Dönüp bakınca biraz gerilere…


kursun

Nedense hep, bir elimizde şişe memleketi kurtarmışız, insanlığımızı öldürürken !

yağmur damlası şarapnel/kurşun deliğini
soğutur mu?
soğurken sıcak kan
bir annenin hiçliğe çok benzeyen
o kuzgun ağıtında
yağmur ve ateş nedir ki?
elbette kalbimiz
bütün halkların kanının karıştığı
o büyük deniz
çünkü bütün halklar kankardeştir

***

Anıları birer birer küstürdüm
´şunu yapamadım,
seni saramadım ben…
olamadım´
özlemiyle sevdayı tadamadım
gülü diken eyledim
derip sana veremedim
oysa bak şu yollar
koşturduğum şu sular
coşturduğum şu gönül
düşürdüğüm özlemim
doğmamışın düşünde
bir ömre uzun gelir
bilsen gönlüm neyin peşinde

Muzaffer YANIK
Özlemim Doğmamışın Düşünde

…ve Gitgide yoğunlaşıyor mana…
Gittikçe güzelleşen bir şeyler var.
O, yaşanmışlar…
O, yaşanan her şey…
O, olur´lar, olmaz´lar yani.
Sanki, Yaşanmalıydı tüm bunlar.
Bir ödül gibi, şimdi…
Bunalım 68
Dönüp bakınca bazen geriye
Ne zaman bir kadın sesi,
Hani var ya o duygu,
Eksik olmuşsa masamda
Hep memleketi kurtarmışım!
Bursaspor sinirlendirmiş beni
Enflasyon matematikçisi olmuşum
Susuz içmeye kalkışıp rakımı
Yuvarlanıp gitmişim masalardan öylece
Bir elimde memleket Bir elimde şişe !

Semih ERTEM
…Ve – Bunalım 68

denizin kalbi yağmurda atıyor
her damla biraz da bizim kalbimiz
her damla ateşe dönüşür
çünkü ateştir
bütün halkların kanı yakar ensemi
bir afgan çocuğun boynundan giren şarapnel
yağmur damlası şarapnel deliğini soğutur mu?
soğurken sıcak kan
bir annenin hiçliğe çok benzeyen
o kuzgun ağıtında
yağmur ve ateş nedir ki?
elbette kalbimiz
bütün halkların kanının karıştığı
o büyük deniz
çünkü bütün halklar kankardeştir

Nihat ATEŞ
Denizin Kalbi

Yüreğim, hangi limana bağlasam seni
Alıp gitmek istersin yelkenlerini
Rüzgarın aşığıdır
Açık denizlerde gece olsun ister
Sevişmelerini dalgaların
Seyrederken kaptan köşkünden
Seyir defterine yazılan aşklar
Kalemlerde sevda biter de
Umutlar başka bir limana saklanır
Korsanlarda hercai bir telaş
Kırılgan yüreklere demir atmanın zaferini
Kutsadılar şarapla bir balıkçı meyhanesinde
Meze niyetine yenen yalnız kalplerdi
Çingenenin kemanında çigan bir melodi
Kadınını elinde hülyalı bir gül
Çıkarıp attı masaya
Savruldu etekleri
Savruldu iki bacak, iki el, bir yürek
İştahlıydı korsanın elleri
Yüreğim, hangi limana bağlasam seni
Alıp gitmek istersin yelkenlerini
Çingene kadın,
Korsanlar…
Herkes gitti dipsiz sevişmelere
Kırık kalpler yeni bir geceye
Meyhaneci karısına,
Kemancı başka bir ezgiye.
Kandilini söndürüp yüreğimin
Çapasını çektim aşklarımın
Artık hiçbir limana
Hiçbir denize sığmaz yüreğim

Tayfun IŞILDAR
Limandaki Korsan

Bitsin diyorum bu eylül
Uzun sürdü bu yağmurlar
Sararan yaprakların mutsuzluğu gibi
Dökülüp kırıla kırıla gidiyoruz,
Sevgimizi hangi saksıya eksek ölüyor çiçeğimiz.
Nereden boy verecek olsak
Nereden soluklanacak olsak
Soluğumuz kesiliyor
Umutsuz yapraklara sevgiyi nasıl yazmalı
Aynı göğün altında
Aynı yıldızlarla nasıl yaşamalı
Yağmalanmış bir yüreğin acısını
Hangi limanda boşaltmalı kaptan
Bitsin diyorum bu eylül
Uzun sürdü bu yağmurlar
Suyu çürütüyoruz zamansızlıktan
Akşam olupta duvarlara gölgemiz yansıdığında
Mumlar hemen sönüyor.
Cep telefonlarında yalnızlık melodileri
Konuşmuyoruz ama konuşur gibiyiz,
Sevmiyoruz ama sevişiyoruz
İçimizde hüzzam faslı ömrümüzün
Onun içindir ki keşfedilecek kıtanın
Kaşifi olmayı istemiyoruz
Seyir defterine düşülense
Nafile seferlerin alkollü akşamları
Bitsin diyorum bu eylül
Uzun sürdü bu yağmurlar

Tayfun IŞILDAR
Umudu Olmayan Şiir

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: