AKP-PKK elele…


Çıktık balığa, haydi rastgele!

balik_avi

***

70-80’li yılları anımsayanlarınız var mı?
Yakın tarihin o meşum dönemini yaşayanlarınız arasında!
O günlerde yaşananlar üzerine farklı görüşlerde de olsa yazılanları kaçınız okudu, bilgi dağarcığına yerleştirdi?
Belki henüz doğmamış veya henüz kısa etek, kısa pantalonları ile çocukluk yıllarını yaşayan ve günümüzde 35-45 yaş diliminin kuşağını oluşturanlarınız arasında!
Dün ile bugün arasında kıyaslama yapabilmek için…
Zira ortak noktaları, benzerlikleri o kadar çok ki!

«Motel» Hükümetleri…
«MC» İktidarları…
Merhum Demirel’in ‘ben Türkiye’nin günümüzdeki en büyük iki sorunu olan; anarşiyi bitirir, ekonomiyi de canlandırır, enflasyon canavarını defederim’ demeye getiren vaatleri…
Kadayıfı fırına süren merhum Erbakan’ın; “Kadayıfın altı kızarmadan bu hükûmeti uzaklaştıracak olursanız, bu zihniyet milleti aldatmanın gene fırsatını bulacaktır. Onun için kadayıfın altının kızarmasını bekleyeceğiz. “ sözleri…
Fatsa’yı 11 farklı bölgeye ayırıp, halk komiteleri ile yönetme vaadi ile seçilen Devrimci Yol adayı Fikri Sönmez…
Türkiye’nin dört bir yanından her gün gelen ölüm haberlerini…
Sivil halkı doğrudan hedef alan, otobüs duraklarını tarayan «anarşistler»i…
Endişe, korku, panik sinmiş evlerde kızlarının, oğullarının dönüşünü bekleyen anne-babalar..
Ve karanlık Türkiye Tablosu’nun daha bir çok ayrıntısı…

Fil hafızasını bırakın, oltanın ucundaki yeme dahi kuşku ile bakan balığın aklı bile olmayanların anımsayıp dün ile bugün arasında değerlendirmeler yapması mümkün değildir!
Küçük bir azınlık dışında, ekseriyetin «Kurşun gibi ağır» [1] havanın basıncından kurtulma yollarını alkolde, uyuşturucuda, futbol, tv dizileri gibi afyonlarda arayanlardan iki satır okumalarını beklemek te…
Sonuç?
12 Eylül 1980 darbesi!

Zira, sivil veya askerî «darbe» yapılabilmesi için kadayıfın altının da, üstünün de kızarması şarttır!
Ama önce; tek ve hür, birlikte kardeşçesine yaşamaktan [2] öte bir yaşam beklentisi bulunmayan ağaçları kesip, odunları fırına sürmek gereklidir…
Sonunda, kıvamına gelmiş şerbeti dökebilmek için…

Nusret Özgül

Brüksel, 17 Ağustos 2015

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: