Yaratılan değeri daha iyi sunma rehberi.


Şirket performansının sadece elde edilen karla değerlendirildiği günlerden, risklerin ve belirsizliklerin şirket sürdürülebilirliğini doğrudan etkilediği bugünlere…

1

© photocredit

Küresel krizler, hızla değişen demografik yapı, azalan kaynaklar ve iklim değişikliği gibi gelişmeler, kuruluşların toplumdaki rol ve sorumluluklarına ilişkin beklentiler, yarattıkları değeri paydaşları ile daha iyi paylaşma ihtiyacını ortaya çıkarıyor. Şirketlerin geçmiş performansına yönelik geleneksel raporlar bu ihtiyacı karşılamıyor.. Bu eksikliği ; kurumsal raporlama yöntemi olan “Entegre Raporlama”, yaratılan değeri bütüncül bir yaklaşımla paylaşabilme imkanı sunuyor.,

***

-13A7416

TÜSİAD bugün düzenlenen seminerde, kurumlara yarattıkları değeri daha iyi sunma imkanı veren “entegre raporlama” konusundaki rehberini [1] tanıttı.

Küresel krizler, hızla değişen demografik yapı, azalan kaynaklar ve iklim değişikliği gibi gelişmelerin yanısıra, kuruluşların toplumdaki rol ve sorumluluklarına ilişkin beklentiler, kuruluşların yarattıkları değeri paydaşları ile daha iyi paylaşması ihtiyacını ortaya çıkardı. Kuruluşun geçmiş performansına yönelik geleneksel raporlar artık bu ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalıyor. Bir kurumsal raporlama yöntemi olan “Entegre Raporlama”, kuruluşların yarattığı değeri bütüncül bir yaklaşımla paylaşabilme imkanı sunarak, bu ihtiyacı karşılamaya çalışıyor.

TÜSİAD, entegre raporlama alanında uluslararası tartışmaları ülkemiz gündemine taşımak ve entegre raporlama konusunda şirketlerimizin deneyim ve görüşlerini paylaşmak amacıyla bir seminer düzenledi. TKYD ve Global Compact Türkiye İşbirliği ile gerçekleştirilen seminer 21 Ekim 2015 tarihinde İstanbul Sabancı Center’da yapıldı.

Seminerde “Kurumsal Raporlamada Yeni Dönem: Entegre Raporlama” Rehberi sunuldu. Entegre raporlamayı kuruluşlara tanıtmayı amaçlayan rehber, entegre raporlamanın kuruluşlar için önemine ışık tutuyor ve dünyadaki farklı uygulamalara yer veriyor.

Toplantının açılış konuşması TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran-Symes tarafından yapıldı. Toplantıda IIRC (International Integrated Reporting Council) Genel Müdürü Paul DRUCKMAN bir konuşma gerçekleştirdi.

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran-Symes toplantının açılışında yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi:

” Bu noktada entegre raporlama şirketlerin geçmiş, bugünkü ve gelecekteki değer yaratma kabiliyetini en kısa, öz ve anlaşılır şekilde paydaşlarına aktarabilme yolu olarak ortaya çıkmıştır.

Entegre raporlama kuruluşun mevcut raporlarında yer alan en önemli bilgileri bir araya getirirken bunların birbirleri ile bağlantısını kurar, bunların kuruluşun bugün ve gelecekte değer yaratmasına nasıl etki ettiğini anlatır.

Böylelikle bütüncül bir bakış açısı sağlayarak, kuruluş operasyonlarının açık ve net, birbirleri ile bağlantılı ve karşılaştırılabilir bir şekilde sunulmasını sağlar.

Entegre raporun amacı tüm operasyonlarınızın finansal verilerle bağını kurarak şirketin toplam yarattığı veya yok ettiği değeri ortaya koyabilmektir.

Kısa, orta ve uzun vadede yaratılan değeri ortaya koyabilmek için çevresel ve sosyal etkilerin sayısal olarak hesaplanabilmesi gerekir. Bu da şirketlerde entegre bir yönetim anlayışının benimsenmesini gerektirir. Aslında entegre raporlamaya şirketlerdeki tüm yönetim anlayışını değiştirecek yeni bir trend diye bakmak lazım.

Bu noktada altını çizmek isterim ki entegre rapor, sadece finansal rapor ve sürdürülebilirlik raporunun bir araya getirilmesi değildir. Aslında hem bundan daha fazlası, hem de daha azıdır.

Entegre rapor sadece bu bilgileri yan yana sıralamaz, şirketin finansal ve sürdürülebilirlik performansı arasında bağlantılar kurar, şirketin değer yaratımına nasıl bir etkisi olduğunu açıklar. Daha azıdır çünkü tüm bu bilgileri daha kısa, daha anlaşılır ve net bir şekilde sunar.

GRI seviyesinde raporlama yapan şirketlerimizin sayısı da her geçen gün artıyor. Bununla birlikte, sürdürülebilirliğin şirket stratejilerine entegre edildiği şirketlerin genellikle yabancı ortaklı veya büyük şirketler olduğunu görüyoruz. Bu anlamda özellikle Türk sermayeli ve küçük ve orta ölçekli şirketlerimizin de sürdürülebilirliği içselleştirmesine ve raporlama yapmalarına ihtiyaç var.

Burada, şirketlerimizi ilgilendiren bir başka gelişmeyi paylaşmakta da fayda var. Araştırmalar yakın zamanda entegre raporlama yapmayı planlayan şirket sayısının hayli yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Bu durum entegre raporlamaya en kısa zamanda başlayacak şirketlerin hem rekabet avantajından faydalanacağı hem de sektörlerine öncülük ederek standartları belirleyeceği anlamına gelmekte. Bugün entegre raporlama yapıp yapmamaya değil, ne zaman yapacağımıza karar vermenin zamanı.

TÜSİAD olarak entegre raporlama alanında bir rapor yapmayı gündemimize aldığımızda henüz bu konunun Türkiye için çok erken olduğunu söyleyenler oldu. Bizler her zaman dünyadaki gelişmeleri yakından takip ediyor ve şirketlerimizin de dünya gündemini yakalamaları ve rekabette bir adım öne çıkmaları için çalışmalar yürütüyoruz. “ [Kaynak]

Kurumsal raporlamanın tarihine baktığımızda, ilk finansal raporların yatırımcı güvenini artırmak ihtiyacından ortaya çıktığını görüyoruz. 1930’lu yılların başında ABD’de yaşanan “Büyük Buhran’ın ardından güvenin azalmasıyla birlikte tarihte ilk kez halka açık şirketlerin finansal bilgilerini açıklamalarını zorunlu hale gelmesi ile başlamıştır.

Şeffaflığın yatırımları arttırdığını gören diğer ülkeler de benzer uygulamalara başlayınca dünya genelinde finansal raporlama hızla yaygınlaştı. Daha sonra bildiğiniz gibi aslında şirketlerin farklı prensiplere göre raporlama yapması yatırımcılar açısından karşılaştırma yapmayı zorlaştırınca, bugün dünyanın birçok ülkesinde ortak raporlama dili olarak kullanılan “Uluslararası Finansal Raporlama Standartları” ortaya çıktı.

Ben 1981’lerde Üniversite’den yeni mezun olduğum zaman uluslararası finansal raporlama küçük bir kitaptı. 2013 de mesleği bırakırken cilt olmuştu. Dolasıyla aslında iş dünyasının gelişimi ile beraber, ürünlerin gelişimi ile beraber finansal raporlamanın da ihtiyaçları gelişiyor Nitekim krizlerde önceden bu ihtiyaçlar tespit edilmediği zaman finansal raporlama standardının geride kaldığı dönemde nelere tanık olduğumuzu hep beraber yaşadık.

Bununla birlikte kurumsal raporlamanın ortaya çıktığı günlerden bu yana, iş dünyasının değer yaratmaya yaklaşımı ve iş yapma şekillerinde büyük değişiklikler yaşandı.

Özellikle küreselleşme, azalan doğal kaynaklar, yaşanan krizler ve giderek artan şeffaflık beklentisi şirketleri ve hatta tüm kurumları, rol ve sorumluluklarını yeniden tanımlamaya zorladı.

Yaşanan ekonomik, çevresel ve sosyal sorunlara karşı iş dünyasının da sorumluluk almasını bekleyenler her geçen gün arttı. Şirketlerin sadece kar edip etmediği değil, bu karı nasıl elde ettiği de sorgulanmaya başladı.

Bugün dünyanın bir ucunda yaşanan afet dünyanın diğer ucunda üretimi durduruyor, çevreye zarar veren uygulamalar veya insan hakları ihlalleri geniş çaplı boykotlara yol açıyor, azalan doğal kaynaklar hammaddeleri tehdit ediyor. Bu ve benzeri gelişmeler, şirketlerin finansal tablolarında yer almayan risklerin de finansal sonuçlara yol açabildiğini bizlere gösteriyor.Cansen Başaran-Symes’in ‘Kurumsal Raporlamada Yeni Dönem : Entegre Raporlama’ Rehberi Tanıtım Toplantısı’nda yaptığı konuşma.– 21 Ekim 2015 [Tam metin]

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: