acıyı bal eyledik…


Çin savaş stratejisi uyguladık, tarımcıyı n’eyledik!

rus_ruletl

kanadık toprak olduk
çekildik bayrak olduk
döküldük yaprak olduk
geldik bugüne
ekmeği bol eyledik
acıyı bal eyledik
sıratı yol eyledik
geldik bugüne
ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu
kor olasın demiyorum
kor olma da
gör beni – Hasan Hüseyin Korkmazgil

***

SEBZE, MEYVEDE KİM KAZANIYOR

© Prof.Dr.Tayfun Özkaya Çiftçi ve tüketici değil şüphesiz. Altı yıl geriye gidelim. 2010 yılında bu aylarda kısaca Hâl Kanunu denilen yasa tartışılarak değişmişti. O yıllarda yasa çıkarılırken yetkililer sebze, meyve fiyatlarının makul düzeylerde oluşacağını, enflasyonun düşeceğini, gıda güvenliğinin sağlanacağını ileri sürmüşlerdi. Yasayı çiftçi ve tüketicilere sempatik göstermek için, pazarlarda çiftçilere %20, hâllerde ise üretici örgütlerine %10 pay ayrılması yasada belirtilmişti.

Acı ilacı şekere bulama taktiği idi.

Bu da bir Çin savaş stratejisi idi. Yoksa üretici örgütlerinin böyle bir gücü yoktu ve bu ayrılan yerler hiçbir zaman dolmadı. Ama bu arada birçoğunun kafası karıştı ve toplum için iyi şeyler yapıldığı kanısına vardılar. Yasayı desteklediler veya karşı çıkmadılar.

Hâl yasası, o zaman da öngördüğümüz gibi süpermarketlere güç kazandırdı. Hâle girmeden ürün almaları yasalaştı. Hâldeki kabzımallar bu tehlikeyi o zaman görmüşlerdi. Tabii o günlerde onlar epeyce güçlü idi. Çiftçi hep en altta kalıyordu. Gene en alttalar. Süpermarketler yasanın çıktığı yıldan bu yana güçlendiler ve piyasaya epeyce hâkim oldular. Bu yasadan şüphesiz tüketici de kazanmadı. Rus krizine rağmen marketlerde fiyatlar düşmedi.

Yasada hâllerde büyüklüğüne göre laboratuvarlar kurulacağı, hatta kurmayanlara ceza verileceği yazmakta idi. Bu da gerçekleşmedi. Hâlbuki bu çok önemli bir problem. Akdeniz Üniversitesi Gıda Güvenliği ve Tarımsal Araştırmalar Merkezinde yapılan bir araştırma yediğimiz tarım ürünlerinde ciddi düzeylerde tarım ilacı kalıntısı olduğunu ortaya çıkarmıştı.

Araştırmada 2013 ve 2014 yıllarında Ocak-Nisan arasında semt pazarlarından tesadüfen toplanmış 709 domates, biber, hıyar, kabak, çilek, patlıcan ve portakalda 335 pestisit (tarım ilacı) kalıntısı aranmıştı. Araştırma sonuçlarına göre bu sebze ve meyvelerin ilk yıl %21’i, ikinci yıl ise %25’i Tarım Bakanlığı ölçütlerine göre bile kesinlikle yenilmeyecek kadar tarımsal zehir içeriyor. Şöyle bir benzetme yapalım: Elimizde bir gözünde mermi olan dört gözlü bir Rus ruleti var.

Yasa gıda güvenliğini de sağlamadı. O zaman iddia edilmesine rağmen ne sebze ve meyvede enflasyon dizginlendi, ne de sağlıklı bir ürün sağlandı.

Halbuki kooperatifler, ekolojik köylü pazarları, topluluk destekli tarım grupları desteklenseydi hem çiftçi hem de tüketici için daha iyi bir ortam oluşabilirdi. Bunun yerine süpermarketler tercih edilmiş oldu.

Şimdi o zaman neler söylendiğini pek kimse hatırlamıyor. Bunları hatırlatmak gerekli diye düşündüm.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: