Yine seni andım türkülerde…


gurbet bitmez böyle oy gülüm, günler batıp batıp doğar da…

gun_batimi

Seni andım, iki gözüm seğirdi
Hasret boğum boğum boğuyor
Oy gülüm
Bilmem bizim yollar nerde buluşur
Günler batıp batıp doğuyor
Oy gülüm…

halit-umar1a

© Dr.Halit Umar Yorgun değiliz biz, türküler varken; diyordu değerli sanatkâr dostum Üzeyir Lokman Çaycı, Anafilya’daki bir yazısında… Türküler varken yorulmak olmaz! Olsa olsa gurbetin, hasretin, özlemin yankısı vardır onlarda…

Hüzün ses verir telinde sazın, ezgide buluşur hasreti bağlayan yollar, günler batıp doğar, yenilenir yürekteki anılar, sızlanır gönüller.

Eskiyen, koparılan takvim yapraklarında kalıverir geçmiş zaman. Düğüm üzerine düğüm, boğum üzerine yeni bir boğum atılır kedere ve kadere, DUR dercesine.

gonca titrer narindir
sevdiceğin seni bekler oy gülüm
bitmez şu yollar bitmez
türküler, hasret…
gurbet bitmez böyle
günler batıp batıp doğar da
oy gülüm

Nereye baksam bir keder sarıyor içimi. Yok ciğerimin içi, özlediğim yok. Gelemez ki… Irak derler adına ırak, uzak derler, hasret derler, toprak… vatan… yavuklu…

Toprak yolu tozlu mudur ki… sazların sazların altındaki çay bahçesi yerinde midir acep şimdilerde? Bağındaki üzüm şekerlenmiş, inciri ballanmış mıdır, ne dersin? ‘Bu yıl tütün…’ diye mi başlar sohbeti köylü amcamın?

Onca yolu geride bırakıp, yurt toprağına vardığın günün akşamında koca bir portakalı mı andırı Ege’ye gömülürken güneş? Çukurova duman suman, Sipil dağının mermer oluğu sipil sipil midir dersin? Buz suyu, karpuzları çatlatıyor mu yine? Erek Dağı mora mı döndü gün kavuşurken? Ya Artos… parıltılı karları tülden gelinlik gibi sırtında taşıyan… Süphan, kollarını açıp sarıvermiş midir yine Van Gölü’nü? Nemrut, Erciyes, Ziganalar, Uludağ, Bozdağları Ödemiş’in…

Göçerler allı pullu…
Davar yayılmış mıdır sulağa?
Çobanım kavalını mı üfürür,
Soluduğu türkü beni bulur, yakar!
Tarlalarımda öbek öbek midir şimdi
O kırmızı gelinciklerim ne dersin?
İçe düşmüştür bir kor
Külleyemezsin.
Bu yangına gurbet derler dostum, gurbet…
Bitiremezsin.

Gitmek mi zor, kalmak mı zor? dese de ezgi, yanıtı yoktur bunun. Kalana da zordur, gidene de… böyle bilirim ben. Ayrılık, işin başıdır gurbetçilikte, gidilip de tez dönülemeyen illere düşenler için. Her gelen günde anarsın, aklını başından alır adamın gurbet. Vardır bir geride bıraktığın, adını bilmediğin, düşünde sana el eden… Sarı gonca mı desem, mor sümbül mü, çiğdem ya da lâle… Manavgat’ta bir şelale…

Çukurova’da beyaz, ilmek ilmek… bir gün mü desem, bir ay mı… bir vâde mi, üç mü yoksa… Evet, yol görünüyor sana, bir vakit sonra, sonunda kavuşma olan. Falın temiz, temiz de, işte bunlar çıktı anam. Gam etme, keder etme. Gönlünü geniş tut. İstersen oraları şöyle bir unut, yeni bir düş gelip seni bulana kadar.

sen gönlünü geniş tut gülüm
yollar gitmek, uzaklar aşmak içindir
gidişin yeter ki dönüşü olsun

günler batıp batıp doğsun
oy gülüm, türküler var
yalnız değilsin
sevgilerle sarılası, pembe mor
türküler varken

gonca, titrer narindir
sevdiceğin
yolunu bekler, oy gülüm
bitmez şu yollar, bitmez türküler,
hasret.

Rotterdam 30 Aralık 2002

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: