Adieu Mon Pays…


Non… non…, ne sois pas triste, je ne t’ai jamais oublié, mais…

cezayir_başkent

***

Cezayir asıllı «Pied Noir» bknz. ünlülerin, özellikle sanat ve iş dünyasındaki sayıları hiç de az değildir. Parfümleri ile tanınan, moda tasarımcısı Yves Saint-Laurent, bknz. feylezof Jacques Derrida, bknz. 1957 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi, ‘varoluşçuluk’çu – kendisi kabul etmese de Albert Camus bknz. ; Fransa’nın eski first lady’si Daniel Mitterand’ın akrabası aktör Roger Hanin bknz. ve Türkiye’de de iyi tanınan, son olarak arapça şarkı söylediğinden dolayı bir «kemalist» hanımefendinin «salakçasına» sözlü saldırısına maruz kalan (burası Atatürk’ün memleketidir, arabça şarkı söylenmez, türünden bir tepki…akp’nin iktidar olduğunu unutmuşçasına) Enrico Macias…. bknz. . Kulunuz tamamen olmasa da Yaradan uzun ömürler versin Macias’ın melodilerini hem çok sever, hem de benzerlikler kurar, kendisiyle ! Ne ünlülüğü, ne sanatkârlığı ne de «Kara Ayak»lılığı ile; hayır gurbete çıkışı, ülkesine özlemi (hâlâ giremiyor sanıyorum aşırı islâmcılar ve fransa karşıtları yüzünden, ama yanılıyor olabilirim, ne yazık ki sanatçının – Orhan Pamuk gibi – kaderi olmalı, aşırıların yersiz ama tehlikeli tepkisine maruz kaldığından dolayı) Cezayir’in güzelliklerini anlatışı ilgimi hep çekmiştir!

enrico_macias

Top of the Top’da ‘Elveda Ülkem!’ gelir…
Ve başlar anlatmaya zorunlu terkedişini;
Ülkemi terkettim
Evimi terkettim
Arkamda sebepsiz sürüklediğim
Hüzünlü geçmişim…
Güneşimi terkettim
Masmavi denizimi terkettim
Elveda dediğimden bu yana
Anılar sıkça karşımdalar…
Güneş…
Yitik ülkemin güneşi..
Sevdiğim bembeyaz şehirler
Mazide tanıdığım kızlar….
dinlemek isteyenleriniz için

Ve ekler; yaşamımın değişmesine karşın asla, asla, asla unutmuş değilim seni…
Yine hüzünle sarmalanmış güneş, kızlar, deniz, mazi dökülür gitarından ve dudakları arasından!

Non je n’ai pas oublié
Bien que ma vie ait changé
dinlemek isteyenleriniz için.

casbah_cezayir

Cezayir’de 15 gün geçirdim!
Güneş, masmavi deniz, bembeyaz binalar, Osmanlı’nın izi her attığınız adımda karşınıza çıkan Casbah….
Yoksulluk ve yokluk içinde bir ülke!
Elma bile rüşvet yerine geçiyordu, gümrük kapılarında…
Turizm sıfır, portakal bahçeleri bomboş ve açlığımızı bastırabilecek bir kurabiye arayışları…
Sabra ve Şatilla Katliamı bknz. sonrasında, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün Cezayir’deki ilk toplantısını (Ulusal Konsey) izlemek için görevlendirilmiştim. Merhum Çağlayangil şeref misafiri idi. Cengiz Çandar’ın paha biçilmez yardımları, temas kurmamda, karşılaştığım «örgütsel güvenlik» engellerini aşmamdaki değerli katkısı bugün bile unutulur gibi değil… Şurası bir gerçek ki, Cengiz Çandar FKÖ bünyesinde en az Arafat kadar tanınıyor! merhum arafat ile
Ebu Ammar kod adlı Yasser Arafat ile tanışmamız da o toplantı vesilesiyle oldu. Ülkelerini terkeden Osmanlı eski prensesleri, FKÖ bünyesinde silâhlı mücadele veren Türk gerillalar ve belirsiz bir gelecek… bknz.

Bu upuzun girişi neden yaptım?
Avrupa ile ilk «Merhabalaşma!» bknz. yazımın arkasını getirmek için !

Ancak gerçekten uzun oldu bir başka yazıyla devam etmem gerekiyor…
İlk seyahatten edindiğim «birikim» ikinci ve son çıkışı kolaylaştıracaktı, ama bu kez de ‘Adieu Mon Pays…’ hüznü tüm ağırlığı ile üzerime çökecekti!
Ver elini Sirkeci Garı…
Ama öncesi var…
Gelecek sefere artık!

Nusret Özgül

Brüksel, 10 Mayıs 2015

One Response

  1. Çok etkileyici. Mükemmel bir anlatı. Devam.
    Arkası Yarın programlarında radyo başında beklediğim günleri anımsadım birden…
    Hoş kal.
    HU

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: