Avrupa’nın Yeni Kozu Vize mi?


3 Milyar Euro’luk «sus payı (mı?) !»

15102015142329_vize_slayt

EU: Offer a payoff – Is Visa the New Card for the Brussels?

***

Sap ile Saman Karıştırılıyor

Türkiye ile AB arasındaki mülteci pazarlığında sona gelindi. Taraflar arasında uzun süre devam eden müzakereler sonrasında, mülteci krizi ile mücadelede kullanılmak üzere 3 milyar avro yardım, Türk vatandaşlarına yönelik vize serbestliği diyaloğunun hızlandırılması ve 5 başlığın müzakerelere açılması karşılığında Türkiye, mülteci krizi ile mücadelede aktif rolü almayı kabul etti.

Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan İKV Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, teknik müzakere sürecine ilişkin konuların, mülteci krizi ile mücadele konusunda Avrupa tarafından pazarlık malzemesi haline getirilmesinin yanlış bir yaklaşım olduğunu söyledi: “50 yıldır Türkiye’nin Avrupa ile ilişkilerini yakından takip eden bir sivil toplum örgütü olarak, sadece vize sorununun değil, 2015’te 10’ncu yılını geride bırakmaya hazırlandığımız Türkiye-AB üyelik müzakereleri sürecinin de, mülteci krizi ile mücadele pazarlığında Avrupa tarafından koz olarak kullanılmasını doğru bulmuyorum”.

“Sap ile saman karıştırılıyor”

Doğru ve adil işleyen üyelik müzakereleri sürecinde, başlıkların açılmasının veya aday ülke vatandaşlarına vizesiz seyahat imkânı tanınmasının, sürecin doğası gereği olduğunu vurgulayan Başkan Zeytinoğlu, “bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki, müzakere sürecinde çok daha önce açılması gereken başlıklar ve vatandaşlarımızın uzun yıllardır hak ettiği ancak kullanamadığı vizesiz seyahat imkânı, Türkiye’nin mülteci krizi ile mücadelede daha aktif bir rol üstlenmesi ile sağlanabilmektedir. Burada sap ile samanının karıştırılmaması gerekir. Eğer müzakere süreci doğru ve adil şekilde işleseydi, zaten bu başlıklar açılır, vatandaşlarımız bugün AB üye ülkelerine vizesiz seyahat ediyor olurlardı” dedi.

Açılması öngörülen başlıklara da dikkat çeken Başkan Zeytinoğlu, “Bugün masada Enerji; Yargı ve Temel Haklar; Adalet, Güvenlik ve Özgürlük; Dış, Güvenlik ve Savunma Politikaları ile Ekonomik ve Parasal Politika başlıklarının açılması var. Hatırlayacaksınız uzun bir süredir hem Türkiye, hem de AB tarafında bu başlıkların açılması çağrısı yapılıyordu. Fakat bu çağrılar maalesef ki olumlu sonuçlanmamıştı. Ne değişti de bugün AB, bu başlıkların müzakerelere açılmasına yeşil ışık yakıyor?” dedi.

“AB’nin ne kadar yanlış bir Türkiye politikasına sahip olduğunu bir kere daha gördük”

Geçtiğimiz 10 günde yaşanan gelişmelerin ve mülteci pazarlığında varılan uzlaşının önümüzdeki dönemde Türkiye’nin AB üyelik sürecine ivme kazandırma ihtimali olduğunu vurgulayan Başkan Zeytinoğlu şöyle devam etti: “Hiç şüphesiz bu gelişmeler, ülkemizin AB üyelik müzakereleri sürecinde eksikliğini uzun süredir gördüğümüz dinamizmi yeniden kazandırma potansiyeline sahip. İsterdik ki bu dinamizm, bu tür krizler vesilesiyle değil tarafların birbirine olan ihtiyaçları aracılığıyla ve müzakereler çerçevesinde gelişseydi. Ancak bu yaşananlar bir kere daha AB’nin ne kadar yanlış bir Türkiye politikasına sahip olduğunu bizlere gösterdi. Mülteci krizi ile her geçen gün daha fazla yüzleşmek zorunda olan Avrupa, bir kere daha çareyi Türkiye’de arıyor. Hâlbuki bizler, Avrupa’nın sorunlarına ‘Türkiyesiz’ çözüm üretilemeyeceğini sürekli olarak dile getiriyoruz. Mülteci krizi de bunun en güncel ve en somut örneği. Brüksel’de dün saatler süren Liderler Zirvesi sonrasında Avrupa Komisyonu Başkanı Juncker, uzlaşıyı ‘tam bir başarı’ olarak nitelendiriyor. Evet, Avrupa istediğini almayı başardı. Son ana kadar elinde tuttuğu kozları ileriye sürerek amacına ulaştı. Ancak 50 yılı aşkın bir maziye sahip olan Türkiye-Avrupa ilişkileri açısından bunu bir ‘başarı’ olarak adlandırmak zor”.

“Bugün dünyada her 122 kişiden 1’i mülteci. Bu bölgesel değil, küresel bir sorun”

Birleşmiş Milletler’in Haziran 2015 tarihinde yayımladığı 2014 yılına ilişkin küresel eğilimler raporunda, dünya çapında mültecilerin sayısının 60 milyonu aşarak tarihin en yüksek seviyesine ulaştığını da hatırlatan İKV Başkanı Zeytinoğlu, mülteci krizinin sadece Türkiye’nin veya Avrupa’nın sorunu olmadığını, artık küresel bir sorun haline geldiğini söyledi ve Kasım ayında Antalya’da toplanacak G20 ülke liderlerinin, bu konuyu acilen gündeme almaları gerektiğini hatırlattı. Başkan Zeytinoğlu şunları söyledi: “Birleşmiş Milletler’in raporu çok çarpıcı. Bugün dünyada 60 milyonun üzerinde mülteci var. Bu demek ki, her 122 kişiden 1’i mülteci, yerinden edilmiş kişi veya sığınmacı. Bu kişiler bir ülke olsaydı, dünyanın en kalabalık 24’üncü ülkesini oluşturacaklardı. Dolayısıyla bugün coğrafyamızda karşı karşıya olduğumuz sorun, sadece Türkiye’nin veya AB’nin sorunu değil; küresel bir sorun. Bu küresel soruna küresel çözüm üretmek gerekir. Bunun için de öncelikle, insanların vatanlarını terk etmek zorunda kaldığı ülkelerdeki istikrarsızlığın ortadan kaldırılması gerekiyor. Önümüzdeki ay Antalya’da G20 Zirvesi gerçekleştirilecek. Dünya nüfusunun yüzde 67’sini, küresel ekonominin ise yüzde 85’ini yöneten ülkelerin liderleri bir araya gelecek. Ümit ediyorum ki G20 Liderler Zirvesinde, giderek daha yakıcı bir hal almaya devam eden mülteci sorunu da ciddi şekilde ele alınır ve dünya liderleri, sadece mali yardımın ötesinde, çözüm üretmek için gerekli iradeyi gösterir”.

“Pazarlıkta ele alınan vize muafiyeti, vizelerin kalktığı anlamına gelmiyor”

1980’li yıllardan bu yana, ülkemiz vatandaşları için deyim yerinde ise bir eziyete dönüşmüş olan AB üye ülkelerinin zorunlu vize uygulamasının, taraflar arasında uzlaşılan mülteci pazarlığı sonrasında yeni bir aşamaya girdiğini vurgulayan İKV Başkanı, bunun vizesiz seyahat anlamına gelmediğine de özellikle dikkat çekti: “Türkiye, AB ile neredeyse 10 yıl boyunca müzakere ettiği Geri Kabul Anlaşmasını Aralık 2013 tarihinde imzaladı. Söz konusu anlaşma ile taraflar, haksız vize uygulamasının nihai çözümüne yönelik yepyeni bir maceraya yelken açtı. Kriterler belirlendi ve Türkiye’nin bu kriterlere uyumu doğrultusunda bir yol haritası oluşturuldu. Şimdi söylenen bu sürecin hızlandırılacağı. Vize serbestliği diyaloğunun başlamasının üzerinden neredeyse iki yıl geçti; herhangi bir değişiklik yok. Eğer Avrupa Türkiye’ye süreci hızlandırmayı vaat ediyorsa, bunun mutlaka kayda geçirilmesi, takip edilmesi ve samimi şekilde uygulanması gerekiyor.”
2013 yılında başlayan süreç ile halihazırda Türkiye’nin, entegre sınır yönetimi, geri kabul mekanizması, göç idaresi gibi birçok alanda AB’ye taahhütlerde bulunduğunu da hatırlatan Başkan Zeytinoğlu, Türkiye’nin kendi sınırlarını daha etkin şekilde koruyabilmesinin, her şeyin ötesinde ülke güvenliği açısından bir zorunluluk olduğunu hatırlattı ve bu alanda AB ile işbirliğinin önemli olduğunu söyledi.

“İşbirliği sadece bu alanda sınırlı kalmamalı. Terör alanına da yansımalı”

Varılan uzlaşının Türkiye ile AB arasında mülteci krizi ile mücadele de yakın işbirliği getireceğini ifade eden Başkan Zeytinoğlu, başta terör olmak üzere diğer alanlarda da AB ile işbirliklerinin artırılması gerektiğini söyledi: “Önümüzdeki dönemde mali yardımın ötesinde, mülteci krizi ile mücadele de AB, üye ülkeler ve Avrupalı kurumlar ile daha yakın bir işbirliği olacak. Fakat bu işbirliğinin sadece bu alanla sınırlı kalmaması gerekiyor. Mülteci krizi ile mücadelede olduğu gibi terörle mücadele alanında da AB’nin Türkiye ile yakın işbirliğine girmesi çok önemli. Bu çerçevede kimi AB üye ülkelerinin terör örgütlerine verdikleri desteği acilen sonlandırmaları, hem taraflar arasındaki samimiyet ve güven, hem de sorunlu ülkelerdeki istikrarsızlığın sona erdirilmesi için kritik bir öneme sahip”

Türkiye ile AB arasında mülteci pazarlığı kızışıyor. Avrupa, yüz yüze kaldığı en büyük mülteci krizi ile mücadelede Türkiye’ye 1 milyar avroluk yardımın ardından şimdi de vize kozunu oynamaya hazırlanıyor. [1]

Bilindiği üzere Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 4-6 Ekim 2015 tarihlerinde Brüksel’e yaptığı resmi ziyarette ana gündem maddesini mülteci krizi oluşturmuştu. Ziyarette AB yetkilileri, Türkiye’ye mülteci krizi ile mücadelede 1 milyar avroluk bir yardım paketini öngören taslak göç eylem planı sunmuş; Türkiye ise konunun taraflar arasında oluşturulacak bir çalışma grubunca ele alınmasını gündeme getirmişti.

Söz konusu çalışma grubunda devam eden müzakerelerde ise, mülteci krizi ile mücadele için mali yardımın yanı sıra Türk vatandaşlarına vize kolaylığının gündeme geldiği anlaşılmaktadır.

İKV: “Gelinen noktada aceleci, kısa vadeli ve öngörüden uzak bir yaklaşımla karşı karşıyayız”

Türk vatandaşlarına yönelik haksız vize uygulamasıkonusunda uzun yıllardır mücadele veren İKV olarak tartışmada gelinen noktayı aceleci, kısa vadeli ve öngörüden uzak bir yaklaşımın sonucu olarak gördüğümüzü ifade etmek isteriz.

1980’li yıllardan bu yana, ülkemiz vatandaşları için deyim yerinde ise bir eziyete dönüşmüş olan AB üye ülkelerinin zorunlu vize uygulamasının gelinen noktada AB tarafından Türkiye’nin önüne bir koz olarak sürülmesini kesinlikle doğru bulmuyoruz.

Unutulmamalıdır ki;

Bu alanda yürütülmekte olan hukuki mücadele, en az vize mağduriyeti kadar eski bir geçmişe dayanmakta olup, ülke vatandaşlarımız Avrupa’nın en yüksek yargı organlarında dahi hukuki kazanımlar elde etmiştir. Ne yazık ki mahkeme salonlarındaki kazanımlarımız, 2013 yılında yine bir mahkemede alınan kararla kesintiye uğramış ve Türkiye, AB ile neredeyse 10 yıl boyunca müzakere ettiği Geri Kabul Anlaşması [2] Aralık 2013 tarihinde imzalamıştır. Söz konusu anlaşma ile taraflar, bu haksız uygulamanın nihai çözümüne yönelik yepyeni bir maceraya yelken açmıştır.

Bu yeni yolda ilk dönemeç, geçen sene bu zamanlar alınmış; Türkiye-AB Geri Kabul Anlaşması ile eş zamanlı başlatılan vize serbestliği diyaloğunda ilk değerlendirme raporu beklentilerin üzerinde olumlu çıkmıştır. Ancak geçtiğimiz bir yılda, Türkiye’nin vize serbestliği diyaloğunu tamamlama adına attığı adımlarda bir yavaşlamanın olduğu da aşikardır. Fakat süreç belirlenmiş kriterleri ve prosedürleri ile devam etmektedir ve etmelidir.

İKV: “Türkiye’ye ‘sus payı’ verilmeye çalışılıyor”

Bugün ise üzülerek görüyoruz ki; Türkiye’ye adeta ‘sus payı’ verilmek istenmektedir. Mülteci akını ile yüz yüze kalan Avrupa, Türkiye’ye önerdiği mali yardımın Türkiye tarafından yetersiz bulunması neticesinde, ‘jest yaparcasına’ elindeki vize kozunu ileriye sürmektedir.

Bu noktada, 50 yıldır Türkiye’nin Avrupa ile ilişkilerinde “Uzman” kimliğini kazanmış bir sivil toplum örgütü olarak, bazı noktaların altını bir kere daha çizmekte fayda görüyoruz:
• Türk vatandaşlarına yönelik vize serbestliği sürecinde kurallar ve çerçeve belirlenmiş, taraflar karşılıklı taahhütlerde bulunmuşlardır. Her ne kadar cezbedici olsa da, bugün bu çerçeveye yeni bir koşulun getirilmeye çalışılması, süreci sekteye uğratacaktır. Hele ki 2013 yılında başlatılan vize serbestliği diyaloğu, ülkemiz vatandaşlarına vizelerin tamamen kalkması amacıyla başlatılmışken, gelinen noktada önerilen vize kolaylığı, sürecin ruhuna ve nihai hedefine aykırıdır.
• Türkiye’nin müzakere ettiği vize serbestliği iken, detayları bilinmemekle birlikte vize kolaylığının Türkiye’ye önerilmesi orta vadede ülke vatandaşlarımızın 30 yılı aşkın süredir devam eden vize sorununa çözüm getirmekten uzaktır. Muhtemelen Avrupa, belirli kategoriler için kolaylaştırılmış vizeyi Türkiye’ye önerecektir; ki bu yıllar boyunca devam etmiş ve Türkiye’nin şiddetle karşı çıktığı tartışmalara geri dönüş anlamına gelmektedir.
• 2013 yılında başlayan süreç ile halihazırda Türkiye, entegre sınır yönetimi, geri kabul mekanizması, göç idaresi gibi birçok alanda AB’ye taahhütlerde bulunmuştur. Avrupa’nın en uzun 5’nci kara ve deniz sınırlarına sahip olan ülkesi Türkiye’nin kendi sınırlarını daha etkin şekilde koruyabilmesi, her şeyin ötesinde ülke güvenliği açısından bir zorunluluktur. Haliyle Türkiye’nin de 2013 yılında imzaladığı anlaşmaya ve başlattığı sürece [3] sadık kalması ve gerekli adımları ivedilikle atması gereklidir.
• Son mülteci krizi de açık şekilde göstermiştir ki, bugün Avrupa’nın karşı karşıya kaldığı sorunlara ‘Türkiye’siz’ çözüm üretmek imkansızdır. Bu çerçevede tarafların acilen müzakere sürecini hatırlamaları; bu süreçte ısrarcı ve inatçı olmaları gereklidir.
• Ve son olarak; her şeyin ötesinde bugün sadece ülkemizin veya Avrupa’nın değil, tüm dünyanın karşı karşıya olduğu mülteci sorunu büyük bir insanlık meselesidir; ve hiçbir tarafın bu meseleyi farklı alanlarda yürüttüğü müzakerelerin malzemesi yapmaması gerekir.

İktisadi Kalkınma Vakfı [4]

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: