İnsanların sade yaşamını zehirleyenler…


Kadından nefret eden «Tanrılar»; «Kanserli» hücreler; «Uyuyan» hücreler; Robotlaştırılanlar; Yüksek teknolojik olanaklar!

Ve Tanrı kadını yarattı. Gençliğimizin ilâhelerinden BB’nin abideleşmeye başladığı ‘Et Dieu… créa la femme’ filmi, 50’li yılların sonunda cinsellik alanında bir devrim simgesi olmuştu. kadin1 Günümüzde ise, o günlerin masumiyetinin yerini kadını istismar aracı olarak kullanan Tanrılar, bambaşka devrimlerin peşinde koşuyorlar! Uzak Doğu üretimi birbirinden çekici kadınlar, pardon kadın robotlar da erkeklerin yataklarını süslemeye başladı bile. Yıl 1987… Fatma Girik ve Kemal Sunal daha o zaman, geleceği görmüşçesine, ‘Japon İşi’ filmini çevirmemişler mi! Peki ya «robotlaştırılanlar»a ne demeli! Ancak bu makalenin konusu cinsellikle yakından uzaktan ilişkili değil. İyi okumalar!

***

YÖNETENLER-YÖNETİLENLER VE ROBOTLAR
28 Mart 2016-ANKARA

© Prof.Dr.Nurullah Aydın – İnsanoğlu; binlerce yıllık bilgi birikimini, yüksek teknolojik devrimle uygulamaya dönüştürdü. Yüksek teknoloji her alanda günlük yaşamı kolaylaştırırken, yöneten-yönetilen ilişkilerini de şekillendirmede de araç olarak kullanılmaya başlandı.

Robotlar sanayide kullanılmaya başlanırken, robotlaştırılan çok yönlü eğitimden geçirilen siyasetçi, akademisyen, bürokrat, asker, emniyetçi, gazeteci, işadamı ilişkiler ağı kuruldu.

Derin dünya örgütleri,açık dünya örgütlenmeleri ile dünyanın hemen her coğrafyasını şekillendirmeye başladılar. İstihbarat yapılanması siyasetçi, gazeteci, güvenlikçi sacayağına göre şekillendirildi.

Demokrasi diye basit oy ve seçim sistemi yalanı ile halk kitleleri uyutularak yönetme sistemi kuruldu. Halk, dört yılda bir verdiği oyuyla ülkeyi seçenleri seçtiğine inandırıldı. Oysa; seçimi kazandırılacak yönetecek kişileri de kendileri seçtiler. Ve halka seçtirttiler.

Bunun için de ülkeleri yönetecek kişileri; hırslı, zekası kıt, bilgisi kıt, maceracı, şöhret hastası psikopat tiplerden seçtiler. Bir nevi ucube tiplerden, robot lider ve ekibini oluşturdular.

Bunlar birer emireri yani işbirlikçi yapılırken, kitleleri peşinden sürükleyecek şekilde kamuoyu oluşturmak için itaat kültürünü, biat anlayışıdini motiflerle süslediler.

Türkiye’de; yeni Osmanlı hülyalarının görkemini kazandırmak için hayata geçirilen casusluk ağına düşen, kurtulamıyor. Ya kullanmaya rıza gösteriyor veya basit nedenlerle suçlanıyor ya da tutuklanıyor ve nihayetinde etkisizleştiriliyor.

Ortadoğu toplumlarında; Batı ve Rus, Çin casusları adeta cirit atıyor. Metal dedektörlerden ve kimlik kontrollerinden geçmek günlük hayatımızı zorlaştırırken sırlarımızı ve karar verme yetkimizi yeterince koruyamıyoruz. ABD istihbarat örgütlerince yetiştirilen gizli tarikat ve cemaat ajanlarının çalışma yöntemlerini, bilmek anlamak gerekir.

Casusluğun en klasik yöntemlerinden biri olan güzel kadın numarası yerini dini bütün başı örtülü türbanlı, casus şebekesinin gözdeleri arasında yer almıştır. Ülke içi veya uluslararası örgütlerde çalışan orta yaşlı görevlilere genç ve çekici türbanlı ya da türbansız kadınlar sıklıkla yanaşır. Bunların bazıları karar verme süreçlerini etkilemeye ya da hassas bilgileri ele geçirmeye eğilimlidir. Bu asistanların adına çalıştıkları politikacıların genelde ileri demokrasi, özgürlük, insan hakları gibi değişim dönüşüm gibi argümanları desteklemesi tesadüf olamaz. Uzman ya da genç stajyerler bu büyük karmaşık yapılanmanın serçeleridir.

En tehlikeli uyuyanlar; siyasetçi, bürokrat, akademisyen ve gazetecilerdir. Bu kişiler hakkında ayrıntılı bir güvenlik soruşturması yapılsa ailede ajanlık bağlantısı bulunabilir. Kimse bu kişilerin görev adıyla yaptıkları temaslarda, istihbarat örgütleriyle temasa geçip geçmediklerini araştırma zahmeti duymuyor. Vurdumduymazlık var mı yok mu, belli değil.

ABD, Rusya, Çin, İngiltere, İsrail istihbarat şebekeleri kendi vatandaşlarına da şantaj yoluyla yurtdışında bilgi toplatıyor. Bir telefon şirketinde ya da vergi dairesinde çalışan biri gizli görevdeki bir ajanı kolay deşifre edebilir. Güvenlik taramaları yapılmalı. Ama kim yapacak?

Uyuyan ajan tehlikesinin kimse farkında değil. Yıllarca kimliklerini saklayarak yabancı istihbarat örgütleri hesabına çalışan birçok kişi var. Yerli ve yabancı dostunuz size yönetici olduğunu söyleyebilir. Belki doğrudur. Ama ajan olabilir, mafya için çalışabilir. Belki de hepsidir.

Eğitim ve askeri anlaşmaları ile Amerikalı uzmanlar, devletin stratejik yönetim birimlerinde görevdedir. Bu dönemde ise; FBI, CIA, NSA, MI6 ajanı, kamu görevlisi yapıldı.

Yine; Birçok üniversitede görev yapmak üzere onlarca Amerikan istihbarat görevlisi Türkiye’ye getirildi ve bunlar İngilizce öğretmeni kılığında çeşitli üniversitelere sokuldu.

Mandacı işbirlikçi zihniyette olanlar için; devlet istihbaratı değil kendi varlıklarını koruma ve kollama, iktidarda kalma gibi amaçlar önemlidir. Buna odaklı özel istihbarat yapılanmasına yönelmişlerdir. Bunun yanında devletin istihbarat kurumlarını da ele geçirmişlerdir. Ne yazık ki bu düşünce ile devlet kurumlarını altüst etmişlerdir.

Ne işbirlikçiler ne efendileri, dirilişe engel olabileceklerdir. Tarihte olduğu gibi bu bugünlerde de görevlerinin gereğini yapacaklar vardır. Bu gerçek bilinmelidir.

O gün; işbirlikçilerin, mandacıların nasıl feryatlar içinde kalacağı, kaçıp gitmek için çaba göstereceğini herkes ama herkes görecektir. İhanet içinde olanların birbirini nasıl ispiyonlayacağı, bedel ödememek için nasıl döneklik yapacağı görülecektir.

Günün Sözü: Hayalleriyle hırslarıyla şöhretli kılınanların kabusu çabukça gerçeğe dönüşür.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: