ABD – Çin – Sünni/Şii İslam Dünyası kıskacındaki Türkiye…


new_order

Ve «panikleme»ye başladığı izlenimi yaratan İsrail!!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA ©Prof.Dr.Osman Metin Öztürk

Son gelişmeler Orta Doğu ve İslam Dünyası bağlamında, ciddi denge değişimine işaret etmektedir. Düne kadar Çin’in Şii İslam Dünyası (İran) ve ABD’nin de Sünni İslam Dünyası (Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye) ile kol kola olduğu görülürken, bugün Çin’in ve ABD’nin kollarına girdiği bölgesel aktörleri değiştirdikleri algısı edinilmektedir. Orta Doğu’nun geleceğinde Çin’in daha çok yer alacağı varsayımından hareketle, Çin için, iyi mi, kötü mü olacağı konusunda bir şey söylemek zor. İsrail açısından ise değişimin, büyük ölçüde, ABD’nin İsrail için üstlendiği işlevi Çin’in yerine getirip getiremeyeceğine bağlı olduğu tahmin edilmektedir…

***

ÇİN VE ORTA DOĞU
(Şİİ/SÜNNİ DENGELER VE İSRAİL)
24 Şubat 2015

ABD’nin 1970’li yılların sonunda diplomatik ilişki kurduğu Çin, bugün hem ABD’nin rakibidir, hem de ABD karşısında yeni çekim merkezidir. Bu, bir taraftan Çin’in aradan geçen 35 yılı aşkın süreyi iyi değerlendirdiği anlamına gelmekte, diğer taraftan da önümüzdeki 35 yıl içinde (2050 yılına kadar) Çin’in hangi noktaya erişebileceği konusunda bir algıya yol açmaktadır.

Çin’in bugün gelmiş olduğu nokta, parıltısı nedeniyle, dikkat çekicidir. 2013 rakamları ile, Çin’in Gayrisafi Yurtiçi Hasılası 13 trilyon doların üzerindedir; 2.2 trilyon dolar ile, ihracatta Dünya birincisidir ve 260 milyon dolar dış ticaret fazlasına sahiptir. “Şimdilik” ekonomisi parıldayan Pekin Yönetimi, çok ciddi bir stratejik açılım içindedir. Pakistan’da Gawdar limanını inşa etmektedir. Sri Lanka’da Hambantota limanını ve Mattala hava limanını inşa etmekte, Colombo’da da münhasıran denizaltıları için “bağlanma” imkânı elde etmiştir. Kuzeyden Malaka Boğazı’na inen Güney Çin Denizi’nde, diğer kıyıdaş ülkelerle yaşadığı anlaşmazlığa rağmen, resifler ve kayalıklar üzerinde, çok amaçlı, yapay alanlar yaratma çabası içindedir. Yakın zamana kadar, “kıyı güvenliği” konseptine uygun bir donanmaya sahip iken, bugün, “uzak sular” konseptine işaret eden bir donanmaya sahip olma çabası içindedir. Uçak gemisine sahip olmuştur, yeni uçak gemileri inşa etmeye yönelmiştir ve denizaltı sayısını artırma çabası içindedir. Çin’in bu çabaları, Hürmüz Boğazı’ndan başlayıp Malaka Boğazı üzerinden Güney Çin Denizi’ne kadar uzanan, oldukça kritik bir su yolunu kontrol etme amacına işaret eder. Bu suyolu; Çin’in enerji ihtiyacının güven içerisinde karşılanması için olduğu kadar, dış ticaretlerinde bu suyolunu kullanan (bu suyoluna bağımlı olan) ülkeleri kontrol ederek onlar üzerinde nüfuz sahibi olma açısından da önemlidir. Çin, Orta Doğu’da, Afrika’da ve Doğu Avrupa’da da vardır. Fazla konuşulmamış olsa da, bugün Dünya gündeminde ilk sırayı meşgul eden Ukrayna’da Çin’in ciddi “ekonomik” varlığı (yatırımları) bulunmaktadır.

ABD ise, son 25-30 yılda; “evinde” güvenliği sağlamak ve demokrasiyi korumak için demokrasiyi yaymaya çalışmış; bu yolda, “zayıf” ve “başarısız” gördüğü devletlere insani müdahalelerde bulunmuş; bu müdahaleler ile, o devletlere, demokrasi ve özgürlük getirme çabası içinde olmuştur. Ancak geriye dönülüp geçen yıllara bakıldığında, ABD’nin, bunları başaramamış olduğu, üstelik kendisine yönelik tehditleri ve riskleri artırmış olduğu görülür. “Zayıf” ve “başarısız” devletler; ya kitle imha silahlarına erişmesinden endişe duyulan uluslararası terörizm ile bağlantılı ülkeler haline gelmiş ya da bulaşıcı hastalıklar, iç çatışmalar, insan hakları ihlalleri ve sınır tanımayan suç örgütleri ile adlarını duyurur olmuşlardır. Onun içindir ki, ABD’nin geçen 25-30 yılda uygulamaya koyduğu projeler ve attığı adımlar, “kaş yapayım erken göz çıkarma” gibi olmuş; ABD karşıtlığının “tavan” yapmasına yol açmış; ABD karşıtlığı, “zayıf” ve “başarısız” devletlerin Batılı değerlere inanmış/bağlı, ılımlı ve sağduyu sahibi kesimler nezdinde bile prim yapmasına neden olmuştur. ABD, bir bakıma, sözde “dikensiz gül bahçesi” oluşturmaya çalışırken, gerçekte kendisine “yeni” düşmanlar yaratmış; kendisi bu düşmanlarla uğraşırken, Çin de bu fırsattan istifade etmiştir. Öyle ki, ABD ile bir şekilde sorun yaşayan devletler yüzlerini Pekin’e dönmüşler ve Çin’e ABD karşısında bir “alternatif”, “çıpa” ya da “dayanak” işlevini yüklemişlerdir.

Orta Doğu, hakim nüfusun Müslüman olduğu bir coğrafyadır. Ve İslam Dünyasında, Sünni ve Şii mezhepleri arasında bir rekabet söz konusudur. Bu rekabette, Suudi Arabistan’ın Sünni İslam Dünyasını, İran’ın da Şii İslam Dünyasını temsil ettiği kabul edilir. Ancak 1979’daki İslam Devrimi ile birlikte İran’ın, Şii olmakla beraber, bir bütün olarak İslam Dünyasının “hamiliği” rolüne soyunduğu da bilinmektedir. Orta Doğu, içerdiği enerji kaynakları ve sunduğu enerji taşıma yollarını kontrol avantajı nedeniyle, önemli bir coğrafyadır; küresel rekabeti/dengeleri etkileme potansiyeline sahiptir. Tablo böyle olunca, ABD’nin Suudi Arabistan’a ya da İran’a ilişkin yaklaşımları, Orta Doğu’daki dengeler açısından olduğu kadar, Şii/Sünni ayrışması/dengesi bağlamında da anlamlı olmakta ve uygulamada ifadesini bulmaktadır.

Orta Doğu’nun son 25-30 yılına bakıldığında; ABD ile yakın ilişki içinde olan Suudi Arabistan ve ABD’nin uygulanmasına liderlik ettiği ambargosu nedeniyle Çin’e yanaşmak zorunda kalan (Çin’e itilen) bir İran’dan, Çin’e ile yakınlaşan Suudi Arabistan ve ABD ile sıkça görüşmeye başlayan İran’a doğru bir değişim göze çarpar olmuştur. Yükselen ekonomisine bağlı olarak artan enerji ihtiyacı nedeniyle Çin Orta Doğu’ya yönelirken, Çin’in yükselmesi de ABD’yi Asya’ya (Asya’da Çin’i dengelemeye) itmiştir. ABD’nin Orta Doğu’daki varlığında seyrekleştirmeye gitmesi ve “enerji satıcısı” rolü üzerinden rakip olmaya başlaması, Suudi Arabistan-ABD ilişkilerini etkilemiş; Suudi Arabistan, kendisi için içeride ve bölgede mevcut olan “statüko”yu değişen koşullarda da korumak için Çin’e yanaşmaya yönelmiştir.

Ekonomik yükseliş yıllarında İran’ın enerji kaynaklarından geniş ölçüde yararlanan Çin, artan enerji ihtiyacının ve enerji ihtiyacını karşılamada kaynak çeşitliliğini sağlama ihtiyacının etkisinde Orta Doğu’da başka ülkelere yönelmiş ve bu, İran-Çin ilişkilerini etkilemiştir. İran’ın müstakil bir nükleer programa sahip olmasının, Çin nezdinde, enerji ihtiyacının karşılanmasında güven ve istikrar sorularına yol açtığı ve bunun da söz konusu yönelişte pay (etki) sahibi olduğu ifade edilebilir. İran açısından bakıldığında ise; Suudi Arabistan-Çin ilişkilerinde baş gösteren yakınlaşmanın Tahran Yönetiminin Pekin’e bakışını etkilediğini de, yine bu bağlamda görmek gerekir. Ancak Tahran Yönetiminin Pekin’e bakışındaki değişim sadece Suudi Arabistan ile ilişkili değildir, bunda Pakistan-Çin ilişkilerindeki yakınlaşmanın da payı vardır. Hatta İran’ın bakışındaki değişimi, “füze savunma ihalesinde” yaşananların yol açtığı Türkiye-Çin yakınlaşması çağrışımı ile ilişkilendirmek de mümkündür. Yani Şii İran’ın Çin’e bakışı, Çin ile Sünni İslam Dünyasına dahil ülkeler arasındaki yakınlaşmadan da etkilenmiştir.

İran’ın Şii kimliği ve, Suudi Arabistan’ın, Pakistan’ın ve Türkiye’nin Sünni kimlikleri hatırlandığında, yukarıda değinilen gelişmeler; Orta Doğu ve İslam Dünyası bağlamında, ciddi denge değişimine işaret etmektedir. Düne kadar Çin’in Şii İslam Dünyası (İran) ve ABD’nin de Sünni İslam Dünyası (Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye) ile kol kola olduğu görülürken, bugün Çin’in ve ABD’nin kollarına girdiği bölgesel aktörleri değiştirdikleri algısı edinilmektedir. Çin, Riyad, İslamabad ve Ankara Sünni ülkeler ile birlikte, ABD de (Şii) Tahran ile birlikte görüntü verir bir durum ortaya çıkmıştır. Orta Doğu’da hakim nüfusun Sünni ve Arap olduğu düşünülür ve Çin’in birlikte görüntü verdiği ülkeler dikkate alınırsa, Orta Doğu’nun geleceğinde Çin’in daha çok yer alacağını söylemek mümkündür. Ancak bunun, Çin için, iyi mi, kötü mü olacağı konusunda bir şey söylemek şu aşamada kolay değildir.

ABD’nin ve Çin’in İslam Dünyasındaki yerlerine (duruşlarına) ilişkin bu değişimin, Af-Pak bölgesi ve İsrail açısından da görülmesi gerekir. Bu değişimin ve Ocak 2015’ten itibaren küçülmüş askeri varlığının da etkisinde, ABD’nin Af-Pak bölgesinde kontrolü elinde tutması artık güç olacaktır. ABD’nin Afganistan ve Pakistan Talibanları ile anlaşma yapmaya çalıştığı yolundaki haberler, Washington’un bu güçlüğün farkında olduğu anlamına gelmektedir. Eğer ABD Taliban ile anlaşırsa; bu, Çin’in Sünni İslam Dünyası ile yakınlaşma üzerinden elde edeceği avantajı büyük ölçüde boşa çıkaracaktır diye düşünülmektedir. İsrail ise, ABD-İran yakınlaşmasına tepkilidir ve bu tepkisini Suudi Arabistan ile “aynı karede” yer alabileceğini göstererek ortaya koymuştur. Ancak İsrail açısından bir değişimin, büyük ölçüde, ABD’nin İsrail için üstlendiği işlevi Çin’in yerine getirip getiremeyeceğine bağlı olduğu değerlendirilmektedir. Diğer taraftan ABD-İran yakınlaşmasının İran’ın kontrol edilmesine imkan vereceği düşünüldüğünde, İsrail’in İran endişesi fazla gerçekçi gelmemektedir. “Mevcut” koşullarda, İsrail’in barıştan yana olup olmadığı belli değildir, bir belirsizlik söz konusudur ve İsrail, bu belirsizlikten yararlanmaktadır. Böyle bakıldığında, Orta Doğu’nun Sünni/Arap ülkelerinin Çin ile yakınlaşması, İsrail üzerinde “barış” konusunda bir baskıya yol açabileceğini akla getirmektedir. Oysa İran’ın Orta Doğu’nun Sünni/Arap Arap ülkeleri karşısındaki konumuna ve gücüne bakıldığında ve ABD ile birlikte hareket edebileceği düşünüldüğünde; yukarıda da ifade edildiği üzere, ABD-İran yakınlaşmasına tepki vermek yerine, ABD ile olan yakın ilişkilerini sürdürmeye devam etmesi, İsrail için daha gerçekçi ve güvenilir bir seçenek olarak gözükmektedir. Ayrıca ABD ile karşılaştırıldığında, Çin ile ilişkilerin İsrail için belirsizlikler içerdiği ve İsrail’in konumunun bu belirsizlikleri taşımaktan (karşılamaktan) uzak olduğu da düşünülmektedir.

*

 

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d bloggers like this: