KEŞMİR SORUNU VE ÇİN


Kayıp Ülkenin Özgürlük Savaşı!

keşmir

OLYMPUS DIGITAL CAMERA ©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

Yani Pakistan, Çin, Hindistan, Afganistan ve Tacikistan, Keşmir’in komşularıdır. Bu beş ülke, farklı açılardan, bölgesel ve/veya küresel politikada isimleri en çok geçen ülkelerdir. Çin’in Keşmir’e komşuluğu, Doğu Türkistan (Sincan-Uygur Özerk bölgesi) ve Tibet üzerindendir ve bu durum Keşmir’in güncel jeopolitiğini ayrıca değerli kılmaktadır.

***

KEŞMİR SORUNU VE ÇİN
18 Nisan 2015

Keşmir sorunu, genelde, Pakistan ile Hindistan arasında bir sorun olarak bilinir. Çin’in de bu sorunun bir parçası olduğu fazla bilinmez ya da gündeme gelmez.

Keşmir; coğrafya olarak, Pakistan, Çin, Hindistan ve Wakhan Koridoru’nun doğu ucunda çok küçük bir sınır üzerinden Afganistan ile çevrilidir. Hatta Keşmir’in, “dar” Wakhan Koridoru üzerinden kuzeydeki Tacikistan’a komşu olduğu da düşünülebilir. Yani Pakistan, Çin, Hindistan, Afganistan ve Tacikistan, Keşmir’in komşularıdır. Bu beş ülke, farklı açılardan, bölgesel ve/veya küresel politikada isimleri en çok geçen ülkelerdir. Çin’in Keşmir’e komşuluğu, Doğu Türkistan (Sincan-Uygur Özerk bölgesi) ve Tibet üzerindendir ve bu durum Keşmir’in güncel jeopolitiğini ayrıca değerli kılmaktadır.

Genel/büyük anlamı ile Keşmir, fiilen dört parçadan oluşmaktadır. (i) Keşmir’in kuzeyi, Pakistan tarafından kontrol edilmektedir. (ii) Batısında, Pakistan dışında tanıyanı olmayan ve Pakistan tarafından kontrol edilen “Azad Keşmir İslam Cumhuriyeti” vardır. (iii) Güneyinde, Hindistan tarafından kontrol edilen Camnu-Keşmir bölgesi bulunmaktadır. (iv) Doğusunda ise, 1962 yılında Çin ile Hindistan arasında cereyan eden savaş sonunda Çin’in ülkesine kattığı “Aksai Çin” olarak anılan bölge ile, 1963 yılında Pakistan’ın kendi kontrolündeki topraklardan Çin lehine vazgeçtiği ve Hindistan’ın hak iddia ettiği bölge vardır.

Keşmir’in Pakistan’ın vazgeçmesi suretiyle Çin’in kontrolüne giren kesimi, Pekin’e Karakurum Otoyolunu kontrol imkânı verir. Karakurum Otoyolu, hem Doğu Türkistan’dan başlar ya da Doğu Türkistan’da sona erer, hem de Pakistan-Çin karayolu bağlantısını sağlar.

Çin’in kontrol ettiği bölgede yaşayan nüfus hariç, Keşmir’in toplam nüfusu 15 milyon civarındadır ve bu nüfusun büyük bir çoğunluğu Müslüman’dır.

Keşmir sorununun Hindistan ile Pakistan arasında sorun olan kesimi için, Hindistan; Ocak 1948’de, “topraklarının bir bölümünün yabancı işgali altında olduğu” gerekçesi ile, bu işgalden kurtarılması için, BM Güvenlik Konseyi’ne gitmiş; BM Güvenlik Konseyi de, konuya ilişkin olarak, (i) Keşmir halkının self-determinasyon hakkını kullanmasına, (ii) bu amaçla BM denetiminde plebisit yapılmasına ve (iii) plebisitin gerektirdiği uygun ortamın sağlanması için Keşmir’in askerden arındırılmasına karar vermiştir. Aradan geçen 70 yıla yakın süre içerisinde, Keşmir’in Hindistan ile Pakistan arasında sorun olan kesimi için plebisite gidilememiş; bu kesimde nüfusun çoğunluğu Müslüman olduğu ve bunların Pakistan’dan yana oy kullanacağı beklenildiği için Hindistan plebisitten kaçınmıştır.

Keşmir konusunda, Hindistan ve Pakistan arasında, bugüne kadar, birkaç kez sıcak çatışma yaşanmıştır. 1947-1948’deki ilk çatışmanın dışında, Hindistan’ın Camnu-Keşmir’in statüsünde değişiklik yapmak istemesi üzerine taraflar 1965 yılında da karşı karşıya gelmişlerdir. Taraflar, 1971’de, Doğu Pakistan’ın Bangladeş’e dönüşü sürecinde de sıcak çatışma içine girmişlerdir. Bu çatışma, doğrudan Camnu-Keşmir ile ilgili olmasa da, çatışmanın sonunda -Temmuz 1972’de- imzalanan Simla Anlaşması’nda geçen, tarafların ateşkes hatlarına saygı gösterecekleri ifadesi, bu çatışmayı da Camnu-Keşmir ile ilişkilendirmiştir. 1999 yılı Mayıs-Temmuz ayları arasında cereyan eden Kargil Savaşı, Camnu-Keşmir konusunda, tarafların karşı karşıya geldiği son savaştır. 1979-1989 yılları arasında Afganistan’da Sovyetlere karşı mücadele eden “İslami direnişçilerin”; Sovyetlerin çekilmesinden sonra Keşmir’e yönelerek Keşmir’in Hindistan kontrolündeki, Müslümanların yaşadığı küçük yerleşim yerlerini teker teker (adım adım) ele geçirmeye başlamaları, Hindistan ile Pakistan’ı tekrar sıcak bir çatışmanın içine itmiştir. Bu çatışmada, Hindistan’ın karşısında; sadece Pakistan-Afganistan kökenli İslami direnişçiler değil, Dünyanın değişik yerlerinden gelen İslami direnişçiler de yer almıştır.

Bugün yaşanmakta olan bazı gelişmeler, Keşmir sorununda yeni ve öncekilere göre daha ciddi “hareketlenme” ihtimaline işaret etmektedir. ABD, Irak’tan çekilmiştir ve Afganistan’daki askeri varlığını küçültmüştür. Bu, her iki ülkede ABD’ye karşı mücadele eden İslami direnişçilerin, kendilerine yeni “meşgale” aramalarına neden olacaktır. El Kaide, Güney Asya’ya yöneldiğini açıklamıştır. IŞİD ortaya çıkmıştır ve Güney Asya’daki terörist örgütlerden/gruplardan IŞİD’a “bağlılık” açıklamaları gelmiştir.

İki kutuplu dönemde, Güney Asya’da “oturmuş” bir denge vardı. Mao’nun Sovyetleri devrime ihanet etmekle suçlaması ve Kültür Devrimini başlatması, Pekin-Moskova ayrışmasına yol açmış; izleyen dönemde Çin’in BM’ye dahil edilmesi ve ABD ile Çin arasında diplomatik ilişki tesis edilmesi, bir taraftan Sovyetleri destekten yoksun bırakmış, diğer taraftan da Pekin Yönetimini bilinçli olarak arka planda kalmayı tercih etmesine yol açmıştı. Bu sürecin başlangıç yıllarında ABD’nin Güney Asya’daki belirgin müttefiki Pakistan’ın Çin ile yakın olması ve bu yakınlığın Keşmir’de Çin lehine toprak feragatinde bulunacak derecede olması, ABD’yi o yıllarda rahatsız etmemiştir. Bilakis, Pakistan’ın bu tasarrufu, Çin’i Sovyetlerden uzak tutacağı ve Batı Bloku karşısındaki Doğu Bloku cephesini parçalayacağı için, ABD’nin işine gelmiştir. Hindistan ise, o yıllarda, “Bağlantısızlar Hareketi”ne önderlik etmek suretiyle, hem Pakistan ile arasındaki dengeyi sağlamış, hem de Sovyetlerden uzaklaşması nedeniyle ortaya çıkan boşluğu doldurmuştur.

O günkü koşullarda ABD, Keşmir sorununun fazla öne çıkmasından yana olmamıştır. Çünkü Keşmir sorununun öne çıkması; ABD’nin, bölgesel müttefiki Pakistan lehine bir duruş sergilemesine yol açabilecekti ve bu duruş da, Hindistan’ı ve Çin’i Sovyetlere itme sonucunu doğurabilecekti. Ayrıca, yine o yıllarda Keşmir sorununun öne çıkması, İran’daki İslami Devrim ve Afganistan’daki Sovyet işgali nedeniyle, hem müttefiki Pakistan’ın, hem de kendisinin Pakistan’da çok ağır bir yük ile karşılaşması sonucunu da doğurabilecekti.

Aradan geçen süre içerisinde, uluslararası politikada koşullar değişmiştir. Sovyetler Birliği dağılmış, Asya’da yeni bağımsız devletler ortaya çıkmış, bölgesel dengeler değişmiş, Çin uluslararası politikada yeni süper güç olarak kendisini göstermeye başlamış ve bunlara bağlı olarak da ülkeler dış politikalarında -değişen koşulları dikkate alan- yeni kurumsal tanımlamalara gitmişlerdir. Çıkar, dost ve müttefik algılamaları ile hedef tanımlamaları yeniden yapılmıştır. Bölgede bazı beklentiler ve mülahazalar nedeniyle –baskı ile– aşağılarda tutulan bazı düşünce kalıpları üzerindeki baskılar hafiflemeye ve bunlar gün yüzüne çıkmaya başlamıştır. Bu sürecin somutlaştırılmış şekli; ABD-Hindistan ilişkilerinin gelişmesi, ABD-Pakistan ilişkilerinin gerilemesi, Pakistan’ın bu gerilemeyi Çin’e yanaşarak dengelemeye çalışmasıdır. Bu sürecin en somut bir başka yanı, ABD’nin enerjide Orta Doğu’ya bağımlı olmaktan kurtulması, enerji pazarında satıcı rolü ile Orta Doğu’ya rakip olmaya başlaması, bu durumun ABD ile Orta Doğu ülkeleri arasındaki ilişkilerde bir gerilmeye yol açması ve Orta Doğu ülkelerinin bu gerileme ile ortaya çıkan boşluğu Çin üzerinden doldurmaya yönelmesidir. Çin’in uluslararası politikada yükselmesi ve ABD karşısında yeni bir kutup olarak görülmesi, ABD’nin bu gelişmeyi –doğuda Japonya’dan sonra– güneyde Hindistan ile Çin’i çevrelemeye yönelerek dengelemeye çalışması söz konusu sürecin bir başka parçasıdır. Bu süreç içinde, ABD’nin Pakistan’dan uzaklaşmasına bağlı olarak ABD’ye yönelik ciddi bir risk ortaya çıkmış ise de, ABD-Hindistan yakınlaşması ile -eğer gerçekleşirse- ABD-İran yakınlaşması, bu riski büyük ölçüde karşılama potansiyelini içermektedir.

Pakistan’ın ve Suudi Arabistan’ın Çin ile olan ilişkileri üzerinden görülen Sünni İslam Dünyasının Çin’e kayışı karşısında, ABD’nin de İran üzerinden Şii İslam Dünyası ile birlikte görüntü vermek istemesini eşyanın tabiatından görmek gerekir. Esasen, daha önceki yazılarda da ifade edildiği üzere, ileri sürülebilecek aksi yöndeki bütün görüşlere rağmen ABD’nin İran İslam Devrimine yol verdiği düşünülürse, bu “birliktelik” görüntüsünün önünde ciddi engeller bulunmadığı de düşünülmektedir. Yemen’de devam eden “proxy” savaşın taraflarının İran ve Suudi Arabistan olduğu ve Suudi Arabistan’ın sırtını Çin’e yaslamaya çalıştığı hatırlanırsa, İran’ın bu durumu ABD ile dengelemesi beklenen bir gelişme olacaktır. Yani ABD’nin İran’a oluğu kadar, İran’ın da ABD’ye ihtiyacı olduğunu söylemek mümkündür. ABD’nin İran ile yakınlaşması; İran’ın Dünya Müslümanlarının hamiliği rolüne soyunması ve İslami rejimin ezilmişlerin yanında olmayı ruhani ve anayasal bir sorumluluk olarak İran Yönetimine yüklemesi, Keşmir sorununda ABD’nin işine gelebilecektir. Diğer bir ifade ile, Keşmir’in nüfusunun büyük çoğunluğunun Sünni Müslüman olması ve Af-Pak bölgesindeki Sünni İslami direnişçilerin Keşmir’e yönelmesi, Keşmir sorununda ABD için ciddi bir sorun olarak gözükmemektedir. Hatta İran’ın belirtilen özellikleri, sadece Keşmir sorununda değil, Doğu Türkistan (Sincan Uygur Bölgesi) ve Tibet sorunlarında da, Çin karşısında ABD’nin işine gelebilecektir. Bu bağlamda, ABD ile yakın ilişki içinde olan Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi küçük Arap ülkelerinin Sünni İslam Dünyasındaki nüfuzları da hatırlanmalıdır.

ABD’nin Keşmir sorununa eğilmesi, elbette ki güncel müttefiki Hindistan’ı rahatsız edecektir. Ancak bu eğilmenin Çin ile irtibatlı olmasının Pekin Yönetimi üzerinde doğuracağı etki ve Çin’in yeni bir “cephe” ile karşılaşmak suretiyle gücünün ve ilgisinin biraz daha parçalanacak olması, Hindistan’ın işine gelecektir. Diğer taraftan Çin’in kontrolündeki Keşmir topraklarının, bir kısmının 1962 yılında yaşanan Hindistan-Çin savaşında Çin tarafından ele geçirilen yer (Aksai Çin) ve bir kısmının da 1963 yılında Pakistan’ın Çin’e terk ettiği ancak Hindistan’ın hak iddiasında bulunduğu ve bu tasarrufu kabul etmediği yer olması nedeniyle, ABD’nin Keşmir sorununa olan ilgisinin, Hindistan’ın bu topraklara kavuşmasına imkan verecek bir potansiyeli içerdiği de ileri sürülebilir.

ABD’nin Keşmir sorununa göstereceği ilgi; Çin ile Pakistan’ı biri birine yaklaştırıcı bir etkiye yol açacak olsa da, hızlı bir maliyet/fayda analizi, kazanç/fayda kefesinin ağır bastığını göstermektedir. Her şeyden önce, Pekin Yönetimi, bir soruna daha angaje olacaktır. Bunu, Çin’in artan/artacak askeri harcamaları, ekonomik büyümesindeki yavaşlama ve ihracatındaki gerileme (stoklardaki artma) bağlamında görmek gerekir. Bu tablo, Pekin Yönetiminin içeride baskıyı artırmasına neden olacaktır ki; bu bağlamda da, ekonomik büyümeden pay alamamış kalabalık nüfusun artan hoşnutsuzluğunu ve bunun muhtemel sonuçlarını önlemek için artırılacak baskıyı görmek uygun olacaktır.

Pakistan’ın Keşmir konusunda bugüne kadar somut bir ilerleme sağlayamamış olması ve Keşmir halkının sorunlarına (ihtiyaçlarına) belirgin bir çözüm getirememiş olması, ABD’nin Keşmir sorununa göstereceği ilginin “yerelde” karşılık bulma ihtimalini güçlendirmektedir. Bu noktada, ABD’nin İran ile yakınlaşmasının, Pakistan’ın kendisini çifte kıskaç altında hissetmesine neden olmak suretiyle, İslamabad Yönetiminin hareket serbestisini kısıtlayabileceğini de görmek gerekir. Afganistan’daki ABD varlığı ve Afganistan’ın kuzey bölgesi ile Tacikistan’daki Şii nüfus, ABD’nin Keşmir sorununa göstereceği ilgide, Washington Yönetiminin işini kolaylaştıracak; bu ilgi, aynı zamanda, ABD-İran yakınlaşmasının etkisinde, İran’ın da işine gelebilecek, İran’ın nüfuzunu (Şiiliği) doğuya doğru yaymasına hizmet edebilecektir.

Ukrayna krizi üzerinden ABD ile karşı karşıya gelmiş ve bu karşı karşıya geliş Rusya için ciddi olumsuz ekonomik sonuçlara yol açmış olsa da; ABD’nin Çin karşısında Keşmir sorununa göstereceği ilgiye Rusya’nın fazla müdahil olmayacağı; hatta bunun Moskova Yönetiminin işine bile gelebileceği değerlendirilmektedir.

Ancak ABD’nin Keşmir sorununa olan ilgisi; yukarıda işlenen mecrada ele alınabileceği gibi, Washington Yönetiminin, Keşmir konusunda Hindistan’ı ve Pakistan’ı bir anlaşmaya varmaya yönlendirmesi, taraflara bu yönde baskı uygulaması şeklinde, bir başka mecradan da söz edilebilir. Hindistan’ın ABD’nin etkisine açık bulunduğu ve Pakistan’ın ABD’nin etki alanından tam olarak henüz çıkmadığı mevcut süreçte, Yeni Delhi ile İslamabad’ın bir anlaşmaya varmaları; (i) Pakistan’ın Çin’e yanaşma ihtiyacını azaltacak ve ekonomik kalkınmasına daha çok kaynak ayırmasına hizmet edecek; (ii) Hindistan’ın -bütün enerjisi ile- münhasıran Çin’e odaklanmasına imkan verecek; (iii) Çin’i, hem bölgesel destekten yoksun bırakacak, hem de daha büyümüş bir tehdit ile karşı karşıya getirecek; (iv) ABD’nin İran’a olan ihtiyacında gerilemeye yol açmak suretiyle İran ile daha güvenilir/uygun bir yakınlaşma içine girmesine hizmet edecektir. ABD’nin girişimleri ile ortaya çıkabilecek muhtemel bir Pakistan-Hindistan anlaşmasının en anlamlı sonuçlarından biri de, Keşmir’de İslami aşırıcılığı önleyici ve Pakistan’ın İslami aşırıcılığa kayışını durdurucu bir etkiye yol açabilecek olmasıdır. Keşmir sorununun böyle bir mecraya kayması, sorunun sadece Çin ile ilgili görülmesine ve dolayısıyla Çin üzerindeki baskının artmasına neden olacağı için, Çin’in böyle bir anlaşmanın ortaya çıkmasına “seyirci” kalacağını beklememek gerekecektir.

Sonuç olarak; uluslararası politikada Çin’in öne çıkmasının, ABD karşısında yeni “kutup” olarak algılanmasının ve Asya “tahterevalli”sinin iki tarafındaki aktörlerin değişmesinin etkisinde ve yukarıda belirtilen mülahazalar ışığında, önümüzdeki dönemde, (i) ABD’nin, daha önce duymadığı derecede Keşmir sorununa ilgi duymasını beklemek gerektiği, (ii) bu nedenle Keşmir sorununun önümüzdeki dönemde daha çok öne çıkabileceği ve (iiii) bu öne çıkışın münhasıran Çin ile ilişkilendirilmiş bir mecrada olabileceği değerlendirilmektedir.

*

Konuya ilişkin:

*

 

 

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s

%d bloggers like this: