Elâ gözlü kahverengi kedi…


‘Miyav’ bile demedi!

ela_gozlu_kahverengi

NEDEN varım, buradayım, yalnızım, mutsuzum, daha fazlasına sahip değilim?
HANGİ kitap, kadın, adam, film, müzik?
NEDİR aşk, dostluk, bağlılık, yaşam, ölüm, arkadaş, para? KİMDİR eşkıya, şair, yazar, âşık, sadık?
NEREDEDİR Atlantis, en büyük dağ, en basit yaşam, en güzel sözler?
KİMİNLEDİR mutluluk?
KİM sever, nefret eder, aldatır, çalar, gider, döner, gelir?
NİÇİN geri gelir terk edenler, dönmez hiç bazıları, doğarız, ağlarız, güleriz, ölürüz, yaşarız?

© photocredit

***

Kadın, kış güneşine sırtını vermiş oturuyordu. Kalktı. Alacakaranlık odaya girip, beş raflı kırmızı kitaplığın dördüncü rafındaki fincandan bozma, beyaz kalemliğin içinde duran rengârenk kalemlerden, ilk gözüne çarpanı değil, onun hemen yanındaki simsiyah olanını aldı.

Bu kalemin mürekkebi, zencefil kokuyordu. Kendi kendisine sorduğu “Neden ilkinden vazgeçtin?” sorusuna, sola dönüp yürürken, “Bu daha zarif ve yazması daha rahat” cevabını verdi.

Mutfağa girdi. Sol elindeki kalemi mutfak dolabının kulpuna takıp, kapağı açtı. Parmak ucunda esnedi. Sağ eliyle, şeffaf bir cam bardak aldı, kapağı kapattı. Tüm bunları yaparken, kalemle ilgili sorusu hariç aklı bomboştu. Kendinden başka biri tarafından yönetiliyormuşçasına mekanik hareketlerle mutfaktan çıktı, oturdu. Sırtını yine güneşe verdi.

Eskiden bunu her yapışında kendini rahatlamış, arınmış ve mutlu hissediyordu. Gizemli bir güçle arasındaki bağı düşünmek huzur veriyordu ona. Şimdi, sorularına cevap veren bu güce ihtiyacı olmadığını hissediyordu ve bu duygu kadını endişelendirdi; ürpertti.

Gözlerini açık sarı duvara dikip baktı otuz saniye kadar. Soruların olmayışını fark etti. Kibirli bir gülümseyiş belirdi yüzünde. Tüm soruların cevabı bir bedene dönüşmüş ve karşısına hediye gibi çıkıvermişti. Elâ gözler kendi gözlerine girdi gireli, tüm soru işaretleri yerle bir olmuş, dert edilmez hatta unutulmuşlardı.

NEDEN varım, buradayım, yalnızım, mutsuzum, daha fazlasına sahip değilim?
HANGİ kitap, kadın, adam, film, müzik?
NEDİR aşk, dostluk, bağlılık, yaşam, ölüm, arkadaş, para? KİMDİR eşkıya, şair, yazar, âşık, sadık?
NEREDEDİR Atlantis, en büyük dağ, en basit yaşam, en güzel sözler?
KİMİNLEDİR mutluluk?
KİM sever, nefret eder, aldatır, çalar, gider, döner, gelir?
NİÇİN geri gelir terk edenler, dönmez hiç bazıları, doğarız, ağlarız, güleriz, ölürüz, yaşarız?

Ve daha fazlasıyla birlikte tümü, bir elâ aydınlık, bir çift cennet huzmesi ile yok oldu. O gözler süzülerek yaklaştılar, kapanıp açıldılar ve kadını tamamen sardılar. Gözler, daha fazla yakınlaşamaz hale geldi. Kadının içindeki doldurulamamış tüm boşluklar, kahverengi başı kollarının arasına alışıyla, tükendi. Endişenin kırıntısı kalmadı. Bir zamanlar cevaplar peşinde olan kadın, soruları, cevaplayanları, soru soran, kaynak oluşturan diğerlerini istemsizce, çabasızca, kolayca unutuverdi.

Güzel gözlerin ve kahverengi küçük başın sahibinin sıcaklığına sımsıkı sarıldı. Parmaklarını göğsünde, boynunda, kulaklarında, ensesinde yumuşacık kaydırdı, güzel başını okşadı. Hiçbir karşılık vermek zorunda olduğunu hissetmeyen soru unutturan kalktı, kadına dikkatlice baktı. Kadın bu saniyeyi fotoğraflayabilse, çerçevenin altına huzur kelimesini iliştirirdi.

O, sonbaharda yeşilden kırmızıya dönen sarmaşık yaprakları kadar kararlı bakış yok oldu. Baş çevrildi, sonra döndü, kadına yeniden baktı. Sırtını döndü, yürüdü. Gidip su içti. Diliyle üst dudağını küçük bir çocuk gibi yalarken, elâlarını yine kadının gözlerinin en içine dikti. Başını öne eğdi, usul usul kadına sokuldu. Başını, temkinlice kadının kucağına bıraktı.

Kadın büyülenmiş, hareketsiz kalmış ve kendisini büsbütün teslim etmişti tasasızlığa. Bu sırada soruları yok eden gözlerin sahibi sevilmek, daha çok, daha fazla sevilmek istiyor, başını küçük kıpırtılarla kadının kucağında bırakmaya devam ediyor, gözlerini kapatıyordu. Onun, kadının ellerine, sevgisine, sevecenliğine, bağlılığına, istemli köleliğine, anaçlığına, kısacası tüm doğasına sahip olduğunu hissedebildiğinden emindi kadın.

Bu güzel gözler, sahip olmaya hep hazırdı. Kadının tüm sevgisine sahip oldu. Tüm nefretini aldı, tamamını yok etti. Kadına yaratıcı olduğunu hatırlattı, güç verdi. Üstelik bunları tek bir kelime etmeden anlattı. Sarı duvardaki örümceğin odadaki haccını tamamlaması bitinceye kadar geçen bir süre sonunda, tüm başına buyrukluğunu yanına alarak gitti yine.

Bu kez acıkmıştı. Kadın arkasında kaldı. Onun gidişini, ardından da yemek yemesini büyük bir hayranlıkla izlerken, o güzel ağzın, karın doyurmaktan başka işe yaramıyormuş gibi göründüğünü düşünerek gülümsedi. Kadının bakışlarına ve gülümseyişine karşılık verir gibi birkaç defa hınzırca baktı. “Benimsin ve hep öyle kalacaksın, söz!” dedi sanki. Ya da kadın böyle olduğunu düşünmek istedi.

Gözlerinde “Hadi, beni sevmene izin veriyorum…” bakışıyla adımlar attı, sıcacık kucaktan yatağa kendisini bıraktı. Ve uyudu. Kollarını, ayaklarını hiç kıpırdatmadı. Gözleri kaybolur kaybolmaz, kadın onu özledi. Başını okşadı. Uzun bir süre böyle kaldılar; sorusuz, endişesiz, kimsesiz ve sessiz…

Çalan telefonla gözlerini tedirgin ve öfkeyle açtı. Kadına baktı. Kafasını kadının kucağından kaldırdı, ayaklandı. Diğer odaya girmeden önce döndü baktı, gerindi ve gözden kayboldu.

Kadın, çalan telefonu umursamadı. Hiç düşünmeden arkasından gitti. Kapıya vardığı sırada huzur, geriniyor esniyor ve yeniden yatmaya hazırlanıyordu. Kadının geldiğini fark etti, döndü baktı. Üst dudağını yaladı ve esnedi. Kadın o an gözlerinde “İstersen gel” bakışını gördüğünü düşündü, emin olamadı. Bir süre kapıda kaldı, uyumasını izledi. Onsuz yapayalnız kalan kadın sorusuz ve cevapsızca döndü, telefon çalan odaya geçti. Şimdi telefon da susuyordu. Cam sürahiye gözü takıldı, susadığını fark etti. Bir bardak su doldurdu. İçemedi. Sessizliği dinledi. Siyah renkli kalemin yanındaki kaleme uzandı eli bir zaman sonra. Su içti.
Gizem Kara – Kedi Miyav – Marmaris/İzmir.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: