Şangay: Sürprizler kenti…


İnsan nereye giderse gitsin, sonuçta kendini götürür!

bircan_unver

Bircan Ünver

Güney Kore’deki Birleşmiş Milletler’in katılmış olduğum 66.nci Yıllık Sivil Toplum Kuruluşları konferansının akabinde, yeryüzü coğrafyasının Asya tarafına ilk kez ayak basmışken, zafer_bircan Çin’e de uğramadan dönmek istemedim. Çok kısa bir süreliğine ve tam tamına ise beş günlüğüne Şangay’a gittim. Zaten, Şangay ile 2010’lara uzanan ve YERELCE’deki ortak yayınlar ve yıllar içinde kazanılmış dostluklar ve paylaşımların da bir sonucu olarak, dörtlü bir Şangay projemiz vardı; Rotterdam’dan Dr.M.Halit Umarı, Brüksel’den Nusret Özgül, New York’tan ben, Şanghay’daki Zafer Karadağ Bey’in ısrar ve davetiyle bir Şangay düşümüz/planımız vardı! Bu seyahat sonucu, düş’ün 2/4’ü gerçekleştirilmiş oldu…

***

ŞANGAY’DA SÜRPRİZ BİR AÇILIŞA TANIKLIK: “BYHAND”

Hani nereye giderseniz, geride birşeyi bırakmış olmazsınız ve de kendinizi de birlikte götürsünüz, demişler ya… Bu benim için, kaynağını hatırlamamakla birlikte, bir kaç kez kanıtlanmış sözlerden biridir…

Zaten değil bir yerden bir yere seyahatle ya da bir şehirden ötekine, bir ülkeden diğerine veya bir işten ötekine bir değişim yaptığımızda ve hatta evlenip/boşanıp- yeniden evlenildiğinde de, tuhaf olan hayatın kendi içinde şekli/biçimi ve koşulları ne olursa olsun bir şekilde benzer ve insanda derin izler bırakacak olayların birbirine neredeyse tıpatıp benzeyen nitelikte tekerrür etmekte olduğunu bilfiil yaşayanlardanım…

Bu noktadan bir çıkarımla ve konuyu daha genişletirsek, taa ana rahmine düşmüş olduğumuz anda genlerimize kodlanmış bir yaşam çizgisinden ve hatta daha da ötesine giderek; insanlığın her keresinde sıfırdan doğup-ölmediğini, tam aksine tüm insanlık olarak son bilimsel verilere göre yeryüzünün 13.7 milyar yıllık bir oluşum ve yaşına paralel, bizim de bu kadar, ortak bir yaşımız var yeryüzünde, insanlığın ortak yaşı ve geçmişi olarak…

Yakın – uzak dostlar, bilenler bilir, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Türk Sanatları bölümünde, “Çini Dalı” öğrenimini görmüş olduğum temel dallardan biriydi… Ve daha üniversiteye başlamamış olduğum yıllarda ve henüz 17 yaşında iken Kütahya’ya gidip bir çok hem Türk sanatları örneklerinden hem de batı sanatından seramik ev aksesuarları ve küçük idol-heykellerden almıştım… Onlar, taa New York’a ilk gidene kadar da evimin en sevdiğim ve temel eşyalarındandı… Ve Mimar Sinan Üniversitesi’ne başladığım yıl ise önce iş hayatı devreye girmiş olduğu için, düz bir grafik izlemediği için, 24 yaşında kaydımı yaptırmıştım (1983)! Bunun sonucu olarak da, Hali-Kilim ve Çini ana dallarından olmak üzere 1988 yılında mezun olmuştum!

Ancak, üniversitedeki öğrenimime eş zamanlı olarak, serbest sanat muhabirliğine de başlamış olduğum için profesyonel olarak ve mezuniyetin akabinde, ne çini-seramik ne de halı-kilim tasarım ve üretiminde hiç bulunmadım. Ancak, bu öğrenim süreci, kendi kültürel değerlerimizi derinlemesine öğrenmem-tanımam ve kültürel altyapı sağlaması açısından, pratik ve ekonomik boyutta olamasa da, hedeflediğim çizgide çok değerli kazanımları ve katkıları oldu…

Şimdi bunu nereye bağlamak istiyorsun, diyeceksiniz!

Aradan tam 28 yıl sonra ve ilk kez hayatımda ve üstelik çok kısa bir süreliğine ve tam tamına ise beş günlüğüne Şangay’a, Güney Kore’deki Birleşmiş Milletler’in katılmış olduğum 66.nci Yıllık Sivil Toplum Kuruluşları konferansının ( The 66th Annual UN DPI.NGO Conference + Konferansa ilişkin resmî websitesi + “The Light Millennium”) akabinde, yeryüzü coğrafyasının Asya tarafına ilk kez ayak basmışken, Çin’e de uğramadan dönmek istemedim.

Bu beş günlük kısa Şangay seyahati de, bir bakıma Güney Kore’deki konferansa ilişkin seyahatin de bir uzatılması olarak programa aldım.

zafer_bircan

Tabii Şangay ile taa 2010’lara uzanan ve YERELCE’deki ortak yayınlar ve yıllar içinde kazanılmış dostluklar ve paylaşımların da bir sonucu olarak, dörtlü bir Şangay projemiz vardı taa o zamandan… Bu ilk girişimde, dörtlü olarak, Nusret Özgül (Yerelce/Brüksel), Zafer Karadağ (Şangay), Dr. Halit Umar (o dönem, Hollanda ve Anafilya ) ve ben de New York’tan olmak üzere ve özellikle de Zafer Bey’in ısrar ve davetiyle bir Şangay düşümüz/planımız vardı!

İlk etapta bu seyahat sonucu, düş’ün 2/4’ü gerçekleştirilmiş oldu… Zira Nusret Özgül ve Dr. Halit Umar bize Şangay’da maalesef katılamadı…

Yazının başına, insan nereye giderse kendini götürür, konusuna geri dönersek…

İşte Şangay’da da buna benzer birşey oldu…

Zafer Bey ile otelime yerleştikten sonraki ilk telefon görüşmemizde, Pazar günü (5 Haziran), bir Türk arkadaşının bahçesinde “barbeque” partisine davet edilmiş olduğu ve katılmak istersem, beni de davet ediyordu. “Tabii, memmuniyetle…” diyerek, davetini kabul ettim.

Pazar günü, benim kaldığım otelin tam da zıt tarafındaki metro ile son durakta inmemi ve 9.ncu çıkışta saat 13:00’te buluşmayı önerdi. Saat tam 13:00’te 9/ncu çıkışta buluştuk ve bir taksiyle arkadaşının evine gittik.

group

Bu vesileyle Şangay’da yaşayan bir çok Türk ile de aynı zamanda tanışmış oldum.

zafer_dostlar

Evin arka bahçesine geçtiğimiz zaman, ilk süpriz; bahçenin tamamen Atatürk ve Türk Bayraklarıyla süslenmiş olmasıydı.

bircan

İkinci sürpriz ise, “EL” şeklindeki nazarlık boncuklarının hepimize takılarak, hediye edilmesi, oldu.

Ve aynı zamanda, âdeta unutmuş olduğum ve özellikle ilk gençlik yıllarımda bize gelen tüm misafirlere, kolonya-şeker ile birlikte lokum ikramını da hatırlatacak nitelikte, hepimize kolonyalara eşlik eden lokumlar ve çay ikram edildi.

mangal

Bunların hepsi, yiyecekler, izgaralarda pişerken yapıldı…

Ve ikramlardan yaprak dolmasında, semiz out ve çoban salatasına ve zeytinyağlılarla, Şangay’da; adeta İstanbul’da bir Türk evinin bahçesinde yapılan ızgara partisindeymişim gibi hissettim…

zafer2

Ve henüz süprizler bitmedi!

Ev sahibimiz ise Ramazan Tüzel ve Çin’li bayan ortağı, Leyla idi…

bahce

En çok ilgimi çeken noktalardan biri ise bahçede, hem iki çelenk çiçek olması, hem bahçenin Atatürk ve Türk Bayraklarıyla süslenmiş olması hem de “EL ve Dua” tasarımlı nazarlıkların her bir misafire takılması, oldu.

Sormadan edemedim; ‘Neden hepimize “EL” nazarlıklarından takılıyordu?’

“Bekle”, dendi…

pasta

Bu arada, ev sahibimiz Ramazan Bey’in doğum günü olduğunu da öğrendik. Kimseye söylememiş. Son anda duyan misafirlerden biri pasta alıp/getirdi ve bu arada doğum günü pastası da, kesildi…

Ancak, esas sürpriz ve “bekle” denme nedeni de bu değilmiş!

Sonunda, şahsen bilmememe ragmen, tabii oradaki misafirlerin bir çoğu biliyordu…

Meğerse, (yanılmıyorsam en az 3 katlı ve bitişikdeki ve arka bahçelerinin de birleşik/bitişik olduğu) evde açılış yapılacağı belirtildi…

Önce yeni bir ev alındı ve onun kutlaması yapılacak sandım…

byhand-opening-adnan-ramazan-leyla-bircan-zafer-karadag
acilis2

Oysa, BYHAND – Embroidery Art ’ın “Show-Room” unun açılışı olacakmış…

Peki, o kapalı ve bahçeli evlere müşteriler nasıl gelip-gidecekti?

Toptan olarak Çin’e ve Avrupa’ya satış yapılıyormuş…

by_hand_urunleri

Ve böylece, “BYHAND” ve nazarlık hediyelerinin de nedenini ve anlamını çözmüş oldum! Çünki, yandaki ev’de tüm perde tasarımı “BYHAND” ile bezenmişti. İslam motifi, Osmanlı ve Türk geneleksel sanatları çini ve desenleri ağırlıklı, çini desenli/örme el çantalarından, yastık kılıflarından, duvar ve yer halılarına, duvar panoları, örtüler; tam tamına; adeta Türkiye’de bir Türk-hali ve çini desenleriyle bezeli bir işyerinin açılışına katılmıştım, sanki!

Ve tasarımlardan en çok ilgimi çekenler ise özellikle de çini desenlerinin gerek yastık kılıfı, gerek duvar panoları ve gerekse el çantalarında; özel bir iplik ve dokuma ile yaptırılmış olmasıydı…

bag

Dayanamadım ve Türkiye’den değil Şangay’dan çini tasarımlı, içine laptop’un ve dosyalarımın da sığacağı bir el çantasını da bu açılışta aldım.

Ramazan Bey’e sormadan da edemedim. Bunların tasarımını kim yapıyor ve nerede üretiliyor, diye…

Tasarımları ben yapıyorum ve Çin’de üretiliyor, yanıtını, verdi.

ramazan_bey

Peki, bu işe yeni mi başladınız, sorusuna ise “hayır”, dedikten sonra; ‘Yedi-sekiz yıldır bu işi yapıyorum ancak bir “show-room”umuz yoktu. “Tüm ürünlerimizi gerek Çin ve gerekse dünyanın her tarafından ilgili toptan alıcılara sergileyeceğimiz bir ‘show-room’u da böylece açmış olduk”, şeklinde yanıtladı…

Evet, insan nereye giderse kendini götürür… Belki ne kadar uzağa gidersek gidelim, muhtemelen gittiğimiz her yerde köklerimiz ve kültürümüz bizi manyetik bir alan gibi sürekli kendine çekmektedir…

Zira, New York’a ilk taşınmış olduğum yıllarda, bir yıldan kısa bir süre de olsa, New York’taki “İstanbul Grand Bazaar” mağazasında, medya üzerinde “master” programına baslayana kadar olan sürede çalışmıştım… (1991/92) Oradan da, ilk aldığım el çantası bu kez de, eski Türk kilimi kesiminden tasarlanmış bir iş/evrak çantasıydı ve yıl 1992 idi… ve hala o çanta New York’taki evdedir ve herşey bu kadar rastlantı olabilir mi?

Ve bu kez, İstanbul’da “BYHAND”ın açılışından almış olduğum çantamı seve seve kullanıyorum. Çünki gerçekten çin’i desenlerini seviyorum… Ayrica, laptop’um sığıyor ve ikinci bir çanta taşımak durumunda da kalmıyorum. Mesleki olarak, Geleneksel Türk Sanatlari’na profesyonel hayatta birebir devam edemediysem de ilgim, koşullar elverdiği ölçüde devam ediyor ve bir şekilde günlük ve gündelik yaşamıma da nerede olursam olsun bir şekilde girmiştir.

Öz olarak da, tabii herşeyden önemlisi, BYHAND – Embroidery Art’ın sahibi ve tasarımcısı Ramazan Tüzen Bey ve ortağı Leyla Hanım’ı, Osmanlı ve Türk geleneksel Türk Sanatlarını; ev dekorasyon eşyalarından günlük bayan el/iş çantaları olarak Çin’de üretip hem Çin’e hem de dünyaya oradan satışa sunmaları ve bu amaçla “show-room”u da açmalarından dolayı kutluyorum. Ayrıca, Şangay’daki beş günlük kısa bir seyahatte, orada bu açılışa katılma olanağı bulmuş ve fotoğraflarla da belgelemiş olduğum için şanslı hissediyorum. Daveti için de Zafer Karadag Bey’e ve bizi tanıştıran; YERELCE kanalıyla Nusret Özgül’e de çok teşekkür ediyorum.

logo

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: