Bir kız babasının bakışıyla…


Tartışmadıklarımız!!

dead-silence4

© photocredit

münir_kebir

©Münir Kebir

Sorunların çözümünü ortak aklın kabul ettiği yoldan çözümlemeye özen göstermek çoğu kez soruna çözüm getirir. Ama ne yazık ki, bizim insanımız tribünlerde yaşamayı hayat nizamı haline getirdiği için, olayları analiz yaparak, dikkatle senteze gitmeyi bilmez, bilmediği için de, akılcı çozüm önerileri, yerini klişe fikirlere bırakır ve her olay bir müddet sonra çözüme kavuşmadan unutulur gider. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ; “Bu millet 3 gün bağırır çağırır, 4.günü susar” dememiş miydi. Ama unutmamız bilinç altında bizi rahatsız ediyor bunun farkında değiliz.

***

Rüştünü tamamlamış, yani 18 yaşını tamamlamış kadın olsun, erkek olsun her insan denilen varlığın, bilinç dediğimiz, iyiyi kötüden, zararlıyı faydalıdan ayırma yetisine sahip olduğu dünyanın her yerinde kabul edilmiş bir durumdur.

Bazı insanlar hayatın gerçekleriyle daha erken yaşta bu bilinç melekesini elde edebilirler. Çünkü bilinç, sadece tavsiyeyle, nasihatla oluşmaz. Aynı zamanda yaşama katılımla işlerlik kazanır ve olgunlaşır.

18’imden önce, bilinç yetisine kavuştuğuma inanıyorum. Ve bu dönemden beri anlam veremediğim şey, kadın erkek eşitliğini daima cinsellik üzerinden bir türlü ne olduğu belirsiz bir raya oturtma çabalarıyla toplumun sonuç doğurmayan bir yöne yöneldiği ama asla hareket etmediği ve bu konuya belirsizliğin hakim olmasıdır. Netice çıkmıyor çünkü….

Bu belirsizlik her zaman bir vahşet olarak karşımıza çıkan cinayet ya da tecavüz sonrasında, kadının masumiyeti, erkeğin ise vahşiliği telkin edilerek belirginleştirilmeye çalışılıyor ama nafile…..

Biliyorum, yazımın henüz başlangıç bölümü dahi bitmemişken, şimdi yazımı okuyanlar beni hemen kadın düşmanı erkeğin de müdafisi gibi yorumlayacaklar. Bunu adım gibi biliyorum. Çünkü, bizim insanımız tribün anlayışıyla hayatını sürdüren bir millet olduğu için, klişe dışı bir düşünce veya görüşe karşı tahammülsüzdür. Bu tahammülsüzlük kadın ve erkekte hiç değişmez.

Halbuki her zaman, sorunların çözümünü ortak aklın kabul ettiği yoldan çözümlemeye özen göstermek çoğu kez soruna çözüm getirir. Ama ne yazık ki az önce dediğim gibi, bizim insanımız tribünlerde yaşamayı hayat nizamı haline getirdiği için, olayları analiz yaparak, dikkatle senteze gitmeyi bilmez, bilmediği için de, akılcı çozüm önerileri, yerini klişe fikirlere bırakır ve her olay bir müddet sonra çözüme kavuşmadan unutulur gider.

******

Adana-Tarsus yolunda ortaya çıkan ve istisnasız hepimizin kanını donduran vahşet ötesi bir cinayete tanık olduk. Özgecan Aslan cinayeti…..

Düşünüyorum, bir Diyarbakır’lıya sen erkek değilsin denilse, hemen orada işi cinayet işlemeye kadar götürür.
Ama bakıyorum, Diyarbakır; onca sefaletin, onca yoksulluğun, 40 yıla yakın anarşi ve terörün insanları susturduğu bir ortamda, Diyarbakırlılar sokağa dökülmüş ve Özgecan Aslan’a yapılanı la’netliyorlar. Yetmiyor…. Bir grup Diyarbakır’lı erkekler başlarına peruk takarak kendilerine kadın görünümü vermiş ve ardından ; “Eğer kadına bu saldırı ve tecavüz erkeklikse, biz erkek değiliz” diyorlar.(!)

Demek ki, Özgecan Aslan olayı bir erkek ve kadın kategorisi içinde la’netlenen bir vaka değildir. Bu vak’a çarpık bir sosyo-kültürel yapının sonucudur. Bu yapı çarpıklaştıkça beraberinde sapıklığı üretiyor.

Hatırlayınız ve de unutmayınız. İki yıl önce Erzurum’da askerlikten yeni terhis olmuş bir genç insanımız, Erzurum gibi muhafazakar bir ilde, 14 yaşında bir erkek çocuğunu her nasılsa peşine takıp, yıkık bir harabeye götürdükten sonra zorla iğfal etmiş ve ardından çocuğu öldürmüştü. Bizim toplumumuzda erkek çocuğu iğfal etmek, kız çocuğunu iğfal etmekten daha kötü sonuç doğurur. Uzun bir konu teşkil edeceğinden, sonuçları itibariyle yazının uzamaması için devam etmiyorum.

Şimdi, eğri oturup doğru düşünürsek, Biz Kimiz?.. Nasıl bir kültürün insanlarıyız?.. Kültürümüzü Batıya kaydırmakla acaba doğru olanı yapıyor muyuz?… Özgecan Aslan vak’ası bizim kendi kafamıza göre yorumladığımız Erkek egemenliğinin bir neticesi midir?.. Gerçekten erkek egemen midir, Nasıl?.. .Tüm kadınlarımız sütten çıkmış ak kaşık mıdırlar, kadınlar özeleştri yapabilirler mi, yaparlarsa ne olur?… Biz, Kadın-Erkek eşitliğini savunurken, inançtan, eğitimden, utanma duygusu ve hûşu melekesinden yoksun insanlar karşısında erkeğin doğuştan sahip olduğu fizik güç üstünlüğüne karşı, kadın lehine akılcı yolla gerçekten eşitlik sağlayabilir miyiz?…
Vahşet yok edilebilir mi yoksa asgariye indirmenin yolları üzerinde mi çalışmalıyız?…Biz Müslümansak,İslamiyetin neresindeyiz?…Müslümanlığımız vahşetin ortadan kalkmasına imkan tanır mı?…Suç, kadına mahremiyeti, erkeğe ise sakınmayı emreden Müslümanlığımızda mıdır?… Hangi konularda biz İslamiyete uymuşuz ki?….

Sorular uzadıkça tahammülsüzlük artacak biliyorum. Bu yüzden soruları uzatmayacağım.

Ama şunu söyleyeceğim.


§ Ülkemizde hiç bir kadın, kızının bakireliğini kaybetmesine asla razı olmaz. Ama Batı kültüründe bu tam tersidir. Bakirelik zührevi bir hastalığın sebebi olarak kabul edilir.
§ Ülkemizde hiç bir erkek, kadına karşı asla evet asla hissiz değildir. Televizyonlarda, bir üzüntü veya sevinç esnasında birbirine sarılan kadın ve erkekleri çokça görüyoruz artık.. Tamam kötü bir his taşımıyorlar doğru!.. Ama bir doğru daha var. O hissizlik sırf Avrupa kültürüne karşı bir sadakat gösterisi olduğu için hissizdir. Bu da o gerçeğin içindedir ama dışına çıkartılmaz.
§ Bu ülkede istisnasız her kadın kocasını, erkeğin kendisini kıskanmasından daha ileri derecede kıskanır. Bu kıskançlık, erkeğe erkeklik duygusunu körükletirken, farkında olmadan kadını feminist rayda harekete yönlendirir. Sonuç, boşanma davalarında asliye Mahkemeleri başedemediği için, Aile Mahkemeleri nin kurulmasına götürür ve götürmüştür. Ülkemizde Asliye mahkemelerindeki dosyaların %45’i neden boşanma davalarıdır?..

Bu ülkede sadakatsizliği hoş görecek bir erkekle ben henüz tanışmadım. Siz tanıştınız mı? Sadakat göstermeyen kadınların sayısı sizce sıfır mıdır? Değilse, o zaman – tanışmadığımı belirttiğim – bu gerçeğe karşı siz ne tür bir öneri getiriyorsunuz?
Erkek sadakatsizliği kabul etmiyor, kadınların da bu konudaki konumu sıfır değil!… Peki ne yapılmalı bu gerçeğe karşı?….

******

Sözü uzatmadan sonuca geleceğim.

Sapıklık; kadın ve erkek için aynı oranda bir hastalıktır. Ne var ki, bu sapıklıkta erkek, fiziki güce sahip olduğu için, sonuç her zaman vahşet derecesinde kadın aleyhinde somut vakayla karşımıza çıkıyor. Bir polisten gayri meşru ilişki sonucunda hamile kalıp doğurduğu çocuğu yatakta bırakarak şehir dışına çıkan kadın vakasını da, bir zamanlar aynı nefretle televizyon haberlerinde izledik.Erzurum’da kadını değil, 14 yaşında erkek çocuğunu iğfal edip ardından öldüren caninin de haberlerini, yine televizyondan izledik. İkisini de ve daha nicelerini unuttuk gitti…..

Ama unutmamız bilinç altında bizi rahatsız ediyor bunun farkında değiliz. Çünkü bu vakalar hepimizi üzmekten öte paranoyak yapıyor. Ne yazık ki, Özgecan Aslan da unutulacak. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ; “Bu millet 3 gün bağırır çağırır, 4.günü susar” dememiş miydi.
Bunu da unuttunuz değil mi. Hatta belki de hiç haberiniz bile yok!..

Evet unutulacak… O zaman yol yakınken, erkeklerin tamamını aynı kefeye koyup kadın düşmanı yapmak yerine, önce kendimizi sorgulamaktan başlayarak çözüm üretmeliyiz.
Kızınızın bakireliğini zührevi hastalık olarak görüyormusunuz?
Erkek çocuğunuzu nasıl yetiştiriyorsunuz?

Kocanızı hem kıskanıyor, hem kadın-erkek eşitliği bağlamında görüyor musunuz?
Kocanız da sizi aynı şekilde görüyor mu?..
Görmesini ister misiniz?..
Bir öneri üretirken, bu öneriniz sahip olduğumuz kültürü iyileştirici midir, yoksa farkında olmadan kabul etmediğiniz, ama aşağılık kompleksi sonucu hayranlık duyduğunuz batı kültürü modeline mi hizmet etmiş olmaktadır.

Bunu kendinizle tartışıyormusunuz?…

Başka sözüm yok.
Saygılarımla,

*

Aynı konuda:

Leave a Reply

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: