«Tarım Zehirleri» ile mücadelede iktidar yan çiziyor…


Büyükşehir Belediyeleri ise denetimlerde yasalarca aciz kılınıyor!!

© Prof.Dr.Tayfun Özkaya

Sebze ve meyve hallerinde laboratuvar kurulması için aracıların üçte birinin yazılı isteği gerekiyor. Bu mevzuat ile toplumun tüketici kesiminin zehirlerden korunması âdeta aracıların keyfine bırakılıyor. Çünkü, Büyükşehir Belediyeleri ceza yazma konusunda yasalarca yetkisiz kılınıyor.hal Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının aktif işbirliği şart! Belediyeler hallerde bir kalıntı laboratuvarı kursa veya var olan başka bir resmi veya özel bir kalıntı laboratuvarı ile sözleşme yapsa bile gerekli cezaları yazacak olan tarım il ve ilçe müdürlükleri. Bu kuruluşlar daha çok ihraç edilen ürünlerde analiz yapıyor. İç piyasaya giden ürünlerde ise denetim yok gibi. Yurtiçi tüketimine yönelik ürünlerde yazılan cezalar son derece az ve yetersiz. Halk, sağlığı ile ilgili tehdide karşı yalnız bırakılıyor. Kansere âdeta ‘buyur gel’ davetiyesi çıkarılıyor. Peki ne yapmalı?!

***

SEBZE VE MEYVELERDE ZEHİRLERİN ÖNLENMESİ KONUSUNDA ÇABALARIMIZ VE SON DURUM

Change.org’da açtığımız kampanyada 45 bin imza toplandı. Bu mesaj ile kampanyada bundan sonra gideceğimiz yön konusunda durmak ve düşüncelerinizi almak istiyoruz.

İmza kampanyasında en önemli isteklerimizden biri de büyükşehir belediyelerinin hâllerde kalıntı analiz laboratuvarları kurması idi. Kısaca “Hâl yasası” diye anılan ve 2010 yılında çıkarılan kanunun ilk şeklinde Sebze ve Meyvelerde İle Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun hâllerin tarım ilaçları kalıntı analizi yapması gerektiği çok açık ifadelerle (yükümlü sözcüğü ile) belirtilmişti. Daha sonra 2013 yılında yapılan bir yasa değişikliği ile bu zorunluluk kaldırılmıştır.

Bu değişiklik sonucu yasanın ilgili 16. maddesi şu şekle girmiştir:

“Toptancı halleri, halde işlem gören malların gıda güvenilirliği analizini, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslara göre Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca yetkilendirilmiş kamu laboratuvarlarında veya özel laboratuvarlarda yaptırmakla görevli ve yükümlü kılınabilir. ” Yasadaki daha önceki “yükümlüdür” ifadesi “yükümlü kılınabilir” şeklinde değiştirilerek olsa da olur, olmasa da olur şekline bürünmüştür.

1 Temmuz 2013 tarihindeki Resmi Gazetede yayınlanan ilgili yönetmelikte Sebze ve Meyve Ticareti ve Toptancı Halleri Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik bir halde laboratuvar kurulması için o haldeki aracıların üçte birinin yazılı isteği de gerekli görülmüştür. Halkımızın zehirlerden korunması aracıların keyfine bırakılmış gibi diyebilirsiniz. Büyükşehir Belediyelerinden biriyle yaptığımız bir görüşmede belediyenin ceza yazma konusundaki yetkisizliği dikkate alındığında, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının aktif işbirliği olmaksızın belediyenin eli kolu bağlı olacağı ifade edilmiştir. Belediyeler hallerde bir kalıntı laboratuvarı kursa veya var olan başka bir resmi veya özel bir kalıntı laboratuvarı ile sözleşme yapsa bile gerekli cezaları yazacak olan tarım il ve ilçe müdürlükleridir. Bu kuruluşların daha çok ihraç edilen ürünlerde analiz yaptığı iç piyasaya giden ürünlerde ise çok az denetim yaptığı biliniyor. Yurtiçi tüketimine yönelik ürünlerde yazılan cezalar son derece az ve yetersizdir. Kısacası bu konuda halk sağlığı ile ilgili tehdide karşı ciddi uygulamalar, önlemler söz konusu değildir.

Kampanyamıza katılanlar hızla artıyor. Buna karşılık kamu kuruluşları bütün bunları duymazdan geliyorlar.

Tüketiciler bu konuda yeterli bilgiye sahip değil. Bir kesim halk ise kaderci veya çıkar bir yol göremiyor. Çiftçilere gelince onların da çoğu tarım ilaçsız (zehir) üretim yapmanın imkânsız olduğunu düşünüyorlar. Hâlbuki bir kuşak öncesi agro-ekolojik ilkelere dayalı geleneksel bilgiler ve ev yapımı ilaçlarla tarım yapılıyordu. Şimdi ise çoğu çiftçi tarım zehirleri olmadan üretim yapılamayacağı düşüncesinde. Çiftçilerin çoğu bir kuşakta tarım ilaçsız üretim yapma konusundaki bilgilerini unutmuşlardır. Bu olguya epistemik yarılma denilmektedir. Tamamıyla geleneksel tarıma dönelim, bilimden yararlanmayalım demiyoruz. Eskiden de sorun oluyordu; ama bugün daha çok sorun var. Üstelik çiftçiler bu zehirlere dünyanın parasını ödüyorlar. Üstüne kanser başta birçok hastalığa yakalanıyorlar. Arılar da ölüyor. Yer altı ve yerüstü sular kirleniyor. Hâlbuki zehirsiz tarım yapmak mümkün ve çok gerekli. Bu konuda bilgi birikimi artıyor. Ancak birçok kişi ekolojik üretimde verim düşeceğine inanıyor. Bunun pek aslı yok. Aşırı bir genelleştirme. Kısa bir sürede verim sorunu çözülebiliyor. Hatta hiç kayıp olmadan ekolojik üretim yapmak mümkün. Domates gibi bazı ürünlerde hibrit çeşitlerde verim yüksek olsa da bunların besin değerleri düşük ve zehir yüklü. Ekolojik ürünlerde çiftçinin eline geçen fiyat yeterli düzeye gelebilirse örneğin pekala domates de ekolojik olarak kazançlı bir şekilde yetiştirilebilir.

Belediyelerin bazıları önümüzdeki dönemde tarım zehirlerinin tehlikeleri, bunlardan sakınma ve ekolojik ürün yetiştirme teknikleri konusunda yoğun çiftçi ve tüketici eğitimi yapmaları gerektiğini düşünüyorlar. Tüketiciler ekolojik ürün arama, bunun için çaba gösterme, gerekli gelişmelerin sağlanması için baskı yapmaya özendirmeye çalışmalıdır. Diğer yandan da çiftçiler zehirsiz ürün üretme, agro-ekolojik yöntemleri ve ev yapımı ilaçları benimseme, ürünlerini doğrudan tüketiciye ulaştırma ve bu amaçla örgütlenme yönünde çaba göstermeye özendirilmeli ve eğitilmelidirler. Bu çalışmalara destek olmak amacıyla belirli ürün veya köylerde durumu ortaya çıkarmak ve değişim arzusu yaratmak amacıyla cezalandırma eğilimden uzak, kalıntı analizi araştırmaları ve izleme çalışmalarının yapılması veya desteklenmesi çok yararlı olacaktır. Varolan yasaların bile öngörmediği tehlikeli düzeyde zehirli, hasattan çok kısa bir süre önce ilaçlanmış veya ilgili üründe kullanılması yasaklanmış tarım ilaçlarının kullanımında ısrar edenlerin engellenmesi için belediyelere ceza yazma yetkisinin verilmesi önerilebilir.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bu konuya yeterli ilgi göstermediğine göre ve belediyeler de bu konuda kendilerini yetkisiz gördüklerine göre iş gene halkımıza düşüyor. Bazı dernekler, vakıflar, belediyeler ve kişiler bir güç birliği oluşturarak kendi girişimleri ile araştırmalar, izlemeler yapabilir ve bu sonuçları açıklayabilir. Çiftçi ve tüketicilerin aydınlanması ve kamuya baskı yapması sağlanabilir. Bu kolay bir görev değil. Çünkü laboratuvar analizleri oldukça pahalı. Ancak gördüğümüz kadarı ile kamu kurumları bu konuda yan çiziyor. GDO’ya Hayır Platformu gibi bir “Tarım Zehirlerine Hayır Platformu” kurulabilir mi? Güçleri bir araya getirilerek bir çıkış yapmaya ihtiyaç var.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: