İsyanım sizleredir…


karikatürler

Vazgeçin artık bu kirli oyunlardan!

Aldatmalar yalanlar
Öfkeli mutsuz insanlar
Aydınlar Karanlıkta kalanlar
Masalcılar yazarlar
Yazmayan yazamayanlar
Savaşçılar Zafer peşinde koşanlar
İçi boşaltılmış okullar
Esnaflaştırılmış müdürler
Bilen ama öğretemeyenler
Tüm yetenekleri iğdiş edilen çocuklar
Üretimden yoksun zihniyetler
Kısırlaştırılmış sendikalar
Hep aynı döngüyü tekrar eden lafazanlar
İçlerinden çığlık atanlar
Üçlü birliktelikler
Yalnız yığınlar
Harp darp akıl dışı oyunlar
Gördük geçirdik biliriz edebiyatı
Evladım muhabbetleri
Canım cicim her şeyim naraları
Dostluğun boşluğun çalınmış kılıfları
Her şeye sahip olma hırsları
İşsizler öğrenciler kadınlar
bürokratlar vekiller
Sivilim diyenler
Bu toplumu temsil ettiğini sananlar
Çocukları vuranlar Gençleri boğanlar
Yarınları bugünden kirletenler
Savaş tüccarları
Ilımlılar radikaller
Siyaset uzmanları ihaleciler …

***

Sokaklar cinayetler
Çocuklar
günahlar
Kadınlar
suçlular
Gece sohbetleri
Aldatmalar yalanlar
Öfkeli mutsuz insanlar
Aydınlar
Karanlıkta kalanlar
Masalcılar yazarlar
Yazmayan yazamayanlar
Savaşçılar
Zafer peşinde koşanlar
İçi boşaltılmış okullar
Esnaflaştırılmış müdürler
Bilen ama öğretemeyenler
Tüm yetenekleri iğdiş edilen çocuklar
Üniversite tabelasına dönüşen fabrikalar
Üretimden yoksun zihniyetler
Kısırlaştırılmış sendikalar
Hep aynı döngüyü tekrar eden lafazanlar
Kırkına gelmiş genç kızlar
İçlerinden çığlık atanlar
Aslında ben mutluyum
Bu bir tercih diyenler
Üçlü birliktelikler
Yalnız yığınlar
Harp darp akıl dışı oyunlar
Analar babalar akrabalar
Ucuzlaşmış kan bağları
Bir hiçliğe kurban edilen
kan davaları
Feodalite
ağalık
büyüklük
Gördük geçirdik biliriz edebiyatı
Evladım muhabbetleri
Canım cicim her şeyim naraları
İçi boş dışı yalan sohbetler
Aldatmaca kandırmaca durumları
Dostluğun boşluğun çalınmış kılıfları
Hayat mayat çabaları
Her şeye sahip olma hırsları
Emeksiz bir dünya maratonları
İşsizler
öğrenciler
kadınlar
Fabrika sahipleri
ticaret uzmanları
Esnaflar
doktorlar
bürokratlar
vekiller
Sivilim diyenler
Bu toplumu temsil ettiğini sananlar
Çocukları vuranlar
Gençleri boğanlar
Yarınları bugünden kirletenler
Savaş tüccarları
Ilımlılar
radikaller
Siyaset uzmanları
ihaleciler
İşte ben
Size isyan ediyorum
İsyan

Aram Alzan – İsyan

*

küçük de olsa her şeyin bir hüznü olmalı diyorsun
solgun birer papatya kadar ince ve narin
ellerin meselâ…
yarı açık ağzında usulca tükettiğin erguvan
hemen dokunsan meselâ:
ağlayacak gizemli bir bahçe gözlerin
endişen bundan biliyorum
bu yıl da nadasa bırakılmayacak sesin
canı yanacak mevsimlerin.
önce yaz sabrıyla çözerim sanıyorsun bu oyunu
ama ayağına takılıyor bahçenin uzun boylu çilesi
ne var ki; kırık-dökük sözcüklerle
hep oyalıyorsun mevsimleri bu duruşunla
evrene savaş pazarlıyorsun sanki
oysa karanfilin kırmızı hali akşamın
boyayıp duvara astığı tablo
sen onu bazen yakanda, bazen dudaklarında
bir renk olarak taşıyorsun.
ölü bir kuşu alıp seviyorsun da,
dilinin ucunda hiç dokunulmamış küçücük bir hüznü bile
ayak altına atıyorsun
şimdi bir yontu kadar yorgun omuzlarında
kocaman bir göğü taşıyorsun
biliyorum öylesine cılız bir aşk bu
biraz eğilsen sesinden öpecek seni
avucunda özenle büyüttüğün petunya
bırak kıpkırmızı aksın dünya sularda
aralarında yoksulluğu paylaşsın çocuklar;
hayatın basamakları, alfabenin ilk harfleri onlar…
teker teker inecekler merdivenleri
öğrenecekler elbet
insanlığın eliyle kendilerine yepyeni bir ülke yaratmasını
yeter ki, sen bu kirli oyundan vazgeç…

Mehmet Sadık Kırımlı – Kirli Oyun

*

Mayıs ılıklığını
Bahar kokusunu
Yitik sevdayı değil
Kıyıları kaybolmamış denizi
Işıl ışıl içtenliği özlüyorum
Ağaç dalında
Gökyüzü mavisinde
Çocuk gülüşü saflığında
Rüzgar estikçe savruluyor bir şeyler
Bekliyor yüreğim sıcak bir dokunuş
Yola vursam hüznümü Isıtır mı anılar
Hüzünsüz çocuk günlerimi
Güneş bir başka ısıtıyor
Uçurtmam özgürdü barışta
Şimdi pencerede ışık
Radyoda şarkı
Sokakta insan
Takılıyor karanlığa
Aydınlık yol çizmiştim
Üşüyorum bu kentte

Sevim Yazar – Radyodaki Şarkı

*

Bir sıyrılış şiirinden en fazla kim kaçabilirdi, çıplak ayakla?
Bir ötekinin gülüşünün soytarısı olmaktan ya da ağır kokan bir cümlenin dinleyicisi seçilmekten…
En fazla kim kaçabilirdi?
Bir yalanın esirgeyişlerine yenik düşmekten bazen…
Yüzün suça bakan renginden ya da seslerin örtemediği tekilliklerden…
En fazla kim kaçabilirdi?
En fazla kim kaçabilirdi yine;
bir sevgilinin çoğalan bedeninden,
gülüşünden,
güzünden bir de…
Ya yarım kalmaktan,
her tamamlanma girişimi ardından…
En fazla kim kaçabilmiştir
yağmayan bir yağmurdan…
Güçlü bir sarsıntı sonrası,
yarılan yerlerinden toprağın…
Bir babanın kuytudaki pişmanlığından…
Üşüyen bedenlerin tanrılar yapışından kendine,
güneşten…
En fazla kim kaçabilmiştir,
gökyüzünün yırtılan yerinden.
Kuşlardan başka…
Anlamını sevmediği resimlere ve yüzlere bakmaktan… Uyumaktan,
tükürmekten,
anlamaktan
ve anlatamamaktan
çoğu zaman bir şeyleri.
Anlatacak zat-ı muhtereme
bir türlü rastlayamamaktan…
En fazla kim kaçabilmiştir?
Kim kaçabilmiştir,
çürüyüşün ağrılı kahverengisinden.
Düşlerin düne bulaşan yerlerinden.
Ve dünden bugüne düşenlerden…

Melike Şenyüksel – Sıyrılış

*

bedeninle bedenim,
arasına tel örgüler çekilmiş iki yasaklı bölge şimdi,
geçişi çok uzak zamanlarda kalmış
Yokluğunun coğrafyasında cirit atan
tek gözlü çift başlı acılar dikildi karşıma
kınından çıkan ucu sivri hatıralar
saplandı bilincimin en diri yanlarına
yırtıcı bir fotoğraf, pençesine aldı gülüşümü
ve savurdu bir okyanusun en dibine
korkular devriye gezdikçe bedenimde
göz altına alındı umutlarım
Yalnızlık,
yatağıma musallat olan sinsi bir sevgili
Koynuma aldıkça, hüzün yüklü bir şiir çağırıyor beni uzaklardan sevda cümlelerinin
Aşk yüklü dizelerine takılıp
Kovuluyorum
Hiçbir dizeye duygu veremeyen
Pörsümüş, uyumsuz bir sözcüğüm şimdi
ilişmeye çalıştığım bir şiirde
yavaş yavaş anlamımı yitiriyor
hiçliğe yuvarlanıyorum!

Nilay Akçay – Yokluğun Vurgun

*

yine savuruyorsun eteklerini
yalan maskelerin gölgesinde
ben sana bağlı,
sen bana acımasız
sevmek bela seni
ey dünya!
ölürsen üşürüm.
hiçbir şeyim yok iki dizimden başka
bir de yürek çarpıntısı
gizlerle dolu incecik kanayan
yeşil dalgalar geçti
yüzümün kıyısından
senin harmanında döküldü bu saçlarım
içimde büyüyen hiçliğin mülkiyetim
olmadı öyle beklentim
hiç avcı olmadım,
olmak da istemem
vurgun yedim sevdiğim insanlardan
güz soluğu yıkıntılarında, sessiz
Arzu K. AYÇİÇEK – Böyle Bağlar

*

Aşkın çiçeklidir penceresi kapısı
Sevgi ve özveriyle örülü yapısı
Çıkmaz çiçeğinin yıllarca kokusu
Temelli gitse bile
Geride kalır tortusu
Herkes kiracıdır
Yoktur kimsede tapusu
Erhan Tığlı – Âşkın Tapusu Kimde

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: