Yaşama Göz Kırpmak…


Geçti Hâyâl içinde bunca yıl, bir şimşek hızıyla !

Human-Life-Cycle

© photocredit

«Kiracı»sı olduğumuz bu fâni yaşam, kimine göre bir maceradır; kimine göre de amansız bir mücadele sahnesi.. Yaşamdan pay alma telâşının mutlu sona eriştiği insan sayısı, ölene dek mecazî anlamda bir dilim ekmek peşinde sürekli koşanlara kıyasla azınlıkta kalmaktadır. Güçlü bir ruh ve beden yapısına sahip olmayanları ise ekseriyetle sıkıntılar, bunalım, düş kırıklığı, tatminsizlik veya uç noktada intihar bekler. Göz açıp kapayıncaya kadar geçiveren koca bir ömre felsefî gözle bakmaya ne dersiniz?

***

Geçti hayal içinde bunca yıl bir gün gibi
En eski hatıralar daha henüz dün gibi
Neden gönül bu içli hayata küskün gibi
En eski hatıralar daha henüz dün gibi

Beste: Osman Nihat Akın
Güfte: Nâhit Hilmi Özeren
Makam: Nihavend
Usûl: Düyek
Seslendiren: : Safiye Ayla ( Son sahneye çıkışı – TRT )

nota

anafilya_logo_af2

* * *

BİR SERÜVEN MİDİR YAŞAMAK?

kitap

Dil döndüğünce, akıl erdiğince, kalem oynadığınca dökülür tümceler yaşam üstüne… Herkesin diyeceği vardır. Bir yorumu, bir bakışı, bir tarzı, bir duruşu ve en önemlisi bir kavrayışı… ”Yaşam” denince neler dökülür dilden ister mizahi, ister felsefi, ister edebi… Küçümsenir, dudak bükülür çoğu zaman edilen kocaman kocaman lafların ardından. Her birinde bir gerçeklik gizlidir oysa. Her söylenen doğrudur çünkü yaşamın içinde yaşam hakkında söyleyen yaşayandır da ondan. Yaşam için konuşandır yaşayan. Bir serüven gibi de bakılan, bir yol gibi de algılanan ama hep bir takım saptamaların, ayırdına varışların izdüşümleridir satır satır dökülen… İnsandır en hakkeden yaşam hakkında söz söylemeye… Duyan, düşünen, en canlı, en kanlı hâliyle yaşamı yorumlayan, söz söyleyen bir bilince ulaşandır. Farklı gözle görmeyi farklı bir yürekle duymayı farklı bir yaşamı yaşam kılan… Kavramlara anlam katan… Kavramların anlamını kavramak için didinen, uğraşan… Sağduyu sahibi nice kitap yüzü görmemiş insanın yüreğinden ve yaşadıklarından dökülen gerçeğin ta kendisidir çoğu zaman. En küçümser hâli ile alay edilen yaşam bile bir gerçeğin yansımasıdır dilde. Gülüp geçilenlerin içindedir düşünülecek olanlar, bulup çıkarabilene.

Yaşam için söylenecek nice söz insan yaşamda kaldığı sürece hangi tarihte hangi yerde olursa olsun sürecektir, bitmeyecek bir senfoni, hiç sonu gelmeyecek bir serüven gibi belki ama her zaman canlı kalan bir sorunsalı insanın, çözemediği gizi çözmüş olan, kavramış olan, ön kabullerle yürümektedir patikalarından ve bir kılavuz bulmuştur kendine söyledikleriyle ve başkalarına da yol göstersin diyedir çırpınışı…

Bir yorumdur yaşam ve yaşamak. Yorum kişiye göredir. Yaşama katılan ve yaşamına katılanlarla bağlantılı yorumlar başkalarınca belirlense de herkes kendinden bir şeyler katar yaşamına ve yaşama. Yaşamda bir başına değildir ki, başkalarıyla bütünlediği, eksikliklerini tamamladığı, el ele yürüdüğü, yardım aldığı, yardım ettiği… Serüvenin kahramanı yoktur, kahramanları vardır; kuşkusuz her birinin bir renk katıp bir çiçeği soldurabildiği… Tüm olumsuzlukları ve olumluluklarıyladır yaşamı yaşanır kılan ve her şeye karşın “yaşanılasıdır” yaşam. Herkes gücü ölçüsünde bakar yaşama ve yaşar. Yaşadığını sananlar da vardır ya da kendine bile hayrı olmayan… Bilincinde olmak huzur getirmediği, soruların iç kararttığı, aranan yanıtların yetmediği ve hep dönüp dolaşıp ne olduğu, neye benzediği ya da neden olduğu sorulan yaşam için verilen hangi yanıt tam anlamıyla karşılığı olabilir ki? Her yanıt eksik gedik kalır. Her insan başlı başına bir yaşamdır da ondan… Tek bir yaşamdan söz etmek ve herkesin bundan pay aldığını düşünmek elbette olasıdır ve kısmen de doğru ama öznel yaşamları da unutmak olur mu? Her bir yürek aynı ritim ile atıyorsa da her bir yürek aynı mı çarpar?

Ortak noktalarda buluşmak yakınlaştırır ve kolaylaştırır bilinmezi paylaşmada. Belli bir güçlüğün karşısında sırt sırta omuz omuza vermektir bu… Başka türlü başa çıkılmaz ki serüvenin sonu daha başından yazılmamışsa/her ne kadar inanç düzeni belli bir sav ile karşılıyorsa da sonrasını daha sonrasını hatta/buluşulan noktalarda yürünür, belli belirsiz bir yazgı türküsünün ardına sığınarak ya da yok sayarak, ya bileğinin hakkını ya kafanın gücünü anlayanların mutsuzluklarının sırtında.

Ne söylenirse söylensin, ne denli aydınlık söylemler geliştirilse geliştirilsin, hep eksiktir bu anlamda söylenenler, bilinmeyen yaşayanların yaşam yorumları eksik kalır. Yaşanan çevre içindeki bağlamlar, karşılaşılan yaşam deneyimleri öğretir, öğretir de, genel belli bir kavram için söz söylemeye gelince düşünce gücün, değerlendirme gücün, usunun zorlanışı, yorumların yorumları üzerine kurduğun yaşam piramidin ne denli sağlam ne denli “hah “işte bu!” dedirten.

Aklı karıştıran nice durum, yüreği dağlayan nice haksızlık sürükler insanı en onulmaz korkulara, endişelere, umutsuzluklara ama insan bu! Çıkar yine düze, çıkmalıdır da… Yaşamda kalmak üzere güdülenmiştir… Ereği canlı kalmaktır çünkü. Kollamak, korumaktır dirimselliğini. Var gücüyle tutunur her söylenene, inanmak ister sonrasına bugünü bitmiş gitmiş diye düşünse bile. İçinde taşıdığı ümidiyle baş kaldırır içindeki karanlığa, buna mecburdur da. Serüveni tamamlamadan çekip gitmek yakışmaz insan gibi insan olana. Vazgeçmek yoktur ki. Vazgeçince de ardına kalanların acısıyla küçümsemesi baş başa verir ve bir kaçışın utancı sarıverir bir anda; unutulup gidilir, zayıf olup pes eden, kendini yok eden yaşam içinde direnemeyen oyunu bozmuştur, kendi istenci ile, “istemiyorum bu oyunu oynamayacağım” deyip mızıkmıştır da ondan. Kimsenin kabulü değil kendi isteği ile çekip giden. Önerilen hiç değil, caydırmaya uğraşmaktır gereken. Oysa yaşam anlamını yitirmiştir korkular, utanç ya da baş edemeyeceğini sandığı sorunların içinde kördüğüm olmuş bir yaşam ile baş edemeyeceği içindir pes edişi. Zorlandığı da olur hani bazı durumlarda. Zorla, vazgeç, git, sana göre değil, mesajıdır yaşam içinden gelen. Ama olmaz. Yaşama güdülenmiş insan sımsıkı sarılmalıdır ve kaçmamalıdır bir korkak gibi/ oysa çoğumuz korkak değil miyiz? Birçok durumda içimizdeki korku en etkili duygu değil midir? Neden görmezden geliriz ya da görmek istemeyiz ki? Neden korkak diye aşağılamayı yeğleriz acaba?/ onuruyla gururuyla beklemelidir son ânâ dek. Özgüveni sarsılmışsa bile yeniden bir yol bulmalıdır büyük serüvenin içinde, hepimiz kendi iç serüvenimizi yaşasak bile en büyük serüven içindeki rolümüzden vazgeçemeyiz. Vazgeçmemeliyiz de aslında. İçimizdeki gizil gücün ayırdına varınca, sorumluluklar ve ödevler sarınca, bağlanmak ve vazgeçmemek ile koşullandırılmışsa da yine de yüreğin içinde içini dışını kavramada zorlanılsa bile “yaşamak” var ya “yaşamak” işte yaşam bu demek diyerek en büyük serüvenin içinde kendi serüvenlerimizin bilincine ulaşıp, olsa da olur olmasa da, varsa da yoksa da kendi yarattığımız kendimizce kurduğumuz anlamlandırmayı başarmakla başlıyoruz aslında yaşamaya. Bir erek, bir niyet, bir beklenti, bir umut ve bir güç uğruna…

Hiçbir yaşamı yargılamadan anlamaya çalışmanın zorluğu ile kendi yaşamın için ne kadar söz sahibi isen diğerlerine de tanıyacağın hak ile hoşgörü ve anlayışla kaçınılmaz sona doğru ilerlerken herkes kendisi bulur anlamını ve “anlamsız”lığını… İnsanoğlunun en büyük serüvenidir aslında yaşamın anlamını bulma, kavrama kaygısının vardırdığı. Aslında serüven olan yaşamak değildir, yaşamın anlamını bulmaktır diyerek bir serüvenin daha başlangıcında bulunulduğunun ayırdına varışın hüzünlü keyfiyle daha nice serüvenlere doğru yol almaya.

sibel_ozturk_guntore

Sibel Öztürk Güntöre

One Response

  1. Yılların ne kadar çabuk geçtiğini,geleceği tasarlayarak değil,geçmişe bakarak anlayabiliriz.Her gün bir daha geri gelmeyen zamandır.

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: