Nar Çiçeğim…


…Sendedir anahtarı alınyazımın!

halit-umar1a

© Dr.Halit Umar.

nar_çiçeği

Neredeyse 25 yıl önce veda edip ayrılmışız.
Yarım asır yani…
Kısacık, ömür dediğimiz süreçte önemli bir zaman dilimi.
Sonra bir gün, yeniden, buluşmak ve kaldığı yerden devam etmek varmış müzik dolu dost serüvenine.
Bir farkla; Şule, İdil ve İnci’yi de aramıza katarak.
Müzik derseniz, zaten hep bizimleydi, bugün de bizimle:

Gözle olmaz özle gel, bak suret-i makûsuma / şiir: Uluğ Kızılkeçili

Bu kadar derinlik içeren şiir ( * )Rast Nefes olarak Cinuçen Tanrıkorur tarafından besteleniyor.

Cinuçen dendi mi aklıma hemen NAR ÇİÇEĞİ geliveriyor. Melihat Gülses “Günaydınım” ile uzak bir özlemde sevgilinin ayak sesleriyle düşümüze giriyor:

Şavkıması sana doğru yolların
Sana doğru denizlerin çağrısı
Çırıl çırıl ötelerde bir güzel
Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim

Çıkmaz sokaklarda bu minyatür kim
Bu göğüs kim, ya bu gözler, bu saçlar
Uzak bir özlemde ayak seslerin
Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim

Bu yıldızlar doğan günü çağrışır
Bu gündüzler gözlerini çağrışır
Ya kimlere verdin avuçlarını
Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim

Vurdum tellerine seni sazımın
Sende anahtarı alınyazımın
Yağmur yağmur serpil yalnızlığıma
Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim

Şiir: Feyzi Halıcı / Beste: Cinuçen Tanrıkorur, Kürdilihicazkar makamı

Değirmenden saçılan su damlacıkları artık yalnız olmayan nar ağacının çiçeklerine konuk oluyor, bereketli toprağı ıslatıyor, ağacını büyütüyor. Gelecek yılda, yine açınca günaydın diyen nar çiçeklerine, uzak bir özlemde duyulan ayak seslerinin ve sevgimin ezgisini söyleyeceğim.
30 Ekim 2015 – Narlıbahçe

( * )

Güftekar bu şiiri bir hint efsanesinden esinlenerek yazmış.

Efsaneye göre Cihangir Hanlığı’nın genç Prensi Salim Şah, birgün raksını görüp hayran kaldığı, Anarkali isimli genç ve güzel rakkaseye aşık olur.

Zaman geçer ve Prens Salim Şah gönlünü çelen bu güzel rakkase ile evlenmek ister. Kurallar ise farklı.. Bir prensin halktan bir kızla evlenmesi yasak, hele bir rakkase ile evlenemesi akıldan bile geçmemesi gereken bir düşüncedir.

Zamanla bu aşk yasağa rağmen büyür, iyice alevlenir. Bütün Hanlığı sarar Anarkali ile Salim Şahın aşkı ağızdan ağıza anlatılır. Bu hâl prensin babası olan Han Akbar tarafında ise büyük bir rahatsızlık yaratır. Aşıkların birbirini görmesi yasaklanır.

Ama ferman dinlemeyen gönül, burada da ferman dinlemez . Aşıkların ilişkisi sürer gider. Aşk hükmünü sürdürür. Efsane aşk iyice dillenir. Civar hanlıklara da yayılır. Bununla başedemiyeceğini anlayan Akbar Han çareyi sevdalıları ayırmada bulur.

Çözüm çok zalimcedir. Güzel Rakkase Anarkali ibret için kentin ortasında yapılan, pencesi olmayan dört duvardan ibaret dar bir odaya hapsedilir. Arkasından giriş kapısı da duvarla örülüp kapatılır. Ölüme terkediştir bu..

Prens şaşkın ve çaresiz, bu aşkı efsaneleştiren şehir halkı ise ağlamaklıdır. Her gün gelip bu hücrenin önünde, Hanın insafa gelip güzel Anarkali’yi affetmesini bekler. Bir müddet sonra umutlar kesilir. Artık duvarlar yıkılsa da güzeller güzeli Anarkali’nın sağ çıkma ihtimali yoktur. Halk yavaş yavaş çekilir. Bekleme duvarının önü boşalır. Ama Aşk mecnunu prens , maşukunun çevresindedir hep. Gönüldeki sevda ve sevilen ölmemiştir. Gözleri kapının örüldüğü duvarda sesiz bir tevekkül ile beklemededir.

Mevsimler geçer bahar olur, tabiat canlanır. Bir gün o taş duvarda da bir kıpırtı başlar. Prensin gözünü hiç ayırmadığı o duvarda güzel Anarkali’nın girdiği kapının taş örgüleri arasından ince zarif bir dal filizlenmiştir. Bunu duyan halk tekrar toplanmaya ve hergün bu hayat izini izlemeye başlar.

Günler geçtikce yeni dallar ,yeni filizler çıkar o taşın bağrından ve tüm dallar tomurcuklarla yüklüdür, çiçek açacaktır aşk.

Bir sabah duvarın önüne gelenler. Duvarın baştanbaşa kırmızı nar çiçekleriyle kaplı olduğunu görürler. Hayranlık veren bir güzellik vardır. Adeta Güzel Anarkali’nin tüm güzelliği narçiçeklerindedir. Bir gecede bütün narçiçekleri açmıştır. Mevsimler boyu orada aşkın umuduyla bekleyen prens ise duvara yaslanmış Narçiçekleri arasında mutlu bir ifade ile ruhunu teslim etmiştir.. Aşk çiçekleri açmış aşıkın kalbi ise Anarkali’nin güzelliğini seyrettiği o çiçeklerin ihtişamına dayanamamıştır. Sevdalarıyla birlikte maşukunun yanındadır artık. Rivayet şu ki; O güzelim ateş rengi nar çiçeklerinin çıkış yeri güzeller üzeli Anarkali nin aşk dolu kalbidir. Taşları delip sevdiğine kendini göstermiştir

Efsane böyle acılı. İşte bu efsaneti dinleyen ve bunun üzerine yazılmış olan şiiri okuyan Çinuçen Tanrıkorur Udunu alıp bu şiiri besteliyerek güfteleştirmiş. [ Mustafa Kırali]

Story of Anarkali : Fact or Myth?

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: