Şehit Diplomatlar anıldı.


40 yıl sonra katillerin adalet önüne çıkarılmadığı Viyana’da…

viyana

© photocredit

Terör, bizi biz yapan, sıkı sıkıya sarıldığımız, özümüzdeki ilkelerden uzaklaştırmayı hedeflemekte. Masum insanları hedef alan, aşırılığı körükleyen nefret söylemlerinin günümüzde hâlâ yaşatılmasının sebep olduğu küresel bu bela, korkutmayı, sindirmeyi ve doğru bilinen değerlerden uzaklaştırarak diz çöktürmeyi amaçlamakta. Türkiye Cumhuriyeti tüm terör örgütleriyle, hiçbir ayrım gözetmeksizin, mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir.

Austria commemorates Turkish diplomat victims of ASALA terror
1975 – Terroristen erschießen in Wien den türkischen Botschafter Danis Tunaligil. Für den Anschlag werden armenische Extremisten verantwortlich gemacht.

***

Gespraech_mit_dem_tuerkischen_Aussenminister__Feridun_Hadi_Sinirlioglu_34523_5628a6374f

Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu, 1970’li ve 1980’li yıllarda ASALA ve iltisaklı terör örgütleri tarafından Viyana’da yapılan saldırılarda hayatlarını kaybeden şehitlerimiz, Viyana Büyükelçimiz Daniş Tunalıgil, [1] [2 ÊN] Büyükelçilik Çalışma Müşaviri Vekili Erdoğan Özen ve Birleşmiş Milletler Viyana Ofisi’nde görevli Türk diplomatı Evner Ergun anısına Viyana Büyükelçiliğimiz dış duvarına yerleştirilen plaketin açılış töreni vesilesiyle, 21-22 Ekim 2015 tarihlerinde Avusturya’ya bir ziyaret gerçekleştiriyor.

Büyükelçi Danış Tunagil’in şehit edilmesinin 40. yıldönümünde yapılan anma törenine Avusturya Dışişleri, Avrupa ve Uyum Bakanı Sebastian Kurz, şehitlerimizin aile fertleri ve Avusturya’da yaşayan vatandaşlarımız iştirak etti.

Dışişleri Bakanı Sinirlioğlu, şehit diplomatlarımız anısına yaptırılan plaketin açılışı vesilesiyle yaptığı konuşmada, Viyana’nın büyük bir imparatorluğa tanıklık etmiş, önemli kültürel ve mimari birikimiyle Avrupa’nın gözbebeği haline gelmiş tarihi bir şehir olduğunu, ancak bizim için aynı zamanda yıllar önce kalbimize gömdüğümüz üç değerli diplomatımızın şehit edildiği bir başkenti de ifade ettiğini belirtti. Görev bilinci ve hizmet aşkıyla kendilerini ülkelerine ve barışa adayan bu üç değerli insanı hiçbir zaman unutmayacağımızı belirten Dışişleri Bakanı Sinirlioğlu, Viyana’da kaybettiğimiz şehitlerimizin katillerinin bulunamaması nedeniyle, adaletin tecelli etmediğini de kaydetti.

Masum insanları hedef alan, aşırılığı körükleyen nefret söylemlerinin günümüzde hala yaşatılmasının sebep olduğu acıyı dile getiren Bakan Sinirlioğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin hiçbir ayrım gözetmeksizin terör örgütleriyle mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğini vurguladı.

Bundan tam kırk yıl önce, bu binada, bu saatlerde, makamında Türkiye’yi temsilen görevi başında bulunan Büyükelçi Danış Tunalıgil’in odasını basan, ASALA’ya bağlı üç terörist, [3] basit bir soru sordular.

Aldıkları yanıtın ardından da karşılarında dimdik duran, silahsız ve savunmasız, vakur bir insanı otomatik silahlarla barbarca katlettiler.

Orada değildik, bilmiyoruz, ama Büyükelçi Danış Tunalıgil’in dudaklarından korkusuzca dökülen son sözler, muhtemelen, “Evet, Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi benim” olmuştur.

Sayın Tunalıgil, bu sözleriyle, kendine olacakları bilmesine rağmen, nefrete ve teröre karşı dimdik durmuş, diğer meslektaşlarına da zarar gelmesini önlemiştir.

Bu haberi ilk duyduğumda Ankara’da Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde bir üniversite öğrencisiydim. Katılma konusunda karmaşık duygular içinde olduğum Dışişleri Bakanlığının bir çalışanının, üstelik bir Büyükelçinin, insanın kanını donduracak bir şekilde, alenen, tarihi bir Avrupa Başkentinde katledilmesi karşısında şok olmuştum.

Hissettiğim isyan ve infialin, bu trajik olayın bende yarattığı öfkeyi hatırlıyorum. Barış için görev yapan bir diplomat teröristler tarafından öldürülmüştü.

221211-asala

O gün bilmiyorduk ki, daha ne çok cesur yürekli diplomatımızı şehit verecekmişiz.

Öğrenciliğim, akademisyenliğim ve diplomasi kariyerim boyunca çok mesai arkadaşımızı, ağabeyimizi ve devlet adamlarımızı Ermeni terörüne şehit verdik. Her birinin bir ismi, bir ailesi, bir kariyeri, bir hayatı, sevenleri, umutları ve hayalleri vardı.

Her biri, her sabah işe gitmek için evlerinden çıkarken, Türkiye Cumhuriyetini dünyada temsil etmenin risklerinin farkındaydılar. Ama hiçbir zaman korkmadılar.

Tarih 20 Haziran 1984. Bir yaz günü işe gitmek için evinden ayrılan Çalışma Müşavirimiz Erdoğan Özen, “Ermeni Devrimci Ordusu” [5] mensuplarınca arabasına yerleştirilen bombanın Büyükelçiliğimiz yakınlarındaki bir sokağa park ederken infilak ettirilmesi sonucunda şehit oldu.

Büyükelçilik önünde bekleyen Avusturyalı polis memuru ile beraber beş kişi de ağır yaralanmıştı.

Şehadete erdiğinde memlekete kesin dönüş yapmasına 11 gün kalan Erdoğan Beyin ailesinin özlemle bekledikleri babalarının yerine onun ölüm haberini almalarından sonra yaşadıkları tarifsiz sarsıntı ve keder, daha dün gibi belleklerimizde.

Ve Viyana’daki son şehidimiz Evner Ergun. Tarih 19 Kasım 1984. Birleşmiş Milletler Viyana Ofisi’nde Sosyal Kalkınma ve İnsani İşler Merkezi Direktör Yardımcısı olarak görev yapan Sayın Ergun, aracının içinde, kırmızı ışıkta beklerken yine ASALA tarafından gerçekleştirilen saldırıda şehit edildi.

Ergun, BM Viyana Ofisi’nde en üst düzeyde görev yapan tek Türk olmasının yanı sıra, yüksek vasıflarıyla dikkat çeken, BM’nin evrensel ilkelerine bağlı, parlak bir diplomattı.

O sadece bizim için değil, Afrika’dan Güney Amerika’ya projeler yürüttüğü tüm coğrafyalardaki insanlar ve Birleşmiş Milletler ailesi için de büyük kayıp olmuş, bizi olağanüstü bir yasa boğmuştur.

Sadece Türkiye’ye değil, dünyaya hizmet eden bir ışık söndürülmüştü. Oysa, diğer şehitlerimiz gibi, daha ne hizmetler verecek, ne güzel günler görecekti.

Viyana, büyük bir imparatorluğa tanıklık etmiş, önemli kültürel ve mimari birikimiyle Avrupa’nın gözbebeği haline gelmiş tarihi bir şehir. Bu kültür başkentini ziyaret eden herkes, şehrin bir köşesini yaşadıkları anılarla birlikte hafızalarına kazır. Bu genelde, bir Saray, bir Opera binası, bir Müze olur.

Viyana aynı zamanda, Osmanlı İmparatorluğunun ilk mukim Büyükelçilik kurduğu Başkent.

Ancak, bizim için Viyana, aynı zamanda, yıllar önce kalbimize gömdüğümüz üç değerli diplomatımızın şehit edildiği bir Başkent.

Viyana bizim için, Büyükelçiliğimizin makam odası, Büyükelçiliğin yanındaki Theresianum Sokağı ve ayrıca Schottentor kavşağıdır.

Bu mekânlar, Büyükelçimiz Daniş Tunalıgil, Çalışma Müşavirimiz Erdoğan Özen ve Birleşmiş Milletler Viyana Ofisi’nde görevli Evner Ergun ile müsemmadır.

Terör, günümüzün en önemli sınamalarının başında gelmektedir. Türkiye, bir insanlık suçu olan terör belasından ziyadesiyle zarar görmüştür. Burada, bu vesileyle vurgulamak isterim ki Türkiye Cumhuriyeti tüm terör örgütleriyle, hiçbir ayrım gözetmeksizin, mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir.

Son olarak Başkentimizde, 10 Ekim sabahı 102 vatandaşımızı vahşi bir terör saldırısına kurban verdik. Yaşlı genç, kadın çocuk, barış adına toplanan 102 canımızı kaybettik, ülkece mateme büründük.

Bu vesileyle, bu saldırıda ve diğer terör eylemlerinde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza ve güvenlik güçlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılarımıza da acil şifalar dilerim.

Viyana’da kaybettiğimiz şehitlerimizin katilleri maalesef bulunamamış, adalet tecelli etmemiştir. Adalet olmadan, bu kayıplarımızı içselleştirmemiz, bu olaylarla barışmamız, affedebilmemiz ve – belki de en önemlisi – şehitlerimizden haklarını helal etmelerini beklememiz mümkün değil.

Meslektaşlarımızı, dostlarımızı ve sevdiklerimizi aramızdan alan ve aşırılığı körükleyen nefret ve kin söylemlerinin günümüzde hala yaşatılması ise, acımızı şüphesiz daha da artırmaktadır.

Terör küresel bir beladır. Bizi korkutmayı, sindirmeyi ve doğru bildiğimiz değerlerden uzaklaştırarak bize diz çöktürmeyi amaçlamaktadır.

Terör, bizi biz yapan, sıkı sıkıya sarıldığımız, özümüzdeki ilkelerden uzaklaştırmayı hedeflemekte.

Bugün burada andığımız, sahip oldukları canı dahi verme pahasına, görev bilinci ve hizmet aşkıyla kendilerini ülkelerine ve barışa adayan üç değerli insanı hiç unutmayacağız.

Bize düşen, onların naçiz hatıralarını her daim yaşatmanın ötesinde, yaşamları boyunca her zaman yüceltmeye gayret ettikleri bayrağımızı, cumhuriyetimizi ve demokratik insani değerlerimizi tavizsiz bir biçimde ileriye götürmek ve böylece, onların her türlü takdirin ötesindeki isimlerini ve miraslarını yüceltmektir. [Kaynak]

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: