Değişim sancıları…


9 ay 10 günde geçmez ki!

dunya_durmuyor_donuyor

© photocredit

Şu akıp giden kum seline bak; ne durması var, ne de dinlenmesi. Bak birdenbire nasıl bozuluyor dünya, nasıl atıyor bir başka dünyanın temelini – Mevlana; Kendi kendini değiştirmenin ne kadar güç olduğunu düşünürsen başkalarını değiştirmeye çalışmada şansının ne kadar az olduğunu anlarsın – Voltaire; Zorlukları karşılamanın iki yolu vardır; ya zorlukları değistirirsiniz ya da zorlukları çözmek için kendinizi – Phyllis Bottome; Neler değişmedi ki? Dünya dönerken, kendi ekseni etrafında dönebilene ne mutlu – Hayat yaşamaktan ibarettir, ve yaşayan herkes değişime hazırlıklı olmalıdır – Tabiatta herşey bir değişimdir, ama her değişimin ardında bir sonsuzluk yatar – Goethe; Bıraktığın yerde olabilirim; ama bıraktığın gibi değilim – William Golding; Sadece en akıllı ve en aptal insanlar hiçbirzaman değişmez – Konfüçyus;

***

GÜNÜMÜZDE ÇEKİRDEK AİLELER

yakup_yurt

©Yakup Yurt. – 25 Kasım 2015; Nesiller, kuşaklar arası fark ve sürtüşme, hatta anlaşmazlıklar süregelmiştir.
Çoçuklar, ebeveylerinin savunduğu ve/veya yaşadığı değerleri beğenmemiş, eleştirmiştirler…
Benim de rahmetli ebeveynlerimi cahillikle, modern olmamakla, çağdışı olmakla suçladığım gibi…

Ben burada olgulardan bahsediyorum ; haklılık-haksızlık tartışması yapmıyorum.
Ama daha ileri gitmeden hemen bir saptamada bulunmak isterim.
Takriben 1980 öncesi eski ve güncel değerler, kutsallar çatışırdı.
İstisnalar dışında, genelde gençler kendilerini bilgili ve modern addeder, ebeveynleri ise «geri kafa», «yobaz», «bağnaz»veya «cahil»olmakla itham ederlerdi…
Ekonomik bağımlılıkları sebebiyle birçok şeyi büyüklerden gizlerlerdi…
Kısacası onlar hep çağ dışı, gençler ise bilgili ve moderndi…

***

Peki günümüzde ne değişti?

Dünya yine bir tane ve dönmeye devam ediyor.
Güneş, ay ve yıldızlar kâh batıyor kâh doğuyor, kâh gizleniyor, kâh görünüyor…

Eski şarkılar «ilkbahar, yaz, mevsim mevsim» derler, Vivaldi «Dört mevsim konçertosu» bestelerdi.

Zeki Müren «Ne zaman gelirsen gel, başıma tac olursun/Sen benim eski değil, eskimeyen dostumsun» derdi Kahır Mektubu’nda…

Bir başkaydı dünya, bir başkaydı memleketim…

En belirgin, en göze çarpan farklılıklardan bahsedeyim isterseniz!

Şimdi başka bir çağda yaşıyoruz

Uygarlık değişti, dolayısıyla herşey değişti…

Şimdi iletişim, bilişim, internet, sosyal medya, cep telefonu çağı…

Teknoloji devrimi çılgınca yaşanıyor…

Herkesin elinde bir akılı telefon, yüksek çözünürlükte fotograf çekenlerden…

Akılsız insanların elinde akıllı telefonlar…

Bilgiye aç kafalar hurafelerle dolu, herşeyi Google biliyor…

İnsanlar cinsellik ve şiddet içeren, sık sık lüks tüketim reklamlarıyla kesilen dizilerde boğuluyor, onların içeriklerini, davranış ve konuşma tarzlarını güncel yaşamlarına yansıtıyorlar…

Sokaklar diplomalı işsizler ordusuyla dolu…

Google’da ödev siteleri bile var ve çocukların ödevlerini ebeveynler bilgisayardan indirerek kopya çekiyor…

Taklitçi ve kopyacı, maddiyatçı bir tüketim kuşağı tükettiklerinin maliyetinden bihaber…

Ebeveynler dertli ve çaresiz…

«Al takke, ver külah» ağırlıklı ilişkiler kopuk…
SMS’lerle duygusal ilişkiler sonlanıyor ve iş akitlerine son verilebiliyor…

«Eşek öldü, ortaklık bitti» son derece yaygın, maalesef…

***

Mutluluklar bireysel, dayanışma ve paylaşma duyguları sıfırlanmış…

Gönüllülük esas alınmadığı için katılım çıkarlara endeksli…

Hassasiyetler nedeniyle farklılıklardan kaynaklanan ötekileştirme, dışlama, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, ya da din ve inanç ayrımı yaparsanız yandınız…

***

Peki düşük maliyetlere dayalı, rekabetçi, uluslararası sistemde globalleşme başarılı olabilir miydi?

Hiç sanmıyorum, çünkü tarihten ders alınmıyor, her nedense…

Kapitalist liberal sistem menfaatperest ve rasyonel düşünen hayali bir homos economicus un varlığını peşinen kabul eder…

Çoğunluğun açlığının sebebi azınlıkların oburluğu desem pek yanlış sayılmaz…

Niteliksizlik, lisansızlık, cehalet gibi olumsuz sıfatları çoğaltmak mümkün…

Tıkır tıkır işleyen arz-talep kanununda ibre hiç dengede durmuyor…

Olmadık yerde bombalar patlıyor, uçaklar düşüyor, akademisyenler saçmalıyor, okullar kapanıyor, barış ve sosyal hak cenneti Avrupa Birliği ülkesi Belçika’da bile insanlar sokaklara çıkamıyor veya çıkmıyor…

Heryer asker, heryer polis…

Varsa yoksa güvenlik güçleri, güvenlik önlemleri, kameralar…

Bu arada mutsuzluk sebepleri aynen devam ederken, insanlar hurafeleri inatla ve fanatikçe savunuyor…

Ekonomi, sen nelere kadirmişsin de haberimiz yokmuş…

Bilseydim okulda dersimi daha fazla çalışırdım!
Brüksel, 25-11-2015

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: