Yeni Dünya Düzeni’nin…


Suriye çıkış noktalı «Şifreler»i!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA ©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

jimmy-carter-gives-maps-of-isis-positions-in-syria-to-putin-russia

IŞİD’ın bertaraf edilmesi Rusya’ya bırakılır ve İran geri planda tutulur ise, Sünni Cephe güç kaybederken, İran, kaynaklarını muhafaza etmiş olacağı için, Tahran’ın işine gelecek ve bölgesel dengelerin Tahran lehine değişmesine hizmet edecektir. Ayrıca, Moskova-Washington ilişkilerini de olumlu yönde etkileyecektir. Çünkü Rusya’nın IŞİD ile mücadelesi Suriye ile sınırlı kalmayacak, muhtemelen Irak’a da kayacaktır. Böyle bir durum, Rusya’yı ABD ile birlikte çalışmaya itecektir. Peki bu, yeni yeni şekillendirilen düzende Türkiye’nin yeri ve rolü ne olacak?

***

HENRY KISSINGER VE JIMMY CARTER NE SÖYLÜYOR?
02 Kasım 2015

The Wall Street Journal’ın 16 Ekim 2015 tarihli nüshasında, Henry Kissinger’in “A Path Out of the Middle East Collapse” başlıklı yazısı [1] yayınlanmıştır. Başlığından da çıkarılacağı üzere, yazı Orta Doğu ve Suriye üzerinedir.

Yazıda, özetle; Rusya’nın Suriye’ye müdahalesinin bölgede düzenin yeniden sağlanmasına hizmet edebileceği; ABD’nin çelişkili ve karmaşık politikalarının bölgede boşluğa yol açtığı ve boşluğun Rusya tarafından doldurduğu; Rusya’nın Suriye müdahalesinin ideolojik değil, jeopolitik olduğu; Bölgedeki ideolojik çatışmanın İran (Şii)-Suudi Arabistan (Sünni) ekseninde yaşandığı; Rusya’nın Suriye müdahalesinin, İran’ın Suriye’deki Şii nüfuzunu sürdürme politikasına hizmet ettiği; Moskova’nın Esad’ı kayıtsız-şartsız desteklemediği; Rusya’nın IŞİD ile mücadelede rahat bırakılması; Rusya’nın IŞİD’ı bertaraf etmesinin Mısır, Ürdün, Türkiye ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin durumlarını gözden geçirmelerine neden olacağı, hususlarına yer verilmiştir.

content

Belirtilen hususlar gerçekten önemlidir. Henry Kissinger’in 1969-1975 yılları arasında ABD Başkanı’nın Ulusal Güvenlik Danışmanlığı yaptığı, 1973-1977 yılları arasında ABD’nin 56. Dışişleri Bakanı olarak Başkan Richard Nixon ve Başkan Gerald Ford ile çalıştığı ve bu çalışma dönemlerinin Mao Yönetimindeki Çin’in BM’ye kabul edilmesi ve ABD ile Çin arasında diplomatik ilişki tesis edilmesine yönelik çabalar ile anıldığı hatırlanırsa, [2] [3] belirttikleri ayrıca önem kazanmaktadır.

IŞİD’ın Rusya tarafından bertaraf edilmesi, İran ile Suudi Arabistan arasındaki rekabet (mezhepsel çatışma) nedeniyle sonrasında bölgenin içine düşeceği durum tahayyül edildiğinde, İran’ın IŞİD’ı bertaraf etmesine (ya da bertaraf edilmesinde ön planda olmasına) göre daha kabul edilebilir gelmektedir. Kimin tarafından yapılacağından bağımsız olarak IŞİD’ın bertaraf edilmesi, herkesten çok İran’ın işine gelecektir. Çünkü İran karşısındaki Sünni Cephe, İran’a karşı IŞİD “aracından” yoksun kalmış olacaktır. Eğer IŞİD’ın bertaraf edilmesi Rusya’ya bırakılır ve İran geri planda tutulur ise, Sünni Cephe güç kaybederken, İran, kaynaklarını muhafaza etmiş olacağı için, Tahran’ın işine gelecek ve bölgesel dengelerin Tahran lehine değişmesine hizmet edecektir.

IŞİD’ın bertaraf edilmesinde Rusya’nın öne çıkarılması ve İran’ın geri planda tutulması, muhtemelen Moskova-Washington ilişkilerini de olumlu yönde etkileyecektir. Çünkü Rusya’nın IŞİD ile mücadelesi Suriye ile sınırlı kalmayacak, muhtemelen Irak’a da kayacaktır. Bu, Rusya’nın ABD’nin desteğine ihtiyaç duymasına yol açacak ve Rusya’yı ABD ile birlikte çalışmaya itecektir.

IŞİD’ın Rusya tarafından bertaraf edilmesi ve bu işte Rusya’nın ABD ile birlikte çalışması, Suudi Arabistan’ın hareket serbestisini kısıtlayacaktır. Bu, ABD ile Rusya’nın Dünyanın en büyük enerji üreticileri olması bağlamında da görülmesi gereken ve Suudi Arabistan’ın enerji fiyatlarını aşağıya çekme politikasını boşa çıkarma potansiyelini içeren bir durum olacaktır. Eğer IŞİD’ın ABD destekli olarak Rusya tarafından bertaraf edilmesinin İran’ın işine geldiği ve İran’ın da ABD ve Rusya gibi Dünyanın önde gelen enerji üreticilerinden olduğu dikkate alınırsa, İran-ABD-Rusya cephesi gibi bir birlikteliğin ortaya çıkmakta olduğunu söylemek de mümkündür.

2723845 10/22/2015 Russian Foreign Ministry spokesperson Maria Zakharova seen at a briefing on current foreign policies. Evgenya Novozhenina/RIA Novosti

2723845 10/22/2015 Russian Foreign Ministry spokesperson Maria Zakharova seen at a briefing on current foreign policies. Evgenya Novozhenina/RIA Novosti

Henry Kissinger’in bahse konu yazısı ile eş zamanlı ve bu yazıya paralel bir başka gelişme de, Rusya’nın Suriye’deki hava operasyonlarında kullandığı IŞİD’ın ve diğer grupların “işlenmiş” olduğu haritaların, 1977-1981 yılları arasında ABD’nin 39. Başkanı olarak görev yapmış Jimmy Carter’ın [4] ofisi tarafından Rusya’ya verildiğidir. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova [5] tarafından yapılan açıklama [6] üzerinden öğrenilen bu gelişme, Henry Kissinger’in yazısı ile birlikte, Rusya ile ABD arasında cereyan eden yakınlaşmaya işaret etmektedir. Jimmy Carter’ın ofisinin [7] “işlenmiş” haritaları [8] kendisinin ürettiği (oluşturduğu) düşünülmeyeceğine göre, Obama Yönetiminden temin edilmiş olduğu kabul edilmek durumundadır. ABD’ye Başkanlık yapmış birinin Obama Yönetimine rağmen haritaları Rusya vermiş olabileceği ise, düşünülemeyecek bir husustur. “Eski başkan” Jimmy Carter’ın Suriye krizi konusunda üstlendiği “özel” bir görevi olmadığı bilindiği için, ofisinin bu haritalara ihtiyacının olmadığı da açıktır. Bunlar, Jimmy Carter’ın ofisinin, Rusya’nın Suriye’ye ilişkin “işlenmiş-işaretli” harita ihtiyacının karşılanmasına aracılık ettiği anlamına gelmektedir. Washington’un Ukrayna krizi ile ilgili mevcut angajmanı nedeniyle, haritaları doğrudan Moskova’ya vermekten imtina ettiği için, Jimmy Carter’ın ofisinin devreye sokularak Washington’dan alınan işlenmiş haritaların Moskova’ya ulaştırıldığı değerlendirilmektedir.

Her iki gelişmenin ortak yanları; konularının Suriye krizi ve IŞİD olması ve, dolaylı olarak Washington-Moskova yakınlaşmasına işaret etmeleri, bunu işlemeleridir.

Bu gelişmeler Henry Kissinger’in Amerikan Dış Politikasında aktif olarak yer aldığı dönemde Çin ile ilgili olarak yürütülen örtülü/dolaylı diplomasiyi çağrıştırdığı için, Kissinger’i söz konusu yazıyı yazmaya özellikle Washington tarafından isteklendirilmiş olabileceği de akla gelmektedir.

Bu tabloda, akla gelen başka hususlar da var. Kış yaklaşırken Ukrayna krizinin oluruna bırakılacağı; ABD’nin, Rusya’nın ve İran’ın “birlikte” yeni bir yakınlaşmayı yaşayabileceği; Rusya-Çin cephesinde bir ayrışmanın baş gösterebileceği; benzeri bir ayrışmanın Batı içinde de uç verebileceği; Batının Avrupa kanadı ile Çin arasında yeni bir dönemin başlayabileceği; Suriye krizinin Suudi Arabistan’ı ve Türkiye’yi tehdit eden bir mecraya kayabileceği…

1991’de Sovyetlerin dağılmasından bu yana aranan yeni Dünya düzeni yeni yeni şekilleniyor gibi…

*

ascmer

*

Aynı konuda/Related:

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: