Siyasi Partiler Mezarlığı…


…ve mezar kazıcılar !

gravedigger

© photocredit

Bizi yok edecekler şunlardır: İlkesiz siyaset; çalışmadan zenginlik; bilgili ama karaktersiz insanlar; ahlâktan yoksun bir iş dünyası; insan sevgisini alt plana itmiş bilim; özveriden yoksun bir din anlayışı – Mahatma Gandhi; Bir siyasetçi gelecek seçimi, bir devlet adamı gelecek kuşağı düşünür – James F.Clarke; Partiler gemideki yolculara benzerler, eğer gemiyi devirecek olurlarsa hepsi de yok olacaklardır – Andre Maurois; Bugünün güneşiyle dünün çamaşırlarını kurutamazsınız – Süleyman Demirel; Lider örnekle liderlik eder, güçle değil – Sun Tzu; Bazıları ilkeleri için partilerini değiştirir, kimileri de partileri için ilkelerinde değişiklik yapar – Winston Churchill; İnsanın düşün(e)memesi liderler için ne büyük şans – Bir yalanı yeterince uzun, gürültülü ve sık söylerseniz, insanlar inanır. İnsanları, bir yalana inandırmanın sırrı, yalanı süreki tekrar etmektir. Sadece tekrar, tekrar ve tekrar – Adolf Hitler;

***

/

SİYASİ PARTİLER ÜZERİNE BİR KAÇ SÖZ !

ozcan_pehlivanoglu

Özcan Pehlivanoğlu – Türkiye’nin son yarım asırlık çok partili demokratik (!) hayatına şahit olmuş bir insanım.

Bu elli yıllık süreçte neler olmadı, neler!
Zaman sürecine, siyasi partiler açısından baktığımızda bir çok siyasi partinin kepenk indirip tarihe karıştığını görüyoruz.
Bu partilerin; bir kısmı konjektürel nedenlerle, bir kısmı da halk nezdinde iddiasını ve itibarını yitirerek kayboldular.
Konjektürel nedenlere; askeri muhtıra, ihtilaller ve Anayasa Mahkemesi’nce alınan kapatma davaları örnek gösterilebilir.

Bir kısmı da; halk nezdinde siyasal ve ekonomik krizler ya da vaadini yerine getirmeme veya fikriyatından sapma gibi nedenlerle, halkın aklında ve vicdanında yok oldular.

Benim şahitliğimde geçen süreçte, 1980’den önce iktidar olan Adalet Partisi’ni hatırlayan kaç kişi kaldı? Ya 12 Eylül’ün ortaya çıkardığı ANAP, MDP, Halkçı Parti’yi ve kadrolarını ortalıkta etkin olarak görebiliyormuyuz?

Daha eskilere gidip Bozbeyli’nin Demokratik Partisi’ni, Feyzioğlu’nun Cumhuriyetçi Güven Partisi’ni, Timisi’nin TBP’sini anlatmayalım!.. Sonra kafamız iyice karışır..
Hatta dünün SHP’si ne oldu diye sormayalım. Sakın bana onun CHP’ye dönüştüğünü de söylemeyin!

Ayrıca parantez açılması gereken bir diğer önemli nokta “Milli Görüş” ve rahmetli Erbakan’ın partilerinin düştüğü durumdur.

Partilerin, konjektürel nedenlerle yok oluşuna bir şey demeyeceğim ama akıl ve vicdanlarda silinişler çok önemlidir. Hele ideolojik partiler açısından. Örneğin 1980 öncesinin yasaklı ama güçlü partisi Türkiye Komünist Partisi’nin düştüğü durum gibi…

Vatandaş, sizi aklından ve gönlünden silmeye görsün bu bittiğinizin resmidir. Buna da halen can çekiştiğini gördüğümüz rahmetli Ecevit’in DSP’si çok iyi bir örnektir.

Gelelim 1 Kasım seçimlerinin, siyasi partiler açısından genel hükümlerle, yüzeysel değerlendirmesine:
Türk halkı, bu seçimde muhalefet partilerinin neredeyse bütün söylemlerini red etmiştir.
Yani muhalif partilerin; yolsuzluk iddiaları, 17 – 25 Aralık Soruşturması konusu, çözüm süreci değerdirmeleri, bölücülük, 4 bakanın aklanması, Bilal oğlan ve gemicikleri meselesi, Zerab konusu, rant dedikoduları, ekonomik gidişat vs. hiç bir söylemi halk nezdinde itibar görmemiş ve iktidar partisi 13 yıllık bir sürenin ardından tek başına dördüncü kez 4 yıllık bir süreliğine halk tarafından iktidar yapılmıştır. Böylece muhalefet, bu konuları artık gündeme getirip konuşamaz hale gelmiştir.
Muhalefet partilerinin hiç bir mazereti, bu başarısızlığın üzerini örtemez.

Ama benim ikazım şu noktada; halkla iddialaşmayın, onu aşağılamaya değil anlamaya çalışın ve varlığınızı halkın aklında ve gönlünde koruma ve artırma çabanızı sürdürün. Aksi halde siyasi partiler mezarlığında, mezarınızı çoktan kazmaya başladılar bile!
Bu durum, iktidar partisi ve arkasındaki güçlerin malumudur. Onun için, onlar da mevcut muhalif partilerin halk nezdinde ölümü, için ellerinden geleni yapacaklarına dair hiç bir şüpheniz olmasın.
Bunu bilin ve gereğini ona göre yapın…

Şimdi yapılacak iş; muhalif partilerin gönüllülerinin bu tehlikeyi görüp partilerini muhtemel vakitsiz bir ölümden korumalarıdır. Eğer çok partili demokratik yaşamı devam ettirmek istiyorsak, nedeni ne olursa olsun gönül verdiğimiz siyasi partileri, halkın; aklı, vicdanı ve gönlünde “ümit” halinde tutarak ancak bunu başarabiliriz.

Sizce böyle bir “ümit” var mı? Haa bana itirazınız var öylemi? Yaşayanlar görür kimin haklı olduğunu!

*

ozcan_pehlivanoglu1

email

twitter

rubasam

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: