“Öteki”nin Hakkı!


Demokratik hukuk devletini yaşatan; adalet, özgürlük, eşitlik, hoşgörü ve çoğulculuktur!

öteki

Demokratik hukuk devletinin en önemli amacı, farklılıkların birarada yaşatılmasıdır. Bunun da ön şartı bizim gibi düşünmeyen, bizim gibi inanmayan, aynı dili konuşmadığımız kişilerle, kısacası “ötekiler” ile sağlıklı bir ilişki kurabilmek ve birlikte yaşayabilmektir. İnsan haklarının evrenselliği, bu hakların sadece bizim gibi olanlar için değil farklı olanlar için de geçerli olduğunu kabul etmeyi zorunlu kılmaktadır. Yargıçlar kutsal varlıklar değildir. Bu nedenle mahkeme kararları eleştirilebilir. Dahası eleştirilmelidir de. Aksi takdirde hukuk donar, dogmatik bir hal alır.

***

Kurucusu olduğumuz Avrupa Konseyi’nin üzerine bina edildiği üç temel değer; demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarıdır. Bu anlamda Konsey üyesi ülkelerin benimsedikleri siyasi modeli, insan haklarına dayanan demokratik hukuk devleti olarak formüle edebiliriz.

Türkiye’nin yaklaşık 150 yıllık anayasacılık tecrübesinin yönü ve yolu bu modelin benimsenmesine ve pekiştirilmesine yöneliktir. Nitekim bugün Anayasamızın 2. maddesinde insan hakları, demokrasi ve hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti’nin değiştirilemez nitelikleri arasında sayılmıştır.

Anayasa Mahkemesi, demokratik hukuk devleti; halkın yönetimin öznesi olduğu, siyasi iktidarın temel hak ve hürriyetleri korumak amacıyla sınırlandığı, hukuk kurallarının yönetilenler kadar yönetenleri de bağladığı devlet olarak tanımlanabilir.

Demokratik hukuk devletini yaşatan; adalet, özgürlük, eşitlik, hoşgörü, çoğulculuk gibi değerler manzumesidir. Bu değerler manzumesinin oluşturduğu siyasi yapının biçimi ülkeden ülkeye değişiklik gösterebilir. Ancak bu değerlerin özü evrenseldir. Başka bir ifadeyle söz konusu değerlerin gelişmesine ve kökleşmesine tüm medeniyetler katkı yapmıştır. Bu nedenle, sözgelimi adalet anlayışı hiçbir kültürün ya da coğrafyanın tekelinde değildir. Bunlar Doğu’da ve Batı’da tarihsel süreç içinde oluşan düşünce ve tecrübenin şu ya da bu ölçüde katkı yaptığı ortak değerlerdir.

“Öteki”nin Hakları

İnsan haklarına dayanan demokratik hukuk devletinin en önemli amacı, farklılıkların birarada yaşatılmasıdır. Bunun da ön şartı bizim gibi düşünmeyen, bizim gibi inanmayan, aynı dili konuşmadığımız kişilerle, kısacası “ötekiler” ile sağlıklı bir ilişki kurabilmek ve birlikte yaşayabilmektir. Avrupa siyasi ve sosyal kültürünün en temel sorunu “öteki” ile ontolojik ilişkisinin sağlıklı bir zemine oturtulup sürdürülmesidir.

İnsan haklarının evrenselliği, bu hakların sadece bizim gibi olanlar için değil farklı olanlar için de geçerli olduğunu kabul etmeyi zorunlu kılmaktadır. Ancak bunu gerçekleştirmek her zaman kolay değildir. Özellikle savaş ve terör olaylarının sebep olduğu olağanüstü durumlarda “öteki”nin haklarını savunmada Avrupa olarak iyi bir sınav verdiğimiz söylenemez.

Mülteciler « virüs » değil misafirdir

Kant’a göre misafirperverlik hakkı ; bir yabancının kendi toprağından başka bir yere gittiğinde düşman muamelesi görmemesidir. Sınırlarımızdan içeri giren yabancılara, bir hayırseverlik gereği değil, onların haklarına saygı gereği düşmanca davranmama, yükümlülüğümüzdür.

Avrupa’da birçok ülkede mülteciler sınırlardan içeri girmemesi gereken “virüs” muamelesi görüyor. Kimi yerde bu kişilerin paralarına el konuluyor, kimi yerde kontrol amaçlı bileklik takılıyor, kimi yerde de sadece belli bir dine mensup olanlar kabul ediliyor. Dahası, sınırları geçmek isteyenlerin vurulması gerektiğini söyleyenler bile çıkıyor.

Batı’ya doğru umut yolculuğu trajedilere dönüşüyor. Kıyılara sık sık çocuk cesetleri vuruyor. Aslında kıyıya vuran, “öteki”nin yüzüne yansıyan insanlığın cesetleridir. Kıyıya vuran bu cesetler, “kalbi sökülmüş bir çağ”ın görüntüleridir. Bu bir “vicdan tutulması”dır.

Tüm bu olgular ve görüntüler, yabancıya yani bizim gibi olmayan ötekine şaşı bakışın ürünüdür. Farklı olandan korkan, onu sınırlara yaklaştırılmaması gereken tehlike olarak gören bir anlayış, insan odaklı ve çoğulcu bir medeniyetin taşıyıcısı olamaz.

Bireysel Başvuru Kararlarının Niteliği

Bireysel başvuruda asıl olan hak ve özgürlüklere kamu otoritelerince saygı gösterilmesi ve olası bir ihlal durumunda bunun olağan idari ve/veya yargısal yollarla giderilmesidir. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin olağan kanun yollarında giderilememesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur.

Bireysel başvuru, diğer yargı makamlarınca verilen kararların her açıdan yeniden bir değerlendirmeye tabi tutulduğu ve her türlü bireysel mağduriyetin giderimine imkân sağlayan bir hak arama yolu değildir.

Bireysel başvuru yolunun kanun yollarından sonra yeni ve “süper” bir temyiz imkânı sunmadığının herkes tarafından anlaşılması gerekmektedir. Bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi, esasen hak ihlallerinin öncelikle ve özellikle derece mahkemeleri önünde giderilmesini gerektirmektedir.

Anayasa Mahkemesi tutuklamaya ilişkin bir kararın başvurucunun bazı anayasal haklarının ihlaline yol açtığını tespit ettiğinde, bu durum başvurucunun itham edildiği suçu işleyip işlemediğine dair bir karar verildiği anlamına gelmiyor. Zira başvurucunun fiillerinin suç oluşturup oluşturmadığı bireysel başvuruyu karara bağlayan Anayasa Mahkemesinin değil, yargılamayı yürüten derece mahkemelerinin görevidir.

Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa’nın ve Kanunların kendisine verdiği yetkileri kullanarak verdiği kararlar, herkesi ve her kurumu bağlamaktadır. Nitekim, Anayasa’nın 153. maddesinde açıkça “Anayasa Mahkemesi kararları… yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” denilmektedir.

Alexis de Tocqueville, yaklaşık 200 yıl önce “Amerika’da hiçbir siyasi mesele yoktur ki er ya da geç yargısal bir meseleye dönüşmesin.” demişti. Benzer tespiti bireysel başvurudan sonra Türkiye için de yapabiliriz. Türkiye’de tartışılan hemen her siyasi mesele, er ya da geç yargısal bir meseleye dönüşmekte ve bir şekilde bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesinin önüne gelmektedir.

Yargıçlar kutsal varlıklar değildir. Bu nedenle mahkeme kararları eleştirilebilir. Dahası eleştirilmelidir de. Aksi takdirde hukuk donar, dogmatik bir hal alır. Biz de kararlarımıza yönelik her türlü eleştiriye saygı duyuyoruz. Ancak eleştirinin ötesinde tamamen hayali diyaloglar üreterek, Mahkememizi talimatla karar veriyormuş gibi gösteren, şahsıma ve üyelerimize yönelik tamamen yalan ve iftira niteliğindeki haber ve yorumları da kınıyor ve reddediyorum.

Verdiğimiz kararları doğal olarak bazıları beğeniyor, bazıları da beğenmiyor. Dahası bugün alkışlayanlar yarın lanetleyebiliyor. Hatta bazen aynı kişiler verilen kararlardan bir kısmını alkışlıyor, ancak aradan bir gün geçmeden aynı hakimlerin verdiği kimi kararlar için de “skandal” diyebiliyor.

Ankara’daki varlığımızı hatırlayanlar kararlara göre değişebiliyor. Şu kadarını ifade edeyim ki, verdiğimiz kararlara göre varlığımızı hatırlayanlar değişse de, biz hep buradaydık ve olmaya devam edeceğiz…

Bilinsin ki, kınayanın kınaması da övenin övgüsü de Anayasa Mahkemesini etkilemez. Ne övgüler ne de tamamen yalan ve uydurma haberler yoluyla yapılan karalama faaliyetleri, üyelerimizin Anayasaya kanunlara ve vicdanlarına göre hareket etme kararlılığını değiştirmeyecektir.

Bağımsız ve tarafsız bir yargı organı olarak kimsenin yanında ya da karşısında değiliz. Hukukun ve adaletin yanında, haksızlığın ve hukuksuzluğun karşısındayız. Bizim şiarımız “herkes için hukuk ve adalet”tir.

Zühtü Arslan
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Başkanı
[Konuşmanın tam metni.]

*

Konuya ilişkin/Related:

* [Köle değilsin, bu yüzden Sultan gibi konuş; fikirlerini dilediğince ifade et!]

* [As you are not a slave, speak like a Sultan; express your opinions as you wish]

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: