Buğday adındaki «doğal altın…»


…ve de Kadın!

© Prof.Dr.Tayfun Özkaya

wheatfield

On bin yıl önce bereketli hilal denilen ve Türkiye’nin de güneyini kapsayan bölgede muhtemelen bir kadın, barınağına dönerken sendeledi ve elindeki tohumlardan bir kısmı yere döküldü… Modern buğdayların atası olan ülkemizde kaplıca olarak bilinen (T. monococcum) einkorn hala dağlık bölgelerde yetiştirilmektedir. On bin yıl önceki genetik materyalden bugünkü çeşitlere geçişte o günlerden bugüne gelmiş geçmiş başta kadınlar olmak üzere çiftçilerin yaptığı seçilimin önemi inkâr edilemez. Modern bitki ıslahçıları bunu bazen unuturlar ve kendilerini yeniliklerin ve fikri mülkiyetin tek kaynağı olarak görürler. Peki Emekçi Kadınlar Günü ile ne ilgisi mi var?

***

BEYAZ, BATILI, ŞİRKETÇİ VE ÇOĞUNLUĞU ERKEK, BİTKİ ISLAHÇILARIN HEGEMONYASI AYNI ZAMANDA KADINA KARŞI DA ZULÜMDÜR

On bin yıl önce bereketli hilal denilen ve Türkiye’nin de güneyini kapsayan bölgede muhtemelen bir kadın, barınağına dönerken sendeledi ve elindeki tohumlardan bir kısmı yere döküldü.

Daha sonra buğdayın atası olan bu bitkiler çimlendi ve tarım denilen ve iyisiyle kötüsüyle uygarlık adındaki süreci başlatan büyük buluş başlamış oldu.

Modern buğdayların atası olan ülkemizde kaplıca olarak bilinen (T. monococcum) einkorn hala dağlık bölgelerde yetiştirilmektedir. On bin yıl önceki genetik materyalden bugünkü çeşitlere geçişte o günlerden bugüne gelmiş geçmiş başta kadınlar olmak üzere çiftçilerin yaptığı seçilimin önemi inkâr edilemez. Modern bitki ıslahçıları bunu bazen unuturlar ve kendilerini yeniliklerin ve fikri mülkiyetin tek kaynağı olarak görürler.

1960 sonrası yeşil devrimle başlayan süreçte başta kadınlar olmak üzere çiftçiler tohumlar üzerindeki güçlerini kaybetmeye başladılar.

Daha sonra büyük ulusötesi firmalar tohumlar üzerindeki hegemonyalarını arttırdılar. Modernleşme olarak algılanan bu sürecin ekolojik, ekonomik ve sosyal maliyetinin hayli ağır olduğu anlaşılmaya başlamıştır. Başta kadınlar olmak üzere bütün çiftçiler ıslah sürecinden dışlandılar.

Bütün bunlar son 70-80 yılda gerçekleşti. Elbette ne bilime ne de bitki ıslahına karşıyız. Katılımcı ıslah (participatory breeeding) denilen yaklaşım ıslah sürecinin en başından itibaren başta kadın olmak üzere çiftçilerin bu sürece aktif olarak katılımını öngörür. Şüphesiz bu katılımı gereği gibi yaptığınızda tohumlar üzerinde şirketler fikri mülkiyet hakkı denilen hırsızlığı sürdürülemez. Tohumlar kamu malı, paylaşılan (commons) olur.

On bin yıllık kuşakların gerçekleştirdiği gelişimin üstüne konanların fikri mülkiyet hakkından söz etmeleri gülünçtür.

Emekçi kadınlar gününde tarımcıların dönüp mesleklerinin nasıl kadını dışladığının farkına varması gerekiyor. Bütün bu süreç birçoğumuza yağmurun yağması kadar doğal gelebilir. Nasıl ki bir zamanlar köleciliğin birçok kişi, ideoloji ve bazı inançlarca normal görülmesi gibi.

Emekçi kadınlar günü kutlu olsun.

Not: Tohum ıslahının kadınlardan ve çiftçilerden çalınmasının bilimsel bir açıklamasını öğrenmek isteyenler Jack Ralph Kloppenburg’un First The Seed- The Political Economy of Plant Biotechnology adlı kitabını okuyabilir.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: