28 Ocak Avrupa Veri Güvenliği Günü.


Türkiye’ye ivedilikle ‘Veri Güvenliği Reformu’ gerekiyor!

ikv_veri

© photocredit

Bilgi teknolojilerinin ve internetin hem sosyal yaşamda, hem ticari ilişkilerde hem de kamu kurumları/vatandaş ilişkilerindeki yerinin her geçen gün arttığı küresel sistemde, etkin veri güvenliği mevzuatının oluşturulması; güçlü temel hak ve özgürlükler rejiminin tesisi için de asli bir gereklilik. Türkiye’nin 108 sayılı Sözleşme’yi onaylamayan tek Avrupa Konseyi üyesi olduğunu hatırlatmakta fayda var. Türkiye-AB katılım müzakerelerinin ve eş zamanlı olarak Türkiye-AB Vize Serbestliği Diyaloğu ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çalışmalarının ivme kazanabilmesi için AB standartlarında bir kişisel verilerin korunması mevzuatı ile denetim mekanizmasının oluşturulması da şart.

***

Katılım müzakerelerinin ivme kazanabilmesi için Türkiye’de AB standartlarında bir veri güvenliği reformu kilit önem taşıyor.

Data%20Privacy

Bundan tam 35 yıl önce, 28 Ocak 1981 tarihinde, Türkiye’nin de kurucuları arasında yer aldığı Avrupa Konseyi; kişisel verilerin korunması alanındaki ilk uluslararası düzenlemeyi, Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulma Sürecinde Bireylerin Korunmasına ilişkin 108 sayılı Sözleşme’yi imzaya açtı. Bugün, 28 Ocak 2016 tarihinde, 47 Avrupa Konseyi üyesi ülke, AB kurumları ve sivil toplum örgütleri olarak, Avrupa Veri Güvenliği Günü’nde [DataPrivacyDay] bu önemli kilometre taşını hatırlıyor ve kutluyoruz.

“Küresel Sistemin Yeni Para Birimi: Veriler”

Bilgi teknolojilerinin ve internetin hem sosyal yaşamda, hem ticari ilişkilerde hem de kamu kurumları/vatandaş ilişkilerindeki yerinin her geçen gün arttığı küresel sistemde, kişisel verilerimizden yeni para birimi veya yeni petrol olarak bahsedilmeye başladı. Günde 315 milyon AB vatandaşı interneti kullanırken, Avrupa Komisyonu verilerine göre, AB çapında geçerli bir kişisel verilerin korunması mevzuatının, AB ülkelerine yıllık 2,3 milyar avro tutarında kazanç sağlaması bekleniyor. Dijital ekonominin yükselen trendler arasına girdiği bu dönemde, verilerin sağlaması muhtemel bütün olası ekonomik kazanımlara rağmen, Avrupa vatandaşlarının %67’si, çevrimiçi yollarla paylaştıkları kişisel veriler üzerinde kontrollerinin olmadığı veya sınırlı kontrolleri olduğu kanısında. AB vatandaşlarının %90’ı ise kişisel verilerine ilişkin AB çapında eşit koruma talep ediyor. Dolayısıyla etkin veri güvenliği mevzuatının oluşturulması; güçlü temel hak ve özgürlükler rejiminin tesisi için de asli bir gereklilik. Hal böyle olunca, vatandaşların hak ve özgürlüklerini garanti altına alan, kapsayıcı, bütün AB ülkelerinde geçerli bir kişisel verilerin korunması sisteminin oluşturulması, AB’nin öncelikli gündemi haline geldi.

“Veri güvenliği reformu, Türk vatandaşlarına vizesiz Avrupa kapılarının açılması için temel gereklilik.”

Nitekim AB’ye katılım müzakerelerinde bugüne kadar temel hak ve özgürlüklere ilişkin pek çok kritik reformu hayata geçiren Türkiye’nin 108 sayılı Sözleşme’yi onaylamayan tek Avrupa Konseyi üyesi olduğunu hatırlatmakta fayda var. Türkiye’de bu alanda halihazırda geçerli kapsayıcı bir yasal mevzuat da bulunmuyor. Öte yandan Türkiye-AB katılım müzakerelerinin ve eş zamanlı olarak Türkiye-AB Vize Serbestliği Diyaloğu ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çalışmalarının ivme kazanabilmesi için AB standartlarında bir kişisel verilerin korunması mevzuatı ile denetim mekanizmasının oluşturulması şart. Türk vatandaşlarının vizesiz AB hayalinin gerçekleşebilmesi için Avrupa Komisyonu’nun, entegre sınır yönetimi, belge güvenliği ve uluslararası düzenlemelerin yüklenilmesine ilişkin öne sürdüğü kriterlerin önemli bir bölümü de Türkiye’de veri güvenliği reformunu gerekli kılıyor.

“Tasarı halindeki Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun temel hak ve özgürlükler ile hukukun üstünlüğünü gözetmesi gerekiyor.”

Bu noktada, 18 Ocak 2016 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından TBMM Başkanlığı’na gönderilen Kişisel Verilerin Korunması Kanun Tasarısı’nın büyük önem taşıdığını düşünüyoruz. Tasarı halindeki düzenlemelerin, evrensel nitelikte temel hak ve özgürlükler ile hukukun üstünlüğüne ve AB standartlarına uyumlu olması gerekiyor. İKV olarak, tasarının AB standartlarına uygun kabul edilebilmesi için; ilgili Kanun’da “açık rıza” kavramının kapsamlı şekilde tanımlanması, özel nitelikli kişisel verilerin işlenebilmesine ilişkin istisnai hallerin temel hak ve özgürlüklere uygun şekilde düzenlenmesi ve kurulması öngörülen Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun tam bağımsızlığının sağlanması gerektiğinin altını çizmekte fayda görüyoruz.

Konuya ilişkin İKV Uzman Yardımcısı Ahmet CERAN tarafından SivilDüşün Aktivist AB Programı desteği ile hazırlanan “Türkiye’de ve AB’de Kişisel Verilerin Korunması” Kitapçığı!

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: