Rus amabargosu ve tarımsal gıda sektörü…


Üretici nasıl etkilenecek?

tarım

Sorun çözülmezse Rusya’ya gerçekleştirilen ihracatı kısa vadede ikame edecek başka pazarlar bulmak kolay olmayacak; bu sonucun iç piyasada fazlalık oluşturması söz konusu. Ayrıca; fiyatlarda aşırı düşüşler olabilir, tarımsal gıda zincirinde en büyük zararı, üreticiler görebilir. Bu sektörde; 3 milyon tarım işletmesi bulununuyor, tarım istihdamının toplam istihdamdaki payı yüzde 25, GSYİH içerisinde payı yüzde 7,4 ve ihracattaki tarımsal ürün payı ise yüzde 11… Bu nedenle, zincirin en hassas halkasını oluşturan üreticinin mağduriyetini giderecek stratejiler geliştirilmesi ve acil önlemlerin alınmasında hükümete önemli bir görev düşüyor.

***

RUSYA’NIN TARIM ÜRÜNLERİ YASAKLARI BAŞLADI: SEKTÖR NASIL ETKİLENECEK?

Rusya, uçak krizi sonrasında gündeme getirdiği yaptırımlar kapsamında 1 Ocak 2016 tarihinden bazı tarım ürünlerinin ithalatına yasak getirdi. Yasaklanan ürünler listesinde; domates, soğan, arpacık soğanı, karnabahar, brokoli, salatalık, portakal, mandalina ve diğer turunçgil meyveleri, elma, üzüm, armut, şeftali, kayısı, erik, çilek, karanfil, tavuk eti, hindi eti ve tuz yer aldı. Rusya tarım ürünlerimize getirdiği yasakta narenciye ürünleri içerisinde limonu listeye dahil etmedi. Bunu nedeni ise, limon ihtiyacının yüzde 80’ini Türkiye tarafından karşılanıyor olmasında yatıyor. Aynı şekilde dünya ticaretinin yüzde 75’ine hakim olduğumuz fındık da yasaklı ürünler listesinin dışında tutuldu. Rusya, AB’ye uygulamaya devam ettiği ambargoda yer alan et ürünlerine de bir sınırlama getirmezken, balık ürünleri de yasaklanmayan diğer ürünler oldu.

Türkiye ile Rusya arasındaki tarımsal ürün ticareti 4 milyar dolar

Türkiye’nin Rusya’ya yaptığı tarım ürünleri ihracatı içerisinde meyve ve sebzenin payı yüzde 90’ın üzerindeyken, ithalatta ise hububatın payı yüzde 80’den fazla. Rusya, tarımda önemli bir ithalatçı ama aynı zamanda özellikle tahıl ve yağlı tohumlarda önemli bir ihracatçı. Türkiye, başta yaş sebze ve meyve olmak üzere birçok ürünü ihraç ediyor. Ancak ihraç ettiğinden çok daha fazlasını ithal ediyor.

Küresel ticaretteki verilerimizi paylaşırken de belirttiğimiz gibi tarım ürünleri ihracatımızın 1.27 milyon doları Rusya’ya yapılıyor. İthalatımızın ise 2.8 milyon doları Rusya’dan gerçekleşiyor. Görüldüğü gibi Rusya’ya karşı tarım ve gıda ürünlerinde dış ticaret açığımız 1 milyarın üzerinde. Türkiye ile Rusya arasında yaklaşık 4 milyarlık bir tarımsal ürün ticareti bulunurken, alınan ambargo kararının iki tarafa etkileri olacağı aşikar.

Rusya’ya yaptığımız tarımsal ihracat içinde en önemli pay 622 milyon dolarla meyve ve 385 milyon dolarla sebze olarak görülüyor. Meyve grubunda öne çıkan ürünler ise turunçgiller ve üzüm olurken, sebze ürünlerinde domates en önemli ihraç kalemi. Bunların yanında su ürünleri, yağlı tohum ve kanatlı et ürünlerinde önemli potansiyelimiz bulunuyor. Rusya’dan yaptığımız ithalatta ise hububat ve yağlı tohum ürünleri ilk sırada.

Tarım ürünlerinde alternatif pazarlar

Tarımsal ürün ihracatımız 18 milyar dolar. Toplam ihracat içindeki payı ise yüzde 11,4. İthalatımız ise 12.4 milyar dolar. Toplam ithalat içindeki payı ise yüzde 5,1. Tarımsal dış ticaret fazlamız 5.6 milyar dolar

Türkiye yaklaşık 190 ülkeye tarım ürünü satıyor. Türkiye’nin tarım ürünleri ihracatında Irak ilk sırada yer alıyor. Türkiye 2014 yılında Irak’a 3 milyar 456 milyon dolarlık ihracat yaptı. Bu rakam toplam tarım ürünleri ihracatımızın yaklaşık 5’te 1’i. Bu ülkeyi 1.5 milyar dolarlık ihracat rakamımızla Almanya takip ederken, yaklaşık 1.27 milyar dolar ihracat ile Rusya bu iki ülkenin ardında yer alıyor. Tarımsal ürün ihracatımızda ilk 10 ülke çok önemli çünkü 10 milyar dolar ile bu alandaki ihracatımızın yüzde 58’ini kapsıyor.

Tarım ürünleri ithalatımızda ise ilk sırada yaklaşık 2.8 milyar dolar ile Rusya yer alırken bu ülkeyi, 1 milyar ile ABD, üçüncü sırada ise 804 milyon dolarla Ukrayna bulunuyor. İlk 10 ülkeden yapılan ithalat toplam ithalatın yaklaşık yüzde 60’ı ki bu da rakamsal olarak 7,5 milyar dolar demek.

Rusya’nın tarım ürünlerine yönelik uygulayacağı kısıtlama karşısında, Türkiye’nin ihracatını desteklemesi, mevcut pazarlarını koruması ve yeni pazarlara yönelmesi gerekiyor. Genel olarak ihracatın belli pazarlar üzerine yoğunlaşması o pazara yönelik yaşanan gelişmelere büyük ölçüde bağımlı olunması sonucunu getiriyor.

Ortadoğu, Afrika, Kafkaslar, Balkanlar, Orta Asya ve AB önceliğimiz olsa da ülke olarak uzaklık gözetmeden küresel tarım ticaretinde, her ülkenin tarımsal ithalat ihtiyacına ürünlerimiz doğrultusunda cevap verecek konumda olmalıyız. Alternatif pazarlardan pay alabilmek için bazı pazarlarda fiyatlarımızı düşürmek zorunda kalabiliriz. Bu durumda, kazanç açısından oluşacak farkın devlet tarafından karşılanması tarım ürünleri ihracatında rekabet gücümüzü koruyabilmemiz için kaçınılmaz olabilir. Başta üretici olmak üzere tarımsal gıda zincirinin tüm unsurlarını gözetmeliyiz.

Bununla birlikte, Rusya’dan tarımsal ürün ithalatımızın da krize dahil olması karşısında alternatif Pazar ihtiyacı doğacak. Bu çerçevede, Türkiye’nin Rusya yerine tarımsal ürün ihtiyacını karşılayabileceği yakın pazarlar Ukrayna (tahıl ve ayçiçeği yağı), Fransa (tahıl), Kazakistan (tahıl), Romanya (Ayçiçeği) ve Bulgaristan (Ayçiçeği) olarak karşımıza çıkıyor.

Benzer ambargo AB’ye de uygulanıyor

7 Ağustos 2014 tarihinde Rusya, AB, ABD, Kanada, Avustralya ve Norveç’e gıda ürünleri ticaretinde kısıtlamalar getirdi. 25 Temmuz 2015 tarihinde de Rusya, AB’ye yönelik ithalat yasağını bir yıl daha (Ağustos 2016) uzattığını açıklarken, listeye İzlanda, Lihtenştayn, Arnavutluk ve Karadağ da dahil oldu. Rusya, bununla birlikte 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren Ukrayna’ya da gıda ambargosu uygulamaya başladı.

AB’nin Rusya’ya yaptığı tarımsal gıda ürünleri ihracatı, Ağustos 2014-Temmuz 2015 arasında yüzde 43 düşüşle 11 milyar avrodan, 6.3 milyar avroya geriledi. AB yürürlükte olan ambargo süresince mevcut pazarlardaki konumu güçlendirme ve alternatif pazarlara yönelme çalışmalarına hız verdi. Çalışmaların etkisini hissetmeye başlayan AB, bu dönemde, üçüncü ülkelere yapılan toplam tarımsal gıda ihracatını, bir yıl öncesine kıyasla yüzde 5,7 artırdı.

Rusya ambargosu süresince AB, Rusya’ya yapılan yurtdışı satışların kayıplarını ve ihracat miktarını diğer ana istikametlerde ve alternatif pazarlarda artırarak telafi etmeyi başarmış gibi görünüyor. AB’nin bu dönemde ihracattaki alternatif pazarlardaki kazanımları, Çin’de yüzde 33, Güney Kore’de yüzde 29, Hong Kong’ta yüzde 19, ABD’de yüzde 16 ve İsviçre’de yüzde 5 olarak kaydedildi. Bunun yanında, alınan tedbirler doğrultusunda, AB’nin Arap ülkelerine yaptığı ihracatta da artış gerçekleşti. Başta Mısır (yüzde 26) olmak üzere Birleşik Arap Emirlikleri (yüzde 14) ve Suudi Arabistan’da (yüzde 10) önemli kazanımlar elde edildi.

Türkiye için tarımsal ürün ihracatı son derece önemli

Tarımsal dış ticaretimizde önemli bir yere sahip olan Rusya ile yaşadığımız gerginliğin tarım ürünleri ticaretimize getirilen yasakla bir adım daha ileri gitmesi başta üreticiler ve bu sektöre tedarik ve hizmet sağlayan tüm sektörleri yakından ilgilendiriyor. Temennimiz tabi ki yaşanan gerginliğin sona ermesi ve yasakların kaldırılması. Ancak, sorun çözülmezse Rusya’ya gerçekleştirdiğimiz ihracatı kısa vadede ikame edecek bir pazar bulmak kolay değil; bu da iç piyasada fazlalık oluşturabilir, böylelikle de fiyatlarda aşırı düşüşler yaşanabilir. Bu çerçevede tarımsal gıda zincirinde en büyük zararı, üreticiler görebilir. 3 milyon tarım işletmesinin bulunduğu, tarım istihdamının toplam istihdamdaki payının yüzde 25, GSYİH içerisinde tarım payının yüzde 7,4 ve ihracattaki tarımsal ürün payının ise yüzde 11 olduğu Türkiye için tarımsal ürün ihracatı son derece önemli. Özellikle zincirin en hassas halkasını oluşturan üreticinin mağduriyetini giderecek stratejiler geliştirilmeli ve acil önlemler alınmalı.

Tarım ürünleri için alternatif pazar arayışlarında, AB ile olan gümrük birliği öne çıkıyor. Gümrük birliğinin güncellenmesine tarım sektörünün de dahil edilmesi ve bazı ürünlerde karşılıklı olarak liberalleşmenin sağlanması, özellikle taze meyve ve sebzede Avrupa pazarına erişimi artıracaktır. Ancak söz konusu müzakerelerin sonuçlanmasının en az 2 sene süreceği de hesaba katılırsa, ilgili Bakanlık ve kamu kurumlarının işbirliği içinde devreye girerek, TZOB gibi temsilci kuruluşlar ile işbirliği içinde, üreticinin mağdur olmaması için acil çözüm önerilerinin geliştirilmesi büyük önem taşıyor.

*

Tarım konusunda diğer değerlendirmeler:

ikv_2016

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: