Silahlara veda etmek için önce samimiyet sınavı…


Kandil, Öcalan ile yüzyüze görüşme şartını yineliyor!

barış

© photocredit

Sorun bizim silah bırakıp bırakmamamız değildir; sorun, böyle bir direnişi ortaya çıkaran koşulların ortadan kaldırılıp kaldırılmamasıdır. Kürt sorununu yaratan ne Kürtlerdir, ne de Kürt Özgürlük Hareketi’dir. Kürt sorununu yaratan devlettir, devletin politikalarıdır. AKP Hükümeti 10 başlıkta müzakere edip sorunu çözecek midir, çözmeyecek midir? Bu sorunun cevabı çok önemlidir. Bu sorun çözülmeden PKK silah bırakacak, “PKK Kongresini yapıp silah bırakma kararı alacak biçimindeki yaklaşımlar demagojidir, aldatmak ve sorunu çarpıtmaktır

***

Yalçın Akdoğan ‘Süreci seçim hesaplarına kurban etmeyeceğiz’ diyor ama kaç seçim ve referandum geçti her seçim öncesi tutumları aynıdır. Her seçim ve referandum öncesi “çözdük çözeceğiz, süreç iyi gidiyor” denilmiştir, ama Kürt sorunu gibi önemli bir mesele çözülmek yerine seçim propagandası haline getirilmiştir. Ancak her seçim ve referandum sonrası bu söylemler başka bir seçim öncesine kadar bırakılmıştır. Bu, AKP’nin siyaset tarzı haline gelmiştir. Buradan şu sonuç çıkıyor: AKP Kürt sorununu çözmek istemiyor. Çözümsüzlüğü çözüm beklentisi yaratarak kullanıyor. Çünkü çözerse bu seçim malzemesi elinden gidecektir.

Kuşkusuz Kürt sorunuyla ilgili devletin, siyasetin ve toplumun pozisyonu 10 yıl, 20 yıl önceki gibi değildir. Kürt Özgürlük Hareketi’nin mücadelesi ve son yirmi yılda demokratik siyasal yollardan çözüm çabaları ve bu konuda defalarca ateşkes yapması Kürt sorununun çözümü konusundaki yaklaşımları ve algıları belli bir düzeyde değiştirmiştir. Toplum Kürt sorununun çözümünü istiyor. Siyasal alanda Kürt sorununun çözümünü isteyen çevreler ortaya çıkmış durumdadır. Yine devlet içinde Kürt sorununun çözümüne eskisi gibi katı yaklaşmayan çevreler bulunmaktadır. Zaten bu nedenle AKP Kürt sorununda bir çözüm beklentisi yaratmayı bir politika haline getirmiştir. Böylece Kürtlerin, Kürt sorununun çözümünü isteyenlerin, bir kısım demokrasi güçlerinin oyunu almaya çalışıyor.

AKP hep yan çiziyor.

2014’ün sonunda AKP’nin Rojava Devrimi’ne yaklaşımı, İŞİD’le ilişki temelinde Kobanê direnişine saldırı içinde olması, Kürt sorununun çözümünde adım atacak bir zihniyet ve tutum içinde olmaması nedeniyle ateşkesin bile anlamsız hale geldiğini tartışıyorduk. AKP Hükümeti’nin herhangi bir adım atmadığını, sadece oyalamayı sürdürdüğünü düşünerek ateşkesin sürmesinin bir anlamı kalmadığı yönünde düşünceler vardı ve bunu tartışma gündemimize koymuştuk. İşte tam sürecin tıkandığı bu durumda Hiçbir adım atılmadı.

Önder Apo yeni bir siyasal hamle yaptı. Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için bir müzakere taslağı sundu. Bunu hem bize hem de Türk devletine gönderdi. Biz bu taslağın tümünü kabul ettiğimizi, bu taslaktaki temel müzakere başlıklarını da, bu müzakere başlıklarının tartışılacağı takvimi de ve bir bütün olarak bu taslakta ortaya konulan yol haritasını da uygun gördüğümüzü ilettik ve açıkladık. Ancak AKP Hükümeti’nin bu müzakere başlıkları, takvimi ve yol haritası konusunda hiçbir açıklaması olmadı, bunu kabul edip etmediğini ortaya koymadı. Zaten süreç kabul etmediğini gösterdi. Çünkü Önder Apo 15 Şubat’a kadar müzakere başlıklarının tartışılmasını ve bir sonuca ulaşılmasını istiyordu. Eğer 15 Şubata kadar müzakere başlıkları tartışılıp sonuca gidilirse kendisinin de mecliste Türkiye’ye karşı silahlı mücadelenin durdurulacağına dair bir açıklama yapabileceğini vurguluyordu. Sonuçta da 15 Şubat geldiğinde ortada hiçbir adım yoktu.

AKP Hükümeti Önder Apo’nun heyetle yaptığı son görüşmeyi çarpıtarak, sanki müzakere olmadan, müzakere başlıklarında anlaşılmadan PKK silah bırakacakmış gibi bir açıklama yapılmasını HDP Heyeti’ne dayatmıştır. HDP Heyeti de hükümetin bu yaklaşımını Kandil’e iletmiştir. Kandil de bu görüşme çerçevesinde devlet heyetinin seçim öncesi hiçbir müzakere yapmadan, hiçbir mutabakata ulaşmadan silah bıraktırma çağrısı yaptırma çabasının bir oyun olduğunu ve bunun kabul edilemeyeceğini HDP Heyeti’ne bildirmiştir. Olan da gerçekleşen de budur.

Hükümet Önder Apo’nun söylediklerini çarpıtan hiçbir adım atılmadan silah bırakılabileceği algısını yaratan tutumundan dolayı ortak açıklama zeminini ortadan kaldırmıştır. Zaten Bülent Arınç da HDP Heyeti’yle AKP’nin ortaklaştığı bir açıklamanın söz konusu olmayacağını söyleyerek kendilerine doğru yontacakları bir HDP açıklamasını dayattıkları ortaya çıkmıştır. Anlaşılıyor ki HDP Heyeti AKP’nin uygun gördüğü bir açıklama yapacak, Hükümet de bu açıklamayı doğru bulduğunu söyleyecek. Bu da tabi bir kurnazlıktır. Hükümet ve devlet hiçbir taahhüt altına girmeden sadece HDP’yi ve Kürt Özgürlük Hareketi’ni taahhüt altına sokan bir açıklama yapılması peşindedir. Bunun da kabul görmeyeceği açıktır.

Kongre’nin toplanıp karar alabilmesi için…

Eğer 10 başlıkta müzakere yapılır da mutabakata varılırsa zaten Türk devletine karşı silahlı mücadelenin anlamı kalmaz. Sorun bizim Türk devletine karşı silah bırakıp bırakmama sorunu değildir. Sorun böyle bir direnişi ortaya çıkaran koşulların ortadan kaldırılıp kaldırılmamasıdır.
AKP Hükümeti 10 başlıkta müzakere edip sorunu çözecek midir, çözmeyecek midir? Bu sorunun cevabı çok önemlidir. Bu sorun çözülmeden PKK silah bırakacak, “PKK Kongresini yapıp silah bırakma kararı alacak biçimindeki yaklaşımlar demagojidir, toplumu aldatmak ve sorunu çarpıtmaktır.

Önder Apo hiçbir görüşmesinde, hiçbir yerde Kürt sorunu çözülmeden, müzakere yapılıp Kürt sorununun çözümünde adımlar atılmadan ne silahın bırakılmasından, ne de PKK’nin Kongre yapıp silah bırakma kararı almasından söz etmiştir. Önder Apo’nun böyle bir sözü ve değerlendirmesi de yoktur. Önder Apo daha önce Kürt sorunu çözülmeden silah bırakılması gerektiğinden söz eden herkese tepki göstermiştir. Bu tür konularda ancak kendisinin ve PKK’nin karar verebileceğini söylemiştir. Bu açıdan bu konuda esas karar sahibi olacak PKK’nin düşüncesi alınmadan, PKK’nin açıklaması ortaya çıkmadan hükümetin kalkıp silah bırakılacak demesi zaten yalandır.

Sadece Kongre böyle bir karar alabilir. Kongre de Kürt sorununun çözülmediği bir ortamda silahlı mücadeleyi bırakma kararı almaz. Önder Apo’nun Kürt sorunu çözülmeden silah bırakılacağı yönünde ne değerlendirmesi olmuştur, ne de bize bu yönlü bir önerisi…

Görüşmemiz şart.

AKP Hükümetine sormazlar mı Eğer gerçekten bu konuda ciddiysen, görüşmeler de önemli bir noktaya gelmişse neden Önder Apo’yla PKK yönetiminin görüşmesini sağlamıyorsun? Önder Apo’yla PKK arasında sorun olduğunu sen iddia ediyorsun. O zaman Önder Apo’yla PKK yönetimini buluştur ve bu sorunu ortadan kaldır. Müzakerenin hiçbir koşulunu hazırlamıyorsun, ne izleme heyeti var ne İmralı’ya bu müzakere konusunda başka örgütlerden bu sivil toplum kuruluşlarından gidip görüşen var. AKP Hükümeti samimiyse Önder Apo’yu örgütüyle de buluşturur. Önder Apo’yu Türkiye siyasetinden birçok insanla da, sivil toplum örgütüyle de buluşturur ve böylece Önder Apo’nun ne dediğini tüm Türkiye ve dünya kamuoyu da duyar. Demek ki esas olarak AKP Hükümeti Önder Apo’nun ne dediğini Türkiye ve dünya kamuoyunun duymasını istemiyor.

Top kimin tarafında?

Yalçın Akdoğan’ın “HDP top çeviriyor, Kandil de top patlatmaya çalışıyor” demesi tamamen demagojidir. İki yıldır Kürt Özgürlük Hareketi AKP’nin tüm saldırılarına rağmen ateşkesi sürdürdü. Dolayısıyla top AKP’nin sahasındadır. Üstelik, Bülent Arınç açıkça “Müzakere başlıkları konusunun hükümeti ilgilendirmediğini, Hükümetin hiç kimseyle müzakere edemeyeceğini” söylemektedir. Bu gerçekler ortadayken kamuoyunu kandırmak mümkün müdür?

Kuşkusuz Kürt Özgürlük Hareketi şu partiye, bu partiye hizmet etmek için adım atmıyor. Tamamen Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorunun çözümü için çabalıyor. Ama AKP Hükümeti’nin de şimdiye kadar bu çabaları kötüye kullandığı, istismar ettiği, ortaya konulan imkan ve fırsatları çarçur ettiği açıktır.

Açıkça söylüyoruz, devletin ve hükümetin baskısı ve propagandasını değil, esas olarak Kürt Özgürlük Hareketi’nin ne dediğini, Önder Apo’nun ne dediğini, Kürt halkının beklentilerini ve özlemlerinin dikkate alınması gerekiyor. Bu temelde gerçekten demokratik çözümden yana olanların, demokratik çözüm isteyenlerin esas olarak AKP Hükümeti ve devletin hassasiyetleri, onların seçim propagandası ekseninde yaptıkları algı ve psikolojik savaşın etkisiyle değil de Kürt sorununun çözümü gerçekten nasıl olur, Kürt sorununun çözümünün olması için hükümetin ve devletin hangi adımları atmaları gerektiği konusunda yoğunlaşmaları ve bu temelde tutumlarını ortaya koymaları gerekir. Mustafa Karasu, KCK Yürütme Konseyi üyesi (Mülâkatın tamamı – Numan Kurtuluş, Bülent Arınç, Hüseyin Yayman)

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: