İran: Arap olmayan müslüman güç..


İran’ın Orta Doğu’nun toplumsal ve siyasal yapısı içindeki yeri!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA ©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

1) Mahmud Ahmedinejad : Allahaısmarladık de ve Amerikalılara teşekkür et Nuri... Nouri al Maliki (papağan) : Allahaısmarladık ve Amerikalılara teşekkür, Nuri. Kaynak/Source: http://www.usnews.com/cartoons/iran-political-cartoons 2) Suriye ve Esad rejimini destekleyen Lübnan Hizbullah’ı üzerinden “Bölgesel Güç koltuğu”na doğru  adım adım... Kaynak/Source: Syrian Change.

1) Mahmud Ahmedinejad : Allahaısmarladık de ve Amerikalılara teşekkür et Nuri…
Nouri al Maliki (papağan) : Allahaısmarladık ve Amerikalılara teşekkür, Nuri.
Kaynak/Source: http://www.usnews.com/cartoons/iran-political-cartoons
2) Suriye ve Esad rejimini destekleyen Lübnan Hizbullah’ı üzerinden “Bölgesel Güç koltuğu”na doğru adım adım…
Kaynak/Source: Syrian Change.

Geçmişte, İslam’ın siyasallaştırılması ve şiddet içeren boyutu ile algılanan İran, sadece Orta Doğu’daki kısır siyasal ve toplumsal döngüyü beslemekle yetinmiyor, aynı zamanda bu döngüden istifade de ediyor. Tahran ayrıca, İslam içi çatışmaya hız kazandırmıştır. Bu; bir yönüyle, Orta Doğu’da hâkim nüfus olan Müslümanların içe dönmesine ve güç kaybetmesine; diğer yönüyle de, tarafların dış destek arayışına ve bölge dışı aktörlerin bu arayışlar üzerinden bölgeye müdahale etmesine imkân vermiştir. Bu durum, İran’ın 1979 sonrasında izlediği politikanın, Orta Doğu’daki kısır siyasal ve toplumsal döngünün sürmesine hizmet ettiği anlamına gelir.

***

İRAN: ORTA DOĞU’NUN TOPLUMSAL VE SİYASAL YAPISINDAKİ YERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

I. İran’ın Orta Doğu’nun toplumsal ve siyasal yapısı içindeki yerine bakarken, önce bu bağlamda anlamlı olan bazı özelliklerini ortaya koymak gerekir.

a. İran, Orta Doğu’da Arap olmayan ülkelerden biridir.

b. İran, nüfusunun (82 milyon) %90’na yakını Şii olan bir ülkedir.

c. İran, çok etnikli bir nüfus yapısına sahiptir.

d. İran, petrol ve doğal gaz satıcısı bir ülkedir. Ham petrol üretiminde Dünya altıncısı, doğal gaz üretiminde Dünya üçüncüsüdür.

e. 1979 öncesi dönem, İran’ın, Batı ile yakın ilişki içinde olduğu ve ABD’nin Sovyetleri çevreleme politikası içinde yer aldığı bir dönem olmuştur.

f. 1979 sonrası dönem, İran İslam Devrimi ile birlikte kabul edilen ve halen yürürlükte bulunan Anayasasının bir gereği olarak; İran Hükümetinin, Devrimi Müslümanların yaşadığı yerlerle taşıma ve Dünyanın her yerinde ezilenlere sahip çıkma sorumluluğunu taşıdığı ve bu sorumluluğu yerine getirmek için ülke dışına yöneldiği bir dönemdir.

g. İran, 1979 İslam Devrimi’nden hemen sonra, Batının ambargo, yaptırım ve izolasyon politikalarına konu olmuştur.

h. Batının uyguladığı ambargo, yaptırım ve izolasyon politikası, İran’ın, hem bunlarla yaşama, hem bunları aşma çabalarına yol açmış; İran, bu koşullarda, savunma ve güvenlik bağlamında, bir taraftan asimetrik çözümler üretmiş, diğer taraftan da nükleer programa sahip olmuştur.

i. İran’ın jeopolitiği, bölgesel ve küresel dengeler bağlamında önemlidir.

j. İran, bölgenin güçlü ülkelerinden biri olmaktan çıkıp Orta Doğu’da “bölgesel güç” olarak öne çıkmaya başlamıştır.

II. İran ile ilgili olarak yukarıda belirtilen özelliklere Orta Doğu’daki genel tablo ışığında bakıldığında, bazı çıkarsamalarda ya da anlam yüklemelerinde bulunmak mümkündür.

a. İran’ın bir Arap ülkesi olmaması ve nüfusunun çoğunluğunun Şii olması, Orta Doğu’nun Arap ve Sünni nüfus çoğunluğu ile örtüşmemektedir. Bu örtüşmeme, Orta Doğu’nun Arap ve Sünni ülkeleri ile İran arasındaki ilişkilerin genellikle mesafeli olmasına yol açmıştır. Bunda, Şiiliğin içinde saklı olan mağduriyet (haksızlık) psikolojisinin Sünniler ile ilişkilendirilmesinin de payı vardır.

b. Çok etnikli nüfus yapısı, her dönemde İran’da baskıcı yönetimlere neden olmuştur. Ancak Orta Doğu’nun diğer ülkelerinde genelde gözlemlenen baskıcı yönetimler ile İran’daki baskıcı yönetim arasında, “niteliksel” bir farktan söz etmek mümkündür. İran’daki farklı etnik grupların ve Sünni varlığın siyasal bilinçlenme düzeyinin Orta Doğu’nun diğer ülkelerine göre biraz daha gelişmiş olduğu kabul edilebilir ve bu, İran’daki baskıcı yönetimin arkasındaki en temel faktörlerdendir. Orta Doğu’nun diğer ülkelerinde gözlemlenen baskıcı yönetimlerin arkasında ise, genelde küçük bir azınlığın (ailenin ya da kabilenin) iktidarını sürdürme amacı yer alır. Yani “niteliksel fark”, birinin arkasında ülkesel (kamusal), diğerinin arkasında kişisel (özel) bir amaç olduğu şeklinde alınabilir. Bu bağlamda bir başka fark da; İran’daki baskıcı yönetim gücünü genelde içeriden alırken, Orta Doğu’nun diğer ülkelerindeki baskıcı yönetimlerin güçlerini dışarıdan almaları, başka bir ifade ile sırtlarını bölge dışı güçlü aktörlere dayamalarıdır Bu “niteliksel” farklılık, diğer bölge ülkelerine göre, İran’ın dış müdahalelere daha az açık bir ülke olmasına neden olmaktadır. Bu durum, önce İran’daki çeşitli etnik grupların ve Sünni varlığın siyasal bilinçlenme düzeyinin – her şeye rağmen – bir/birada yaşamayı içermesi ile, sonra da rejimin içerdiği dinsel kurumsal yapılanma ve nüfuzun Şii çoğunluğu ile, açıklanabilir.

c. İran’ın petrol ve doğal gaz zengini bir ülke olması, Orta Doğu’nun petrol ve doğal gaz zengini Arap ve Sünni ülkeleri ile İran arasında, enerji alanında bir rekabete yol açmıştır. 1979 sonrasında İran’a uygulanan ambargo, yaptırım ve izolasyon, enerji üreticisi Arap ve Sünni ülkelerin işine gelmiş; bunun Arap ve Sünni ülkeler lehine haksız bir rekabet ortamı yaratması, bu ülkeler ile İran arasındaki gerilimi ayrıca artırmıştır.

d. İran’ın 1979 öncesinde ABD ile yakın olması, o yıllarda Sovyetlere yakın duran Orta Doğu’nun Arap ve Sünni ülkelerinin İran’a mesafeli olmalarını beslemiş; 1979 sonrasında ise, bu kez, izlediği rejimini yayma çabaları ve Dünya Müslümanlarının hamiliği rolüne soyunması, Orta Doğu’nun Arap ve Sünni ülkelerini İran ile karşı karşıya getirmiştir. Bu karşı karşıya gelişte, İran İslam Cumhuriyeti’nin ABD karşıtı söylemi ile, Orta Doğu’nun Arap ve Sünni ülkelerinin ABD yanlısı duruşları da pay sahibidir.

e. İran’ın, 1979 sonrasındaki ambargonun, izolasyonun ve yaptırımların etkisinde;

(i). Asimetrik mücadele ve ucuz bir dış politika aracı olarak terörizme başvurma sı,

(ii). Ezilenlere sahip çıkma politikası bağlamında diğer ülkelerdeki Şiiler ile, azınlıklara ve diğer küçük gruplara sahip çıkması,
Tahran’ın asimetrik mücadeleye ilişkin imkân ve yeteneğini öne çıkarmış; bu da, İran’ın, bir dönem “asi/serseri” devletler kategorisinde görülmesine neden olmuş; İran, uluslararası barışı ve istikrarı sabote/tehdit eden bir ülke olarak anılmış ve algılanmıştır. Batının İran’a ilişkin bu algısını dışa vurması; “ne yapacağı belli olmayan” bir ülke olarak, bölge İran lehine bir caydırıcılığa yol açmış ve bölge ülkelerinin İran’a mesafeli duruşlarını ayrıca beslemiştir.

f. İran’ın sorunlu bir coğrafyanın bir parçası olmasının ve jeopolitik değeri nedeniyle İran’ın bulunduğu bölgeyi kendi çıkar alanı içinde gören bölge dışı aktörlerin yol açtığı gelişmeler; yukarıda değinilen hususlardan bazılarının da etkisinde, İran’a mücadeleci bir kimlik kazandırmış ve İran Diplomasisini daha işlevsel olmaya itmiştir. Bu noktada, söz konusu gelişmelerin “işleniş” biçiminin; farklı etnik unsurların ve Sünni varlığın da ortak potada yer almasına ve benzer etkileşim göstermesine hizmet ettiğini de belirtmek mümkündür. İran’ın oldukça olumsuz koşullarda gücünü hem koruyabilmiş hem de geliştirebilmiş olması, bölgede endişeye ve korkuya yol açtığı kadar, ifade edilmese de bir kıskançlığa da ( imrenmeye de) yol açmıştır.

III. Yukarıda değinilen özellikler ile, bu özelliklerden yapılan çıkarsamalar ve bu özelliklere ilişkin olarak yapılan anlam yüklemeleri çıkış noktası alındığında, Orta Doğu’nun toplumsal ve siyasal yapısı bağlamında İran için şunlar söylenebilir:

a. Orta Doğu’nun toplumsal ve siyasal yapısındaki zayıflık, geri kalmışlık ve ufalanma, İran’ın işine gelmiştir. Orta Doğu’nun bu tablosu, İran’ın; (i) bölgedeki bazı unsurlar ile yakınlaşmasına, (ii) gücünü korumasına ve (iii) (kendine özgü koşulları bulunan 1980-1988 İran-Irak Savaşı hariç) karşısında güçlü bir cephenin oluşmamasına hizmet etmiştir.

b. İslam’ın siyasal görünümünün öne çıkmasında ve şiddet içeren bir boyut ile algılanmasında, Orta Doğu’nun bu görümü ve algılamayı çağrıştırmasında, 1979 sonrası İran’ın rolü büyük olmuştur.

c. İran’ın 1979 sonrasında izlediği politikanın İslam’ın siyasal görünümünün öne çıkmasına ve şiddet içeren boyutu ile algılanmasına yol açması; İslam içi çatışmaya hız kazandırmıştır. İslam içi çatışmanın hız kazanması ise; bir yönüyle, Orta Doğu’da hâkim nüfus olan Müslümanların içe dönmesine ve güç kaybetmesine; diğer yönüyle de, İslam içi çatışmanın taraflarının dış destek arayışına ve bölge dışı aktörlerin bu arayışlar üzerinden bölgeye müdahale etmesine imkân vermiştir. Bu durum, İran’ın 1979 sonrasında izlediği politikanın, Orta Doğu’daki kısır siyasal ve toplumsal döngünün sürmesine hizmet ettiği anlamına gelir.

Eğer İslam’ın siyasallaşmasının ve şiddet içeren boyutu ile algılanmasının İran’ın (i) >Dünya Müslümanlarının hamiliğini üstlenmede mesafe almasına, (ii) > savunma ve güvenliğini sağlamada yeni imkan ve avantajlara kavuşmasına ve (iii) >diplomaside elinin güçlenmesine hizmet ettiği çıkış noktası alınır ise; İran’ın, sadece Orta Doğu’daki kısır siyasal ve toplumsal döngüyü beslemediği, aynı zamanda bu döngüden istifade ettiği sonucuna da ulaşılabilir.

*

ascmer

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: