Beyaz kirlenir, lekesi kalır…


Bütün renkler kirlenebilir, ama ilk sırada beyaz gelir!
Mehmet Şimşek.

munir_kebir2

© Münir Kebir

Bu ülkede Milli İstihbarat Teşkilatı afedersiniz – ne mok yiyor? Ankara’da başkentin göbeğinde iki kez canlı bomba patlıyor 100’ün üzerinde ölü… MİT ne yapıyor sorusuna tık yok. GUGUKCeylanpınar’da 32 ölü yine tık yok. Roboski’de kendi ülkemiz insanı kendi uçaklarımızla katledildi!.. iki ateş arasında kalmış Cizreli, Nusaybinli, Şırnaklı, Silopili, Vanlı, Diyarbakırlı bu ülke insanları, denize düşüp köpüğe sarılan insan misali. Ahmet Davutoğlu da rüyalar alemi bir ülkenin Başbakanı sanki.. Türkiye « hukuk devleti, »
yoh öyle,
mi dediniz
!.

© photocredit

***

Nutku tutulmak…

İnsanlar, olmayacak denilen durumlarla karşılaştığı zaman, birdenbire bloke olur. Buna güzel türkçemizde “Nutkum tutuldu” deriz. Bunu günümüz insanı “afalladım”
diyerek ifade eder. Ama hiç bir zaman aynı tesir elde edilmez.

Bazen insanlar duyum aldığı, şahit olduğu kamusal düzeyde bir olayın nasıl meydana geldiği konusunda yetkililerin açıklaması gereken olayı birdenbire gizlemesi karşısında da insanın nutku tutulur.
Adı hazır;
“Yayın yasağı”….

Kamusal düzeyde insanın nutku tutulan böyle bir olay karşısında, insanlarda ister istemez korku meydana gelir…

Çünkü, şahit olunan olay bir kaza değil. Bir tabii afet değil(se). Bu olay insana, “devlet çatısı altında böyle bir şey nasıl olur” sorusunu sordurur ve meraka sevk eder.

Merak denilen meleke, insanın yaratılışında varlık gösteren bir melekedir. Biz buna fıtri diyoruz. Bu yüzden merak makul gerekçelere dayalı izahatlarla giderilmedikçe, kişiler korkuyla hayatlarını geçirmek zorunda kalırlar. Bu durum tekerrür ederse, artık insanlar Yasaya, idareye, adliyeye, askere, hükümete güvenlerini yitirirler. Sonuçta KAOS ( boşluk, karanlık) ülkeye hakim olur. Unutmayalım ki, bölünme, parçalanma, savaş, yok olma her zaman ve her ülkede KAOS sonuçlarıdır.

*******

Kamusal sorunlar meşveretle ( diyalogla), samimi ve dürüst bilgi ve ilgiyle ve de el birliğiyle çözüme götürülür.

Bugün, insani açıdan hepimizi üzen ve sonrasında ise Türkiye’nin turizm gelirlerini ve dolaysıyla da ülkede ekonomik çöküntüye yol açacak tam bir trajedik vaka yaşadık.
Sultan Ahmet Meydanı’nda canlı bombanın yol açtığı 12 ölü ve 13 yaralı vakası….
Ölen ve yaralanların hemen hemen hepsi yabancı…..

Gemi seyahatinde bulunan ve İstanbul’u kısa bir süreliğine gezmeye çıkan ufak bir yolcu kafilesi, bu meydanda hunharca katledildiler.(!)

Şimdi kendi kendime sordum. Bu ülkede Milli İstihbarat Teşkilatı afedersiniz – ne mok yiyor?….
Öyle ya,

Ankara’da başkentin göbeğinde iki kez canlı bomba patlıyor 100’ün üzerinde ölü…
MİT ne yapıyor sorusuna tık yok.
Ceylanpınar’da 32 ölü yine tık yok.
Roboski’de kendi ülkemiz insanı kendi uçaklarımızla katledildi!.. Burası hukuk devleti. Yıllardan beri yöre insanı sınır ticareti düzeyinde kaçakçılık yapıyor. Siz bu kaçakçılığa suç diyorsanız, pekala diyebilirsiniz. Bunun karşılığı Türk adaletine sevketmek midir yoksa bombalamak mıdır.Verilen bilgiye göre sehven PKK militanları olarak algılamışlar… Olsun PKK militanları bile olsalar, sınırımızı koruyan askeri birlikler vasıtasıyla teslim olmaya sevkedersiniz, teslim olmadılar mı, tamam vurun. Kim ne diyebilir.

Her Allah’ın günü ocaklara ateş düşüyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu rüyalar alemi bir ülkenin Başbakanı sanki.. Haber bülteninin bir veteresi babasını kaybeden çocuğun acısını gösterirken, hemen arkasından Ahmet Davutoğlu kendisini pohpohlayan birinin çocuğunu kucağında hoplatıp zıplatıyor. Afyon’da hanımköy anılarını anlatıyor etrafındakilere.
Oh ne âlâ…..

Aynı gün ve günlerde, iki ateş arasında kalmış Cizreli, Nusaybinli, Şırnaklı, Silopili, Vanlı, Diyarbakırlı bu ülke insanları, denize düşüp köpüğe sarılan insan misali, TV’de program yapan Beyaz’dan medet umarak, telefon açıyor ve ondan imdat istiyor.
Nasıl MI?
Ne mi oluyor?…
Benim anlatmaya yüreğim kaldırmıyor.
Yanıtı aşağıdaki makalede…
Üzüntülerimle,

*****

Beyaz namlı delikanlının programına Güneydoğu’dan katılan bir kadın, düşüncelerini anlatıyor! “Burada çocuklar ölüyor, siz orada eğleniyorsunuz, biraz daha duyarlı olamaz mısınız” diyor!

Beyaz da, sözlerini tamamlayan kadını konuklarına alkışlatıyor.
Buraya kadar her şey normal görünüyor, değil mi?

Türkiye Demokratik bir Cumhuriyet olsa, Anayasa Cumhur’un Başı tarafından askıya alınmasa bu olay normal karşılanır ve unutulur giderdi!

Ama kazın ayağı öyle değil! Burada Cumhur’un Başı’nın çizdiği sınırlar kadar demokrasi var. Bir adım ötesi yasak hemşerim! Sınırı aşarsan sistem şöyle işlemeye başlar;

Saray’dan bir danışman efendi, derhal Kanal D yöneticisi arar ve bir temiz fırça atar. Haberi alan Aydın Doğan’ın damadı emir verir; “Bu işi düzeltin, Beyaz özür dilesin!”

Dışardan bakınca kelle-kulak yerinde olan ve “adam” zannedeceğiniz Beyaz, hemen Kanal D ana habere çıkartılır ve Beyaz, kendisini tepeden tırnağa kirleten o özrü diler…

Anayasa çiğnenirken, Cumhuriyetin temel ilkeleri teker-teker koparılırken, devlet soyulurken, ülke bomba-ağır silah deposu haline getirilirken, görmezden gelen,
“bana ne yahu”
diyen Savcılarımızdan bir adet Saray Savcısı, “Aha bakın hele, burada terör örgütü propagandası yapılıyor, tutun getirin merkeze, rezil edelim herkese”
diye derhal bir soruşturma başlatıp, yerini şimdilik garantiye aldı…
Böylece, Saray Demokrasisinin de sınırları net olarak belli olmuş oldu!
AKP’li Bakanların Öcalan’ı öven yüzlerce konuşmaları terör propagandası olmuyor da, bu kadının dediği mi terör propagandası oluyor? [Makalenin tamamı]

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: