Bu beldenin havası da suyu da bambaşka…


Bu küçücük ilçeden kimler kimler çıktı bir bilseniz!

konu-mankeni

© photocredit

Cumhuriyet değerlerine karşı olan insanlarda bu kadar nefret nasıl birikti? Dünyaya yön veren küresel güç, nasıl oldu da Türkiye’ye bu kadar hâkim oldu? Üstelik İslamcı, Kemalist, sağcı, solcu ayırt etmeksizin… Haritayı da onlar çizer…. Nasıl oldu da koca ülke onların çıkarlarına ters gelebilecek tek adım atamadı. İktidara hangi parti gelirse gelsin başbakan kim olursa olsun onların nihai sözüne uymak zorunda kaldı? Çıkıp diyebilirdi ki “ülkemin tam bağımsızlığını savunuyorum” Kime göre neye göre hukuk hiçbir zaman netleştirilemedi. Ne istendi veya desteklendiğinin hukuku üstün geldi. Bizler ise, anlatılan masalı dinlemek kaldık. Peki kim bunlar?

***

BİLMEDİĞİMİZ GERÇEKLER VAR !

ozcan_pehlivanoglu

Özcan Pehlivanoğlu – Ben komplo teorilerini sevmem. Ama biraz okumaya meraklı olunca, önünüze komplo teorisi mi yoksa gerçekleri ihtiva ediyor mu diye, sorguladığınız ve anlayamadığınız şeyler gelir. Bu sefer de öyle oldu ama hiç yapmadığım bir şeyi yaparak bu kez sizinle bunu paylaşayım istedim.

 

select

Gazeteci – televizyoncu Gürkan Hacır’ın yeni bir kitabı çıkmış. Adı “Masal”, alt başlığı ise “Onlar Anlattı Biz İnandık” ve “Tarihin Gerçekleriyle Yüzleşmeye Hazır mısın?”

ibradı

Bunun “İlginç Bir Kasabamız: İbradı” diye bir bölümü var. Bunu okuduktan sonra, bunu okuyun diye takipçilerime tweet attım ve Gürkan Hacır da beni takip etmeye başladı. Hala ediyor mu, bilmiyorum…

Hacır, bu bölümde, Antalya’nın dağlık bölgelerinden biri olan İbradı ilçesinden bahsediyor. Ve 1990’da ilçe olan İbradı’ya halen 4 köyün bağlı olduğunu ve nüfusunun 13 bin olduğunu anlatıyor.

Bölümün girişi ise şöyle: “Öncelikle bizim genlerimizde İbranilere yakınlık vardır desem fazla abartmış mı olurum acaba? Sanmam… Çok içli dışlı olduk ibrani asıllılarla… Ticarette, sanatta, siyasette hayatın her alanında onlarla beraber olduk. İçiçe yaşadık. Ama bazı izah edilemeyen birlikteliklerimiz de vardı”

Ve devamla; “… bakın size “ yetenekliler kasabamızdan (İbradı’lıyı kast ediyor) bahsedeceğim” diye anlatıyor.

İbradı isminin İbraniden geldiği söyleniyormuş. Başka yorumlar da var ama yazarın bağlantı yapmak istediği nokta bu!

Gürkan Hacır; Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde “taşlık ve çalılık olduğu için ulaşamadım” dediği bu dağlık bölgeden, toplum hayatımızın bir çok tanınmış simasının çıkışını biraz manidar bulmuş.

Kimler mi var bu İbradı’dan çıkanlar arasında? Halit Nazmi Keşmir (Maliye Bakanı 1946), Prof. Dr. Tarık Minkari (Halil Bezmen’in ailesi Minkarilerle akraba), halen kimin katlettiği meçhul olan meşhur Prof. Dr. Muammer Aksoy da İbradı doğumlu. Babası Numan Aksoy, amcası Prof. Dr . Muzaffer Aksoy (Tıp), diğer amcaları da Kayseri Valiliği yapmış Halit Aksoy, Hakkı Süha Okay (CHP’nin bir dönem önemli ismi), Mekki Keskin ve Ziya Keskin (Konya Milletvekilleri), Suphi Okay Tekel Genel Müdürü, Saim Okay Yozgat Valiliği, Prof. Dr. Osman Sipahioğlu İslam Hukukçusu, Prof. Dr. Ali Himmet Beki, Hazım Türegün Danıştay Başkanı, torun Türegünlerden olan Ayşe Türegün bir vakit Nobel ödüllü Orhan Pamuk’un eski eşi, eski başbakan Sadi Irmak’ın annesi İbradılı Kadı Abdurrahman Paşa ’nın torunu, meşhur Kasım Gülek de İbralı’dan evli ve kızı DSP Milletvekiliği yapmış olan Tayyibe Gülek’in annesi de İbradılı…

ANAP döneminin önemli ismi Ali Bozer, başbakan yardımcılığı ve bakanlık yaptı. Kardeşi Prof. Dr. Yüksel Bozer de Hacettepe Üniversitesi rektörüydü. Babaları Mustafa Fevzi ise Yargıtay Başkanı, ANAP’ın meşhur Bayındırlık Bakanı Sefa Giray, Kamil Tayşi (Diyarbakır), Asım Eren (Niğde), Ahmet Esen ve Ali Esen (Bilecik), Ahmet Esen Ahmet Esen ve Yusuf Ziya (Kayseri) milletvekili olarak TBMM’de bulunmuşlar.

Ünlü halk bilimcisi Pertev Naili Boratav, dolayısı ile ünlü iktisatçımız Korkut Boratav ve hali hazırda CNN Türk’ün yöneticisi Ferhat Boratav da İbradılı…

Mayoları ile ünlü meşhur Zeki Başeskioğlu da… Dahası da var!

Yoruldunuz ve başınız döndü değilmi? Banane bunlar
da diyebilirsiniz ve ben de öyle dedim kitabı okuyup bir kenara koydum.

Ancak 01.Aralık.2015 Salı günlü Hürriyet Gazetesi’nde “Dev Mirasa 54 Talip” başlıklı haberi görüncüye kadar!

Bu haberde İbradılı Kadı Abdurrahman Paşa’nın mirasçılarından bahsediliyordu. Akp’li genel başkan yardımcısı Nükhet Hotar, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Yılmaz Büyükerşen ve sanatçı Gülriz Sururi gibi…

Unutmuyorum TESEV’ci Can Paker, anı kitabında babasının Yılmaz Büyükerşen için kız istemeye gittiğini anlatıyordu. Kim bu Paker? Gazeteci Mehmet Barlas’ın karısı Canan Paker’in kardeşi… Pakerler ve Barlaslar kökleri, kökenleri konusunu kendileri açıklasınlar, biz de öğreniriz!

Söylemek istediğim şu; Türkiye’de özellikle Türklerden gizlenen ve saklanan bazı gerçekler var. Ve gizlenen gerçeklerin, Türk Milletine faydası yok ve olmayacakta! Öyleyse bunları hepimizin bilmesinde fayda var.

Bir de “Tat” meselesi var. Nedir bu “Tat” derseniz, Kafkasya’da ve özellikle Dağıstan’da yaşayan ama Müslüman olmayan bir kavim derim. Hatta yaşayan bir dostumuz, rahmetli Ebufeyz Elçibey’e bu “Tat” meselesini sorduğunda “Onlar dağ yahudisidir” cevabını almıştır. İsrail’in son dönemde “Tat” lara karşı izlediği politika da son derecede anlamlıdır.

Değişik kaynaklar, Türkiye’de 200.000 civarında “Tat” yaşadığını belirtmektedir. Ben daha da ileri giderek bu “Tat”ların, Türkiye’nin yönetiminde etkisi nedir diye sizlere sorayım ve cevaplarınızı da beklediğimi ifade edeyim. Çünkü bu konu, gerçeklerin saklandığı ve Türkler açısından son derece can alıcı ve can sıkıcı bir konudur!

Ne yazık ki; Anadolu coğrafyasında bin yılı aşkın bir süredir hüküm süren Türk devletleri, birlikte yaşadığı kavimleri kazanmak adına, “menfaat birliği” yaratarak, vaziyeti idare etme stratejisi izlemiştir. Bu günümüzde de sürmektedir. Ben bir Türk olarak, enayi yerine konmama sebebiyet veren bu “menfaati bölüşme yoluyla bir arada yaşama stratejisi” nin, hep aleyhime sonuçlar ortaya çıkarması nedeni ile yanlış olduğuna inanıyorum.

Önümüzde gelişen siyaset, sanat, kültürel, ekonomik olaylarada komplo teorilerini sevmesem de, bizden saklanan gerçeklerin varlığı nedeni ile temkinli yaklaşıyorum.

Size de bunu tavsiye ederim. İnşallah her şeyin şeffaflaştığı ve Türk Milletinin gerçek hakimiyetini kurduğu günleri hep birlikte görürüz…

*

SORUMLULUK HER BİR TÜRK’ÜN ÜZERİNDEDİR !..

Son Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin, İstanbul’dan bir daha geri dönmemek üzere ayrıldıktan sonra yaptığı ilk açıklamada, dikkat çekici bir nokta daha doğrusu bir itiraf vardır.

“Eğer benim bir hatam varsa, o da din ve devletin bu derece tahrip edilip değiştirileceğine ve (bazı şahıslar müstesna) bütün vekiller, alimler, akiller ve devlet adamları tarafından ses çıkarılmayacağına ve bazı alçak menfaatler karşılığında gizli ve açık bir şekilde buna yardım edeceklerine ihtimal vermememdendir. Ben devletin hayat ve mematına herkesten ziyade ilgili olan milletimin münevverlerinin (aydınlarının) vatani ve vicdani görevlerini bu derece kötüye kullanmayacakları hakkında hüsn-ü zannıma ait olan hatamı kabul ediyorum” diyor…

Ancak bu öyle büyük bir hatadır ki; koskoca devlet yıkılıyor ve milyonlarca kilometrekare toprak kaybediliyor. Bugün Suriye Türkmenleri bile bu hatanın bedelini ödüyor.

O halde, bir Türk olarak; mazlum ve mağdur Türk Milletinin tekrar yeni hatalara muhatap olmasına engel olmak zorunluluğumuz ve görevimiz vardır. Bu nedenle vazifemi yaparken herhangi bir çekince tanımam, en ufak bir korkuya kapılmam mümkün ve muhtemel değildir.

Çünkü biz, Türk’e düşman olanların: “Biz artık bir imparatorluğuz ve harekete geçtiğimizde kendi gerçekliğimizi yaratırız. Sizler tüm mantığınızı kullanarak bu gerçekliği incelerken biz yeniden harekete geçer, daha yeni bazı gerçeklikler oluştururuz, siz bunu da incelersiniz ve işler bu şekilde sürüp gider. Biz tarihin aktörleriyiz… Siz ise biz her ne yapıyorsak onları incelemekle yetineceksiniz!” stratejisini çok iyi biliyor ve sizlerin de öğrenmesini diliyoruz…

Bu sebeple Türk’e, tekrar tekrar hata yaptırmak ve geçmişte olduğu gibi bir kez daha onun geleceğini karartmak isteyenlere deFermanlar Padişahlarınsa Türkiye’nin Her Karışı da Bizimdir” diyerek anlayacakları dilden bir mesaj vermek istiyorum..

Anladınız mı?

*

ZORUNLU BİR AÇIKLAMA…

sans-titre

Biliyorsunuz ben bir Türk Milliyetçisiyim… Bu sebeple Türk Milletinin,Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk Dünyası’nın içinde bulunduğu konulara ve sorunlara karşı duyarlıyım. Ve de Türk Milliyetçiliğinin siyasi merkezi olan MHP’de siyaset yapıyorum. Sadece siyaset yapmakta değil partinin en üst yönetim kurulu olan Merkez Yönetim Kurulu (MYK) nun bir üyesiyim yani parti yöneticisiyim.

Tanıdığımız eş dost bize, gelişmeleri ve medyaya yansıyan hususları sorup duruyor. Bende merak ettiğiniz şeyleri anlatıp duruyorum.

Ancak bu kısa açıklamayı da sizlerle paylaşma gereği duydum.

İlk önce şunu belirtmeliyim ki; kanatime göre Türk Milleti yüzyıllardır bir saldırı altındadır. Bir avuç Türk Milliyetçisi de yüzyıllardır bu saldırı savuşturmak için büyük bir mücadele halindedir.

Bu günümüzde de devam etmektedir.

O nedenle, ben Türk Milletine karşı samimi duygu ve düşünceler taşıyan bir insansam; tarih şuuru, fikir şuuru, milli şuur gibi önemli kavramlar ışığında yaşamam ve hareket etmem gerekir. Bir de yaşamlarını ortaya koyarak siyasi mücadeleyi bugüne getirenlerin emek ve hatıralarına halel gelmemesi lazım..

Yani nefsani davranamam, egoma yenik düşemem, popülist olamam, modaya yenilemem, rüzgarın peşinde koşamam… Elimdeki yetkiyi ve bana “Ülkücü İrade” tarafından verilen görevi, ucuz ve kolay kullanamam.

Benim istikbale, çocuklarımıza ve torunlarımıza karşı sorumluluklarım var.

Milletvekili, bakan, genel başkan olmayabilirim ama tarihe karşı sorumluluklarını yerine getirmiş bir Türk olarak anılmak ve tanınmak isterim.

Bu nedenlerle rüzgarın peşinde koşmam. Hem fıtratıma hem de düşüncelerime ters bir şeydir bu!

Bulgaristan’da Türkler için hak ve özgürlük mücadelesi yapmış olan sanatçı Burhanettin Ardagil’in yıllar önce yapıp bana hediye karikütürden de anlaşılacağı üzere ben hep rüzgara karşı yürümeyi ve doğrulardan yana taraf olmayı kendisine hedef seçmiş bir insanım.

Bu kere de öyle olacak, Türk Milleti için rüzgardan yana değil doğrulardan yana taraf olacağım.

Çünkü ben bir Türk’üm.. mazlum ve mağdur bir milletin evladıyım.

Her nefeste yeni bir şeyler öğrenmeye çabalayan bir insan olarak, Allah’ın yardımı ile doğruları yapacağım….

Bilmenizi istedim!

*

ozcan_pehlivanoglu1

email

twitter

rubasam

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: