Paris Anlaşması : Türkiye üzerine yansımalar…


2020 sonrası yeni iklim rejimi nasıl şekillendiriliyor?

iklim2

Türkiye henüz AB’nin Emisyon Ticaret Sistemi’ne dahil olan bir ülke değil. Ancak ulusal karbon piyasasının kurulmasına yönelik çalışmalarını Türkiye ve Dünya Bankası arasında imzalanan karbon piyasasına hazırlık programı [PMR] dahilinde yürütüyor. Yeni anlaşma ile başta enerji, sanayi, tarım, atık ve elektrik gibi sektörlerin ciddi revizyon sürecine girmesi bekleniyor. Emisyonların kontrol edilmesi ve izlenmesine ilişkin çalışmalar ise “Sera Gazı Emisyonlarınn Takibi Hakkında Yönetmelik” kapsamında yürütülüyor…

***

İklim Değişikliğine Yönelik Tarihi Paris Anlaşması

30 Kasım-11 Aralık 2015 tarihlerinde Paris’te gerçekleşen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (BMİDÇS) 21’inci Taraflar Konferansı’nda (COP 21) yeni bir iklim değişikliği anlaşması onaylandı. Tarihi bir anlaşma olarak nitelendirilen ve 2020 yılından sonra bağlayıcı olacak anlaşma Kyoto Protokolü’nün yerine geçecek. [Paris notları]

11 Aralık günü sonuçlanması beklenen müzakereler bir gün uzayarak 12 Aralık’ta resmi olarak tamamladı. 12 Aralık’ta açıklanan yeni anlaşmanın ya da resmi adıyla Paris Anlaşması’nın en kritik konulara ilişkin maddeleri kısaca şu şekilde:

* Anlaşma dahilinde, bu yüzyıl sonuna kadar küresel ısınmanın 2 derecenin altında tutulması ve hatta 1,5 derece ile sınırlandırılması karar alındı (Madde 2.a).

* Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için belirlenmiş olan ve ülkelerin sosyal ve ekonomik koşullarına bağlı olarak geliştirilen “ortak ancak farklılaştırılmış sorumluluklar” ilkesi yeni anlaşmada da yer alacak (Madde 2.2).

* Paris toplantısı öncesinde 180’den fazla ülkenin Birleşmiş Milletler’e sunduğu ulusal emisyon azaltım beyanları [Intended Nationally Determined Contributions-INDCs] COP 21 sırasında en kritik konulardan biriydi. Özellikle konferans kapsamında açıklanan BMİDÇS’nin INDCs Sentez Raporu’na göre, mevcut INDC’lerin kısa vadede “çok yavaş” azaltıma imkan vereceği ve hatta küresel ısınmanın 3 dereceyi aşacağı açıklandı. Dolayısıyla yeni anlaşma ile “her 5 yılda bir” ulusal katkıların kontrol edilmesini sağlayacak yeni bir sistem oluşturuldu.

* Gelişmekte olan ülkelerin, gelişmiş ülkelerden alacakları finans yardımları ve gelişmekte olan ülkelerin emisyon azaltım hedeflerini sürdürmeleri konusundaki görevlerinin devam edeceği kararlaştırıldı (Madde 4.4).

* 2013 yılında Varşova’da yapılan konferansın sonuçlarından biri olan “kayıp ve zararlar” kısmında, Kayıp ve Zararlar Varşova Uluslararası Mekanizması’ nın güçlendirilmesi kararı alındı (Madde 8).

* Yeni bir terim olarak “emisyon sıfırlama” [emission neutrality] anlaşmaya dahil edildi (Madde 3).

32 sayfadan oluşan Paris Anlaşması‘nın metni.

Anlaşma kapsamında ülkelerin fosil yakıttan vazgeçme taahhütleri de gündeme gelecek. Anlaşma dâhilinde ayrıca Hükümetlerarası İklim Paneli [IPCC] tarafından 2018 yılında bir değerlendirme raporunun hazırlanması bekleniyor.

AB’nin müzakerelerdeki pozisyonu, belirlediği 2020, 2030 ve 2050 hedefleri çerçevesinde oluştu. AB özellikle yeni anlaşmada beş yılda bir ulusal hedeflerin kontrol edilmesi ilkesini önemseyen taraftaydı ve finansal yardım mekanizmalarının içinin doldurulmasını talep eden taraftı.

Türkiye, anlaşma müzakerelerinde “ortak ancak farklılaştırılmış sorumluluklar” ilkesinin netleştirilmesi üzerine odaklandı. Türkiye, müzakerelerde “gelişmekte olan” bir ülke statüsünde olduğunun yeni anlaşmada da kabul edilmesini talep ederken, azaltım hedeflerine ulaşmada finansal mekanizmalardan ve teknoloji transferlerinden yararlanmak istediğini belirten taraflardan biri oldu. Bilindiği gibi Türkiye, 30 Eylül 2015 tarihinde 2030 yılına kadar emisyonlarda yüzde 21 azaltım sağlayacağı taahhütünü Birleşmiş Milletler’e sunmuştu.

Türkiye’de Hangi Sektörler Etkilenecek?

Yeni anlaşma ile başta enerji, sanayi, tarım, atık ve elektrik gibi sektörlerin ciddi revizyon sürecine girmesi bekleniyor. Türkiye’de halihazırda emisyonların kontrol edilmesi ve izlenmesine ilişkin “Sera Gazı Emisyonlarınn Takibi Hakkında Yönetmelik” altında çalışmalar yürütülmektedir. Yönetmelik ile elektrik, buhar üretimi, demir-çelik, çimento, cam, kağıt ve seramik gibi sektörleri yakından ilgilendiriyor. Yönetmelik gereği, işletmeler, ilk “doğrulanmış” emisyon raporlarını Nisan 2016 tarihine kadar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na [ÇŞB] iletmekle yükümlü olacak.

Ayrıca Türkiye henüz AB’nin Emisyon Ticaret Sistemi’ne dahil olan bir ülke değildir. Ancak ulusal karbon piyasasının kurulmasına yönelik çalışmalar Türkiye’de hazırlık aşamasında devam etmekte olup, bu konuda Türkiye ve Dünya Bankası arasında imzalanan karbon piyasasına hazırlık programı [PMR] dahilinde çalışmalar yürütülmektedir. Bu sürecin dışında, Türkiye’de bilindiği gibi gönüllü karbon piyasasına yönelik projeler yürütülmektedir. Projelerde en fazla hidro elektrik ve rüzgar enerjisi alanlarına yatırımlar gündemdedir. [Haberin Kaynağı]

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: