Şiir Pazarı : “Âşk ve Sevgi…”


İnsan yürekli su taşkınıdır; sevginin kehribarıdır!

Gözünü zirveye diktiğinde
Tüm benliğinle ebediyete koşarken
Bakmadan ama görerek yaşarken
Göğsünü gerip, kendi gemine yelken olabildiğin zaman
Parmaklarının ucunda, ufak da olsa, bir şeyler hissedebildiğinde
Tek kişi kalsan da kazanacağım diyebildiğin zaman p_1169_o
Bir günü kırk sekiz saat yaşadığında
Ölümüne kürek çekerken okyanusta
Ekmeğe, peynire ihtiyacın olmadan yaşadığın zaman
Hele bir de, umutların, ideallerin varsa
Delicesine onlar için koşarken, yırtarken dağları
Ağlayacak, güvenecek bir omuza sahipsen
Arkana dönüp baktığında, minik de olsa bir parça birikim gördüğün zaman Anla ki sen insansın.
Melda Akın

***

Gözünü bir noktaya değil, zirvedekilere dikeceksin.
Ayaklarını durmak için değil, ilerlemek
Gözünü bakmak için değil, görmek
Beynini yaşamak için değil,
yaşama adını yazdırmak için kullanacaksın.
Gözünü zirveye diktiğinde
Tüm benliğinle ebediyete koşarken
Bakmadan ama görerek yaşarken
Göğsünü gerip, kendi gemine yelken olabildiğin zaman
Parmaklarının ucunda, ufak da olsa, bir şeyler hissedebildiğinde
Tek kişi kalsan da kazanacağım diyebildiğin zaman
Bir günü kırk sekiz saat yaşadığında
Ölümüne kürek çekerken okyanusta
Ekmeğe, peynire ihtiyacın olmadan yaşadığın zaman
Hele bir de, umutların, ideallerin varsa
Delicesine onlar için koşarken, yırtarken dağları
Ağlayacak, güvenecek bir omuza sahipsen
Arkana dönüp baktığında, minik de olsa bir parça birikim gördüğün zaman Anla ki sen insansın.

Melda Akın

*

Gökyüzünden sürülünce mavi
Kanadı kirli mevsimlere rehin kuşlar uçurmak Kurtaramıyor artık
At nalı ve kırbaçla beslenmiş bir tarihi
Gemilerin ufuklara açıldığı denizler tahrip edilince Kırılmış bir aynaya bakmayı hatırlatıyor
Acemi balıkların yakamozlarla oynaşması
Ay sulara suretini düşürmeye utanıyor
Artık yalan oluyor
Ay’ın sularda suretiyle sevişmesi
Her karışı parsellenince
Bereketli ve doğurgan toprağın
İşgal terimi karşılayamıyor artık bu yükü
El katılmış kutsal bir kitap gibi
Hurafelerle yüklü sözlüğümüz çünkü

İbrahim Eroğlu

*

“aşk”
insan yürekli su taşkınıdır,
toprak dilinde
“gelecek” demektir.
“aşk”
denizin sırtüstü uzanmasıdır
şimşeğin gülümsemesi dilinde
“kar üşümesi “demektir.
“aşk”,
hanımelinin gözsüzüşüdür
sis bulutları dilinde,
“yaşamın çığlığını yükseltmek” demektir.
“aşk” türkü kuşlarının yüreğin başına konmasıdır,
denize yorgun düşen güneşin dilinde
“sevginin kehribarı” demektir.
“sevgi”
yaz göğüslü kıyı kentidir
kum dilinde
“sonsuzluk” demektir.
“sevgi”
meltem tadının damaklarda esnemesidir
müzik sesinin çıplak ayaklı dilinde
“bahar dallarında tomurcuk” demektir.
“sevgi” gülüşün aklanmasıdır,
zamanın yorgun dilinde
“öpücük yağmurlarının yola çıkması” demektir.

Nuri Taner

*

Yorganımdaki sigara yanığı
Çift ütülü pantolonun,
Porselen çay fincanın
Mutfağımdaki yanık kokusu…
Soyut bir resmin, somut bir benle
Kulpu kırık maşrabam
Seni örten papatyalı pikem,
Beni örten sensizlik.
Islığımı çalan martı
Dilek tuttuğumuz o parlak yıldız.
Komodinimde dudak kalemiyle yazılmış ev numaran
Yan komşunun oğlundaki ürkek bakışlar
Simit fırınından gelen sıcak ekmek kokusu
Turkuaz mavisi yüzüğüm
Kan kırmızı gerçekler
Deniz’im olarak kalma ihtimalin
Mavi bir ayrılık duvarımda
Yargılanmamış kolonya şişesi
Hesaba çekilmiş beyaz bir ben
Tanık sandalyesinde kapı aralıkları
Sanık benim doyumsuz ruhum
Yeşil bir endişe yarına dair
Gözlerimde bir neşe, vuslata gebe
Kara kara sevdan, kana kana içişim
Hâlâ benimle…
Olmayan;
Başak sarısı sevdamız
Gri sabahlarımız
Yalın bir sen…

Güler Ok

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: