Tokmağı vurdum gitti…


Yırtık tumandan « baş» gösterenlere iniverdi !

ismail_dogan

Ustamız soruyor; n’olacak bu insanlığın hali?

***

Bugün yine heyheylerim üzerimde!
Bu tabir ne anlama geliyor?
Önce buna gözatalım;
Tahammülsüzlük sınırlarının aşılmasıyla oluşan sinirbozukluğu ve sinirlilik halidir ama geçici!
Ekşi Sözlük bu şekilde tanımlıyor!
Katılıyorum ama bir eksiklik var; insana, o an yaşadıklarına, duyduklarına, okuduklarına isyan ettiren halet-i ruhiye durumu!
Tahammülsüzlükle sınırlamaya kalkarsanız, «hoşgörüsüz» damgasını yiyiverirsiniz…

Hoşgörü var, hoşgörü var!
Benimkisi, hoşgörüsüzleri tepeye çıkaran bir ruh halidir…
İnsanın hiç mi «tepesi atmaz?» diğer deyişi ile inandığı ilke ve ahlâk kurallarına aykırı davrananları gördüğünde öfkelenmez!

Bu durumda iki seçenek önünüzdedir:
O kendini bile bilmez «zibidiler»i elinize geçirme olanağınız varsa, kavgaya girişirsiniz, dayak yemek söz konusu olsa da ! Dövseniz de dayak yeseniz de rahatlarsınız…
Bendenizin bu imkânı yok!
Sanal ortamda da «didişmek» defterimde yazmıyor, çok zorunlu olmadığı sürece…

Ya da, elinizde kamuoyuna hitap etme fırsatı sağlayan, yazma ortamı varsa, nalına da mıhına da vurmaya başlarsınız!
Tepki gösterdiklerinizi «tokmaklar»; haklı bulduklarınızı da desteklersiniz. Burada yine bir itirazım var; Ekşi Sözlüke göre; karşıt olan iki tarafı da desteklemek, yahut ‘nabza göre şerbet vermek’ izahı bana yine yamuk düşüyor!

Zıt olan tarafların her birini de desteklemek; «omurgasızlıktır, riyakârlıktır!»
Bildiğim yoldan devam edeceğim…

Öncelikle, yurtdışında yaşamını sürdürenlerin lgtb, kısacası «eşcinseller»; açılmış haliyle lezbiyenler (argo tabiri ile zürafalar), erkek eşcinseller, doğuştan veya sonrasında erkek mi, dişi mi tereddüt edenlerin sendromu! ve sonuncusu da aktif ve pasifler! Diğer deyişi ile biseksüeller! takıntıları – ki günümüzün o tiplerin yaşadığı batı kültüründe yukarıdaki sınıflandırmaya girenlere yönelik « nefret, korku hoşgörüsüzlük ve bir tür ırkçılık»tır! Ve de suçtur…
Birileri, burada yaşayanların yazdıklarından hareketle suç duyurusunda bulunsalar, burunlarından getirirler-!

Neymiş efendim
Doğu Türkistan’da, Irak ve Suriye’nin Türkmen bölgelerindeki zulüme tepki göstermek yerine, gökkuşağı renklerinde sokağa dökülmüşler!
O zaman sen kalk, Brüksel’de 150 bin, senin gibi düşünenleri topla ve Çin’i de, riyakâr politikaları ile sadece bizleri ilgilendiren değil, genelde yerkürenin zulüm estirilen bölgelerindekilere «3 Maymun»u oynayanları protesto et, ses getir, duymayan sağır sultan kalmasın!

Brüksel’de dün AB-Çin Zirvesi yapıldı… 17.cisi… Sonuç bildirisinde tek kelime var mı?
Yok!
Niye?
‘Business as usual’!
Diğer deyişi ile?
Üç paralık müslümanlar – üstelik has türk soyundan – yüzünden ilişkilerimizi bozacak değiliz ya!
Hele günümüzün ekonomik ve malî kriz ortamında…
Yola devam, mezalime selâm!

Ha, Çin üzerinde şu veya bu çıkarlarına uygun olmayan durumlarda baskı yapmak gerekiyorsa, hiç merak etmeyin aba altında sopa gösteriverirler.
Türkiye üzerinde yakın tarihimizde az mı bu şekilde davrandılar?
Sonuç; sıfıra sıfır elde var sıfır!
Amiyane tabiri ile ‘it ürür kervan yürür’ olayı…

O zaman; ya sus otur ve bigünah insanları – zaten psikolojik ve toplumsal baskı altındalar « inançların&düşüncelerin» uğruna «günâh keçisi» yapmaya kalkma; ya da gücün yetiyorsa, yukarıda önerdiğimi uygula, zira Brüksel, Brüksel olalı 150 bin kişiyi gördü – diğer bizi aşan konular hariç – o da PKK’nın gövde gösterisi idi!

Bir milyonu da gördük; Amerikan Pershing ve Cruise füzelerine karşı, ABD destekli yürüyüşte… O günlerin «Mao»cu Türkiyelileri ile Moskova yanlısı olanları birbirlerine girmişler tekme, tokat, sopa gırla gitmişti!
Hadi Uluengin’e sorun…
Kan işetmişlerdi!
Zaten bir süre sonra; Doğu Perinçek’i de, Maocuları da ….rim deyip, «doğru yol»u keşfedecek şekilde hidayete erdi!
O yılların Maocu Türkiyelileri mi?
Günümüzde « Kemalist » takılıyorlar, « bebek katili » apo ile öpüşüp, koklaşan liderleri MHP’liler gibi AKP’li oldu!

Bütün bunları ya biliyorsunuzdur, dillendirmek işinize gelmiyordur; ya da bilmiyorsunuzdur, o daha vahimdir, oturun öğrenin!

Gelelim MHP’ye;

Saygıdeğer hukukçu, avukat, son seçimlerde aday olan siyasetçi dostumuz özcan Pehlivanoğlu haklı olarak dün soruyor; Bizim insanımızın ruh hali nedir? diye!
Tepkisizliğin nedenleri kapsamında…
Biraz da Avrupa’daki Türkiyeli Göçmenler’e dokundurarak!

MHP’nin halet-i ruhiyesi nedir, peki?
Elinde bir fırsat var; « ırkçı » bir parti olmadığını kanıtlamak için…
Ne kendi adayları (Ekmeleddin İhsanoğlu) seçilebilecek, TBMM başkanlığına ne de muhtemelen HDP+CHP oylarını alacak Deniz Baykal!
MHP lideri son açıklamasında ne diyorlar; Oyumuz sabık Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’a…
Net bunu demiyorlar, hareketleri ile gösteriyorlar. Oylamaya katılmayacaklarmış(!) Çok ayıp oluyor ama… Hazır bulunmayıp, CHP+HDP aleyhine dengeyi bozup, sonunda İsmet Yılmaz’ın TBMM Başkanı seçilmesine «örtülü destek» değil de nedir bu?
«Koltuk değnekliği» olsa gerek!
Oysa, yıllardır fırsatını buldukça – Halep orada ise arşivler burada «Bin Yıllık Türk-Kürt Kardeşliği» kullandığınız teranenizi kanıtlayın ve muhalefetin ortak adayı Mir Dengir Fırat’tır sloganı ile seçimlerin son turuna girme cesareti gösterin!
Gösteremezler ki!
AKP’ye «koltuk değnekliği» yapmak varken!
Hükümete (koalisyon) girmeyeceğim…
Niye?
O işi bir kere yaptım, APO’yu yağlı ipten aldım ama dersimi de aldım, meclis dışı kaldım!
Sofrada ne var?
Olacağından giderek kuşku duyduğumuz, Barış Süreci!

APO’yu yağlı ipten kurtaran – ABD’ye karşı olduklarını söylemelerine karşın – koalisyonun ortağı olarak bu sürece dahil olmaları için sadece yürek değil, aynı zaman da «büzük» te gerektirir!
İkisi de olmadığına göre; çevir kazı yanmasın, MHP takımı uyanmasın!
Uykuda değiller ki, zaten…

Selahattin Saygın, yakın tarihimizde tanıdığım en has MHP’lilerden biri idi! Görüşlerimizin tamamı örtüşmese bile, söz konusu mezalim, insanlık, ermeni katliamları, Belçika polisinin – o devirlerde jandarma idi – hoyrat davranışları olduğundan, o siyasete, bendeniz de basın olarak birlikte mücadele etmedik değil ! MHP’den (Türkeş sonrası) uzaklaştılar ve de BDP’li oldular…

Bugün, « Nizam-ı âlemciler » olarak AKP’nin yanındalar!
Bir bildikleri olmalı…
Yoksa onlar da mı kötü gidişata, «yolsuzluklar»a koltuk değnekliği yapmaya başladılar.
Birileri çıkıp da bana izah ediversinler…

O zaman, Türklüğünden hiç kuşkum olmayan değerli dostumuz Özcan Pehlivanoğlu’na çıkıp sorarım:
Nerede hata yapıldı ki, gelişmeleri seyretmekten öteye gitmeyen «Türkiye’nin Gasterbeiter»lar uzak durmaya başladılar? sorusuna yanıt aramanız gerekmiyor mu?
Dolaylı olarak ta, « vurdumduymaz » davranan Avrupa Türk Toplumu’nu!..
Önce MHP’nin «giriş kapısı»nın önündeki «paspas»ı temizlemeniz gerekmiyor mu?!
AKP’deki lidere « biat » kültürünü eleştiriyorsunuz, partiiçi demokrasinin yokluğunu kınıyorsunuz, iş dönüp dolaşıp MHP’ye gelince sessiz kalıp, kol kırılır yen içinde kalır intibaı yaratıyorsunuz insanlarda…
Bu durumda ne Türkiye’nin « Gastarbeiter»larını ne de Avrupa’daki Türkiye çıkışlı göçmenlerini eleştirme hakkına sahip olabilirsiniz!

Öffff bea, rahatladım, akşam rahat uyuyabilirim!
Lafın gelişi, elbette….

Nusret Özgül

Brüksel, 30 Haziran 2015

*

gufundme

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: