Şiir Pazarı : Gurbet Şairleri…


Bir ömürdür yaşanan, gelmez şakaya…

doner_merkel

Bahnhof`un karşısında
Oriyent çarşısında,
Gelip geçen yolcular
Sağcılarla solcular,
Dönen döner önünde
Ve de dönüş yönünde,
Düşmanca bakışırlar
İtişip kakışırlar,
Karşılıklı bir sövüş
Peşinden kavga döğüş,
Tekme, yumruk yerlerdi
Bir harbe girerlerdi…
Ve Feyzullah içerden
Döner kestiği yerden,
Ocağının başında
Ve geçim telaşında,
Hır-gür`ü izleyerek,
“Ah ne yapsak?” diyerek,
Kafasına vururdu
Hep düşünür, dururdu…

***

Geceyi ömürden saymamak gerek;
Uykuda geçiyor günün yarısı.
Bu yüzden günlere kıymamak gerek;
Boşa geçti diye dünün yarısı.
İşte bizde böyle hesaplar şaşmış,
Günler gece ile yarıya düşmüş
Onun yarısı da yaz değil kışmış,
Çoktan gitmiş demek onun yarısı.
Gün böyle bölse de bizi ikiye,
Tutunmak gerekir sıkı sıkıya,
Ömürdür yaşanan gelmez şakaya,
Akmadan kaybolur kanın yarısı.
Bu yüzden her zaman yarım oluruz;
Gönlümüzde ancak tamı buluruz;
Herkes birer birer bir yar alırız;
Yar da bizim için canın yarısı.
Gül gülebilirsen vakit buldukça,
Gecenin kamını günden aldıkça,
Ömür denen zaman senin oldukça,
Sakın deme beşyüz binin yarısı.
Aman ha gününü etme karanlık,
Her nefes alışın bil ki bir anlık,
Böyle gelmiş böyle gider insanlık,
Bize avuntudur ondan gerisi.

Kenan Erzurum

*

Bahnhof`un karşısında
Oriyent çarşısında,
Gelip geçen yolcular
Sağcılarla solcular,
Dönen döner önünde
Ve de dönüş yönünde,
Düşmanca bakışırlar
İtişip kakışırlar,
Karşılıklı bir sövüş
Peşinden kavga döğüş,
Tekme, yumruk yerlerdi
Bir harbe girerlerdi…
Ve Feyzullah içerden
Döner kestiği yerden,
Ocağının başında
Ve geçim telaşında,
Hır-gür`ü izleyerek,
“Ah ne yapsak?” diyerek,
Kafasına vururdu
Hep düşünür, dururdu…
Zaman bu, akadursun
Bizimki bakadursun,
Gelip geçen yolcular
Sağcılarla solcular,
Sövmekten, sövülmekten
Dövmekten, dövülmekten,
En sonunda bıktılar
Feyzullah`a çıktılar:
“Kolay gele, hoş gele
Du Kanake, de hele,
“Bu döner bir sır döner
Ne yana fır fır döner?”
Sağa dese kızarlar
Sola dese azarlar,
Bizimki susup kaldı
Bir lahza durup daldı,
Ama sonra peşinden
Bir şimşek çaktı birden,
Sesler duydu derinden
Ve fırladı yerinden.
Sağa, sola bir gidiş
Beş dakkada bitti iş.
Ve gelen yolcuların
Sağcıyla solcuların,
Yüzü güldü aniden
Söyleyeyim, bak neden:
Şimdi vitrin içinde
Aynen ikiz biçimde,
Çifte döner dönüyor
Gelen geçen görüyor,
Dönerken sağa teki
Sola doğru öteki…
Ve de şimdi yolcular
Sağcılarla solcular,
Bakışıp sövüşmeden
Kapışıp dövüşmeden,
Gelerek grup grup
Bir masaya oturup,
“Döner gelsin!” diyorlar
Şapur şupur yiyorlar.
Feyzullah ki böylece
Hem gündüz, hem de gece,
Kurt`lara, İngo`lara
Bert`lere, Dingo`lara,
Şimdi huzur içinde
Haşir-neşir biçimde,
Döner kesip taşıyor
Korkusuzca yaşıyor…
Moral: Sağcı veya solcudan başın derde girişte,
Döner derde devadır… nasihat budur işte!

M.Bedri Kanok

*

p_1021_o

*

bugün keyfim yerinde
alaca kuşlar yok baykuşlar ötmüyor
komşunun iti artık bana havlamıyor
bir of çekiyorum
kimseye de aldırmıyorum
bugün keyfim yerinde
canım da sıkılmıyor
havayı havana koydum dövüyorum
rüzgarı şişe taktım mangal yapıyorum
aynaya bakıp gülüyorum
sırlarında kendimi saklıyor
kendimle dalga geçiyorum
günleri toprak kavanozun içine attım
canım çektiğinde istediğim günü çıkarıyorum
çarşambayı sevmem sel alıyor
onun için perşembeyle oyalanıyorum
yılları kendirle bir birine bağlıyorum
kördüğüm atıp zamanı durduruyorum
bu yıl bahar erken gelmiş kırlardan
renkleri topluyorum
zevkime göre çiçekleri boyuyorum
örneğin kardeleni kırmızı boyaya batırıyorum
kırmızı karanfillerin yapraklarını mavi
karanfili de turunç yapıyorum
kuş seslerini de yakalıyorum
kanaryaya karga sesi
kargaya da bülbül sesi aşılıyorum
bugün keyfim yerinde
yerimde duramıyorum
bir türlü ayık da olamıyorum
her şarap içişimde hayyamı selamlıyorum
“ömer hayyam” yokuşunu
bizim mahalleye taşıyorum
ayları da sattım on bir ay diye
alıcıyı kandırıyorum
nisanı kendime ayırdım
camdan fanusta saklıyorum
yağmurlarından kendime ev yapıyorum
bilmem neden akar gözlerimden
gözyaşlarımla temelini atıyorum
deniz batmış mehtap yok
yakamozlar kaybolmuş
gri bulutlar da yok
gökyüzünde yıldızlara bakıyorum
hepsi beş köşe bir köşe de ben çiziyorum
altı köşe yapıyorum
bugün keyfim yerinde yerimde duramıyorum
kapımın zilini çalmadan giren ölüme künde atıyorum penceremden hırsız gibi girmesin diye azrail
daktilomun başında sözleşme hazırlıyorum
yorgan düşmüş üzerimden uyanıyorum
bugün gerçekten keyfim yerinde işe de gitmeyeceğim yataktan kalkmıyorum

Sabahattin Kurtoğlu

*

Ben ve onlar
Köşelerindeyiz
Varoluş üçgeninin
En fakiri benim
Çırılçıplak
Acıların üstlerine basarak
Girmişim aralarına
Etrafıma toplanmış
Kelebekler…
Büyütmek için beni
Güllerime konarak
O zamanlar
Derin derin nefes almışım
Geleceğin gözlerinden sızan
Gözyaşlarına bakarak.
Adımı “hasret” koymuşlar
Eflatun renkli düşünceleri
Sıyırarak özümden
Güle benzesin diye.
Küçük adımlarımı
Taşımışlar mutluluklarına
Bu yetmemiş
Bakışlarımla ıslanmışlar
Uzatarak dudaklarını
Yanaklarıma
“Anam… babam” dedirtmek için
Uykusuzluklarını eklemişler
Yüreklerine
Sevgiden köprüler kurarak
Ben ve onlar
Köşelerindeyiz
Varoluş üçgeninin
En fakiri benim
Çırılçıplak
Acıların üstlerine basarak
Girmişim aralarına.

Üzeyir Lokman Çaycı

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: