Progress Report on Turkey: Reactions/Tepkiler…


Türkiye: Çevir kazı yanmasın; Avrupa Parlamentosu: Sorumlu Erdoğan’dır.

Cumhurbaşkanımızın Anayasa’nın kendisine verdiği yetkileri kullanmasına ilişkin değerlendirmelerin kabul edilmesi mümkün değildir.(AB Bakanlığı); the comments regarding the ever first directly-elected President’s use of powers conferred by the Constitution are unacceptable.(Ministry for EU Affairs); İki arada bir derede: Hükümetin yapması gereken, eleştirileri dikkate alıp, surece hız kazandırmasıdır. (İKV); AB, Erdoğan’ı mülteci krizinde “taşeron” olarak kullanmamalı. Erdoğan’ın «Cadı avı» sona erdirilmeli. İlerleme Raporu, Erdoğan döneminde reformların geriye gittiğinin teyididir.(AP); We must not outsource refugee crisis to Erdogan. Erdogan’s “witch hunt” must end. report confirms the backsliding on democratic norms, under the Erdogan regime.(EP)

Cumhurbaşkanımızın Anayasa’nın kendisine verdiği yetkileri kullanmasına ilişkin değerlendirmelerin kabul edilmesi mümkün değildir.(AB Bakanlığı); the comments regarding the ever first directly-elected President’s use of powers conferred by the Constitution are unacceptable.(Ministry for EU Affairs); İki arada bir derede: Hükümetin yapması gereken, eleştirileri dikkate alıp, surece hız kazandırmasıdır. (İKV); AB, Erdoğan’ı mülteci krizinde “taşeron” olarak kullanmamalı. Erdoğan’ın «Cadı avı» sona erdirilmeli. İlerleme Raporu, Erdoğan döneminde reformların geriye gittiğinin teyididir.(AP); We must not outsource refugee crisis to Erdogan. Erdogan’s “witch hunt” must end. report confirms the backsliding on democratic norms, under the Erdogan regime.(EP)

***

Avrupa Komisyonu bugün 2015 yılı Genişleme Paketini açıklamıştır. Bu çerçevede Genişleme Strateji Belgesi ve Türkiye dâhil tüm aday ve potansiyel aday ülkeler için İlerleme Raporları yayımlanmıştır. Türkiye İlerleme Raporu, 1998 yılından bu yana ülkemiz için hazırlanan 18’inci İlerleme Raporudur.

Son on yıllık dönemde çoklu krizlerle mücadele eden Avrupa Birliği (AB), geçtiğimiz yıl, önce “Yunanistan ve Avro Bölgesi krizini”, sonra da düzensiz göç krizini geç de olsa kontrol altına almaya çalışmıştır. Göç krizi AB’nin bugüne kadar karşılaştığı en önemli sınamalardan birini teşkil etmektedir. Bu dönemde üye ülkeler arasındaki farklılıkların su yüzüne çıktığı ve zaman zaman AB’nin kurucu değerlerinden uzaklaşıldığı dahi görülmüştür. Öte yandan, uluslararası alanda ve özellikle Ukrayna, Suriye ve Libya başta olmak üzere AB’nin komşuluk coğrafyasında yaşanan krizler de AB’yi doğrudan etkilemiştir.

Kritik bir coğrafyada, benzeri görülmemiş sınamalarla karşı karşıya olan Türkiye ve AB’nin birlikteliğinin önemi son birkaç ayda açık biçimde bir kez daha ortaya çıkmıştır. Tecrübelerimiz, karşı karşıya kaldığımız sınamaları dayanışma içerisinde hareket ederek daha kolay aşabileceğimize işaret etmektedir. Türkiye-AB ilişkilerinin kriz yönetiminin ötesinde vizyon odaklı olmasının değeri artmıştır. AB’ye katılım sürecimizde yeni bir ivmenin sağlanmasına olan ortak ihtiyaç daha belirgin olmuştur. Zamanın ruhu bizi stratejik bir anlayışla bütünlük ve uyum içerisinde “birlikte” hareket etmeye sevk etmektedir.

Nitekim son dönemde AB ile yoğunlaşan üst düzey temaslar, Türkiye-AB ilişkilerinin ileriye taşınması konusunda her iki tarafta da var olan siyasi iradenin güçlenerek devam ettiğini gözler önüne sermiş, ilişkilerimizin tüm boyutlarıyla geliştirilmesi için elverişli bir zemin yaratmıştır.

Türkiye-AB ortak gündeminin esasını teşkil eden katılım müzakerelerinin ilerletilmesinin yanı sıra, Vize Serbestisi Diyaloğu, eskiden olduğu gibi Türkiye’nin AB Zirvelerinde yer alması, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, başta enerji olmak üzere stratejik alanlarda yakın işbirliği ve son dönemde gündemimizin başına yerleşen düzensiz göçün yönetilmesi konularında kararlı ve hızlı adımlar atılması, her iki taraf için de, her zamankinden daha önemli hale gelmiştir.

2014 yılı sonunda göreve başlayan yeni Komisyonun ülkemize ilişkin ilk değerlendirmesini de içeren 2015 yılı Genişleme Paketine bakıldığında, İlerleme Raporlarının bu sene farklı bir yöntemle kaleme alındığı görülmektedir. Yeni yöntem uyarınca, yalnızca son bir sene içerisinde kaydedilen gelişmelere yer verilmemiş, aday ülkenin genel olarak her alanda AB’ye uyum düzeyi değerlendirilmiştir. Türkiye, İlerleme Raporlarının daha kapsayıcı olmasını ve evvelki yıllarda yapılan reformları da yansıtmasını birçok kere önermişti. Bu yılki raporun söz konusu önerimizi de dikkate alan bir anlayışla hazırlanmasını memnuniyetle karşılıyoruz.

İlerleme Raporları doğası gereği eleştireldir ve aday ülkelere değerlendirme yapma fırsatı sunar. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Raporun içerisinde yer alan haklı ve makul eleştiriler dikkatle not edilecektir. İlerleme Raporu Türkiye’nin AB sürecinin ve reform çalışmalarının ilerlemesinde yapıcı bir unsur olarak kullanılacaktır. Ancak katılmadığımız ve haksız olduğunu düşündüğümüz tespitler Komisyonun dikkatine getirilecektir.

Raporda, siyasi kriterler çerçevesinde son yıllarda yapılan reformlardan genel olarak olumlu şekilde bahsedilirken, eleştirilerin ağırlıklı olarak hukukun üstünlüğü ve yargı sistemi ile ifade, toplanma ve basın özgürlükleri üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Raporda bu alanlarda yer alan bazı tespitlerin ülkemizin reform çalışmalarını yeterince yansıtmadığı, haksız, hatta yer yer ölçüsüz olduğu ve demokratik hukuk devletlerinde olması gereken özgürlük-güvenlik dengesini göz ardı ettiği değerlendirilmektedir. Yargı süreci devam eden davalara ilişkin olarak genellemelere dayalı yorum ve tespitlerde bulunmanın en başta yargının bağımsızlığı ilkesine ters düşeceği açıktır. Türkiye bağımsız ve tarafsız yargı erkini ve ifade özgürlüğünü güçlendirmek için son yıllarda altı Yargı Reformu Paketi çıkarmıştır. Bu sene güncellenen Yargı Reformu Stratejisi de bu husustaki çalışmaların artarak devam edeceğinin en açık göstergesidir. Ayrıca ilk kez halkoyuyla doğrudan seçilen Sayın Cumhurbaşkanımızın Anayasa’nın kendisine verdiği yetkileri kullanmasına ilişkin değerlendirmelerin kabul edilmesi mümkün değildir.

Raporun bazı bölümlerinde paralel yapıya atıf yapıldığı görülmektedir. Türkiye, milli güvenliğini tehdit eden, kamu düzenini bozan ve yargının iç bağımsızlığını zedeleyen, iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten bu yapıya karşı yürüttüğü mücadeleyi kararlılıkla sürdürecektir. Bu itibarla AB’nin paralel yapı ile ilgili gerçekleri doğru okumasını ve hukuk dışı bu yapıya ve faaliyetlerine karşı gerekli hassasiyeti göstermesini bekliyoruz.

Ülkemiz siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel haklar alanında reform çalışmalarını sürdürecektir. 1 Kasım Genel Seçimleri Türkiye’nin demokrasi kültürünün ne kadar köklü olduğunu bir kez daha göstermiştir. Katılım oranının %90’lara yaklaştığı genel seçimler, güvenli ve huzurlu bir ortamda gerçekleşmiş, milletin iradesi sandığa yansımıştır. Önümüzdeki dönemde, ülkemizin dâhil olduğu uluslararası insan hakları mekanizmalarının rehberliğinde, temel hak ve özgürlükler ile hukukun üstünlüğü alanlarında daha yüksek standartlara ulaşılması için gerekli adımlar atılmaya devam edilecektir.

Raporda, terörle mücadele alanında, PKK’nın terör örgütü olduğunun AB tarafından vurgulanmış olması önemli olmakla birlikte, Türkiye’nin PKK, DHKP-C, DAEŞ ve diğer terör örgütlerine karşı mücadelede ayırım yapmaksızın attığı kararlı adımların AB tarafından yeterince anlaşılamadığı görülmektedir. İnsanlığa karşı bir suç teşkil eden terörizm karşısında vatandaşlarının can güvenliğini korumak devletlerin birincil görevidir. Raporda ayrıca, ülkemizin DAEŞ’e karşı uluslararası koalisyona dahil olduğunun da altı çizilmektedir.

Öte yandan, özellikle Suriye krizi bağlamında, daha önce benzeri görülmemiş şekilde, 2 milyonu aşan Suriyeliye yönelik yürüttüğümüz insani yardım çalışmaları ve göçmen akımının oluşturduğu baskıya da dikkat çekilmektedir.

Kıbrıs konusunda, Raporda, Ada’da taraflar arasında BM gözetiminde sürdürülmekte olan görüşmelere yönelik desteğimize atıfta bulunulmakta, ancak Kıbrıs’ta kapsamlı çözüm için çabaların yoğunlaştığı bir dönemde AB beklentilerin aksine tek taraflı bir bakış açısı sergilemeye devam etmektedir. Türkiye, Ada’da iki halkın siyasi eşitliği ve iki kesimlilik temelinde kalıcı bir çözüme ulaşmasını desteklemektedir. AB’nin tek taraflı bu bakış açısından vazgeçmesi Kıbrıs’ta kapsamlı çözüme ulaşılmasına yardımcı olacaktır. AB’nin Kıbrıs sorunu ile ilgili değerlendirmelerini yaparken Ada’daki gerçekleri dikkate alması, tarafsız ve çözüm için teşvik edici olması her şeyden önce kendi tutarlılığı ve inandırıcılığı açısından gereklidir.

Ülkemiz iyi komşuluk ilişkileri hedefine olan bağlılığını kararlılıkla sürdürmektedir. İstikşafi görüşmeler, rapor döneminde tarafımızdan yapılan müteaddit tarih önerilerine rağmen Yunanistan’daki iç siyasi gelişmeler nedeniyle gerçekleşememiştir. Dolayısıyla Türkiye’den kaynaklanan bir irade eksikliği bulunmamaktadır. Ülkemiz, Ege Denizi bağlamındaki tüm sorunlara, tarafların müştereken mutabık kalacakları, BM Şartında zikredilen uyuşmazlıkların barışçıl çözüm yöntemlerinden hiçbirini dışlamadan hakkaniyete uygun, kapsamlı ve kalıcı çözümler bulunmasını arzulamakta ve bu yönde samimi çaba sarf etmektedir.

Raporda, ekonomik kriterler bağlamında, ülkemizle AB arasında geçtiğimiz bir yıllık dönemde ticari ve ekonomik entegrasyonun yüksek seviyede olduğu ve artarak devam ettiği belirtilmekte, Türkiye’nin işleyen bir piyasa ekonomisine sahip olduğu vurgulanmakta, makroekonomik dengesizliklere dikkat çekilmekle birlikte, rekabet baskısı ve piyasa güçleriyle baş etme kapasitesinin yüksek olduğu ifade edilmekte ve uzun vadeli büyüme için yapısal reformların hızlandırılması tavsiyesinde bulunulmaktadır.

Gümrük Birliği’nden bu yana mevzuatını AB müktesebatı ile uyumlaştıran ülkemizin pek çok alanda AB standartlarına uyum sağladığı gerçeği Rapora yansımıştır. Son bir yıldaki uyum düzeyi bakımından ise, 33 faslın 27’sinde çeşitli seviyelerde ilerleme sağlandığı Avrupa Komisyonu tarafından teyit edilmiştir. Önümüzdeki dönemde yeni fasılların müzakerelere açılması yönünde AB tarafının göstereceği irade ülkemizin AB müktesebatına uyum çalışmalarına daha da ivme kazandıracaktır.

Türkiye’nin AB’ye üyelik tercihi konjonktürel değil, kalıcı ve stratejik bir yaklaşımın ürünüdür. Bu tercih, yüzyıllar içinde şekillenen Avrupa Projesine güç kazandıran ve geniş bir coğrafyada istikrar, refah ve huzura hizmet eden bir anlayışın sonucudur. Ülkemizin demokratikleşme ve çağdaşlaşma seviyesi ile vatandaşlarımızın yaşam standartlarının daha da yükseltilmesi açısından önemli olan AB’ye üyelik hedefi yönündeki reform çalışmalarımız, Reform Eylem Grubu gibi mevcut mekanizmalar süratle işletilmek suretiyle önümüzdeki dönemde daha da kararlı bir şekilde sürdürülecektir.

The European Commission has announced the 2015 Enlargement Package today. Enlargement Strategy Document and Progress Reports on all candidate countries including Turkey, as well as potential candidates have been published. This Progress Report is the 18th report prepared for Turkey since 1998.

The EU, which has struggled with multiple crises in the past decade, has tried to resolve the “Greek and the Euro-zone crisis” and to control the irregular migration crisis albeit belatedly in the past year. The refugee crisis is one of the most significant challenges that the EU has faced to this day. Differences between member states have emerged and some states have even overlooked the EU’s founding principles during this period. Furthermore, crises at the international level and different regions within the EU neighbourhood, in particular those in Ukraine, Syria and Libya, had direct consequences on the EU.

The significance of togetherness between Turkey and the EU which face unprecedented challenges in a critical region has emerged once more in the past few months. Past experiences demonstrate that we can overcome challenges with ease when acting in solidarity. More than ever, Turkey-EU relations need to be based on a vision going beyond crisis-management. The common need for a new impetus in Turkey’s EU accession process has also become more evident. The conditions of our time require us to act coherently and cohesively, with a strategic understanding.

In fact, the recent high-level contacts with the EU have demonstrated that the existing political will on both sides has been strengthened to further advance Turkey-EU relations and have created a platform conducive to developing all dimensions of our relations.

In addition to making progress in the accession negotiations which is the core of the Turkey-EU common agenda, it has become crucial more than ever for both sides to take decisive and rapid steps regarding the visa liberalisation dialogue, Turkey’s participation in EU summits, modernisation and extension of the Customs Union, close cooperation in strategic areas such as energy, and the management of irregular migration.

This report on Turkey, which is the first evaluation of the new Commission, has a different approach when compared with the past reports. According to the new approach, besides developments in the past year, the candidate countries’ level of overall alignment with the EU acquis in all areas have been assessed in the reports. Turkey had recommended to the European Commission number of times that the progress reports to be more comprehensive and also be reflective of reforms carried out in the previous years. Turkey welcomes that this year’s progress report has been prepared in the light of this recommendation.

Progress reports by definition are critical and provide candidate countries with the opportunity to reflect on their current conditions. As has been the case every year, objective and reasonable criticisms will be noted carefully. Turkey will make use of the report as a constructive element in making progress in Turkey’s EU accession and reform processes. However, those criticisms which we do not agree and found to be unfair will be brought to the attention of the Commission.

Regarding political criteria, while reforms made in the last years have been evaluated as positive, criticisms have focused on the areas of the rule of law, the judicial system and the freedoms of expression, assembly and the media. Some of the comments in the report do not duly reflect Turkey’s reforms on these fields and are also unfair and excessive. Besides, such comments overlook the balance between freedom and security which is a must for democracies where rule of law prevails. Assessments and comments based on generalisations on cases for which the judicial proceedings are on-going, primarily contradict the principle of the independence of the judiciary. Turkey has adopted six Judicial Reform Packages in the past years in order to strengthen the independence and impartiality of the judiciary and freedom of expression. The Judicial Reform Strategy updated this year is a clear indicator that reforms in these fields will continue. Furthermore, the comments regarding the ever first directly-elected President’s use of powers conferred by the Constitution are unacceptable.

In some parts of the report there are references to the parallel structure. Turkey will continue with determination its fight against this structure, which threatens national security, impairs public order, damages the internal independence of judiciary and conducts domestic and international illegal activities under the disguise of legality. In this respect, Turkey expects the EU to read the realities regarding the parallel structure correctly and demonstrate the necessary sensitivity regarding this illegal structure and its activities.

Turkey is determined to continue reforms in the area of political rights, as well as, economic, social and cultural rights. The general elections held on 1 November 2015 have once again demonstrated the deep rootedness of the culture of democracy in Turkey. The general elections, with nearly 90% voter turnout, were held in a safe environment and the results of the elections reflected the will of the Turkish citizens. In the forthcoming period, Turkey will continue to take steps necessary to achieve higher standards in the areas of fundamental rights and rule of law, under the guidance of European and international human rights mechanisms in which Turkey participates.

While it is significant that the report has underlined that the PKK is a terrorist organisation, it appears that the decisive steps taken by Turkey in its fight against the PKK, DHKP-C, Da’esh and other terrorist organisations without discrimination have not been comprehended well enough by the EU. The primary duty of the state in fight against terrorism, which is a crime against humanity, is to protect the lives of its citizens. The report also underlines that Turkey is also a member of the international coalition against Da’esh.

Furthermore, the report also emphasizes the pressure created by the influx of migrants and underlines the unprecedented efforts of Turkey in providing humanitarian aid for more than two million Syrians.

Regarding the Cyprus issue, the report has referred to Turkey’s support for ongoing negotiations between the two parties on the island under the auspices of the United Nations. However, at a time when efforts for a comprehensive settlement have intensified, the EU continues to present a biased point of view. Turkey supports a comprehensive settlement based on political equality and bi-zonality. The EU will be able to contribute to a comprehensive settlement if it abandons its biased point of view. The EU should take into account the realities of the island and should be impartial and encouraging for a settlement. This is necessary for sake of EU’s own consistency and credibility.

Turkey continues to be decisively committed to good neighbourly relations. Exploratory talks could not be held due to the internal political developments in Greece even though Turkey has repeatedly proposed a date. Apparently, there has not been a lack of will on Turkish side. Turkey wishes to find comprehensive and lasting solutions to all Aegean issues through peaceful means of parties’ mutual choice including those stipulated in the UN Charter as settlement of disputes and on the basis of equity and makes sincere efforts in this regard.

With regard to the economic criteria, the report indicates that there is an increasingly high level of commercial and economic integration between Turkey and the EU. It also underlines that Turkey has a functioning market economy; expresses Turkey’s high capacity to deal with competitive pressure and market forces despite some macroeconomic imbalances and recommends accelerating the structural reforms for long-term growth.

The report reflects the fact that Turkey, which has aligned its legislation with the EU acquis since the completion of the Customs Union, has achieved alignment with EU standards in many areas. With respect to the alignment with the acquis in the past year, the European Commission has confirmed that Turkey has achieved various levels of progress in 27 Chapters out of 33. The political will to be demonstrated by the EU in the forthcoming period regarding the opening of new chapters to negotiations will give further impetus for Turkey’s efforts to align with the EU acquis.

Turkey’s EU vocation is the result of a permanent and strategic approach regardless of cyclical issues. This process strengthens the European Project shaped over several centuries which serves to the stability, welfare and peace of the wider region. Turkey will decisively continue the reform process through mechanisms such as the Reform Monitoring Group in the forthcoming period, aiming at further strengthening the democratization and modernisation processes of the country while increasing the living standards of our citizens in all areas. [ Source/Kaynak.]

“RAPOR TÜRKİYE’YE UYARI VE TEŞVİKLERİN YANISIRA YOL HARİTASI DA SUNUYOR”

Yeni tekniği ve formatı ile Türkiye’ye ilişkin Avrupa Komisyonu’nun yayımladığı 18’inci raporun, yeni nesil ilerleme raporlarının ilkini oluşturduğuna dikkat çeken Başkan Zeytinoğlu şunları söyledi: “Avrupa Komisyonu Türkiye’ye ilişkin ilk ilerleme raporunu 1998 yılında yayımladı. 2015 yılı raporu, Türkiye’ye ilişkin yayımlanan 18’inci rapor ve bir özelliği ile diğer raporlardan ayrışıyor. Avrupa Komisyonu ilk olarak bu yıl raporu farklı bir formatta yayımladı. İKV olarak bizlerde son 2 yıldır raporların formatının değiştirilmesi yönünde Komisyona çağrıda bulunuyorduk. Komisyonun bu konuda adım attığını görmek sevindirici.”

Genel itibariyle yeni nesil ilerleme raporunun, önceki raporlara kıyasla daha “okuyucu dostu” bir formatta hazırlandığına dikkat çeken İKV Başkanı Zeytinoğlu, yeni nesil ilerleme raporunun farklarını şu şekilde özetledi: “Komisyon tarafından çok daha sade ve yalın bir dil kullanılmış. “Giriş” bölümü, “Yönetici Özeti” şeklinde hazırlanarak daha kısa tutulmuş. Diğer raporlarda olduğunun aksine aday ülkede AB üyelik sürecinde yaşanan gelişmelere ise “Ek” bölümünde yer verilmiş”.

Yeni nesil ilerleme raporlarındaki en önemli yeniliğin, müktesebat fasıllarına ilişkin bölümde göze çarptığını söyleyen Başkan Zeytinoğlu şöyle devam etti: “AB müktesebatına uyum bölümünde de Komisyonun, tüm fasıllar için yeni, kesin ve tutarlı bir terminoloji kullandığı görülüyor. Bu çerçevede son bir yılda yaşanan gelişmeler ve genel olarak AB müktesebatına uyum, her faslın hemen başında Komisyon tarafından değerlendirilmiş. Söz konusu değerlendirmede son bir yılda yaşanan gelişmeler ‘iyi düzeyde ilerleme’, ‘sınırlı düzeyde ilerleme’, ‘ilerleme yok’ ve ‘geriye dönüş var’ olarak 4 ayrı şekilde özetlenmiş. Fasıl özelinde ise, AB müktesebatına uyum ‘erken düzey’, ‘sınırlı düzey’, ‘orta düzey’, ‘iyi düzey’ ve ‘ileri düzey’ olarak 5 ayrı kategoride sınıflandırmış”.

Fasıl bazında AB müktesebatına uyum bölümünde Komisyonun ayrıca, her fasıla ilişkin aday ülkeden atılması tavsiye edilen bazı önemli adımları sıraladığına da dikkat çeken İKV Başkanı, bunun bir nevi aday ülkeye yönelik bir senelik mini ev ödevi olduğunu söyledi: “Komisyon ilk defa, aynen vize serbestliği yol haritası ve değerlendirmelerinde olduğu gibi aday ülkeye bir yıllık ev ödevi veriyor. Her fasıl altında atılması gereken adımları kısa ve net şekilde aday ülkeye iletiyor. Hiç şüphesiz bu tüm aday ülkeler için önemli bir veri ve referans noktası”.

Raporların en tartışmalı bölümü olan “Siyasi Kriterler” alanında da Komisyonun yeni bir tekniği uygulamaya koyduğuna işaret eden İKV Başkanı, müktesebatın birçok faslı ile çakışan alanlara sahip olan bu bölümde Komisyonun daha tutarlı ve objektif bir değerlendirmede bulunduğuna dikkat çekti:

“Raporun siyasi kriterler bölümü, çeşitli alt başlıklara ayrılmış durumda. Hukukun üstünlüğü; Yönetişim; Yargı sistemi; Yolsuzlukla mücadele; Organize suçlarla mücadele; İfade özgürlüğü; Kamu yönetimi reformu gibi alt başlıklarda, bu alanlarda aday ülkede yaşanan önemli gelişmelere yer veriliyor. Söz konusu alana ilişkin detaylı değerlendirmeler ise ilgili fasıl kapsamında ifade ediliyor”.
Siyasi kriterler alanında uygulanan bu yeni teknik ile üyelik müzakerelerinin teknik boyutunun (AB müktesebatına uyum ve ekonomik kriterler) siyasi boyutun önüne geçirildiğine işaret eden İKV Başkanı, “yeni nesil rapor, giderek siyasi bir araç olmaya başlayan sürecin doğru, adil ve tarafsız incelenmesi için iyi bir zemin oluşturuyor” dedi.

Raporda ekonomik kriterlerin de daha görünür hale getirildiğini ifade eden Başkan Ayhan Zeytinoğlu: “Yine yeni nesil ilerleme raporlarında ekonomik kriterler bölümünün, eskiye oranla çok daha ön plana çıktığı görülmekte. Söz konusu bölüm güncel veriler, tablolar ve grafikler ile zenginleştirilerek, raporda ağırlığının artması sağlanmış. Bu da Türkiye-AB arasındaki ekonomik işbirliğinin rapora doğru şekilde aksetmesini sağlıyor” dedi.

“RAPORU YAPICI BULUYORUZ”

18’inci Türkiye İlerleme Raporunda Komisyonun aldığı tavır değişikliğini olumlu karşıladıklarını ifade eden Başkan Zeytinoğlu, yeni formatı ile raporu yapıcı bulduğunu söyledi: “Bugüne kadar Komisyon Türkiye’ye ilişkin 17 rapor yazdı. Ancak bu raporlar Türkiye’yi AB’ye üye olarak katılmasına yol açmadı. İlerleme raporları ile Komisyon sürekli Türkiye’yi eleştiren bir kurum olarak görüldü, algılandı. Haliyle bu da, kamuoyunda zaten iyice zayıflayan AB üyelik desteğini olumsuz etkiledi. Biz İKV olarak raporların tekniğinin güncellenerek, aday ülke Türkiye’nin AB üyelik yolunda daha fazla cesaretlendirilmesi gerektiğini hep savunduk. Komisyon bu konuda bir adım attı; hem de önemli bir adım. Bunu öncelikle memnuniyetle karşılıyoruz ve yeni rapor tekniğini yapıcı buluyoruz”.

Komisyon İlerleme Raporu sonrasında Türkiye’nin de rapora karşılık vererek AB üyelik sürecini canlandırması gerektiğini ifade eden İKV Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, şöyle devam etti: “1 Kasım seçimlerinden sonra önümüzde 4 yıl seçimsiz bir dönem var. Önümüzdeki hafta hep birlikte yeni Parlamento ve yeni Hükümeti karşılayacağız. Bununla birlikte yeni bir AB Bakanımız da olacak. Bu noktada yeni Parlamento ve yeni Hükümetin yapması gereken bu raporu dikkatle inceleyip, yapılan eleştirileri dikkate alarak Türkiye’nin AB üyelik sürecine hız kazandırması”.

Türkiye’de yeni görev alacak Hükümetin, 2014 yılında hazırlanan strateji ve eylem planını devam ettirerek, reform sürecinde ivmeyi yeniden yakalamasını umduğunu ifade eden Başkan Zeytinoğlu: “elbette ki AB’ye bir ısrarımız daha var. O da raporların gerçekten işlevini yerine getirebilmesi için, üyelik perspektifinin AB tarafından net ve inandırıcı bir şekilde ortaya koyulması. Bu çerçevede Türkiye için nihai bir üyelik tarihinin bir an önce verilmesi ve AB yetkilileri ile liderlerinin Türkiye’nin üyeliği konusunda farklı mesajlar vermemesinin önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

“RAPORDA TÜRKİYE’YE HEM UYARI, HEM TEŞVİK VAR”

Avrupa Komisyonu’nun 2019 yılına kadarki genişleme stratejisi kapsamında açıklanan Türkiye raporunun içeriğine ilişkin AB’nin Türkiye’ye hem uyarılarda bulunduğu, hem de teşvik ettiğini ifade eden Başkan Zeytinoğlu, raporun içeriğine ilişkin şunları söyledi: “Genel itibarıyla, Türkiye’de özellikle siyasi kriterlerin yerine getirilmesinde sorunlara dikkat çekiliyor. Raporda, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı, yargının bağımsızlığı, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü konuları üzerinde önemle duruluyor. Türkiye’nin bu konularda ilerleme kaydetmesi ve sorunlarını çözmesinin, tam anlamıyla demokratik ve özgür bir ülke olabilmesi için gerekli olduğu vurgulanıyor”.

“3 ALANDA GERİLEME VAR”

Raporun siyasi kriterler bölümünde Türkiye’de yavaşlayan reform sürecine ilişkin önemli tespitlerin bulunduğuna işaret eden İKV Başkanı Zeytinoğlu, raporda 3 alanda Türkiye’de gerileme yaşandığının ifade edildiğini söyledi: “Siyasi kriterlerin karşılanmasına ilişkin olarak, reformların yavaşladığını ifade ediliyor ve 3 alanda AB kriterlerine uyum sürecinde önemli bir gerilemeden bahsediliyor: Bunlar, medya ve internet özgürlüğü de dahil olmak üzere ifade özgürlüğü; toplanma ve gösteri özgürlüğü ve kamu alımları”.

Raporda yüzde 10 seçim barajı, siyasi kutuplaşma, terörle mücadele kapsamında alınan önlemler çerçevesinde temel hak ve özgürlüklerin durumu, yolsuzlukla mücadele, kolluk güçlerine tanınan geniş yetki ve yargı sistemine ilişkin Komisyonun eleştirilerde bulunduğuna dikkat çeken Başkan Zeytinoğlu, bu eleştirilerin Türkiye tarafından dikkatle not edilmesi ve endişeleri gidermeye yönelik adımların atılması gerektiğini söyledi.

“MÜKTESEBATA UYUM KONUSUNDA TÜRKİYE İYİ DURUMDA”

Raporun siyasi ve ekonomik kriterler bölümü dışında AB müktesebatına uyuma ilişkin geniş bir bölüme de sahip olduğunu hatırlatan İKV Başkanı, Türkiye’nin AB müktesebatına uyum alanında performasının iyi olduğunu söyledi: “Komisyon 2015 Türkiye raporuna göre, başlıklarda AB müktesebatına genel uyum düzeyi açısından 3 başlıkta ileri düzey uyum (well advanced); 8 başlıkta iyi düzey uyum (good level); 3 başlıkta orta düzey (moderately prepared); 15 başlıkta sınırlı düzey (some level); 4 başlıkta ise erken düzey (early stage) uyum bulunmakta. Müzakerelere açık başlıklarda uyum düzeyi iyi; askıda ve blokeli olan başlıklarda ise uyum düzeyi sınırlı durumda”.

Geçen bir yılda Türkiye’nin AB uyum sürecinde attığı adımlar yavaşladığını, başlıkların son bir yılda ilerleme seviyelerine bakılarak görüleceğini ifade eden İKV Başkanı Zeytinoğlu, “Başlıkların büyük çoğunda sınırlı düzeyde ilerleme yaşanmış. Bu da bize geçen bir yılda Türkiye’nin AB uyum sürecinde attığı adımların yavaşladığını gösteriyor. Ancak rapora göre şu da açık bir şekilde görülüyor ki Türkiye en az 13 başlıkta daha müzakerelere hazır. Bunların ise büyük çoğunluğu üye ülkelerin blokajı altında” dedi.

7 applicants for EU membership: need balance between green light and yellow card

Brussels, Tuesday, November 10, 2015 – The EPP Group welcomes the progress that the candidate and potential candidate countries for EU membership have made in reforming their states and societies towards their European path. Following today’s presentation by the European Commission of the 2015 Enlargement Package, Sandra Kalniete MEP, Vice-Chairwoman of the EPP Group responsible for Neighbourhood Policy and Euronest, and Cristian Preda MEP, EPP Group Spokesman in the European Parliament’s Foreign Affairs Committee, encouraged them to do even more.

“While the European Union is undergoing a period of consolidation, we need more than ever to have a credible enlargement policy in order to prevent the possible reverse of the reforms made in a number of countries. I commend in particular the efforts of the ordinary people that see their future in the big Union”, stressed Kalniete.

Given the refugee crisis and conflicts in Europe’s neighbourhood, Cristian Preda outlined the even closer cooperation: “It is necessary now more than ever to strengthen our enlargement policy and reaffirm our support for candidate and potential candidate countries, both the Western Balkans but also Turkey, which remains an important partner. We need the right balance between encouraging them and showing a yellow card when necessary.”

This year’s Enlargement Package contains a mix of continuity with EU past policies and innovation regarding the methodology of the evaluation of progress achieved by the countries concerned.

“By continuing to put emphasis on the fundamentals, promotion of democracy, rule of law and human rights as well as economic and social development in the accession countries, we can help them move closer to Europe. And the new methodology will certainly bring much needed clarity regarding progress achieved and concrete steps needed to progress with reforms”, explained Preda.

The continuation of major reforms is crucial for the EPP Group Vice-Chairwoman: “The progress reports under the new methodology should encourage fair comparisons, friendly competition and mutual learning among the reformers in the region. It is also important to see the synergies between the EU and NATO enlargement processes: they are linked by the focus on the rule of law, progress in this area being a key condition for both accessions”, she concluded.

Turkish candidacy for EU membership brings rights and obligations

Following the presentation of the Commission’s progress report on Turkey today by Commissioner Johannes Hahn, S&D president Gianni Pittella MEP said:

“We fully agree with the European Commission’s critical conclusions on the human rights situation in Turkey and we urge once again the Turkish government to accelerate the reform process in order to apply the acquis communautaire (the laws and principles of the EU) and the Copenhagen criteria, both in legislation and in practice.

“Relations between Turkey and the European Union must be strengthened, particularly through the accession negotiation process.

“Turkey, as a candidate country for EU membership, has rights and obligations, and fully respecting the rule of law and fundamental rights – particularly media freedom and judicial independence – is an obligation and a precondition for European integration.

“We call on the Council to restart the accession process with Turkey by opening negotiations on new chapters, particularly in the area of fundamental rights, justice and home affairs.”

Richard Howitt MEP, the S&D Group’s foreign affairs co-ordinator said:

“We regret the delay in the publication of the enlargement package this year. There are always forthcoming elections in one or more of the countries. The delay in making Europe’s position public in advance of the Turkish elections could be said to have had a domestic political impact on those elections, just as much as having gone ahead and published before the elections.

“The S&D Group has always been a great supporter of Turkey’s integration with the European Union. Hence, we welcome the idea of opening new, relevant negotiation chapters. We also consider Turkey as a central partner in facing the migration crisis, as well as a major player in solving the conflict in Syria.

“However, we express our grave concern about violations of rights of assembly, of press freedom and of minority rights, particularly during the electoral period. ”

Fully support European integration for Western Balkans

The S&D Group in the European Parliament remains committed to the EU enlargement process and calls on the European Commission and the Council to fully support the European perspectives of the Western Balkan countries.

Following Commissioner Johannes Hahn’s presentation of the Commission progress reports for candidate and potential EU candidate countries today, S&D president Gianni Pittella MEP said:

“We continue to support the accession negotiations as they represent the best way to build political stability in the region and to accelerate reforms – in particular in the field of judicial systems, the efficient functioning of administrations and respect for minority rights.”

S&D vice-chair responsible for foreign affairs, Knut Fleckenstein, added:

“Fifteen years ago, the EU committed to the perspective of the Western Balkans for EU membership and it remains committed to that goal. However, it is not only the final objective of EU enlargement that counts. The entire accession process is a very important time for the Western Balkans – their governments, public administrations and the civil society – as it is all about crucial reforms that will improve the citizens’ lives.

“We therefore expect the European Commission to maintain an active enlargement policy throughout the entirety of next year in order to give the countries of the Western Balkans all the support they need in order to discuss, adopt and implement their important reforms in the areas such as rule of law, fight against corruption and organised crime.

I welcome the fact that this year’s progress reports aim for more transparency on where in the EU accession process the countries stand and what are the steps that are still ahead. For the future I hope that a postponement of the timely publication of the progress reports can be avoided.”

Richard Howitt MEP, the S&D Group’s foreign affairs co-ordinator said:

“The refugee crisis must not distort EU enlargement policy. It must be dealt with in its own right but so must enlargement countries. That means judging progress on opening negotiating chapters and visa liberalisation on their merits. The Commission has S&D support for emphasising the rule of law and fundamental rights with their commitment to open negotiating chapters 23 and 24 with FYR Macedonia.

“And if the European Union is offering ‘cash for co-operation’, that has to mean Europe is actually offering cash. If the EU wants new co-operation that should involve new money, not reassigning funds already earmarked for the Instrument for Pre-Accession. Doing this would divert the long-term investment needed by the Western Balkans countries and in the short term would risk undermining cohesion between refugees and host communities in situations which are already volatile.

“If we say we are concerned about a return to tensions and nationalism in the Western Balkans region, the EU must be careful not to risk provoking it.

“On the Commissioner’s overall approach this year, the S&D Group understands and supports the new assessment approach attempted and we fully agree with the importance of identifying where there is ‘backsliding’.

“The Socialists and Democrats Group remains committed to EU enlargement and to Europe honouring the Thessaloniki commitments, and we regret the apparent slowing down of the process.

“Therefore, our Group expresses the hope that negotiations will be opened this year with Serbia, that a date for the start of talks with Albania will be set next year and that Bosnia and Herzegovina will also be able to formally take on candidate status during the next year.

“Momentum is a criterion for the success of enlargement as a whole and the European Parliament, Commission and Council must maintain the success of EU enlargement policy by ensuring that momentum.

“As one of the parliamentary mediators and the shadow rapporteur for my Group with respect to FYR Macedonia, I want to place on record that the S&D Group agrees with the critical text following the extremely difficult talks I was personally involved in. There needs to be conditionality regarding the positive recommendation which is connected to the holding of free and fair elections.”

*

Progress report shows worrying signs that reforms are in reverse gear

The European Commission’s report on Turkey, released today, provides the 2015 annual assessment on Turkey’s progress on its path to EU accession and in delivering on its commitments stemming from the Copenhagen criteria.

10/11/2015 – The European Commission’s report on Turkey, released today, provides the 2015 annual assessment on Turkey’s progress on its path to EU accession and in delivering on its commitments stemming from the Copenhagen criteria.

Guy Verhofstadt, President of the Alliance of Liberals and Democrats commented today:

“The Commission’s progress report shows worrying evidence that Turkey is in reverse gear with regards to democratic governance, the rule of law and respect for fundamental human rights and freedoms, in particular freedom of expression.”

“This report highlights how wrong it would be for the EU to try and should outsource its refugee crisis to Turkey, in exchange for progress in enlargement negotiations. It is clear that these negotiations must be based on full respect of the Copenhagen criteria.”

“While co-operation with Turkey continues to be vital, the EU will only be able to manage the refugee crisis if we set up a meaningful European policy of EU-level border protection, a truly European policy on asylum and also on legal migration.”

“The EU will only be able to maintain pressure on Turkey, with regards to democratic reforms and its policy on Syria, if we are able to fully control migration and external EU borders ourselves. We mustn’t become completely dependent on Erdogan. “

ALDE MEP, Alexander Graf Lambsdorff (FDP, Germany), Vice-President of the European Parliament and Rapporteur on Turkey, added:

“Rather than progress, the report shows the further deterioration of civil and political liberties in a number of fields in Turkey. Journalists, the opposition and civil society have hardly any space to operate without risking the ire of state authorities.”

“The EU has to re-assess whether a continued accession process is helpful or whether it might not be more useful to shift to pragmatic cooperation based on interests of both sides, e.g. in the areas of visa liberalization, foreign policy and people-to-people exchanges.”

*

The EU perspective is vital for the future of Western Balkans

The progress reports of the six countries in the Western Balkans, adopted today by the European Commission, show the major challenges when it comes to the rule of law. Judicial systems are not independent enough and serious efforts are needed in combating corruption and organised crime.

10/11/2015 – The progress reports of the six countries in the Western Balkans, adopted today by the European Commission, show the major challenges when it comes to the rule of law. Judicial systems are not independent enough and serious efforts are needed in combating corruption and organised crime.

ALDE Group leader, Guy Verhofstadt, said Western Balkans need to keep their European path:

“The EU must remain firmly committed to a European future for the Western Balkans. The Commission and all Member States must continue to support the region on its path of reforms, in further efforts to strengthen the rule of law and the democratic institutions.”

ALDE MEP, Ivo Vajgl (DeSUS, Slovenia), European Parliament’s rapporteur on Macedonia, added:

“As a result of the successful mediation by the Commission and the European Parliament, the severe political crisis in Macedonia has been overcome and political dialogue has resumed within its institutions.

The Commission´s decision to make the recommendation to open accession negotiations conditional on the full implementation of the Pržino Agreement, will be a strong incentive for the country to start delivering on urgent reforms.”

“Serbia is making decisive steps towards EU membership and deserves our full support.”

“More effort is still needed to guarantee the respect of fundamental European values such as freedom of expression and the protection of minorities and LGBTI rights.”

ALDE rapporteur on Bosnia and Herzegovina and Montenegro, Jozo Radoš (HNS, Croatia), commented:

“Firstly, tangible results on the implementation of the Reform Agenda are needed in case of Bosnia and Herzegovina. The establishment of the effective coordination mechanism is another big challenge. The failure to adopt rules of procedure on the first SAPC meeting is not a good sign.”

“In the EU enlargement negotiation process, Montenegro is by far the most successful country. However, their invitation to join NATO is of utmost importance for both Montenegro and the entire region.”

ALDE rapporteur on Kosovo, Hilde Vautmans (Open VLD, Belgium), applauds Kosovo’s efforts to come to a normal relationship with Serbia:

“It surely has created a momentum. But with a staggering 61% youth unemployment, Kosovo needs to tackle the many challenges heads-on and offer perspectives to future generations. The Commission mentions “early stages of reforms” in many fields. Lots of steps need to be taken in the coming months, but the sense of direction is positively forward.”

ALDE MEP, Ilhan Kyuchyuk, (Bulgaria, Movement for Rights and Freedoms), shadow rapporteur on Albania said:

“The enlargement process of the Western Balkans is not because of their political elites, not even because of their prime ministers, but because of the civil societies of those young democracies. Over the past year, Albania made significant progress and it is closer to the opening of accession negotiations.

The EU should continue to support the country in the implementation of key reforms such as the rule of law and fight against corruption, in order to confirm its European path.”

This year, the European Commission uses a new method to assess the countries. Progress is measured according to categories ranging from “early stage” over “some level of preparation” and “moderately prepared” to “good preparation” and, finally, “advanced stage of preparation”.

*

DECİSİON TO WİTHHOLD REPORT CRİTİCAL ON TURKEY’S PROGRESS REGRETTED

The European Commission today presented its annual progress report on Turkey’s EU accession process in the European Parliament’s foreign affairs committee today. Commenting on the report, Green foreign policy spokesperson and Turkey expert Bodil Valero said:

“Today’s report confirms the backsliding on democratic norms, like the freedom of expression and the media, under the Erdogan regime. This is no surprise but it is a major source of regret that the Commission withheld this report until after the elections in Turkey. This has to be seen as part of a trend of the EU shying away from criticising the Turkish government in spite of major concerns about the latest developments in Turkey under Erdogan. The EU should not turn a blind eye to these concerns as part of some quid pro quo for Erdogan’s support in addressing the refugee crisis.

“The Commission must now act on the criticisms it sets out via the accession process. In particular this implies engaging with Turkey on necessary reforms regarding the rule of law, the justice system and press and media freedom. The best manner for doing so is by opening negotiations on chapters 23 and 24 in the accession process.

“An overriding goal for the EU must be to ensure peace in Turkey. The EU must pressure the government to immediately restart the peace process with the Kurdish PKK. In the context of the growing instability in Turkey and the wider region, a peace agreement is clearly in the interest of all parties in Turkey and the EU.”

SPÄTE KRİTİK AM SYSTEM ERDOGAN

Die EU-Kommission hat am heutigen Dienstag im Außenausschuss des Europäischen Parlaments den Fortschrittsbericht zum Beitrittskandidaten Türkei vorgestellt. Darin wird die Regierung heftig kritisiert, u.a. für Rückschritte bei der Meinungs- und Pressefreiheit. Die EU-Kommission hatte den Bericht bis nach den Wahlen in der Türkei zurückgehalten. Das kritisiert die Vorsitzende der Grünen/EFA-Fraktion Rebecca Harms:

“Es ist unverantwortlich, dass die EU-Kommission diesen Bericht bis nach den Wahlen in der Türkei zurück gehalten hat. Er zeigt klar, dass sich die Türkei im Rückwärtsgang befindet, was Bürgerrechte und Demokratie angeht. Die EU darf nicht länger wegschauen, sondern muss auf die Regierung und Präsident Erdogan einwirken, um eine Umkehr zu erreichen. Ein vorrangiges Ziel der EU muss es sein, die Wiederaufnahme des Friedensprozesses mit der PKK zu erreichen. Angesichts der wachsenden Instabilität in den Nachbarländern der Türkei und auch angesichts wachsender wirtschaftlicher Probleme musste ja auch die türkische Regierung erkennen, dass sie verlässliche Beziehungen zur EU braucht.

Die Flüchtlingskrise zeigt überdeutlich die gemeinsamen Herausforderungen. Die Lösung kann kein blinder Deal unter dem Motto “Geld und Visa für die Türkei und dafür weniger Flüchtlinge für die EU” sein. Die Europäische Union und die türkische Regierung müssen gemeinsam Antworten auf wachsende Flüchtlingszahlen finden. Finanzielle Unterstützung ist richtig, aber nicht ohne Bedingungen. In der Türkei genau wie in der EU braucht es nicht nur humanitäre Hilfe, sondern auch Integration durch Bildung und Arbeit für die Flüchtlinge.”

Die stellvertretende Fraktionsvorsitzende und Mitglied in der EU-Türkei-Delegation Ska Keller kommentiert:

“Den Bericht zurück zu halten, war eindeutig Wahlhilfe für Präsident Erdogan und seine Partei AKP. Die EU-Kommission und die EU-Regierungen müssen ihr Versäumnis nachholen. In den Beitrittsverhandlungen müssen die unbequemen Themen wie Rechtsstaatlichkeit, die Reform des Justizsystems und Presse- und Meinungsfreiheit angegangen werden. Dafür müssen die entsprechenden Verhandlungskapitel 23 und 24 geöffnet werden.

Die EU darf Erdogan nicht im Tausch gegen strengere Grenzkontrollen im Umgang mit den Kurden freie Hand lassen. Sie muss darauf hinwirken, dass möglichst schnell der Friedensprozess mit der PKK wieder aufgenommen wird und dass Scheinprozesse gegen Journalisten sofort eingestellt werden. Erdogan hatte die Situation vor den Wahlen bewusst eskalieren lassen und eine Stimmung der Angst geschaffen. Dieser Politik muss Einhalt geboten werden.”

CRİTİQUES TARDİVES DU RÉGİME ERDOGAN

La Commission européenne a présenté aujourd’hui son rapport de suivi sur la Turquie, pays candidat à l’adhésion à l’UE. Le rapport, délibérément publié après les élections, critique sévèrement le gouvernement sont nombreuses, notamment pour les reculs en ce qui concerne la liberté d’expression et la liberté de la presse.

Pour la Présidente du groupe Verts-ALE, Rebecca HARMS :

«Il est regrettable que la Commission européenne ait laissé passer les élections avant de publier son rapport qui montre clairement que le pays fait marche arrière au plan démocratique. Au lieu d’ignorer la question, l’UE doit intervenir auprès du gouvernement et d’Erdogan afin d’inverser la tendance. La reprise du processus de paix avec le PKK devrait également être une priorité. Le gouvernement turc devrait, pour sa part, chercher également à renforcer les relations avec l’UE en raison, notamment, de l’instabilité croissante dans les pays voisins et des signes inquiétants au plan économique.
La crise des réfugiés montre à quel point les défis sont communs. L’actuel deal se limitant à échanger de l’argent et des visas avec la Turquie pour qu’elle contienne les réfugiés n’est pas une solution. La gestion commune des flux croissants de réfugiés est indispensable. En Turquie comme dans l’UE, l’aide humanitaire est aussi nécessaire que le soutien pour l’intégration des réfugiés par l’éducation et l’emploi.»

Pour Ska KELLER, Vice-Présidente Verts-ALE de la délégation UE-Turquie :

«Le report de la publication du rapport après les élections a clairement bénéficié au Président Erdogan et son parti AKP. La Commission européenne et les gouvernements de l’UE doivent à présent affronter les sujets sensibles tels que l’État de droit, la réforme du système judiciaire, la liberté de la presse et la liberté d’expression en ouvrant notamment les chapitres 23 et 24 des négociations d’adhésion.

Le Président Erdogan a profité du climat de terreur découlant de l’exacerbation volontaire des tensions avec les Kurdes avant les élections. L’UE ne peut en aucun cas cautionner ce type de stratégie en échange d’un renforcement des contrôles frontaliers.. Elle doit veiller au rétablissement de la paix et intervenir immédiatement contre les simulacres de procès à l’encontre de journalistes. »

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: