Restons amis et disons-nous adieu…


C’est fini mon amour, avant de commencer!

petula_clark

O, istediği kadar; ‘Allahaısmarladık âşkım!’ desin;
Ebediyen bitti, diye de eklesin; Şimdi artık ayrılık vaktidir, geldi ve çattı diye yakınsın; Daha başlamadan, sonunu ilân etsin; Kaderimizde böyle yazılıymış diye de, kendini mazur göstermeye kalksın, yok öyle… Şu fani yaşamdan kopup gidene kadar hem dost kalacağız, hem de platonik iki sevgili… Tek taraflı olsa da bu «âşk!» Bu «âşk» kolay kolay tükenmez! Petula Clark, bitti dostum, dese de… Peki hangi «âşk» mı?!

***

Kim derse ki ; ‘gençlik yıllarımda benim bir «idol»um kesinlikle yoktu,’ yalancılıkla suçlamayacağım kendisini, ama ‘demek ki gençliğini o günlerin dar olanaklarına karşın yaşamamış,’ demekle yetineceğim!

68 Gençliği’nin siyasî «idol»lerı, yarım asra iki kala hâlâ anılmıyorlar mı!

Elbette bizlerin de «ideolojik» takıldıklarımız olmadı değil…

Bugünkü bilişim ortamı ne gezer o yıllarda!
Milli Kütüphane’ler bile karşılayamazdı kitap arayışlarımızı.
Bırakın basılı eserleri; ne ders kitabı satın alacak maddî gücümüz vardı – ailelerimize yeterince yük olduğumuzdan dolayı, daha ileriye gitmeye utanırdık – ne de aradığımız kitapları bulmak, piyasada…

«Teksir» terimini kaçınız bilir?
Bizlerin yaş dilimlerindekiler dışında, demek istiyorum!
Bu konuda «uzman!» sayılırım…
Lafın gelişi!
10 parmak takur-tukur daktilo şampiyonunun kapısını çalmayan az kalmamıştı, o demlerde…
Ellerinde «mumlu» kâğıtlar; yanında üst sınıflardan temin ettikleri ders notları ve bir de tırnak «ojesi!»
Kırmızı veya pembesinden lütfen…

TV rastgele…
İlk TV’yle ABD İzmir Konsolosluğu ile Kültür Merkezi’nin, Ay’a ilk adım atılışı vesilesiyle tanışmıştım.
Herhalde müzik seti, cep telefonu ve diğer günümüzün teknolojilerine de sahip ve haşırneşir olduğumuzu sanmıyorsunuz değil mi!
Pikap…
Veya lambalı konsol radyo…

İşte bu iki «âlet» akşamlarımızı, gecelerimizi hem renklendirir, hem de çalışma şevki aşılardı!
Daha Windows «Pencereler»ini icat etmemişken, sabırsızlıkla dinlemeyi beklediğimiz Dünyaya açılan pencere’ programlarımız vardı.
Format etmeye de gerek yoktu, üstelik…

Uzun lafın kısası, İzmir gençliğinin platonik «âşk»ları listesinde, Catherine Deneuve, Brigitte Bardot «top»tan inmezdi.

Ve… Petula Clark…

Hangimiz unutabilir o kadife sesi ile söylediği ‘Downtown’ melodisini!
Şimdilerde 84 yaşında olmalı, Allah’ı uzun ömür bahşetsin…

Molière diline yakınlığı 2.Dünya Savaşı yılları boyunca BBC’de söylediği şarkılar sayesinde Fransa’dan , Kanada’ya veya Fransızcanın konuşulduğu tüm dünya köşelerinde hem moral kaynağı olmuş hem de kimilerine göre de müttefiklerin şifreli mesajlarının aktarılmasını sağlamıştı.

Nereden mi geldi birden aklıma?!
Yanıbaşımdaki «çalarsaatradyo»mun en çok sevdiğim melodilerinden birini çalması sayesinde. Bye Bye Mon Amour

O, istediği kadar; ‘Allahaısmarladık âşkım!’ desin;
Ebediyen diye de eklesin;
Şimdi artık ayrılık vaktidir, geldi ve çattı diye yakınsın;
Daha başlamadan, sonu ilân etsin;
Kaderimizde böyle yazılıymış diye de, kendini mazur göstermeye kalksın, yok öyle…
Şu fani yaşamdan kopup gidene kadar hem dost kalacağız, hem de platonik iki sevgili…
Tek taraflı olsa da bu «âşk!»

Dönelim Türkiye – AB ilişkilerine!
«Çalkantılı Deniz»de kaptan köşkünün günümüzdeki sahipleri, 1963 yılında Ankara’dan yola çıkarılan gemiyi rotasında tutma mücadelesi veriyorlar
Ne yani Fatih Sultan Mehmet karadan gemi yürütmedi mi? – İsmet Paşa gibi 7 Düvel’e kafa tutmuş asker-sivil bir siyasetçi, ‘Onlar Ortak Biz Şimdi Pazar mı olduk?! kinayeli sorusunu sorsa da çıpayı atmış bir kere Ege ve Akdeniz sularına!
O’nun yardımcıları bugün yaşamdalar!
Cenap Keskin, Temel İskit…
Ve O’nun «soyundan» gelen diğerleri…

Kimi vakit «Karşılıksız tek taraflı âşk» dedik; bazen küstük, darıldık, nişân yüzüklerini fırlatıp attık; tek taraflı evliliklerden söz ettik durduk, mevcut yöneticiler gibi ‘sen kendi yoluna, ben kendiminkine’ diyerek posta bile attık!
Ama…
«Barışma» kanallarını da hiçbir zaman söküp atmadık!
Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün Avrupa Birliği’ne Ekim ayına zaman kredisi açtığı izlenimi yaratan bir konuşma yaptı! (tam metin)

Akıllı bir yaklaşım!
Yaz mevsiminde – muhtemel bir Haziran muafiyet kararı sonucu halinde – iç turizmi kotarmak (indirimler gırla gidiyor) hem de iki ayakları bir pabuca sokma telaşesindeki Brüksel’i rahatlatmak!
Zaten Brüksel de muafiyet başlangıcı için Ekim demişti.
Araya mülteci krizi girince, pazarlıklar kızışınca bir parmak bal çalmak için Haziran’ı telaffuz etmeye başladı.
Çarşamba akşamı Avrupa Parlamentosu tavrını koyacak!
İç İşleri Komisyonu diyebileceğimiz Sivil Özgürlükler Komitesi Pazartesi akşamı, yarı olumsuz bir tavır sergileme kararı alsa da, genel kurula nasıl yansır beklemek gerekiyor!

Anlayacağınız, bu «âşk» kolay kolay tükenmez!
Petula Clark, bitti dostum, dese de…

Nusret Özgül

Brüksel – 10 Mayıs 2016

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: