AB – Türkiye Zirvesi Sonuçları: Beş Soru Ve Beş Cevap!


New proposition package presented by Turkey to cure refugee crisis: To provide a financial assistance of 6 billion euros; To resettle, for every Syrian readmitted by Turkey from Greece, another Syrian from Turkey to the EU Member States; To move forward the completion of the visa liberalization process for Turkish citizens by the end of June 2016; To open new chapters in the accession negotiations...      [Copyright: No commercial use. Credit 'The European Union]

New proposition package presented by Turkey to cure refugee crisis: To provide a financial assistance of 6 billion euros; To resettle, for every Syrian readmitted by Turkey from Greece, another Syrian from Turkey to the EU Member States; To move forward the completion of the visa liberalization process for Turkish citizens by the end of June 2016; To open new chapters in the accession negotiations…
[Copyright: No commercial use. Credit ‘The European Union]

Türkiye-AB ticari ilişkilerini olumsuz yönde etkileyen engellerin envanteri

***

AB VE TÜRKİYE HIZLI BİR ÇÖZÜM PEŞİNDE KOŞARKEN UZUN VADELİ ORTAKLIĞI FEDA ETMEMELİ

ayhan_zeytinoglu

Ayhan Zeytinoğlu – 7 Mart 2016 tarihinde Brüksel’de Türkiye-AB Zirvesi’ne katılan Başbakan Davutoğlu, AB liderlerini yeni talep ve teklifler sunarak oldukça şaşırttı. Bir gün önce Başbakan’ın Almanya Başbakanı Merkel ve Hollanda Başbakanı Rütte ile yaptığı toplantıda da gündeme gelen mülteci ortak eylem planına yönelik olarak Türkiye’nin masaya getirdiği yeni teklifler şu şekilde sıralanıyor:

* Türkiye’nin Yunan adalarından geri kabul ettiği her bir Suriyeli için Türkiye’den başka bir Suriyelinin bir AB üyesi ülkeye yerleştirilmesi,

* Türkiye’ye öncelikle 3 milyar avroluk mevcut fonun aktarılmasının hızlandırılması ve ek olarak AB’nin Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar için 2018 sonuna kadar 3 milyar avro daha toplamda 6 milyar avro yardım sağlaması,

* Daha önce Ekim 2016 olarak açıklanan vizesiz seyahat tarihinin öne çekilerek en geç Haziran ayı sonuna kadar sağlanması,

* Türkiye ile AB arasındaki devam eden üyelik müzakerelerin canlandırılması için yeni müzakere fasıllarının açılması.

Türkiye’nin AB’ye önerdiği bu tekliflere baktığımızda, vize serbestliği için, AB-Türkiye Geri Kabul Anlaşması’nın uygulanması ile aynı tarihin yani Haziran 2016’nın hedeflenmesi makul bir yaklaşımdır. Bu şekilde baştan beri birbiri ile ilişkilendirilen bu iki konunun eş zamanlı olarak yürürlüğe girmesi sağlanmış olacaktır. Öte yandan, Avrupa Komisyonu’nun 4 Mart tarihinde yayınladığı İkinci vize raporunda belirtilen ve Türkiye’nin yerine getirmesi gereken 46 koşulun bu tarihe kadar tamamlanması gerekecektir.

Bu koşullar arasında pasaportların AB’ye uyumlu hale getirilmesi, pasaport sahteciliğinin önlenmesi, sahil güvenlik birimlerinin güçlendirilmesi, sınır kontrollerinin güçlendirilmesi, ilgili Avrupa Konseyi Sözleşmelerinin imzalanarak onaylanması, göç açısından kaynak teşkil eden ülkelere vize uygulaması getirilmesi, veri güvenliği kanunu gibi bazı kanunların AB ile uyumlu bir şekilde çıkarılması, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün kapasitesinin güçlendirilmesi gibi birçok madde bulunmaktadır.

TBMM, hükümet ve ilgili Bakanlıkların bu hedefler doğrultusunda hızla ilerlemeleri gerekmektedir. Bunun yanında, vize serbestliği hedefinin Türkiye’de tüm kesimler tarafından desteklenmesinin yanında, AB’ye vizesiz seyahat mümkün olsa dahi, her zaman AB üyesi devletlerin sınır kapılarından geri döndürülme riskinin de olduğu hatırlatılmalı ve Türk halkı bu çerçevede iyi bir şekilde bilgilendirilmelidir.

Türkiye’nin talep ettiği fonlar ise bir pazarlık unsuru olarak yorumlansa da, AB ile yük paylaşımı açısından ele alınmalıdır. Mülteci meselesinin devam eden bir sorun olduğu ve Türkiye’nin geri kabul mekanizması ile AB’den düzensiz göçmenleri geri almasının beklendiği dikkate alındığında, bir göç yönetimi konusu olarak görülebilecek tüm bu unsurların maliyetini Türkiye’nin tek başına üstlenmesi düşünülemez. O bakımdan bu fonların gerektiği sürece devam etmesi ve yürütülmesinde AB ve Türkiye arasında etkin bir işbirliği elzemdir.

Yunan adalarından geri kabul edilecek her bir Suriyeli için Türkiye’den bir Suriyelinin AB ülkelerine yerleştirilmeleri hususu ise, Suriyelilerin savaştan kaçan kişiler olarak uluslararası koruma hakkına sahip oldukları gerçeği göz önünde bulundurularak ele alınmalıdır. Bu kapsamda, Suriyelilerin AB ülkelerine yerleştirilmeleri, uluslararası hukukun bir gereğidir. Öte yandan, AB’nin Suriyeli mültecileri almak konusunda belirlediği kota olan 160,000 kişi halen AB ülkeleri arasında paylaşılamamıştır. Bazı Üye Devletler üzerlerini düşen kotayı alma konusunu referanduma götüreceklerini açıklamıştır. Birçok AB üyesi devletin gösterdiği bu isteksizlik Suriyeli mültecilerin Türkiye’deki kamplardan AB ülkelerine yerleştirilmesini de haklı ancak gerçekçi olmayan bir hedef haline getirmektedir. Bu durumda, Türkiye’nin hesaplarını AB’deki gerçekleri dikkate alarak yapması önemlidir.

Son olarak Türkiye’nin müzakere sürecinin canlandırılması talebi de haklı bir taleptir. Ancak, Türkiye’nin öngördüğü Enerji, Yargı ve Temel Haklar, Adalet, Özgürlük ve Güvenlik, Dış, Güvenlik ve Savunma Politikaları gibi fasılların açılabilmesi için Güney Kıbrıs’ın vetosunun kaldırılması gerektiği hatırlanmalıdır. AB ile mülteci krizi sebebiyle ortaya çıkan bu yakınlaşmanın müzakere süreci üzerinde de olumlu bir ivme yaratabilmesi için Türkiye’nin reform sürecine hız vermesi ve özellikle yargı bağımsızlığı, medya ve ifade özgürlüğü gibi konularda AB standartlarını dikkate alması gerekmektedir.

“5 Soruda Türkiye-AB Zirvesi”

1) 7 Mart’taki Zirveye nasıl gelindi?

Geçtiğimiz yıl yaklaşık 885.000 göçmen, Türkiye üzerinden Yunanistan’a geçiş yaptı ve bu sayı kış şartlarına rağmen 17 Aralık-31 Ocak 2016 tarihleri arasında 110.000’i aştı. Daha önce görülmemiş büyüklükteki bu rakamlar AB sistemi üzerinde büyük bir baskı yarattı. AB’nin 1985 yılından beri adım adım oluşturduğu Schengen sistemi ve serbest dolaşım alanı tehdit altına girdi. Geçtiğimiz yaz aylarında soruna ortak bir çözüm bulunması için harekete geçen Almanya Başbakanı Angela Merkel ne yazık ki çoğu AB ülkesinden yeterli desteği bulamadı. Giderek içinden çıkılmaz bir hale gelen bu kaotik ortamda, tüm umutlar 7 Martta toplanan Türkiye-AB Zirvesi’ne bağlandı.

2) Türkiye nasıl bir teklif sundu?

Türkiye Zirve’de sığınmacı krizine çözüm getirecek ve Türkiye-AB arasında işbirliğini güçlendirecek yeni bir teklif sundu. Taslak metne göre Türkiye, toprakları üzerinden Yunan adalarına geçen kaçak göçmenleri, hızlı bir şekilde geri kabul edecek. Kaçak göçün en çok yaşandığı olan Midilli, Sakız, Sisam, İleryoz ve İstanköy’de (Kos) sığınmacı ve göçmen akışını izleyecek birimler kurulacak. Türkiye’nin Yunan adalarından geri kabul ettiği her bir Suriyeli için Türkiye’den başka bir Suriyeli bir AB ülkesine yerleştirilecek.

3) Türkiye AB’den ne bekliyor?

Türkiye öncelikle 3 milyar avroluk mevcut fonun aktarılmasının hızlandırılması ve ek olarak AB’nin Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar için 2018 sonuna kadar 3 milyar avro daha toplamda 6 milyar avro yardım sağlamasını talep etti. Türkiye ile AB arasındaki devam eden üyelik müzakerelerin canlandırılması için yeni müzakere fasıllarının açılması ve daha önce Ekim 2016 olarak açıklanan vizesiz seyahat tarihinin öne çekilerek en geç Haziran ayı sonuna kadar sağlanması da Türkiye’nin talepleri arasında yer alıyor.

4) AB ne talep etti?

7 Mart öncesinde Paris’te Merkel ile Hollande bir araya geldi. Buluşmada iki temel mesaj verilmeye çalışıldı. Birincisi, Suriyeli mülteciler artık Avrupa’ya gelmesin ve AB de Türkiye’de Suriyelilere yardım etsin. İkinci dikkat çekilen konu ise Suriye’de saldırıların durmasının mülteci akınını azaltacak nihai ve en kritik adım olacağı idi. AB için temel öncelik Türkiye üzerinden geçen Batı Balkan göç güzergahının kapatılması ve düzensiz göçün önlenmesi ve bunun yanında Suriyeli göçmenlerin Türkiye’de entegre edilerek, Yunanistan veya Bulgaristan üzerinden AB’ye geçişlerinin önlenmesi.

5) Vizesiz seyahat geliyor mu?

Avrupa Komisyonu 4 Mart 2016 tarihinde Türkiye’nin vize serbestliği yol haritasındaki koşulları yerine getirme durumunu değerlendiren 2’nci İlerleme Raporunu yayımladı. Rapora göre, Türkiye’nin hala yerine getirmesi gereken kriterlere bağlı olarak, Türk vatandaşları için vizelerin kaldırılma olasılığını güçleniyor. 29 Kasım’da gerçekleşen Türkiye-AB Zirvesi’nde Ekim 2016 olarak belirlenen vizelerin kaldırılması tarihi öne çekilerek, vize serbestliği yol haritasındaki yükümlülüklerin yerine getirilmesi durumunda, Türk vatandaşları için vizeler en geç haziran ayı sonuna kadar kaldırılacak. İkinci vize serbestliği ilerleme raporuna göre Türkiye’nin yerine getirmesi gereken 46 koşul bulunuyor.

TURKEY AND THE EU SHOULD NOT SACRIFICE THE LONG-TERM RELATIONSHIP WHILE SEEKING AN URGENT SOLUTION TO THE REFUGEE CRISIS

ayhan_zeytinoglu

Ayhan Zeytinoğlu – Prime Minister Davutoğlu has surprised everyone when submitting to EU leaders his new demands and proposals at the Turkey-EU Summit held in Brussels on 7 Mach 2016. A day earlier, the new proposition presented by Turkey in regard to the joint action plan on the refugee crisis during the meeting held by Prime Minister Davutoğlu with Chancellor Merkel and Dutch Prime Minister Rütte are as follows:

* To resettle, for every Syrian readmitted by Turkey from Greek islands, another Syrian from Turkey to the EU Member States,

* To speed up the disbursement of the initially allocated 3 billion euros and to provide Turkey with an extra 3 billion euros to help Turkey deal with Syrian refugees through to the end of 2018. ( To provide a financial assistance of 6 billion euros in total)

* To move forward the completion of the visa liberalization process for Turkish citizens at the latest by the end of June 2016 instead of October 2016

* To open new chapters in the accession negotiations to give momentum to Turkey’s ongoing EU accession negotiations.

Considering Turkey’s proposal, it could be reasonable to set June 2016 for the completion of the visa liberalization process which is the same date when the Readmission Agreement is scheduled to enter into force. In this way, it would be ensured those two relevant issues go into operation simultaneously. In other words, 46 criteria out of the 72 within the framework of the second visa liberalization roadmap published on 4 March 2016 should be fulfilled.

Among these conditions, there are many benchmarks such as preventing passport forgery, enhancing the coastal guard command’s capacity, empowering the border control, ensuring that the relevant European Council Conventions are signed and ratified, aligning passports with the European standards, introducing visas for nationals of other potential sources of irregular migration, adopting legislation on the protection of personal data and some other key issues in line with EU and CoE standards.

The Grand National Assembly of Turkey (TBMM), the Turkish government and all related ministries need to rapidly move forward to meet these objectives. Moreover, the visa liberalization goal should be supported by all segments of society. Nonetheless, one should note that even if visa-free travel did materialize for Turkish citizens, there is always a risk of being turned back at the EU Member States’ crossing points. Therefore, the Turkish public should be informed of these possibilities.

Whilst the funds that are requested by Turkey could be interpreted as bargaining, it should be considered more from the perspective of burden sharing with the EU. Keeping in mind that the refugee issue is a continuing problem and that it is expected from Turkey to readmit irregular migrants, who are currently in the EU within the framework of the readmission mechanism, it could be perceived more as a problem of migration management. It is not possible to expect from Turkey to assume the entire financial burden in that respect. From that perspective, it is of utmost importance for such funds to be maintained and to be implemented in the context of a strong and effective cooperation between Turkey and the EU.

As for the issue of resettling for every Syrian readmitted by Turkey from Greek islands, another Syrian from Turkey to the EU Member States, it should be kept in mind that Syrian nationals, as individuals who are fleeing from war are enjoying the right to be provided with international protection. Within that framework, the accommodation of Syrian nationals in EU countries is a reality of international law. Furthermore, one should remind that the quota of 160,000 people with respect to Syrian refugees has still not been shared among EU countries. Moreover, some Member States have revealed that they would put in a referendum the issue of quota which falls upon them. The reluctance shown by many EU countries to accommodate within their realm Syrian refugees currently present in Turkish camps has rendered it a fair but unrealistic objective. In that situation, it is critical for Turkey to tread carefully by taking into account the EU’s realities.

Finally, Turkey’s request to reinvigorate the accession process is a fair one. However, one should remind that for the chapters on Energy; Judiciary and Fundamental Rights; Justice, Freedom and Security and Foreign, Security and Defence Policy to be opened to negotiations; the veto imposed by the Greek Cypriot Administration of Southern Cyprus must be lifted. Moreover, in order to create a positive impetus in the accession negotiations by virtue of the rapprochement between the parties on the refugee crisis, Turkey should accelerate its reform process and take into account EU standards especially in issues regarding independence of the judiciary and freedom of expression and of the press.

*

Related:

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: