Türkiye koşullarında Nobel Ödülü kazanmak mümkün mü?


  Bu sorunun cevabı doğal olarak Prof. Sancar’ın içinde bulunduğu üniversitenin çalışma ortamı ve üniversite iklimi ile Türkiye’deki üniversite  koşullarının karşılatılması ile verilebilir.

Bu sorunun cevabı doğal olarak Prof. Sancar’ın içinde bulunduğu üniversitenin çalışma ortamı ve üniversite iklimi ile Türkiye’deki üniversite koşullarının karşılatırılması ile verilebilir.

***

Nobel Kimya Ödülü Alan Prof. Dr. Aziz Sancar Türkiye’de Bilimsel Çalışma Yapsaydı Nobel Ödülü Alabilir miydi?

Türkiye Üniversiteleri Nobel Bilim Ödülü Alınacak Ortama Sahip midir?

Prof. Dr. Aziz Sancar’ın Aldığı Nobel Ödülü Türkiye Bilim Çevrelerine Cesaret ve Öz Güven Kazandırmıştır.

ortas

© Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ

2015 yılı Nobel Kimya Ödülü’ne Prof. Dr. Aziz Sancar layık görülmesi sevinçle karşılandı. Oxford’u olmayan Mardin’in Savur ilçesinde okuma yazma bilmeyen bir anne-babanın oğlu olarak eğitim hayatını ilk yıllarını Savur-Mardin’de daha sonra İstanbul Tıp Fakültesinde iyi bir eğitim alması kendi değişi ile Nobel’e giden yolun kilometre taşlarını oluşturuyor. Nobel Kimya ödülünün Prof. Sancar’a verilmesi Türkiye ve Türkiye’nin bilimsel geleceği ve ülkemiz bilimine de bir istek ve çalışma dinamiği kazandırır.

Doğduğun Yer Değil, Kendini Geliştirdiğin Ortam Önemlidedir

Sayın Sancar’ın aldığı eşitlikçi eğitim imkânı ve ortamı ve kendi gayretleri ile Nobel ödülü alacak bir düzeye çıkabilmesi birçok yoksul ve yetenekli insanın bilimsel kariyeri için çok önemli bir örnek. Ve eminim Türkiye’de birçok insan ve özellikle de genç araştırıcılara ilham verecektir.

Ancak asıl sorun şu acaba Sayın Sancar Türkiye’nin herhangi bir üniversitesinde bilimsel çalışma yapıyor olsaydı Nobel ödülü alabilir miydi? Bu sorunun cevabı doğal olarak Sayın Sancar’ın içinde bulunduğu üniversite çalışma ortamı ve üniversite iklimi ile ülkemiz üniversite ikliminin karşılatılması ile anlaşılabilir.

Kuzey Carolina Üniversitesinde bulunmadım ancak Amerika’daki iki önemli üniversitede iki kez uzun süreli araştırma yapmam nedeniyle üniversitelerin çalışma ortamı ve bilim insanlarının sahip olduğu olanakları kestirebiliyorum. Her şeyden önce ABD üniversitelerinde Sayın Sancar gibi seçkin bilim insanları her zaman üniversitesi tarafından maddi ve manevi bakımdan desteklenir. Dünyanın bütün ileri üniversiteleri seçkin insanlarını üniversitelerinde tutmak için onlara daha çok olanak sunarlar. Bilim insanları onure edilir, muhtemelen maaşları ve diğer destekleri biraz daha farklıdır.

Gelişmiş üniversitelerde bilim insanı bir üniversite kabul edilirken üniversite ile olanaklar, maaş ve teknik eleman- öğrenci konusunda anlaşmalar yaparlar. Aziz hocanın üniversitesi ile anlaşması nedir bilmem ancak mutlaka yıllık birkaç teknik elemanı, Yüksek Lisans ve doktora bursu ve ayrıca doktora sonrası bursları vardır. Ayrıca yüksek bütçeli (10-20 milyon dolarlık) projeleri doğal olarak vardır. The Universitey of North Calolina Tıp Fakültesi dekanlığı yaptığı açıklamada “The National Institutes of Health” 1982 yılından bu yana Dr. Sancar 24,353,827 dolar destek sunduğunu açıkladı. Ayrıca mutlaka geniş bir çalışma ekibi ile (30-40 lisansüstü, doktora ve post dok.) çalışmalarını sürdürülmektedir. Geniş çaplı ve sorun çözmeye yönelik uzun erimli bilimsel çalışmalar için aynı konu üzerinden çok sayıda kişinin araştırma yapması gerekir. Yoksa teori geliştirmek ve genelleştirme yapmak mümkün olmayacaktır. Hocanın üniversite ile anlaşması nedeniyle yöneticisi olduğu laboratuvar alt yapıları en üst düzeyde donatılır ve gereksinim duyulan ekipman ya üniversite yâda projelerden satın alınır. Proje işlemleri yazışmalar ve diğer lojistik işlerin yürümesi için bir veya iki sekretarya ve bir kaç tane sorumlu iyi yetişmiş doktora düzeyinde teknik elamanı vardır. Bütün bu geniş çaplı çalışma ekibi ve ortamı olmadan bilgi üretilemez ve ödüller de alınamaz. Ülkemiz üniversitelerinin en ciddi sorunu geniş çaplı çalışan grup kurma anlayışının sağlanamaması, bütçe olanaklarının kısıtlı olması, teknik eleman sorunu ve hepsinden önemlisi yetişmiş insan gücü sorunu nedeniyle Türkiye’de bilimsel çalışmalar çok sorunlu yürütülmektedir.

Gelişmiş Üniversitelerde Bilim Kültürü Esas Olandır.

ABD ‘de Ohio State üniversitesinde Nobel ödüllü Prof. Rattan Lal hoca ile çalışırken anladım ki gerçekten ısrarlı çalıma istekleri, disiplinleri ve zamanlarını etkin kullanmaları, mütevazılıkleriyle kendilerinin farklılıklarını ortaya koymaktadırlar. Düzenli grup seminerleri, haftalık grup toplantıları ve verilerin değerlendirilmesi önemli bilim kültürünün önemli özellikleridir.

Bu bağlamda yurtdışına giden arkadaşlarımızın bu kültürü öğrenmeleri ve ülkemizde uygulanması önemli. Önerim üniversite yöneticilerimiz ve bilim insanlarının bu kültüre sahip olması ve çıkmaları ve hatta üniversitelerinde uygulamalarıdır.

Gelişmiş üniversitelerde üniversiteler, birimler ve bilim insanlar aralıklarla değerlendirmeden geçtiği için herkes bir şeyler yapmak zorundadır. Üniversite yönetimi değerlendirmeden yeterli geçerliliği sağlayamadığı zaman istediği bütçeyi alamaz. Bütçesi olmayan üniversite daha fazla akademik kadro, öğrenci bursu ve teknik personel alamaz. Onun için her bilim insanı her yıl hesap vermek zorundadır. Onun için Bölüm başkanları ve Enstitü başkanları değerlendirmede zayıf not almamak için zorunlu olarak nitelikli kişileri akademik kadroya almak ve zamanla elimine yolu ile iyileri korumak zorundadır. Ülkemizde üniversiteler aralıklarla değerlendirmeden geçmediği için kimseden hesap sorulmadığı için böyle bir ortamda kişisel çabalar bir yere kadar zorlar, ondan sonra genel duruma uyulur.

Ancak ülkemizde bugün özgürce bilim yapma ortamı ve koşulları çok da yoktur. Hatta bir soru da soralım. Acaba Sayın Aziz Sancar Türkiye’ye geleceğim dese kaç üniversitemiz kendilerini üniversitelerine kabul eder?

1970’li yıllarda Diyarbakır Dicle Üniversitesinde araştırmacı olarak çalışan Prof. Dr. Tahir Hatipoğlu tarafıma ilettiği mail ’de “ Aziz Sancar 1972 de Diyarbakır tıpa biyokimya asistanı olmak istedi alınmadı. İyi ki alınmadı” diyor. Yoksa Nobel’i alamazdı.

Ayrıca Sayın Sancar şu anda 69 yaşında ve ülkemize olsaydı yaş haddinden iki yıl önce emekli edilirdi. Hatta üniversiteye gelmesi bile yadırganabilirdi. Ancak gelişmiş üniversiteler bilim insanı ürettikçe ve yaralı oldukça desteklenmekte ve üniversitede el sütünde tutulmaktadır.

Ülkemiz üniversiteleri bünyelerine nitelikli bilim insanı kazandırma rekabeti yaşanmadığı için sorunun cevabı açık. Bu bağlamda coğrafyamızda doğmuş, buralarda üniversiteye kadar okumuş çok sayıda Sayın Sancar gibi zeki yetenekli insanımız var ancak hiç biri ülkemizde dünya çapında olamıyor.

Bilim özgür ortamda gelişir

Her şeyden önce bilim insanının bilimsel özgürlüğü vardır. Bilimsel çalışmaları konusunda üzerlerinde herhangi bir baskı görmezler. Bilim insanı olarak kendi çalışma grubunu oluşturma, kendi bütçelerini yönetme ve organize etme özgürlüğüne sahiptirler. Her yerde olduğu gibi Amerikan üniversitelerinde ve diğer gelişmiş üniversitelerde genelde çoğunlukla bilim insanları çalıştıkları için kendi aralarında bir rekabet var. Bu rekabet bir tür isteklendirme gibidir. Ancak çalışan insan her zaman desteklenir, en azında kötü muamele görmezler. Hangi görüş ve kökenden olursa olsun kişinin işini yapması en önemli ölçü ve değerdir. Küçük ayak oyunları, kıskançlık, çekememezlik gibi küçük insani zaaflar olsa da esası etkilemez.

Nobel’in Kendisi Kadar Yaratacağı Etki Önemli. Sayın Sancar’ın Aldığı Nobel Ödülü Eğitim Sistemimizi Gözden Geçirmemize Yola Açtı.

Sayın Aziz Sancar hocamızı basına yansıyan bilgilerinden ödülünün Türkiye’deki eğitim sistemine borçlu olduğunu ve o dönemde iyi eğitim aldığını belirtmesi önemli. Ancak bu arada hepimize eğitim sistemimizin içinde olduğu durumu çok sade bir dil ile “Savur’da aldığı eğitim ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesinde aldığı derslerin kendisini Nobel’e hazırladığını” anlatı. Sayın Sancar’ın “En çok ülkem için sevindim. Türkiye’ye bilim lazım, güç durumdan çıkıp Avrupa düzeyine varılması için bilim gerekli. O yönden katkı sunduğum için de çok sevinçliyim” ifadesi önemli. Sayın Sancar’ın Nobel alması bir anlamda ülkemizde geçmişte verilen ilk-Orta ve üniversite eğitimi ile son yıllarda uygulanan eğitim arasındaki uçurumun ne olduğunu hatırlatması bakımından çok yaralı oldu. Geçmişte Türkiye’nin eğitim kalitesinin yüksekliği ve bugün ki durumumuz düşünüldüğünde doğal olarak neden cumhuriyetin o eşlikçi eğitim sistemimizden koptuk sorusu akla geliyor. Cumhuriyetin o dönemlerde sağladığı en büyük kazanım, Savur ilçesinin bir köyünde okuyan bir öğrenci ile Şişlinin en iyi okulunda okuyan öğrenci aynı bilgi ve eğitime sahip oluyordu. Bugün bu eşitlikçi eğitim kaybolduğu için eğim kalitesi çok düşük. Üniversitelerimiz eğitim düzeyi ve araştırma kalitesi aynı şekilde geçmişte daha dengeliyi. Ancak şimdi çoğu üniversitemizi dünya ölçeğinde birçok yönü ile üniversite kategorisinde görmeyiz.

Sayın Sancar En Yüksek Bilim Danışmanlığına Getirilmeli

Umarın ülkemiz Sayın Sancar’ın tecrübesinden yararlanır. En üst düzeyde danışman olarak onure edilir. Beklenen ülkemiz ve devletimizin yöneticilerinin hocamıza tecrübelerinizden yararlanmak istiyoruz ve bize ne tür katkıda bulunursunuz demektir.

Türkiye eğitim sisteminin geçmişini ve bugünü bilen ve yaşayan objektif bilim insanı olarak Sayın Sancar’ın çok önemli katkı ve önerileri olacaktır. En azından üniversitelerin bilim yapacak temel araştırma ortamı oluşturma, üniversite kültürü yaratma, grup çalışması ve araştırmaların nasıl koordine dileceği konularda yol gösterici olacaktır.

Bilimin Bir Anlayış, Gayret Ve Çalışma Ortamı İle Sağlandığını Bir Kez Daha İspatladı

Türkiye açısından bu Nobel ödülü önemli bir sinerji yaratmıştır. Türkiye Sayın Sancar gibi topraklarından büyümüş birisinin Nobel alabileceğini göstermiş olmanın avantajını doğru okuyup bilimine katkı sunabilir. Artık hepimiz gördük ki annesi babası okuma bilmeyen bir yoksul ailenin çocuğu da kendi gayreti ile en üst düzeyde bilim yapıp Nobel ödülü alabiliyormuş. Ayrıca 50-60 yıllarda ülkemizde uygulanan eğitim modeli kişiyi Nobel almaya hazırlayabiliyormuş. Bu işin para ve makamdan öteye bir aşk, uzun erimli çalışma ve çaba olduğunu gördük. Evrensel ölçekte, eşitlikçi ve kaliteli eğitim sistemi ve uygun eğitim ortam da bunun kurumsal şartı. Anladık ki insan faktörü ve isteği ile uygun kurumsallaşma paradan daha önemliymiş. Bir kez daha anlaşıldı ki eğer insanımıza olanak sunulursa Türkiye’de nitelikli insan çıkar ve ülkemize katkıda bulunur. Yeter ki başarıyı emeği ve yeteneği destekleyelim.

Türkiye üniversiteleri ve bilimi için önerileri doğrultusunda yeniden bir bilim ve üniversite politikası oluşturmalı. Ülkemizin en ciddi sorunu “bilim kültürü” anlayışının yerleşmemiş olmamasıdır. Her şeyden önce bilimsel çalışma disiplinimiz yok. Değerlendirme sistemimiz yok. Ayrıca üniversitelerin her 3-5 yılda bir değerlendirmeye alınması ve hesap sorulabilirlik sağlanmalıdır. Denetleme demokratik iç denetim ve alanda en yüksek çalışmayı yapmış kişilerden oluşan resmi bilimsel denetleme organlarınca yapılmalıdır. Bilim politikamız yok. Hiçbir üniversitelerimizin misyonu ve vizyonu ve bu konuda bir değerlendirme ve izleme durumu yok. Üniversiteler özerk değil ve üst yönetimlerin nihai olarak siyasi erkin atamasına bağlı gerçekleşmesi bugün üniversiteleri çalıştıramaz duruma getirmiştir. Üniversitelerin artık özek olması ve yönetimlerini belli ölçütler (bilimsel çalışmaları ile öne çıkmış) dâhilinde kendileri belirlenmesi, TÜBİTAK, TÜBA, YÖK üyelerinin, rektör ve dekanların bilimsel ölçütlere göre mutlaka siyasetin dışında liyakate dayalı belirlenmesi gerekir. Kaliteli eğitim ve araştırma yapmak için yeniden evrensel üniversite hedeflerini düzenlemeleri kaçınılmaz.

Yeniden hocamızı kutluyorum, darısı diğer başarılı bilim insanlarımıza diyelim. Umarım ülkemizdeki üniversiteler de bir gün Nobel ödülü alacak bilim insanlarının yetiştiği çalışma ortamına kavuşur. Ekim 2015, Adana

*

email

facebook

twitter

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: