ATATÜRK VE GENÇLİK ÜZERİNE…


Mustafa Kemal Atatürk niçin gençliğe ayrı, özel ve büyük bir önem vermiştir?

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

ataturk2

Mustafa Kemal Atatürk ve O’nun önderliğindeki kadro; yaptıklarını, hem gençlerle yapmış, hem de gençlere emanet etmiştir. Gençlerin bu misyonlarını sürdürebilmeleri ve kendilerine tevdi edilen emaneti lekesiz-tertemiz olarak kendilerinden sonra gelecek gençlere devredebilmeleri, her şeyden evvel Türk Tarihini iyi bilmelerine, gurur duymalarına ve çok çalışmalarına bağlıdır. Eğer gurur duyma ya da layık olma, çalışma ile birleşmez ise, tarih anlamlı olmaktan çıkar, işlevini yitirmiş olur. Çok çalışmak, istikbale ümitle bakmanın, gelecek endişesinden uzak olmanın, kendini güven içinde hissetmenin olmazsa olmazıdır.

© photocredit

***

I “Milli Mücadele” nin başlangıç tarihi olan 19 Mayıs 1919’u, “19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” adı altında anıyoruz. Bu tarihin üzerinden 97 yıl geçmiş…

Mustafa Kemal Atatürk niçin gençliğe ayrı, özel ve büyük bir önem vermiştir? Bunu, O’nun hangi sözlerinde görüyoruz? O’nun gözünde gençler… Ve O’nun bu sözleri ışığında, günümüz gençliği ve gençliğe düşen görev…

Bu yazıda, kısaca bunlara değinilmiştir.

II. Önce Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe yönelik mesajlarından bazı örnekler…

“Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyeti’ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dâhili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklal ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin!

Bu imkân ve şerait çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve Cumhuriyeti’ne kastedecek düşmanlar, bütün Dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve delalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakrü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı! İşte; bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklal ve Cumhuriyeti’ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” (1927) (s. 346)

“Biz her şeyi gençliğe bırakacağız, o gençlik ki hiç bir şeyi unutmayacaktır; geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir.” (1919) (s. 337)

“Gençler, vatanın bütün ümit ve istikbali size, genç nesillerin anlayış ve enerjisine bağlanmıştır.” (1919) (s. 338)

“Gençler!
Cesaretimizi kuvvetlendiren ve devam ettiren sizsiniz. Siz almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile, insanlık meziyetinin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli sembolü olacaksınız. Ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyet’i biz kurduk; onu yükseltecek ve devam ettirecek sizsiniz.” (1924) (s. 339)

“Milletin bağrından temiz bir nesil yetişiyor. Bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkada kalmayacak.” (1923) (s. 339)

“Türk Milleti ve onun küçük ve büyük yaştaki çocukları çelikten yapılmış heykellerdir: onların ne olduklarını anlamak için onlarla savaş meydanlarında boy ölçüşmek lazımdır. İşte böyle bir teşebbüstür ki, Türk gençliğinin binlerce sene evvelden beri tanınmış olan yüksek kıymet, kuvvet, kudret ve yenilmez zekâsının imtihanı olur.” (1937) (s. 343)

“Spor, yalnızca beden yeteneğinin bir üstünlüğü sayılamaz. Anlayış ve zekâ, ahlak da bu işe yardım eder. Zekâ ve kavrayışı geri olan kuvvetler; zeka ve kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.” (1930) (s. 343)

“Asıl amaç, bütün her yaştaki Türkler için beden eğitimini sağlamaktır. ‘Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur’ sözünü atalarımız boşuna söylememişlerdir.” (1937) (s. 343)

“Fikri gelişmeye olduğu gibi, bedeni gelişmeye de önem vermek ve özellikle milli karakteri derin tarihimizin ilham ettiği yüksek derecelere çıkarmak lazımdır.” (1926) (s. 343)

Sizi günlerce meşgul eden, uzun ve detaylı söylevim, en sonunda geçmişte kalmış bir dönemin hikâyesidir. Bunda, milletimin ve gelecekteki evlatlarımızın dikkatini çekebilecek bazı noktaları belirtebilmiş isem, kendimi mutlu sayacağım.

Bu söylevimle, milli hayatı sona ermiş var sayılan büyük bir milletin; bağımsızlığını nasıl kazandığını ve bilim ve tekniğin en son esaslarına dayalı, milli ve modern bir devleti nasıl kurduğunu ifade etmeye çalıştım.

Bugün ulaşmış olduğumuz sonuç, asırlardan beri çekilen milli felaketlerden alınan derslerin ve bu aziz vatanın, her köşesini sulayan kanların bedelidir.

Bu sonucu, Türk gençliğine emanet ediyorum.” (1927) (s. 345)

III. Yukarıdaki ifadelerden de çıkarılabileceği üzere, Mustafa Kemal Atatürk ( ve O’nun önderliğindeki kadro); yaptıklarını, hem gençlerle yapmış, hem de gençlere emanet etmiştir.

Gençlerin bu misyonlarını sürdürebilmeleri ve kendilerine tevdi edilen emaneti lekesiz-tertemiz olarak kendilerinden sonra gelecek gençlere devredebilmeleri, her şeyden evvel Türk Tarihini (atalarını) iyi bilmelerine ve çok çalışmalarına bağlıdır. Tarihlerini iyi bilmeleri, nasıl bir ecdada sahip olduklarını anlamaları açısından önemlidir. Bu, gençlerde ecdadı ile gurur duymayı, onlara layık olmayı öngören bir anlayışı/kavrayışı doğurur ki, bu da bir taraftan mensubiyet (aidiyet) şuurunu besler, diğer taraftan daha büyük işler yapma gücünü kendilerinde görmelerine yol açar. Bunun pratikteki anlamı, en olumsuz koşullarda bile, bunların aşılabileceğini düşünmek ve her koşulda istikbale ümitle bakmaktır.

Çok çalışmak, bunları tamamlayan husustur. Eğer gurur duyma ya da layık olma, çalışma ile birleşmez ise, tarih anlamlı olmaktan çıkar, işlevini yitirmiş olur. Çok çalışmak, istikbale ümitle bakmanın, gelecek endişesinden uzak olmanın, kendini güven içinde hissetmenin olmazsa olmazıdır.

Mustafa Kemal Atatürk; “öğün, çalış, güven” sözleriyle çok açık ve net olarak bunlara işaret etmiştir.

Bu durumda, Türk Tarihi eğitimindeki gerileme ve bozulma emareleri ile, gençlerimize peyda olan tembelliğin ve kolaycılığın sorgulanması gerekmez mi?

Bu “19 Mayıs”, bu sorgulama için, bir vesile olarak ayrıca değerlendirilmelidir diye düşünülmektedir.

Çünkü güç unsurlarından biri olarak “nüfusun” ulusal güç içerisindeki değeri giderek azalmakta, ülke nüfusundaki sayısal artış değerini yitirmektedir, anlamlı olmaktan çıkmaktadır. Ülke, nüfus üzerinden güç kaybetmektedir.

Türk Dış Politikasının bugün içinde bulunduğu tablo ve görünür geleceğe ilişkin öngörüler, bu konuya eğilmeyi gerektirmektedir.
19 Mayıs 2016

*

ascmer

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: