Suçlu ayağa kalk…


Hayvanlar ve hayvansal ürünler suçlanıyor, ama…

Prof.Dr.Tayfun Özkaya

Binlerce hayvanın daracık yerlere tıkıştırıldığı, kesif yemlerle beslendiği, mutsuz hayvan kalabalıkları dünyanın her yanına yayılıyor. Çıkan sorunlar sıralamakla bitmiyor. Sorun ne? Endüstriyel hayvancılığa mahkûm muyuz? Başka yolu, yordamı var mı?

Binlerce hayvanın daracık yerlere tıkıştırıldığı, kesif yemlerle beslendiği, mutsuz hayvan kalabalıkları dünyanın her yanına yayılıyor. Çıkan sorunlar sıralamakla bitmiyor. Sorun ne? Endüstriyel hayvancılığa mahkûm muyuz? Başka yolu, yordamı var mı?

Kırmızı etin daha çok kalınbağırsak kanserine yol açtığı ileri sürülüyor. Pankreas ve prostat kanseri için de söz konusuymuş. Türkiye ve dünyada GDO’lu ürünlerde yaygın kullanılan ot öldürücü olan etken maddeler ile hayvanlar besleniyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün çalışmaları değerli olsa da, eksik. Etin üretim yöntemi, ürünlere katılan nitritler ve işleme tarzları dikkate alınmadan kaba bir netice çıkarılıyor. Meralarda doğal beslenen hayvanların eti ile yoğun yemlerle beslenen hapis hayvanların etleri arasında büyük farklar var. Ayrıca sucuk vb. üretiminde kimi şirketlerce çok zararlı koruyucu kimyasallar kullanılıyor. Bütün bu unsurların kanser ile ilişkisi üzerinde Dünya sağlık Örgütü yeterince değerlendirilmiyor. Peki ne yapılmalı ?

***

SUCUK, SOSİS VE KIRMIZI ET SUÇLANDI AMA

Dünya Sağlık Örgütüne (WHO) [1] bağlı olarak çalışan Uluslararası Kanser Araştırma Ajansının (IARC) işlenmiş et (sucuk, sosis vb.) ve kırmızı etin ne ölçüde kansere yol açtığı konusunda yaptığı bir değerlendirme sonuçlandı. [2/EN] – [2a/FR] > WHO 26 Ekim 2015’de yaptığı açıklamada kırmızı et tüketimini kendi ifadesi ile “muhtemelen kanser yapıcı” buldu. [3] [3a/FR] WHO kanserojen olabileceği düşünülen maddeleri birden beşe kadar sıralanan beş ana grup şeklinde sınıflandırıyor.

On ülkeden 22 uzmanın oluşturduğu bir ekip kırmızı et ile ilgili sınıfı Grup 2A şeklinde belirledi. Grup 2A herhangi bir madde hakkında insanlarla ilgili kısıtlı kanıtın olduğu ve bununla birlikte deney hayvanları (kobay vb.) üzerinde yeterli kanıt bulunduğu durumları belirtmektedir. Kırmızı etin daha çok kalınbağırsak kanserine yol açtığı ileri sürüldü, ancak pankreas ve prostat kanseri için de bu kanserojen ilişki saptandı. Hatırlanacağı gibi bir süre önce aynı kuruluş Türkiye’de de kullanılan ve dünyada ise GDO’lu ürünlerde yaygın kullanılan ot öldürücü olan glyfosatı da (etken maddenin ismi) Grub 2A’ya koymuş idi.

Sosis, sucuk, salam gibi et ürünleri ise “muhtemelen” ifadesi olmaksızın özellikle kalın bağırsak için kanserojen bulunmuştur. [4] [4a/FR] Et ürünleri için sınıflandırma grup 1 olarak belirlenmiştir. Bu grup insanlarla ilgili olarak yeterli kanıt olduğunda veya hayvanlarda yeterli kanıtın yanında ilgili maddeye maruz kalan insanlarla ilgili kanser gelişiminin görüldüğü yeterli kanıt bulunuyorsa belirtilmektedir. Grup 1, Grup 2A’dan daha kuvvetli olarak kanser yapıcı olduğunu belirtmektedir. Grup 2A’da “muhtemelen kanserojen” sözcüğü kesinlikle hafife alınmamalıdır. İnsanlar üzerinde deney yapmanın imkânsızlığı dikkate alınarak gereken önem verilmelidir. Türkiye’de et ve ürünleri ile ilgili bir meslek kuruluşu bu sonucu kısmen hafife almış, ABD’deki araştırmalar üzerinde değerlendirmenin yapıldığı ve ABD’de et tüketiminin çok fazla olması nedeniyle bu açıklamanın Türkiye için çok önemli olmadığını ifade etmiştir. Bu doğru değildir. Kanser Ajansındaki on ülkeden 22 uzman, 800’den fazla araştırmayı değerlendirmiştir. Uzmanlar günde tüketilen her 50 gram işlenmiş etin kalın bağırsak kanserini % 18 arttırdığını ileri sürmektedir. Kırmızı ette ise günde tüketilen her 100 gram kalınbağırsak riskini %17 arttırmaktadır. Az miktarda yapılan tüketimlerde bu risk küçük olabilmektedir. Ancak tüketim tırmandıkça risk de artmaktadır. Ajansın direktörü Dr. Wild kırmızı etin besin değeri de olduğunu bu açıklamaların kırmızı etin tamamen yenilmemesi şeklinde anlaşılmaması gerektiğini de belirtmiştir.

Dünya Sağlık Örgütünün yaptığı bu çalışmalar değerli fakat çok eksiktir. Örneğin etin üretim yöntemi, ayrıca et ürünlerine katılan nitritler veya et işleme yöntemleri ile ilgili değerlendirmeler yapılmamıştır. Sonuçlar çok kabadır. [5] [5a/FR] phpThumb_generated_thumbnail “Başka Bir Hayvancılık Mümkün” çalıştay ve kitabımızda (Yeni İnsan Yayınevi) [6] belirttiğimiz gibi meralarda beslenen özgür gezen hayvanların eti ile yoğun yemlerle beslenen hapis hayvanların etleri arasında büyük farklar vardır. Ayrıca sucuk vb. üretiminde kimi şirketlerce çok zararlı koruyucu kimyasallar kullanılmaktadır. Bütün bunların kanser üzerinde etkileri Dünya sağlık Örgütünce değerlendirilememiştir. Açıklama hafife alınmamalı, ancak daha eleştirel ele alınıp tartışılmalıdır.

Dip Notes :

WHO : [1]

Expert scientists’ evaluations : [2]

Les études d’Experts scientifiques internationaux : [2a]

WHO statement : [3]

Déclaration de l’OMS sur le lien entre la viande transformée et le cancer colorectal : [3a]

Q&A on the carcinogenicity of the consumption of red meat and processed meat : [4]

FAQ des Monographies du CIRC : [4a/FR]

Meat, fish and dairy products : [5]

Viande Rouge et Produits Carnés Transformés : [5a/FR]

Başka Bir Hayvancılık Mümkün : [6]

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: