68’lerin gençlik lideri…


1968

Tanımıyla, gençlik hareketleri!

“Gençlik liderleri toplumların sosyal, ekonomik yapısına göre farklı nitelikler taşır. Batı gençliği ve onun liderleri, az gelişmiş ülke gençlerine kıyasla, belirli bir refah içindedir. Bunların yurt ve dünya sorunlarıyla ilgilenmeleri kendi isteklerine bağlıdır. Az gelişmiş ülkelerin gençligi ise, Batı gençliğinin aksine kendisinin ve ülkesinin geleceğinden endişelidir. Bu gençlik için, yurt ve dünya sorunlarıyla ilgilenmek ve onları çözüme doğru götürmek kaçınılmaz bir zorunluluktur.”

***

SOSYALİST GENÇLİK LİDERİ HARUN KARADENİZ’E SAYGI

harun_karadeniz

60’li yıllarda Türkiye’nin geleceğine damgasını vuran gençlik liderlerinden Harun Karadeniz’i [1] kaybedeli 40 yıl oldu…Öğrenci direnişlerinin başını çeken, öğrenci hareketini isçi sınıfı hareketiyle bağlamak için yaşamını tehlikeye atarcasına uğraş veren, atılım yıllarında Ant Dergisi’ [2] nin yazı kurulunda tekellere, militarizme ve ulusal baskılara karşı birlikte mücadele ettiğimiz, faşizmin baskı ve zulmü nedeniyle genç yaşta amansız bir hastalığa kurban verdiğimiz sevgili Harun Karadeniz’i ölümünün 40. yılında özlemle anıyoruz.
Dogan Özgüden – Inci Tugsavul

DOGAN ÖZGÜDEN’İN ANILARINDA HARUN KARADENİZ

vatansiz_gazeteci

“Vatansız” Gazeteci (2 cilt) [3]
Belge Uluslararasi Yayincilik, Istanbul, 2010-2011
0,,1874350_4,00

Avrupa’da 68 patlamasının fitilini yakan, devrimci ögrenci lideri Kızıl Rudi’ [4] nin Berlin’in batı kesimindeki Kurfürstendamm’da 11 Nisan 1968’de güpegündüz vurulmasıydı. Öğrenci eylemleri, üniversite işgalleri bu olaydan sonra İtalya’ya, Fransa’ya sıçramıştı. [4a]

Türkiye’de ilk üniversite boykotu ise, tam iki ay sonra, 11 Haziran günü Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nde, ertesi gün de İstanbul Hukuk Fakültesi’nde patlak vermişti. Bu iki aylık sürede Ant bürosu’nda saatlerce ülke sorunlarını tartıştığımız devrimci ögrenci liderlerinin gelişmeleri nasıl dikkatle izlediklerini, sırf modaya uymuş olmak için benzer eylem koymaktan nasıl kaçındıklarını çok iyi anımsıyorum. Çünkü hepsi zaten kavganın içinde, ön safındaydılar.

ohnesorg-erschossen-DW-Politik-Berlin_zps49f73478

Rudi’nin vurulmasından haftalarca önce Deniz Gezmiş, Mehdi Başpınar, Rıfat Çaldırık, Raif Ertem, Bozkurt Nuhoğlu, Mustafa Lütfü Kıyıcı, Mustafa Gürkan, iktisadi ve ticari ilimler öğrencilerinin uluslararası derneği AIESEC’in İstanbul’daki toplantısında Devlet Bakanı Seyfi Öztürk’ü protesto ettikleri için tutuklanmışlar, adliye mahzenlerinde lastik hortumlarla dövülerek işkenceden geçirilmişlerdi.

İbrahim Kaypakkaya [5] ‘yı anımsıyorum. Ant’a sık sık gelirdi, siyasal ve sosyal konularda sohbet ederdik. Rudi’nin vurulmasından bir kaç hafta önce, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu’nda fikir kulübü kurdukları için arkadaşlarıyla birlikte okuldan atılmıştı. Bunun üzerine yine Ant’a gelmiş, daha örgütlü, daha sonuç alıcı mücadelelere hazırlandıklarını büyük bir coşkuyla anlatıyordu.

68_gençlik

Rudi’nin vurulduğu duyulduktan sonra Harun Karadeniz Ant’a verdiği demeçte şöyle diyordu: “Gençlik liderleri toplumların sosyal, ekonomik yapısına göre farklı nitelikler taşır. Batı gençliği ve onun liderleri, az gelişmiş ülke gençlerine kıyasla, belirli bir refah içindedir. Bunların yurt ve dünya sorunlarıyla ilgilenmeleri kendi isteklerine bağlıdır. Az gelişmiş ülkelerin gençligi ise, Batı gençliğinin aksine kendisinin ve ülkesinin geleceğinden endişelidir. Bu gençlik için, yurt ve dünya sorunlarıyla ilgilenmek ve onları çözüme doğru götürmek kaçınılmaz bir zorunluluktur.”

*****

Türkiye’de de sendikacılarla gençler arasında bir diyalog başlıyordu. Maden İş’ten Kemal Türkler’le, Şinasi Kaya ile, Lastik İş’ten Rıza Kuas’la, daha birçok sendikacı dostlarla kah sendika lokalinde, kah Ant Bürosu’nda, kah Kazancı Yokuşu’ndaki evimizde sabahlara kadar tartışıyorduk. Hepsi de aynızamanda TİP yöneticisiydi. Ama işçi lideri olarak yeni gelişen dinamiklerin farkındaydılar, soruyorlar, tartışıyorlardı.

ant_9tem1968

Öğrenci hareketi artık “Ordu-Gençlik elele”‘yi aşmaya yöneliyordu.
9 Temmuz 1968 tarihli Ant’ın kapağı: [6]
“İşçi gençlik elele!”

Sarı sendikacılık oyunlarına karşı İstanbul’da Derby Lastik fabrikasını işgal ediyordu işçiler. İşgalin ikinci günü İstanbul Teknik Üniversitesi İşgal Konseyi oradaydı. Harun Karadeniz işçilere sesleniyordu:
“Bu halkın evlatları olan bizler, halka dönük düzeni kurana dek çalışacağız. Bugün burada sizin yanınızdayız. Gerektiğinde yine geleceğiz ve her hareketinizde sizinle beraber olacağız!”
Saflaşma giderek netleşiyordu.

*****

Mayıs 1969’un önemli gelişmelerinden biri, yıllardır değil kutlanması, adının anılması dahi yasaklanan 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın DİSK yönetimi tarafından yayınlanan, Ant’ta da tam metin olarak verdiğimiz bir bildiriyle kutlanmasıydı. Devrimci gençlik örgütleri de bu kutlamaya Ant’ta yayınlanan bildirileriyle katıldılar.

arolat

O sırada öğrenci liderlerinden Harun Karadeniz ilkokullarda okutulan alfabenin sınıfsal eleştirisini yaparak Ant’ta yazmaya başlamıştı. FKF kurucularından Osman Saffet Arolat [7] ise, nerede grev varsa, nerede öğrenci direnişi varsa, nerde sosyal içerikli bir sanat ya da kültür gösterisi varsa, oradaydı. Gözlemlerini haber ya da röportaj olarak Ant’a yazıyordu.

******

Ant yönetim yeri hemen hemen tüm sendikacı ve gençlik liderlerinin sürekli uğrak yeri haline geldiğinden, onların heyecanını, mücadele coşkusunu (Yasar Kemal’in eşi) Tilda da paylaşıyor, sonuna kadar destekliyordu.
Harun Karadeniz ve arkadaşları Zap suyuna köprü yapmaya hazırlandıkları günlerde sık sık Ant’a gelip projeyi nasıl gerçekleştireceklerini büyük heyecanla anlatıyorlardı.
Tilda “Ama çocuklar, sizin yapacağınız köprü yıkılır!” diye takıldığında Harun kendinden emin o nefis Anadolu aksanıyla Tilda’ya güvence vermişti: “Yohhh! Yıhılmaz!”

******

Yazı kurulu giderek büyüdüğünden ve yayınları arşivlemek için daha geniş yere gereksinim doğduğundan, Haziran 1970’te Halil Lütfü Dördüncü’nün Başmusahip Sokak’taki Tan Apartımanı’nın üst kattaki dairesinden zemin kattaki bir daireye taşındık.
Başta Harun Karadeniz olmak üzere tüm arkadaşlar büyük bir özveriyle çalışarak bu daireyi gerçekten modern bir dergi ve yayınevi bürosuna dönüştürdüler.
Yazı kurulu toplantılarını arkada, benim de büro olarak kullandığım geniş bir odada yapıyorduk. Harun Karadeniz, dinlenme tehlikesini bertaraf etmek için dairenin her yanını ciddi bir teknik kontroldan geçirmişti.

******

Sürgün Yilları’ndan:
O tarihlerde Hürriyet ve Tercüman gazeteleri bir iki gün gecikmeli de olsa Avrupa’da da Türklerin yaşadığı kentlerin istasyonlarında ve önemli merkezlerindeki gazete bayile¬rinde satılıyor.

15 Mayıs 1971’de aldığımız gazetelerin manşetinde benim ismimin de karıştığı bir haber:

2

Askeri savcılık bazı kişiler hakkında TKP’yi örgütleme girişiminde bulundukları iddiasıyla yeni bir dâva açmış. Başta TKP’nin o zamanki genel sekreteri Zeki Baştımar (Yakup Demir) olmak üzere Doğan Özgüden, Çetin Özek, Şadi Alkılıç, Şiar Yalçın, Harun Karadeniz, Nihat Sargın, TKP’yi Türkiye’de yeniden örgütlemeye kalkışmakla suçlanıyor.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: