İyi dinle beni ey vatandaş…


Kelâmım sanadır!

İtirazım var bu zalim kadere, bu sonsuz kedere, Feleğin sillesine hayatın cilvesine, dertlerin cümlesine, yaşamadan ölmeye, bu yalan dolana, değişmez yazıma, yalan dolu gözlere durulmamış sözlere, evet itirazım var! dinleme_sanatıTürkiye hayvancılıkta sıkıntılar yaşasa, et ve et ürünleri konusunda sorunlarla karşılaşsa da, bir koyunlar ülkesi! Türkiye’de yaşam da duyguların istismarı ve hamaset üzerine kurulu. Bunca can kaybına rağmen buna yol açan politikaların doğru olup olmadığını alenen sorgulamaktan korkanlar memleketi. Giderek artan ölümlerin yanlış politikaların sonucu olduğunu görmezden gelip, mimarlarına “Yaşa Padişahım” diye diye alkış tutanlar toprağı. Faturaları ödeyenler ise yoksul halkın çocukları. Oysa bir devletin yaşayabilmesi için vatandaşlarını bile bile ölüme yollamak yerine, yaşatıcı politikalar izlemesi gerekmiyor mu? İnsan hayatı bu kadar ucuz mu? Şimdi artık «ucuz hamaset» söylemlerine kanmadığınızı topyekün gösterme zamanıdır!

***

İTİRAZIM VAR !

ozcan_pehlivanoglu

Özcan Pehlivanoğlu – Türkiye her ne kadar hayvancılıkta sıkıntılar yaşayıp, et ve et ürünleri konusunda problemleri olsa da, mecazi anlamda koyunlar ülkesi!

Hem bu koyunlar istemediğiniz kadar ve sürüler halinde yaşıyor. Başlarındaki çobanlar nereye gidiyorsa, onlar da o tarafa sürükleniyorlar…

Hayatımız, üzülerek ifade edeyim ki, duyguların istismarı ve hamaset üzerine kurgulanmış. Eğer aksi olsaydı, bütün gelişmişlik verileri karşısında, itiraz hatta isyan ederdik. Ama susuyoruz!

Uyumsuz damgası yemiş olsam da, ben bunu kabullen(e)miyorum ve hatta itiraz ediyorum.

Bugün başta Çanakkale Müdafası’nda yitirdiklerimiz olmak üzere tüm şehitlerimizi anıyoruz. Allah hepsinden razı olsun ve bizleri onların şefaatlerine nail eylesin. Buraya kadar tamam!

Ancak şehadetlere yol açan savaşların ve bu savaşlara yol açan politikaların doğru olup olmadıklarının mutlaka sorgulanması gerektiğine inanıyorum.

Örneğin bir vatan, din, namus ve milliyet savunması olan “Çanakkale Müdafası” nın sebep ve sonuçları, her Türk vatandaşı tarafından genel hatları ile bilinmelidir. Olaya sadece şehitler açısından bakmak, maalesef benzer olayların tekrarlanmasına sebep vermektedir ve verecektir.

Eğer biz o dönem, Türk Silahlı Kuvvetlerini bir Alman generalinin ve subaylarının yönettiğini bilsek, bu savaştan çok değil 30 küsur yıl sonra NATO’ya girer miydik?

Ya da müttefikimiz Almanların, karşı cephemizde yer alan İngiltere’nin Kudüs ve Filistin’i ele geçirmesiyle, kiliselerinde ayinlerle kutlamalar yaptığından haberimiz olsa, bugün Merkel’in tatlı vaatlerine kolayca kanar mıydık?

Türk-Yunan İlişkilerinde hep kaybeden taraf olarak, melanet yuvası Fener Rum Patrikhanesi’nin oyunlarının farkında olsak, Çipras’ın uzattığı sahte dostluk eline; Ege’de adaları ve Kıbrıs’ı feda eder miydik?

Ya da bu ve benzeri örneklerde olduğu gibi yanlış politikaların mimarlarına hep “Yaşa Padişahım” demesek, bunlar başımıza tekrar tekrar gelir miydi?

Tarihimiz, çoğunlukla şehadetlerle dolu savaşlardan müteşekkil… Bu savaşlarda, yanlış politikalar ile satılmış idarecilerin faturası, hep mağdur ve yoksul halkın çocuklarının canı ile ödenmiş ve ödenmeye devam ediyor.

En son örneği de; o kadar bağırıp çağırmamıza rağmen, pkk’nın Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaptığı yığınağın, iktidar ve devlet yöneticilerinin eli ile seyredilmiş olmasıdır. Bilanço 400’e yakın şehit ve bir o kadar da yaralıdır. Bunlara başta Ankara olmak üzere muhtelif yerlerde meydan gelen bombalamalar ve olaylar sonucu kaybettiklerimiz de dahil değildir.

Bu şehadetlere de, Çanakkale’de “çocuk askerler” dahil diğer şehadetlere de, hatta tüm savaşlarda kaybettiğimiz insanların canlarını yitirişlerine de itirazım var.

Bizim düsturumuz “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın” değil mi? Hani insanı yaşatmak?

Siyaset adamları ve bir devlet için, insan hayatı bu kadar ucuz olmamalı!

Bunlar bize gösteriyor ki; adına Türkiye dediğimiz bu ülke yüzyıllardır iyi yönetilmiyor. Yönetilmiyor ki; askeri, ekonomik, siyasi ve kültürel alanlardaki başarısızlığın bedelini fakir fakura çocukları canları ile ödüyor. Ancak bunlar da halka çoklukla “zafer” diye sunuluyor.

Şahadet mertebesi benim inancıma göre çok yüksek bir makamdır. Bu makamda oturmaya hak kazanmış olanlara, elbette gıpta ediyorum. Ve onlara çok şey borçlu olduğumu da biliyorum. Ancak doğru olan şeyin de, şartlar ne olursa olsun insanları yaşatmak olduğuna inanıyorum.

Buradan iktidarda olsun olmasın tüm sorumluluk sahiplerini uyarıyorum; yaptığınız yanlışları ucuz hamaset söylemleri ile örtmeye kalkmayın, yemiyoruz!

*

ozcan_pehlivanoglu1

email

twitter

twitter

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: