KARANLIK, LOŞ, KAÇ MUMLUK AYDIN?


Duyguların değil, bilgi ve bilimin esiri olmak!

©Erol Erdoğmuş.

‘Yap, yapma,’ buyruğu kişisel bilgi beceri gerektirir. Bilgi edinerek karara varmak, beceriyi başarıyla uygulamak kolay değildir, çaba ister. Ne yapılabileceği, yapılamayacağı; nasıl yapılabileceği, yapılamayacağı; nerede ne zaman yapılabileceği, yapılamayacağı; niçin yapılabileceği, yapılamayacağı bilgi beceri olmadan bilinebilir mi hiç? egiyimOrtam aydınlatılmalıdır ki; sağı solu, önü arkası, yeri göğü görülebilsin ve koşulları bilinebilsin. Ortamın aydınlatılması, durum tespiti yapılmasını sağlar. Durum; aklın pusulası mantık ve aklın rotası matematik ile değerlendirilir. Aydınlık, bilgilendirerek güçlendiren öğretmendir. Peki aydın kişi kimdir?

***

Duygu, buyruktur: “Şunu iste, isteme”, “Bunu yap, yapma”. İçimizden kopup gelen, bazan fışkıran buyruktur duygu. “İste, isteme” duygusal; “Yap, yapma” düşünsel bilinç eksenlerimizdir. “İste, isteme” buyruğuna kolayca, sorunsuzca, içtenlikle, refleks hızıyla uyarız.

Duygusal eksen; ne bilgi, ne beceri gerektirir. Hiçbir zorluğu yoktur. Rahattır. “Yap, yapma” buyruğu kişisel bilgi beceri gerektirir. Bilgi edinerek karara varmak, beceriyi başarıyla uygulamak kolay değildir, çaba ister. Ne yapılabileceği, yapılamayacağı; nasıl yapılabileceği, yapılamayacağı; nerede ne zaman yapılabileceği, yapılamayacağı; niçin yapılabileceği, yapılamayacağı bilgi beceri olmadan bilinebilir mi hiç?
Ne?

Nasıl?

Nerede?

Ne zaman?

Niçin? sorularının yanıtı; ortamın ve koşullarının bilinmesini gerektirir.

Ortam aydınlatılmalıdır ki; Hanyası Konyası, sağı solu, önü arkası, yeri göğü görülebilsin ve koşulları bilinebilsin. Ortamın aydınlatılması, durum tespiti yapılmasını sağlar. Durum; aklın pusulası mantık ve aklın rotası matematik ile değerlendirilir, “Yap, yapma” buyruğunun yapılabilirliği, yapılamazlığı belirlenir. Aydınlık; mekanik olmayan, sel gibi, yel gibi itmeden, sürüklemeden sadece aydınlatarak yayılan ışık gücüdür. Aydınlık, bilgilendirerek güçlendiren öğretmendir.

Nesneler; ya ışık üreten projektördür, ya da ışık yansıtan ayna. Özneler; ya ışık –bilgi– üreterek karanlıkları aydınlatan deniz fenerleri dehalardır; ya da kendilerini aydınlattıktan sonra ışıklarını yansıtarak başkalarını aydınlatan öğretmenlerdir. Bilgi ışıktır. Aydın, ışıklı olandır; ışığını çevresine yayandır. Aydın kişinin doğası; ister üreten, ister yansıtan olsun çevresindeki karanlık bilinçlileri ilkin loşlaştırmak ve onları kapasiteleri ölçüsünde –kaç mumluksa– aydınlatmaktır. “İste, isteme” duygusal bilinç ekseni baskın olan kişi “Kul”; “Yap, yapma” düşünsel bilinç ekseni baskın olan “birey”dir. Kul ya da birey olmayı kimse dayatamaz kimseye; dayatsa da başarılı olamaz.

Bilinç eksenini insanın kendisi oluşturur. Birey, kendi beden gemisinin dümenindeki kaptandır. Kul, Allah yolunda olduğunu söyleyen kaptanların teknelerine inanç halatıyla bağlı kaptansız teknedir. Duygusal eksen bilincini aşamayan; bilgiyi ezberleyen, beceriyi refleksleyen, kendilerini aldatabildikleri gibi başkalarını kandırabileceklerini sanan -kişiyi nasıl bilirsin? Kendim gibi- düzeyindeki özneler de vardır ve olacaktır. Bunlar ezberci, bilgi hamalı üniversite mezunlarıdır; aydınlanmamışlardır ki, aydınlatabilsinler. Bunlar bilimi özümleyememişlerdir ki, bilim insanı olabilsinler, bilimsel eleştiri yapabilsinler, yapanı anlayabilsinler.

*

erdogmus_books

[Bilge Çocuk] [Altıokrasi]

TurkLider_logo

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: