«Poker Party» in Brussels!


Turkey – EU: Deal under threat !

 Most of the attention focused on the objective to agree on a further strengthening of our cooperation with Turkey. As the negotiations intensify and we are moving into difficult talks. The agreement must be acceptable to all 28 Member States, no matter big or small; must fully comply with EU and international law, must effectively help to solve the migration crisis.  Only if we all work together in a coordinated manner and keep our cool, will we achieve success. I am cautiously optimistic, but frankly speaking more cautious than optimistic.      [Statement on Turkey : President Donald Tusk ]

Most of the attention focused on the objective to agree on a further strengthening of our cooperation with Turkey. As the negotiations intensify and we are moving into difficult talks. The agreement must be acceptable to all 28 Member States, no matter big or small; must fully comply with EU and international law, must effectively help to solve the migration crisis. Only if we all work together in a coordinated manner and keep our cool, will we achieve success. I am cautiously optimistic, but frankly speaking more cautious than optimistic.
[Statement on Turkey : President Donald Tusk]

***

Türkiye’nin 7 Mart Zirvesi’nde AB’ye sunduğu plan üzerinde AB üyelerinin henüz bir anlaşmaya varamadıkları görülmektedir. Brüksel’deki kaynaklara göre, Türkiye’nin talep ettiği koşullar ile ilgili olarak, üyeler arasında anlaşmazlıklar hala devam etmektedir. AB, Türkiye’nin talep ettiği 2018 yılına kadar 3 milyar avro ek kaynak için, önce 2016-17 için öngörülen 3 milyar avronun uygun şekilde harcanması ve ancak bu dönem sonrası ek yardımın kesinleştirilmesini ileri sürmektedir.

7 Mart Türkiye-AB Zirvesi, kamuoyuna mülteciler üzerinden gerçekleştirilen bir pazarlık olarak yansımasına rağmen, Türkiye’nin talep ettiği bu paranın mülteciler için harcanacağı ve bu konunun AB ve Türkiye’nin ortak meselesi olduğu unutulmamalıdır. Mültecilere yönelik hizmetlerin, mülteci haklarını gözeten bir biçimde sağlanması, sınırlarda son derece zor koşullarda bekleyen ve AB’ye gitmek için hayatlarını riske atan mültecilerin durumunun bir an önce iyileştirilmesi bir pazarlık konusu olmanın ötesinde bir insanlık meselesidir. Bunun için de yalnız AB’nin değil, tüm dünya devletlerinin kaynak aktarımı konusunda işleyen bir mekanizma oluşturmaları elzemdir.

“Türkiye vize serbestliğinin 72 kriterin yerine getirilmesine bağlı olduğunu biliyor. AB’den beklentimiz Türkiye’nin koşulları yerine getirme durumunu ele alırken mümkün olduğunca yapıcı ve kolaylaştırıcı bir tutum alarak objektif bir değerlendirme yapmasıdır.”

İkinci önemli konu olan vize serbestliğinin Haziran 2016’da gerçekleştirilmesi talebi için ise AB liderleri Türkiye-AB Vize Serbestliği Diyaloğu Yol Haritası’ndaki kriterlerin yerine getirilmesi koşulunu gündeme getirmektedir. Söz konusu Vize Serbestliği Diyaloğu Yol Haritasını değerlendiren ikinci ilerleme raporu Avrupa Komisyonu tarafından 4 Mart tarihinde yayınlanmıştır. Bu raporda, Türkiye’nin toplam 72 kriter arasında bugüne kadar yerine getirdikleri sıralanmakta ve henüz yerine getirilmeyen koşullar toplam 46 (alt başlıklar ile 53) maddelik bir liste halinde sunulmaktadır. Türkiye’nin bu süreci devam ettirmesi ve 46 maddede özetlenen koşulları yerine getirmesi gerekmektedir ki bu koşulların başında Haziran 2016 itibarıyla hayata geçirilmesi öngörülen Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması’nın uygulanması gelmektedir.

AB ile mülteci konusundaki uzlaşının vize ayağının gerçekleştirilmesinin bu kriterlerin yerine getirilmesine bağlı olduğu baştan beri bilinmektedir. Türkiye de vize serbestliği için hedef tarihin Haziran 2016’ya çekilmesini önerirken, bu koşulları yerine getirmesi gerektiğini bilmektedir. Türkiye’nin önümüzdeki 2 ay boyunca hızlı hareket ederek bu koşulların büyük çoğunluğunu yerine getirmesi için yasal reformları gerekmektedir. Bu uzlaşının Türkiye’ye düşen tarafıdır. AB’den beklentimiz ise Türkiye’nin koşulları yerine getirme durumunu değerlendirirken, mümkün olduğunca yapıcı ve kolaylaştırıcı bir tutum alarak objektif bir değerlendirme yapmasıdır. Bu şekilde iki taraf arasında karşılıklı güvenin tesis edilmesinde önemli bir ilerleme sağlanacaktır.

“Mülteci sorunu ve düzensiz göçün önlenmesi gibi konularda işbirliğinin aday ülke olan Türkiye ile üyelik müzakereleri süreci çerçevesinde ele alınması en gerçekçi çözümdür.”

Son olarak, Türkiye’nin üyelik müzakerelerinin hızlandırılması talebi karşısında AB çekimser davranmaktadır. Bu konunun daha fazla belirsizlik içinde bırakılması tüm ilişkileri çıkmaza sokacaktır. Elbette, Türkiye’nin siyasi reform sürecine devam etmesi ve yargının bağımsızlığı, medya özgürlüğü gibi konularda ilerleme sağlaması koşuluyla, müzakere sürecinin ilerletilmesi Türkiye-AB ilişkilerinin sağlıklı bir şekilde devam etmesi açısından elzemdir. Özellikle Türkiye-AB ilişkilerindeki en güncel konulara karşılık gelen, yargı ve temel haklar, adalet, özgürlük ve güvenlik, enerji, dış, güvenlik ve savunma politikası gibi başlıkların açılabilmesi için blokajların bir an önce kaldırılması gerekmektedir.

AB ile mülteci konusundaki uzlaşının vize ayağının gerçekleştirilmesinin bu kriterlerin yerine getirilmesine bağlı olduğu baştan beri bilinmektedir. Türkiye de vize serbestliği için hedef tarihin Haziran 2016’ya çekilmesini önerirken, bu koşulları yerine getirmesi gerektiğini bilmektedir. Türkiye’nin önümüzdeki 2 ay boyunca hızlı hareket ederek bu koşulların büyük çoğunluğunu yerine getirmesi için yasal reformları gerekmektedir. Bu uzlaşının Türkiye’ye düşen tarafıdır. AB’den beklentimiz ise Türkiye’nin koşulları yerine getirme durumunu değerlendirirken, mümkün olduğunca yapıcı ve kolaylaştırıcı bir tutum alarak objektif bir değerlendirme yapmasıdır. Bu şekilde iki taraf arasında karşılıklı güvenin tesis edilmesinde önemli bir ilerleme sağlanacaktır.

“Mülteci sorunu ve düzensiz göçün önlenmesi gibi konularda işbirliğinin aday ülke olan Türkiye ile üyelik müzakereleri süreci çerçevesinde ele alınması en gerçekçi çözümdür.”

Son olarak, Türkiye’nin üyelik müzakerelerinin hızlandırılması talebi karşısında AB çekimser davranmaktadır. Bu konunun daha fazla belirsizlik içinde bırakılması tüm ilişkileri çıkmaza sokacaktır. Elbette, Türkiye’nin siyasi reform sürecine devam etmesi ve yargının bağımsızlığı, medya özgürlüğü gibi konularda ilerleme sağlaması koşuluyla, müzakere sürecinin ilerletilmesi Türkiye-AB ilişkilerinin sağlıklı bir şekilde devam etmesi açısından elzemdir. Özellikle Türkiye-AB ilişkilerindeki en güncel konulara karşılık gelen, yargı ve temel haklar, adalet, özgürlük ve güvenlik, enerji, dış, güvenlik ve savunma politikası gibi başlıkların açılabilmesi için blokajların bir an önce kaldırılması gerekmektedir.

Son safhada, mülteci sorunu ve düzensiz göçün önlenmesi gibi konularda işbirliğinin aday ülke olan Türkiye ile üyelik müzakereleri süreci çerçevesinde ele alınması en gerçekçi çözümdür. AB’nin bu süreci canlandırmayı tercih etmeyip, sorunu kısa vadeli önlemlerle ele alması sürdürülebilir bir çözümü ertelemekten başka anlama gelmemektedir.

TÜRKİYE-AB İŞBİRLİĞİNE İLİŞKİN ALTI İLKE

Avrupa Komisyonu 16 Mart 2016 tarihinde yaptığı açıklamada, mülteci krizinde Türkiye ile AB arasındaki işbirliğinin altı temel ilkesini belirledi. 7 Mart 2016 tarihinde AB liderleri mülteci akımını durdurmak için AB dış sınırlarında güvenliğin güçlendirilmesinde uzlaşmıştı. Bu çerçevede AB liderleri, Türkiye’nin söz konusu soruna ilişkin getirdiği ek önerileri memnuniyetle karşılamıştı ve Türkiye ile altı temel ilke üzerinde çalışma konusunda anlaşmıştı. AB Konseyi başkanı Donald Tusk’ın, 18-19 Mart 2016 tarihlerinde gerçekleşecek Konsey toplantısı öncesinde Türkiye ile önerileri ve detayları konuşması öngörülmüştü.

Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans, söz konusu konu ile ilgili şöyle bir açıklamada bulunmuştu: “İnsanlık, dayanışma ve ahlaka inanan herhangi bir kişinin insanların sömürüldüğü ve hayatlarının tehlikeye atıldığı bu kötü durumdan hoşnut olması mümkün değildir. Bu düzeni mutlaka kırmalıyız. AB ve Türkiye arasında görüşülen ve tüm yeni düzensiz göçmenlerin iadesi ile Türkiye’den gelen Suriyelilerin AB’ye yeniden yerleştirilmesini içeren öneriler, kaçakçıların iş modelini kesin olarak kırabilir. Ancak, böyle bir girişimin hem uluslararası düzeyde hem de AB çapında uygulanması gerekmektedir. Bu, uluslararası korumaya ihtiyaç duyan her bir sığınmacının durumunun kişiselleştirilmiş bir şekilde ele alınması gerektiğini ve geri göndermeme garantisinin teyit edilmesini gerektirmektedir”.

Komisyonun öngördüğü altı temel ilke:

1.Türkiye’den Ege adalarına geçen tüm yeni düzensiz göçmenler ve sığınmacıların geri kabulüne ilişkin hukuki koruma hükümlerinin belirlenmesi

Düzensiz göçmen ve sığınmacıların geri gönderilmesi yalnızca AB hukukuna ve uluslararası hukuk normlarına göre düzenlenebilir. Bu çerçevede tüm geri göndermelerin AB ve uluslararası hukuk çerçevesinde, mülteci koruma mevzuatı kapsamında düzenlenmesi gerekmektedir.

Uluslararası korumaya tabi olmayan kişilerin geri kabulü:

Türkiye-Yunanistan Geri Kabul Anlaşması çerçevesinde Yunanistan’a giriş yapmış olan ve uluslararası korumadan yararlanamayan tüm yeni düzensiz göçmen ve sığınmacılar Türkiye’ye iade edilecektir.

Uluslararası korumadan yararlanabilen kişilerin geri gönderilmesi:

Sığınma Prosedürleri Yönergesinin 35 ve 38’nci maddelerine göre, bir kişinin mülteci olarak tanındığı ve “ilk sığınma ülkesinde” uluslararası korumadan yeterince yararlandığı takdirde veya “güvenli bir üçüncü ülkeden” AB’ye giriş yapmış olması durumunda, bir sığınma başvurusu kapatılabilir ve kabul edilemez olarak görülebilir. Ayrıca, sığınmacıların haklarını koruyan birtakım kanunların mevcut olduğunu da hatırlatmak gerekir.

Pratik düzenlemeler:

Söz konusu hükümlerin uygulanması için Yunan ve Türk mevzuatlarında birtakım değişiklikler yapılması gerekecektir. Bu değişiklikler, Yunanistan’da Türkiye’nin güvenli bir üçüncü ülke olarak tanımlanmasını ve Türkiye’de uluslararası korumadan yararlanabilen tüm kişilerin etkin sığınma prosedürlerine erişimlerinin sağlanmasını öngörmektedir.

2. Yeniden yerleştirme planı

Yunan adalarından geri kabul edilen her Suriyeli vatandaşa karşılık, Türkiye’den aynı sayıda sığınmacının AB’ye yerleştirilmesi öngörülmektedir. Söz konusu planın etkin bir şekilde uygulanması için AB üye ülkelerinin iskân yerlerini ayarlamaları gerekmektedir.

3.Vize Serbestliği Diyaloğunun hızlandırılması

Vize Serbestliği Yol Haritasında yer alan 72 kriter değiştirilmeden Türkiye ile AB arasında müzakere edilen Vize Serbestliği Diyaloğu hızlandırılacaktır (Halihazırda 35 kriter yerine getirilmiştir). Söz konusu kriterlerin Haziran sonuna kadar yerine getirilmesi için Türkiye’nin bu konuya yönelik çalışmalara hız vermesi gerekmektedir. Türkiye gerekli çalışmaları yerine getirdiği takdirde Komisyon, Nisan sonunda vize zorunluluğun kaldırılmasını öngören bir öneri sunacaktır.

4.Türkiye’de bulunan Mülteciler fonu bünyesinde ödemelerin hızlandırılması

Mülteciler için ayrılan fon bünyesinde gerçekleştirilen ilk projeler finanse edilmektedir. 55 milyon avro tutarında bir fon Türkiye’de bulunan Suriyeli çocukların acil ihtiyaçların karşılanması için hazır bulunmaktadır. Başka projelerin finanse edilmesi için Türk yetkililerin aktif katılımı gerekmektedir.

5.Katılım müzakerelerinin hızlandırılması

Komisyon ve üye ülkeler, Türkiye ile katılım müzakerelerinde ilerleme kaydedilmesi için ortak bir çalışma yürütmektedir. Hâlihazırda, beş yeni faslın açılması için çalışmalar devam etmektedir. Komisyon, müzakere hususları çerçevesinde, üye ülkelerin etkisi altında kalmadan baharda ön çalışmalarını Konseye sunmayı hedeflemektedir.

6.Suriye içinde insani şartların iyileştirilmesi

AB Konseyinde de daha önce belirtildiği gibi AB, Suriye’deki insani şartların iyileştirilmesi için Türkiye ile ortak çalışmaktadır. Böylelikle mültecilerin daha güvenli yerlerde yaşaması hedeflenmektedir. Bu hedefe ulaşmak için Uluslararası Suriye Destek Grubu tarafından yapılan taahhütlerin tüm taraflarca uygulanması önem arz etmektedir.

§ İKTİSADİ KALKINMA VAKFI

THE REFUGEE DEAL BETWEEN TURKEY AND THE EU CANNOT BE FURTHER DELAYED

It can be observed that EU Member States do not have yet a clear position regarding the plan submitted by Turkey to the EU during the Turkey-EU Summit held on 7 March. According to Brussels-based news reports, there is still uncertainty among EU Member States concerning the acceptability of the conditions put forward by Turkey. The EU request that Turkey first put into good use the 3 billion euros foreseen for the period 2016-2017 before granting the additional 3 billion euros demanded by Turkey until 2018.

Although the Turkey-EU Summit held on 7 March was reflected in the public as a bazaar-type of bargaining on the refugee issue, it should be noted that the aid demanded by Turkey will only be used for improving the situation of refugees. Moreover, it should not be forgotten that the refugee crisis is an issue of common interest for both Turkey and the EU. Ensuring refugees their access to services and the protection of their rights as well as improving their situation where they are risking their life to go to the EU and are waiting under hard conditions along the borders, is a matter of humanity rather than a bargain. To achieve this, it is essential not only for the EU but the world community of States to create a functioning mechanism that would transfer funds to improve the situation of the refugees.

“Turkish authorities are aware that the visa liberalisation towards Turkish citizens depends on the fulfilment of 72 criteria embodied in the visa Liberalisation Roadmap. What Turkey expects from the EU is an objective, constructive and facilitating attitude in assessing Turkey’s progress with regard to the requirements that need to be fulfilled.”

On the second issue regarding the realization of the visa liberalisation in June 2016, EU leaders underline the need for fulfilling the requirements of the Turkey-EU Visa Liberalisation Roadmap. The European Commission published the Second Report on Progress by Turkey in Fulfilling the Requirements of its Visa Liberalisation Roadmap on 4 March 2016. The Report notes the areas where progress had already been achieved in the fulfilment of the criteria and notes, in total, 46 remaining requirements to be fulfilled. Turkey should continue the process and should implement the required reforms among which the first requirement is the effective implementation of the Turkey-EU Readmission Agreement related to third-country nationals as of 1 June 2016.

It is already known that the visa liberalisation within the framework of the Turkey-EU refugee deal depends on the fulfilment of these requirements. Turkey is aware that this requirement should be fulfilled while proposing to move forward the date for the visa liberalisation to June 2016. Turkey should implement major legal reforms to fulfil these requirements in the following two months. What Turkey expects from the EU is an objective and constructive attitude in assessing Turkey’s progress with regard to the requirements that need to be fulfilled. Based on this, a real progress can be achieved in building mutual trust between the parties.

“The optimal solution to the refugee crisis and further irregular migration would be to tackle it within the framework of Turkey’s accession negotiations with the EU.”

Finally, the EU is remaining impartial in regards to Turkey’s request to accelerate the accession negotiations. If this uncertainty remains, this would put all relations into jeopardy. Surely under the condition that

Turkey pursues its political reform process and progresses in areas such as the independence of the judiciary and freedom of the press, it is essential to move forward in the negotiation process in order for Turkey-EU relations to continue to evolve on a healthier basis. It is also imperative to lift the obstacles remaining regarding the opening of chapters such as judiciary and fundamental rights; justice, freedom and security; energy; foreign, security and defense policy.

In the final analysis, the optimal solution to the refugee crisis and further irregular migration would be to tackle it within the framework of Turkey’s accession negotiations with the EU. In the event of the EU preferring not to revitalize this process and opting rather for short term solutions to this issue, it would mean nothing less than postponing the resolution of this pending problem. ?

* [Economic Development Foundation]

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: