Özgürlük özgür, bedava ise hiç değil!


söylemde ateş  meydanda kül yumruğu zulasında paslı  davacı ses veriyor  meydanlar yer demir gök bakır  zulada kramp/manevra  yürekteki yabancı sevda  karyokinezden soyut  şahinler yüksek uçmuyor artık  can hazır lokma  avcıların gözü yılan...

söylemde ateş
meydanda kül yumruğu
zulasında paslı
davacı ses veriyor
meydanlar yer demir gök bakır
zulada kramp/manevra
yürekteki yabancı sevda
karyokinezden soyut
şahinler yüksek uçmuyor artık
can hazır lokma
avcıların gözü yılan…

***

söylemde ateş
meydanda kül yumruğu
zulasında paslı
davacı ses veriyor
meydanlar yer demir gök bakır
zulada kramp/manevra
yürekteki yabancı sevda
karyokinezden soyut
şahinler yüksek uçmuyor artık
can hazır lokma
avcıların gözü yılan
avcıların gözü kalleş
ölüm ödül sunuyor
can gözde leş
gök mü alçaldı
yer mi yükseldi
can korkusu
bir sis var havada
eritir ozonu/deler
ozon pusuda sesini
yürek yürekliliğini yitirmiş
ışığı deliyor karanlık
nazım gibi yanmıyor
yanamıyor kimse
kar siyah yağıyor
yaşam tek perdelik oyun
köşe dönmece
kargalar beyaz uçuyor bakın
henüz farkında değil kimse

Erol Ars
Beyaz Uçuyor Kargalar

*

İnsanın insanı öldürmediği
bir mavi dünya özlemiyle
kaptan beni de bekleme,
demek geliyor içimden
her yılım sağır
her yılım dilsiz
yüzyılım kan
yüzyılım ceset
yüzyılımda her yılım
sağır,
dilsiz
kan ve ceset
kan ve ceset içinden
bu sağır bu dilsiz şiir
kaptaaaan! beni de bekleme…

Ulaş Nikbay

*

Aydınlığa öfkedir karanlık,
kinin ve ölümün rengidir.
Kusar ve kutsar ölümü,
yaşanılacak günlere karşı.
Halbuki ölüm,
nasıl olsa gelecek,
önemli olan,
aydınlıkta insan gibi yaşamak…
Aşka düşmandır karanlık,
bıçak gibi keser,
gecenin aydınlığını.
Zemheri olur,
dondurur sevgiyi,
biter sıcak yataklarda aşk…
Korkuyla beslenir karanlık,
korkar…
korku salar…
Çarmıha gerer aydınlığı
Filistin askılarında,
Manyetonun kablosunda büyür
korku,
kadın ve erkek uzuvlarında;
canhıraş acıların replikleriyle dolu,
işkence odalarında…
Karanlık kindir,
Sevdaya karşı;
Gündüzün aydınlığını yırtar,
Kanatır boydan boya sevgiyi,
Kirli, keskin ve uzun tırnaklarıyla…
Namussuzca kurulan tuzaklarda,
Kahpe faklarında gizlidir,
Karanlığın kirli ve onursuz eli.
Mertliğe, dostluğa, sevgiye düşman,
Yüzü kara,
gözü kara,
beyni kara…

Necat İltaş
KARANLIK

*

Nice yerli kayalar
sürüklenip giderdi önüm sıra
Yıllanmış kütükler.
Çağıl çağıl akışım
dağları döverdi
Şimdi deniz vurgunu yedim anam:
Aldandım, sevdâlandım
Sevdâlandım, aldandım
Yâra düştüm yara düştüm
Al baharda kara düştüm
Yâr sandığım yaram imiş
Sancılı eyvah’a düştüm
Bulutlar atımdı benim
Karı doruklarda yerdim
Şimdi başım duman duman
Ah’a düştüm
Aha düştüm
aha düştüm
Aşk elinde toya düştüm
Yâr sandığım yaram imiş
Ben yâra, yaramdan küstüm

Muzaffer Yanık
Aha Düştüm

*

anafilya

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: