Karartanlar…


Aydınlatanlar!

Subay, ‘Düşünme, eğitimini yap! ‘, maliyeci ; düşünme, vergini öde! ‘, din adamı; düşünme, inan! ‘ diyor. Oysa; dogmalar ve kurallar, insanın doğal yetilerinin akla uygun kullanılışının ya da kötüye kullanılmasının araçlarıdır ve olgunlaşmaları için sürekli bir ayakbağıdır – Immanuel Kant; sealighthouse Bir genci bozmanın en iyi yolu, ona aynı düşüneni farklı düşünenden daha çok saymayı öğretmektir. Yükselmek için yalnız kendi gücünü kullan, başkasının seni yükseltmesine fırsat verme – Friedrich Nietzsche; Mum olmak kolay değildir… Işık saçmak için önce yanmak gerek. Mürşidin nur suyu, ateşe damla damla düştükçe, ateşten cız, cız ses çıkar. Tüm ömrüm şu üç söz; Hamdım, piştim, yandım – Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî; Anladım ki; insanlar susanı korkak, görmezden geleni aptal, affetmeyi bileni çantada keklik sanıyorlar. Oysa, biz istediğimiz kadar hayatımızdalar. Göz yumduğumuz kadar dürüst ve sustuğumuz kadar insandırlar – Şems-i Tebrizi;

***

KİN’İN, NEFRET’İN PANZEHİRİ SEVGİ VE ADALET’TİR
23 Mayıs 2016-ANKARA

© Prof.Dr.Nurullah Aydın – Dünya’da ve Türkiye’de ben ve öteki ayrışması, kıt kaynakların sömürülme isteği, insanlardaki paylaşım, adalet, acıma, sevgi gibi insani değerleri altüst ediyor.

Her din mensubu ve ideoloji sahibinin saplantısı ve kendini doğru haklı görmesi; kin, nefret, öfke fırtınası yaşatıyor. Tabi bu fırtına belli çevrelerce bilinçli bir şekilde yaşatılıyor. İlkel düşünce sahibi ucube tipler, her nasılsa etkili ve yetkili konumdadır.

Ama ne yazık ki, rezilliğin dibine vuranlar, toplumun tümünü ya da bir kesimini rencide edici, kırıcı, yaralayıcı ifadeleri kullanmaktan hiç kaçınmıyor. Bilinçli ya da değil gerçekleştirilen çirkinlik kimin eseri diye sormak gerekir.

İnsanlar; etnik köken, din araştırmasına yönelmiş durumda. Güvensizlik, ayrışma hızla artıyor. Birlik ve beraberlik söylemleri ciddiye bile alınmıyor. Kamplaşma artıyor. Toplumda küllenmiş geçmişe ait ne varsa tartışma konusu ediliyor. İnsanlar şaşkınlık içinde! Ne adına bunlar yapılıyor, demokratikleşme ve özgürlük adına. Acaba gerçekten öyle mi?

Rezilliklerden sadece partiler, gazeteciler, akademisyenler mi, aydınlar mı sorumlu? Suç işleyenlere yaşa varolan diyenlerin, hiç bir işlem yapmayanların hiç suçu yok mu?

Reyting canavarına kurban verdiğiniz topluma aşılanan zehir, etkisini gün geçtikçe arttırıyor. TV’deki programların, gazete manşetlerinin, köşe yazılarının, TV’de konuşanların, hayatımızı işgal etmesi; hatta sadece hayatımızla sınırlı kalmayıp hayallerimizi bile işgal altına alması sıkıntılı bir süreç.

Düşünen ve üreten beyinler yetiştiremezsek, gençlerin ellerine hamburger kolayı verirsek, gerçek başarının iç huzuru ve mutluluk olduğunu unutturan hayatlar yaşatırsak, sevmezsek/öpmezsek, kendine saygı kavramını yaşamlarına entegre edemezsek, prensipler geliştirecekleri onurlu hayatlar yaşatamazsak, sadece para ve bilgisayarla oyalanıp zaman öldürmelerine müsaade edersek olacağı bu elbet!

Ne olmak istediğini bilmeyen ve hayatının merkezine dizi karakterlerini oturtan gençler, bizim geleceğimiz…

Ama bizler, bugünümüzü ziyan ettiğimiz gibi geleceğimizi de yok ediyoruz. Bu tabloyu görünce inanıyorum ki, küresel ısınma bile, insanlık kadar dünyaya zarar veremez!

Değerlerine sahip çıkmayan bir toplumda çözülüş kaçınılmazdır!

Girişimciliğin en önemli gereklerinden biri özgür düşüncedir. Kafalar ne kadar özgür olursa düşünceler de o kadar güçlü olacaktır. Özgürlüğün önü açıldıkça girişimcilikte gelişecektir.

Unutulmamalıdır ki; topluma ve insanlara gem vurulduğunda onlardan yenilikçi düşünmeleri beklenemez. Amaçsız, idealsiz, hedefsiz, özgürlük te, ekmek te olmaz!

Bugün dünyada; gıda, su, enerji güvenliği, döviz kuru savaşları tartışılırken, daha fazla nasıl zenginleşiriz, işsizliği nasıl çözeriz sorularına yanıt aranırken, Türkiye’de anlamsız gereksiz konular tartışılıyor. Enerjimizi o kadar lüzumsuz şeylere veriyoruz ki. Doğru şeyleri tartışmalıyız, gereksiz konulara takılıp kalmamalıyız.

Dünya’da aydınlanmanın ışıkları tekrar yansımaya başladı. Bu ışıklar gökkubbeden Anadolu coğrafyasına doğru geliyor. O ışık; bu topraklardan yeniden doğacak.

Başarılı bir girişimci olmak için nelere ihtiyaç vardır? sorusunu herkes soruyor. Özgüvene, paraya, yenilikçi düşünceye, iyi eğitime ihtiyaç vardır.

Gençler kendilerine güvenmeli ve kendilerinden daha akıllı insanlarla çalışmalıdır. Başarı için; hedef belirleyecek ve hayal kurulacak, çalışılacak. Çünkü çalışmadan belirlenen hedefe ulaşmak mümkün değildir. Yılmadan çalışmak gerekir.

Zenginlik önemlidir. Ülkeler zenginleştikçe işsizlik azalır. Ancak asıl zenginlik güç ve vicdandır. Herkes birbirini mutlaka sevmesi gerekir. Ayrılıkta azap birlikte rahmet vardır.

Empati yapmayı öğretmeliyiz. Birbirimizi, şucu bucu ayırmaya ve dışlamaya hakkımız yok. Bu bizim zenginliğimiz ve birbirimizi kucaklamak zorundayız.

Bunları sağlayacak ülkenin duyarlı bilinçli insanları, ortak değerlerde buluşarak, birlikte hareket etmek zorundadırlar.

GÜNÜN SÖZÜ: Hayalleri, hedefleri olan insan, çalışarak başarıya ulaşır.

notice

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: