Ânın mekândayız…


Ey Sevgili!

mekan

söyle bunun adı ne,
bu kaçıncı boyuttur
saklanır
bal uzatır altında tatlı dilin
istediğin hayali,
istediğin düşü kur
nihayette sana bir lütuf olur
sevgilin ten
bugün var yarın yok
sükût sadıktır
sana en güzel dokunmaksa
gözden göze sadelik
zamanın durmayışı siper olur
yangına
fırtına diner
her şey hatıradır ve silik

© photocredit

***

9 Kasım’09 Hep bir mekân bakardı
Tatil sokaklı kentte
Bedeni ah çekerdi geçerken
Rakılı yeni masadan
Yılların iç geçmişliği
Bir tılsım dokunuşunda
Anın mekândayız
Alamamış fetvayı gönül
Dayandıkça dayandı
Verilince…
İşte şimdi oradayız
Alımlı
Anlı
Sonbaharda
Son durum duruşu
Yaşama baktığım
Yaşam bakışlı da
Ver hadi düş perisi
Hayırlısı aksın incinmesin kadehler…
9 Kasım’09
Hiç bu kadar dolmamıştı
Dolum yoktu bu sefer
Yaşam var
Akışlı
Tutuşlu
Dişli (Hayatı tersten yazdığım)
Diri…
Irmağın denize dökülmeye
Çalıştığı
Yaşam anındayız
Buluşmaya az kaldı mı?
Güneş devirirken bedenini
Siluet gözüken
Ayakta duran
Tepeler
Eşliğiniz elimde
Ruhumdan başka gelmeyen
Koyu gri-batmış maviyim
Aradan kalan
Artık…
Suyu da yansıtıp
Gün dönümünüzde kayboldum
Hadi be işte vakit tamam
Keyifiz, vilisipit olacağız bu akşam
9 Kasım’09
Şekil ver ok yönünde ilerle
Su tersten aksın
Akan yaşam kayıkta.
İçinden çıkılamayacak
Boş tabakta
Yaşamlıyım
Karşımda kendisi dururken…
Masa da iki tür yazılır
Yeni Rakı
Biri şişede durur
Sıvı akıldan
Diğeri peçetede,
Dudak susturur.
Bir de iki kadeh
Verdikçe yürekten
Beyazlar,
Yanında sade durur beyazı;
Akışkan.
Karşılıklı bakışırlar
İkisini de vurur hayatın dokunuşu
Biz hangisindeyiz hayat
Hayat rakı akar iken.

Zafer BAYKAL – Bir Yokoluş Simgecisi

*

fırtına kopar gelir
ta zülfün tellerinden
sarsar bir deprem gibi,
gerilir her bir damar
yıldırımlar çıkarır
titreyen ellerinden
nefesini aktarıp
tırnak ucuna kadar
söyle bunun adı ne,
bu kaçıncı boyuttur
saklanır
bal uzatır altında tatlı dilin
istediğin hayali,
istediğin düşü kur
nihayette sana bir lütuf olur
sevgilin ten
bugün var yarın yok
sükût sadıktır
sana en güzel dokunmaksa
gözden göze sadelik
zamanın durmayışı siper olur
yangına
fırtına diner
her şey hatıradır ve silik

Ahmet Yalçınkaya – İlişki

*

Islatamadı
Hüzün yüklü yağmurlar
Ak saçlarla bezeli
Pembe yanakları
Yakamadı
Kor ateşli alevler
Dingin yürekleri
Kıramadı
Acımasız baltalar
Korkusuz yaşamın
Güçlü dallarını
Karartamadı
Yoz bulutların
Kin boyalı karaları
Aydınlık yaşamları
Örtemedi
İlkesiz düşünceler
İlkeli insanların
Yitimsiz güneşini
Yıkamadı
Güçlü kalelerini
Kutsanmış toprakların
Ulusal Birlikteliğin
Anlamını bilemeyen
Kör değnekle yürüyenler
Bir başına kaldı
Kimliği yitik
Zavallı varlıklar
Ne ellerinden tutan oldu
Ne de kapılarını çalan.

Yıldız Tümerdem – Kör Değnekli Yaşam

*

Biz ana rahminde gurbete düştük
Ninniler öğrendik, sen var içinde
Kederi, öfkeyi sineye dürdük,
Halaya dizildik aşkın deminde
Oluk oluk aktık hem de akıttık
Uzadıkça ara sana yakındık
El verdik, kol verdik kan kana kattık
Çağladık can verdik damarlarında
Siper olduk sana esen poyraza
Ateş olduk karşı durduk ayaza
Adınla başladık hakka niyaza
Mum olup dikildik yamaçlarında
Bir yaranı sardık, bini açıldı
Deccal ambarında, unun kaçırdı
Büyüttük, besledik yobaz göçürdü
Alkış tuttuk ahın ihtişamında

Muzaffer Yanık – Memlekete Merhaba

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: