Nasıl inanalım, nasıl güvenelim?!


Suya yazılmış sözler olmalı!

rte_altan

Bu meşakkatli yolculukta direnç gösteren, ülkesinden umudunu kesmeyen, bedel ödemek pahasına düşünce sevdasından vazgeçmeyen, otoriter anlayışlara boyun eğmek yerine eğip bükmeden gerçeği söyleyen aydınlarımızın, bilgelerimizin, yazarlarımızın önceliği büyük önem taşıyor. Eleştirel akıl olmadan, eleştiriye tahammül olmadan yol alamayız; söz olmadan, yazı ve fikir olmadan uygarlık iddiamızı gerçekleştiremeyiz.Artık ülkemiz yasaklı fikirler ile anılan bir ülke olmayacaktır” Başbakan Recep Tayyip Erdoğan – Şubat 2009

***

Enseyi Karatmayalım” diyen Çetin Altan’ın Ölümü ve Kültür Bakanlığı Ödülü Töreninde yapılan Konuşmalar Hakkında

ortas

© Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ

Yazar, şair, eleştirmen ve gazeteci Çeten Altan vefat etti. Çetin Altan’ı daha çok Milliyet gazetesindeki “Şeytanın Gör Dediği’ köşesindeki ön yargılara kırmaya yönelik, ufuk açıcı, keskin ifadeleri ile tanımaya başladım. ‘Enseyi karartmamak’ deyimiyle hatırlanan yazarın son olarak “Hayal ettiğim Türkiye bu değildi” yazısı ile yaşamı sonlandı. Sayın Altan’ın edebiyat ve kültür dünyamıza katığı zenginlik tartışılamaz. İyi bir yazardı. 2009 yılında Kültür Bakanlığı büyük ödülü Çetin Altan’a verildiğinde o dönemde törende yapılan konuşmaları özellikle de dönemin Başbakanın yaptığı konuşmayı önemsemiş ve aşağıdaki yazıyı kaleme yazmıştım. Ancak yazıyı paylaşmaya zamanım olmamıştı. O gün toplantıda konuşulan “eleştirel düşünceye önem veren” ifadeleri yazarın ölümü üzerine yeniden hatırlayarak siler ile paylaşmak istedim.

Çetin Altan’ın aldığı Kültür Bakanlığı Ödül töreni üzerine 4 Şubat 2009 tarihinde yazdığım yazım.

Eleştirel Kültür ve Çetin Altan’a Verilen Ödülün Önemi

Çetin Altan’ın 60 küsur yıllık yazın düşün uğraşı olduğunu çoğu okuduğumuz kaynaklardan öğreniyoruz. 1960’lı yıllarda parlayan yıldızı yazıları ve kitapları yanında Milletvekilliği ve TBMM’ inde yaşanan birçok olay ile daha da kamuoyunda bilinir oluyor. Daha sonra mahpusluk hayatı ve onun hapisten çıkarılması için yapılan kampanyalar ve ondan sonraki tutumu ile aldığı eleştirileri ile dayandığı 82 yaşında bugün devletin üstün kültür ödülünü alması ile devam eden inişli çıkışlı bir yaşam. Türkiye’nin merkezinde olduğu soğuk savaş sürecinde geçirdiği askeri darbeler, sağ-sol çatışması, yazının, kitabın yasaklandığı dönemlerde yazmak topluma okuma zevkini benimseten Altan’ın çileli bir yaşam ve zorluklarla mücadele ettiği görülüyor. Çetin Altan’ın zengin kelime haznesi, mizahla anlatımı hepimizin ufkunu ve düşünce dünyamızı zenginleştirdi. Çetin Altan yazılarında çoğunlukla zihinlerimize kazınan önyargıları yıkmak için çok uğraştı. Ancak belirtiği gibi hayal ettiği kendini ifade eden özgür aydınlık Türkiye göremeden bu dünyadan ayrıldı.

Enseyi Karartmayan Toplum Devingen Toplumdur

Ancak esas olan ise Altan’ın yazıları ile bize öğrettikleri ve kendisi için düzenlenen törende yapılan konuşmalarda Başbakanın verdiği mesajların ülkemizin düşünce açıklama özgürlüğü için önemli. Çetin Altan ayrıca dilimize yeni kavramlar kattı. Bizleri çalışkan olmaya, enseyi karartmamayı öğretti, ana dili kullanmamızı ve devingen olmamızı öğütledi. İnsandan yana, daha sağlıklı, özgür ve mutlu bir dünya için yazarak topluma katkı sunmaya çalıştığını görüyoruz.
Yaşanan olumsuz gelişmeler karşısında küsmemek, kenara çekilmemek için olaylar karşında kararlı olmayı öneren tutumu sanırım çok tutuldu. Çetin Altan genelde üretken ve sürekli yazan, bir dil ustası yazarımız. “Türkün Türke propagandası” ifadesi ile tembellikten kurtulmak, kendi kendimize anlatmak yerine, üreterek, başkasının da benimseyeceği bir üretim sürecine girmemizi önermektedir. 82 yaşında halen Milliyet gazetesinde yazan Altan’ı dil bilgisi kuralı öğrenmek için okunmasını öneriyorum. Bu yaşta halen üreten, bizleri düşündüren yazara nice başarılar ve ödüller dileyelim.

Düşünceye Önem Vermesi Bakımından Önemli

2009 yılında Kültür Bakanlığı Büyük ödülü Çetin Altan verildi. [1] [2] de Altan’ın hak ettiği bir ödüldü. Devletin düzenlediği törende dönemin Başbakan iyi hazırlanmış, entelektüel düzeyi olan ve demokratik bir duruşu olan bir konuşma yapmıştı. [3] Başbakan Mevlana’nın ölüm yıl dönümünde 2008 yılında da ilginç bir konuşma yapmıştı. Sanırım kültür konularda iyi bir yazı yazanı bulunmaktadır. Başbakanın o törenlerde yaptığı konuşmalar sanırım çok kişinin dikkatinden kaçmamıştır.
Başbakan, Altan’ın sonsuz entelektüel birikiminden ve katkılarını vurguladı. Altan’ın kullandığı dil ve sorduğu sorular ile zihinlerdeki kilitleri açtığını belirttiler.
Başbakan Tayip Erdoğan Altan’ın 82 yıllık zinde duruşunu şöyle açıkladı:
“Bu meşakkatli yolculukta direnç gösteren, ülkesinden umudunu kesmeyen, bedel ödemek pahasına düşünce sevdasından vazgeçmeyen, otoriter anlayışlara boyun eğmek yerine eğip bükmeden gerçeği söyleyen aydınlarımızın, bilgelerimizin, yazarlarımızın önceliği büyük önem taşıyor. Hiç kuşkusuz onlardan biri Çetin Altan’dır” dedi. Evet, sanırım bu özelliklere sahip kim olsa değer verilmesi gerekir.

Eleştirel Akıl ve Düşünce Açıklamak Önemlidir

Ancak bana göre sayın başbakanın yaptığı konuşmada en önemli vurgu ise ki bunun altına çoğumuzun imza koyacağı cümledir, “Eleştirel akıl olmadan, eleştiriye tahammül olmadan yol alamayız; söz olmadan, yazı ve fikir olmadan uygarlık iddiamızı gerçekleştiremeyiz.” ifadesidir. Evet, sanırım ülkemizin en çok ihtiyaç duyduğu konu eleştirel akla değer vermek ve eleştirel akıl ile birlikte yaşamaktır. Eleştirel aklı kullananlara farklı gözle bakmamak ve saygı duymak, ülkemizin sağlıklı demokrasi için önemidir. Eleştirel akla sahip rol model kişiler birçok yönden ufuk açıcı oldukları için ayrıca korunması gerekir.

Günümüzde başta siyaset olmak üzere her alanda kamuoyunun serbestçe, kıyaslama yaparak, ölçerek ve tartarak konuşları düşünce özürlüğü ekseninde açıklamasının zorlandığı, “halen gazete ve dergilerin kitapların yasaklandığı bir ortamda eleştiri ve yorum özgürlüğünün kullanılması her zamankinden daha elzem hale gelmiştir” demek abartı olmayacaktır.
Eleştiriye tahammülsüzlük bu coğrafyanın bir özelliği olduğu bir durumda, Başbakanın farklılıkları ifade ettiği bir dönemlerde ülkenin “baş ağrısı” olarak gösterilen bir yazara sahip çıkması anlamlıdır. Başbakanın çok önemsenen ve özgül ağırlığı yüksek bu ifadeleri umarım yarın başbakana hatırlatılmaz. [4]

Diğer önemli bir konuda “söz olmadan, yazı ve fikir olmadan uygarlık gerçekleşmez”. Çok iyi kurgulanmış ve derinliği olan bir ifade. Diyalektik bakış açısına uygun olarak düşünmeden, konuşmadan, yazmadan, fikir yaymadan uygarlık gelişmez. İnsanlık tarihine baktığımızda önce söz vardı, sonra yazı geldi sonra fikirler üretildi ve uygarlıklar gelişti. Bu bağlamda Başbakanın söylemini uygarlıklar kavşağı Anadolu kültür mozaiğine, yaşadığı bu topraklardaki kültürün gelişimine uygun bir yaklaşımdır.

Ana Dil Ve Diğer Dillerin Varlığı Önemlidir

Başbakanın bir diğer ifadesi de “artık ülkemizin yasaklı fikirler ile anılan bir ülke olmayacağıdır”. Bu da çok önemli ve ülkemizin dışarıdaki itibarı açısından önemlidir. Ülkemiz düşünceye yasak koyan, düşüncesinden dolayı on binlerin yargılandığı ve halen cezaevlerinde yatanları bol olan bir konumda olması bakımından umarım Başbakanın dediği gibi olur.
Çetin Altan yaptığı konuşmada, [5] herkesin ana dilinde kendini anlatmasının önemini vurguladı. Ana dilin önemini ve orada verilecek eserlerin önemini vurguladı. Tören dil, eleştirel yaklaşım, kültürel bilgi aktarımı ve vefa duygusu bakımından önemliydi.
Hayatın her alanında İngilizce isimlerin kullanıldığı (işyeri isimleri, reklamlar, yöneticilerin bilerek veya bilmeyerek yabancı isim kullanmaları) bir zamanda ana dilin öneminin vurgulanması önemli. Dünya’da 7 binin üzerinde dilin şimdilerde 300 civarına inmesi ve İngilizcenin artık hükmedici dil olarak hayatın her alanına girmesi karşısında an dilin kullanılması önemlidir. Dünyanın tek dili tek kültürlü olduğu bir yaşam sanırım renksiz ve şekilsiz olacaktır. O zaman dünyanın da tadı olmaz. Sanırım edebiyatçılar farklı eserlerden beslenen ve gıdalarını okumaktan alan mürekkep yalayıcılar bu konuyu daha iyi his ediyorlardır. Dikkatiniziz çekti mi bilmiyorum, bütün dil bilimciler dilin çeşitliliğini ve zenginliğini işliyor ve önemsiyorlar.

Uygar Ülke İnsanına Sahip Çıkan Ülkedir

Uygar ülke yazarına sanatçısına geleceğine sahip çıkan ülke açısında önemlidir.
Ülkemizin büyüklüğüne Anadolu’ya da bu yakışır. Tören bu yönü ile önemli. Umarım bundan sonra sanatçımıza, bilim insanımıza, aydınımıza, öğrencimize sahip çıkarız, düşünce açıklayan yargılanmaz, eleştirel bakanlara daha çok önem verilir. Batının bugün başarısının arkasında yazarlarının, aydınlarının ve bilim insanlarının verdiği düşünce özgürlüğü mücadelesi bulunmaktadır. Charles de Gaulle aynı görüşte olmadığı Jean-Paul Sartre için söylediği “Sarter Fransa’dır, Fransa Sarterdir” ifadesini biz de ülke olarak hangi görüşten olursa olan yazarlarımıza aydınımıza uygularsa eminim ülkemizde aydınlık geleceğe doğru hızla yol alacaktır. Barıda bugün öğünülen Friedrich Nietzsche, Martin Heidegger, Albert Camus, Dostoyevski ve nice aydınlanmacı felsefeciler ülkelerinin imajına büyük değer katmışlardır. Ülkemizi ileriye taşıyacak olan bilgi ve düşünce üretmektir. Hamaset ve kuru gürültüler değildir. Tarih büyük bir hocadır. Umarım tarih hocamız bize gerçeği en iyi öğreten olacaktır. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki eğitim sistemi bir birinden çok değerli şair ve yazarlar yetiştirmiştir. Çetin Altan gibi ülkemizin bütün sanat, bilim ve yazın adamlarına nice saygılar ile. 4 Şubat 2009-02-04 Adana

2009 yılında yazdığım ve yayınlamadığım yazımı aradan geçen altı yıl sonra yeniden okuduğumda ülkemizde kısa sürede çok şeylerin değiştiği görülüyor. Çetin Altan’ın belirttiği gibi “hiç te arzu ettiğimiz bir durum” ortalıkta yok. Beklenilen entelektüelliği gelişmiş, bilime edebiyata sanat önem veren bir ülke konumuna gelemedik. Türkiye bugün içeriden ve dışarıdan birçok yönden sıkışmış durumda. Başta eğitim kurumları ve üniversiteleri ciddi sorun yaşıyor. Eğitimin ve üniversitenin en büyük sorunu eleştirel düşünce ve ifade özgürlüğü konularında yaşanmaktadır. Toplumda ciddi bir güvensizlik oluşmuş ve ortak paydalarımız yavaş yavaş ayrışmaya başlamıştır. Yine de edebiyat ustasına saygı diyelim ve enseyi karatmayalım. Türkiye bu zorlukları da aşacaktır. İçimdeki sağduyu ve doğadan (ekolojiden) öğrendiklerim yaşam kendisini her zaman yeniler. Yeter ki insana güvenelim ve onu özgür bırakalım. O zaman bu ülke iyi yazar, şair, Nobel ödülü alan bilim insanlarında bağrında çıkarır. 22 Ekim 2015, Adana

*

email

facebook

twitter

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: