ki akıllarına gelmemiş veya başka nedenlerden dolayı girişimlerde bulunulmamış olmalı ki, bunun sonucu olarak , 20 Kasım Evrensel Çocuk Günü olarak Birleşmiş Milletler Genel Kurul’unda kabul edilmiş ve dünya genelinde bu gün, Çocuk Günü olarak kutlanmaktadır. Maalesef, biz böylece ülke olarak, 23 Nisan’ın BM ve dünya çapında kabul edilişi ve kutlanması olanağını devlet ve toplum olarak ıskalamış olduk!!! Bunun sonucu olarak da, 23 Nisan sadece Türkiye ile sınırlı kalıyor, çeşitli ülkelerden çocuklar davet edilmekle yetiniliyor.

Ana konumuza dönersek, evet, din’i bayramlar gibi, milli bayramlarımızın da ayrımcılık güdülmeden en kısa sürede, her koşulda, eşit değer, önemle ve ülke çapında ve herkesi kucaklayacak ve bütünleştirecek etkinliklerle, gerek resmi düzeyde ve gerekse sivil toplum kuruluşları kanalıyla, yurt içinde ve yurt dışında kutlanabilmesi sağlanmalıdır. Bu yönde de ivedi olarak tüm eksiklikler giderilecek şekilde, gerekli mevzuat düzenlemeleri yapılmalıdır. Elbette bu kapsama, Türkiye Cumhuriyeti’nin yurt dışındaki tüm temsilcilikleri ile kuruluşları da dahil edilmelidir

AÇIKLAMA: Bu yazı [İki bölüm hâlinde ,] 9 Temmuz 2016 tarihinde, yazarı tarafından genişletilmiş ve güncellenmiştir.

*

lightmillennium_ad

twitter

facebook

facebook

linkedin

sans-titre

isikbinyili_s2_09

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: