Türkiye – AB «Ringi» : Round Usta’nın…


Ama ne pahasına!

 

Giderayak işlerim var bitirilecek, giderayak.
Ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
Kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
ringOldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
Kuyudan çektim suyu
ama bardaklara konulamadı.
Güller dizildi tepsiye
ama taştan fincan oyulamadı.
Sevdalara doyulamadı.
Giderayak işlerim var bitirilecek, giderayak.

© photocredit

***

Önceki akşam; ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün Avrupa Birliği’ne Ekim ayına zaman kredisi açtığı izlenimi yaratan bir konuşma yaptı!’ diye yazmıştım. [Restons amis et disons-nous adieu]

Avrupa Parlamentosu bir an tereddüt etmedi, üzerine balıklama atladı!
Alacağı kararını bir başka bahara değil ama, sonbahara bıraktı…
‘Ekim ola hayrola’ desek te, çalkantılı ilişkiler denizinde Ankara Gemisi’nin Brüksel rıhtımının babalarına halat sallaması öyle kolay bir iş değil, ilgilenen herkes bilir!
Sonbahar, AB Komisyonu’nun yeni Türkiye İlerleme Raporu’nun açıklayacağı mevsim.
Avrupa Parlamentosu’nun «Yaz rehaveti»ni üzerinden atması yıl sonunu bulur.
İşler (!) 2017’e sarkarsa da hiç şaşırmamak gerekiyor…
‘Kim öle kim kala,’ eklemesi yapmayı da ihmâl etmeyelim!
Latife bir yana, Hatice öte yana, Netice fırla ortaya…
Latifeye, Hatice’ye değil, neticeye bakalım!

Bakmayın siz, siyasî oluşumların dün Parlamento’da kuru gürültü kopartmalarına; oyunun kuralı gereğidir bunlar.
petite_franceNe yani kalkıp, Cumhurbaşkanı’nın AB Bakanı Volkan Bozkır aracılığıyla ilettiği «çiçek»i ellerine alıp, Strasbourg’un «tabakhaneler semti» Petite France ’da çılgınca dans edeceklerini mi sanıyorsunuz!
Ellerinde kırmızı şarap şişeleri, bira bardakları, Alsace peynir ve sosisleri ile…

Adam kalkmış sana çiçek uzatmış, sen kalk etmediğin lafı bırakma genel kurul konuşmalarında. [Visa liberalisation for Turkey: EP says; ‘wait until October!’]
Ne «Diktatörlük»ünü bırak; ne de Human Right Watch gibi [Turkish Border Guards Kill and Injure] işkenceciliğini(!).
Riyakârlık kimsenin tapusu altında değil ki!
Kendi topraklarında Balkan polislerinin sığınmacılara nasıl davrandıklarını sizler belki görmezden geldiniz ama bizler yüreklerimiz sızlayarak izledik.

Alman asıllı Amerikalı Hans Joachim Morgenthau’nun Devlet yöneticilerinin davranışlarını irdeleyen teorisini anımsayın! Realizmin 6 Temel İlkesi

Raund’un galibi niye Usta?

1 – Ahmet Davutoğlu’na giderayak Vize Pastası’nı taam ettirmedi!

Ne diyor Nazım Hikmet;
Giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.
Ceylanı kurtardım avcının elinden
ama daha baygın yatar ayılamadı.
Kopardım portakalı dalından
ama kabuğu soyulamadı.
Oldum yıldızlarla haşır neşir
ama sayısı bir tamam sayılamadı.
Kuyudan çektim suyu
ama bardaklara konulamadı.
Güller dizildi tepsiye
ama taştan fincan oyulamadı.
Sevdalara doyulamadı.
Giderayak işlerim var bitirilecek,
giderayak.

2 – Tek muhatabınız önce ben, ardından da yeni başbakan olacak mottosunu Avrupa’nın kafasına vura vura kabul ettirdi ( yeniden)!

3 – 3 B’den Bekir Bozdağ’ın başbakan olma ihtimâli yükseldi.
Neden?
Adalet eski Bakanı, ayrıntısına kadar hakim olduğu Avrupa’nın Sicil Dosyaları’yla karşılarına dikilince, seyreyleyin hallerini.
Terör ve teröristlerle mücadelede Avrupa Başarı’sını gözlerine sokmak için…
Veya ucu kendilerine dokunduğunda nasıl hareket ettiklerini; söz konusu Türkiye olunca da, «Özgürlük Mücadelesi – Özgürlük Savaşçıları – İfade ve Gösteri Özgürlüğü» türünden bahane kalkanlarının arkasına nasıl sığındıklarını ASALA’lı yıllara kadar dayanan uzun bir süreci kafalarına vurmak için…

«Kök sökme»ye başlayacak Avrupalı milletvekillerinin belleri ağrımaya başlayınca, Türkiye’de inim inim inleyen, ellerine silâh yerine kalem alıp, klavyenin tuşlarını tıklatarak muhalefet yapanları uzun süre sahipleneceklerini mi sanıyorsunuz yoksa!
Beklesinler dursunlar Yeni Başbakan, Yeni Hükümet, Yeni Türkiye terörün Yeni Tanımı’nı yapacak diye…

İ Mülteciler konusunda inisiyatifi Türkiye hiçbir zaman elinden bırakmadı ki.

İnsanlık trajedisi üzerinden «At Pazarlığı»na dönüştürse de…
Neymiş efendim «At Pazarlığı» Ekşi ve Uludağ Sözlükler’e göre?

Müzakere edilen konunun basit ve çözümü kolay ayrıntıları üzerinde uzun zaman alan sinir bozucu, kıran-kırana yapılan pazarlık!

Tıpkısının aynısı…

Ekonomik, siyasî, ticarî ve her türlü «Çıkar» söz konusu olunca Çin’deki Uygur’un uğradığı mezalim mi gündeme gelir allasen!
Veya Türkiye’dekinin çektiği sıkıntı…
Neyse gelin bu kez de Tarık Torun’un bir şiiri ile noktalayalım ve de Ekim Festivali Oktoberfest’e kadar işi «askıya» alalım, ne dersiniz!
Ama önce Nabi ne demiş bir bakalım;

Bende yok sabr-ı sükun, sende vefadan zerre
İki yoktan ne çıkar, fikredelim bir kerre

Ey duman gözlü ahu! Bu derde nedir çare?
Ateş içte olursa kalpte olmaz mı hare?
Vefa sizde bir semt mi yoksa kenar mahalle?
Nice acı görür de aldırmaz muhayyile
Her hicranın tortusu çevirir halden hale
Geceler çile yüklü gündüzlerse merhale
Çileler sınavımız iman ettik kadere
Onunla olgunlaştık alıştık her kedere,
Geceleri beklesem şafak doğar mı yâre?
Sabrımın sarhoşuyum olmaz mıyım avare?
Kavuşmak hayalimiz olmazsa da mahşere
Her şerrin içi hayra hayrın içinde şerre,
Sevdanın serencamı ayrılık mı semere?
Saçımda çiçek açar yüzüm döner mermere
Ruhumda nehir akar gözlerimse şelale
Neden uzak durursun sebebim infiale?
Sabr-ı selamet için sen de yok mu idare?
Sıradağlar misali yüreğim pare pare
Güzeller bivefaymış olmazsan derde çare
Anladım ki nafile sevda kar etmez yâre.

Tarık Torun

Nusret Özgül

Brüksel – 12 Mayıs 2016

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: